31 Mayıs 2016 Salı

ÖMER ACAR


07 Aralık 1940 tarihinde Ahmet Tosun ve Emine (Aslan) Tosun’un evlatları olarak Bünyan İbrahimbey Mahallesinde doğmuştur. 1710 yılında Horasan’dan göç eden Konaklılar sülalesindendir. 1947 yılında Çağlayan ilkokuluna başlayan Acar, buradan 1952 yılında mezun olmuştur. 1953 yılında Bünyan ortaokuluna başlamış fakat okulda yeterli sayıda öğretmen olmadığı için okulun bir yıl kapatılması nedeniyle ancak 1956 yılında çok iyi bir derece ile mezun olmuştur.

1950 yılında Bünyan’da lise bulunmaması nedeniyle, milli eğitim seferberliğine uyarak Ankara’da bulunan ablasının yanına giderek lise tahsiline başlamıştır. Lise yıllarında, yaz tatillerinde boş durmayan Acar,  fırsattan istifade ederek Bünyan’a gelir, çiftçilik yapan ailesinin yanında düven sürer, kağnı, çeteni ile saman taşır, tığ savurur, yonca biçip bahçe belleyerek babasının işlerine yardımcı olurdu. Liseyi okurken sosyal hayatın içine de giren Acar, o yıllarda futbola adım atarak ilçe futbol takımında yerini almıştır. Gençlik yıllarında  Bünyan’dan hiç kopmayan Acar gençlik dönemlerinde özellikle yaz tatillerinde Bünyan’da bulunur, Bünyan Spor Kulübü takımında futbol oynardı.  Nitekim İstanbul’da da Beylerbeyi Kulübünün iki yıl süre ile başkanlığını da yapmıştır.

1959 yılında Ankara Gazi lisesinden mezun olmuştur. Mezuniyet sonrası gerekli ekonomik desteği sağlayabilmek için kısa bir süre Ankara Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünde çalıştı. Bir yandan da gece eğitimi veren Ticari İlimler Akademisine devam etti. Gündüz çalışıp gece okuyarak eğitimini de normal süresinde tamamlayan Acar böylelikle geniş bir çevre ve itibar edinme fırsatı da bulmuştur. Okul bittikten sonra 1961 yılında kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumunun ilk personeli olarak çalışmaya başlamıştır. 

Ticari İlimler Akademisi’ndeki eğitimini başarıyla tamamlayan Acar, her genç gibi askerlik görevini yapmak için askerlik müracaatında bulundu. Askeri okulların sınıf seçme imtihanı sonunda Mamak Muhabere Alayı içerisinde bulunan Mamak Muhabere Okulu’nda eğitime başladı. Altı aylık bir eğitimi Yedek Subay olarak tamamladıktan sonra, öğrencisi olduğu Mamak Muhabere Okulu’na Eğitim Subayı olarak atandı. 1967 yılında da Yedek Subay Teğmen olarak terhis oldu. Askerlik sırasında tanıştığı Bedrettin Dalan (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı) ve Baki İlkin (Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilcisi) gibi arkadaşlarıyla, arkadaşlıklarını sivil hayatta da devam ettirdi ve ilerletti.

Terhis olduktan sonra 1968 yılında yeni bir hayata adım attı ve hayatını Nazire hanımla birleştirdi.

Askerlik hayatından sonra yeniden OYAK’taki işine döndü.  OYAK’ta çalıştığı 13 yıllık bir süre içerisinde çimento fabrikaları ve Renault Otomobil Fabrikası projelerinde aktif görevlerde bulundu. Acar’ı iş yeri başarılarından dolayı 1972 yılında “İşletme Yüksek Lisansı” nı tamamlaması için İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi, İşletme İktisadi Enstitüsüne bir yıl süreyle İstanbul’a gönderdi. Bir yıl süre içerisinde buradaki eğitimini başarıyla tamamlayan Acar buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara’ya dönmeyip Türkiye’nin en büyük turistik alış-veriş şirketi olan Net Şirketler Gurubu’nda göreve başlamıştır. Buradaki başarısı da giderek artan Acar yıllar içerisinde Genel Müdür ve Holding Yönetim Kurulu üyeliklerinde de bulunduktan sonra emekli oldu.

Acar özellikle İstanbul’da çalışırken, bir yandan da sosyal faaliyetlerde bulundu. Bün-Der’in kuruluşunda bulunup aynı zamanda bu derneğin üyesi olan Acar, bu derneğin iki yıl boyunca başkanlığını yaptı. Dernek binasının temininde önemli katkıları oldu. 1996 yılında Fatih Rotary Kulübü’ne üye olan Acar 2000-2001 yılları içerisinde bu kulübün başkanlığını yaptı. Aynı zamanda Fatih Eğitim Vakfı’nın da üyeleri arasındadır. Her yıl onlarca öğrenciye burs veren vakfın 2015-2016 öğretim yılı içerisinde 6 öğrencisi Bünyanlıdır.  Fatih Eğitim Vakfının aracılığı ile 2000 yılından bu yana birçok öğrencinin okumasında Ömer Acar’ın katkıları bulunmuş, Bünyan’da ihtiyacı olan 50’ye yakın öğrenciye eğitim desteği sağlamış halende sağlamaya devam etmektedir.  

Ömer Acar Rotary Kulübü Başkanlığı sırasında, 1999 depreminden hemen sonra Yalova Altınova İlçesi, Çavuşçiftliği Köyü’nde tamamı bağışlardan oluşan, 1250 metrekare kapalı alan üzerine 9 sınıflı, laboratuvarlı bir okulun 5.5 ayda yapılmasını sağlayarak MEB ’lığına törenle teslim etmiştir. Aynı dönem içerisinde, yürüme engelli 240 kişinin engelli arabası sahibi olmasını sağlamıştır. Yine kanserli hastaların bakımında kullanılan elektronik tıbbi cihazların teminini ve kullanımını sağlamıştır. Bu dönemde hizmetleri bunlarla kalmamış İstanbul’un varoş bölgelerinde 5000’in üzerinde öğrencinin sağlık taramalarını yaptırmıştır. Bu başarılarından dolayı 2500 üyeli, 75 Rotary kulüp içerisinde tek altın yıldız kazanan başkan unvanını almıştır. O tarihten sonra “altın yıldızlı başkan” olarak anılmaktadır.   

Ömer Acar bir dönem siyasetle de uğraşmak istemiş fakat kendisini siyasetin içerisine girmekten alıkoymuştur. 1983 yılında, Turgut Özal’ın bizzat siyasete atılıp milletvekili olması yönünde yaptığı teklifi geri çevirmiş ama Turgut Özal’a önerdiği kişilerin meclise girmesine sebep olmuş ve Turgut Özal’la bir dönem seçim çalışmalarında bulunmuştur. Özal ile olan çalışmalarından sonra 1994 yılında Liberal Demokrat Parti’yi kuran Besim Tubik ile siyasete bir adım daha atan Acar, Liberal Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı görevi ile siyasi faaliyetlerde de bulundu.
Acar son günlerde Bünyan’da gündemde olan Tam Teşekküllü Bölge Hastanesi proje yapım çalışmaları içinde bulunmaktadır.
   
Ömer Acar evli olup, Gamze Acar Bayraktaroğlu adında kız evladı ve Tolga Acar adında Oğlan babasıdır. Halen İstanbul’da ikamet etmekte olan Acar’ın kızı Boğaziçi Üniversitesi İşletme Mezunu, oğlu ise İstanbul Üniversitesi İktisat mezunudur.   

Hasan YÜKSEL

29 Mayıs 2016 Pazar

SERVET HACIPAŞAOĞLU ŞİİRLERİ


SERVET HACIPAŞAOĞLU
Bünyan da dava vekili Lütfullah Hacıpaşaoğlunun oğludur. 1334 tarihinde doğmuştur Gazi Terbiye Enstitüsü mezunu olup Sivas Öğretmen Okulu Müdürüdür. Evvelce Erciyes sergisinde Şimdi de Doğruyol gazetesinin tahrir ailesi içinde idi. Şiir ve edebiyat istidadı soyundan geçme bulunan bu arkadaş kıymetli ve itidal bilmesek adamıdır şiir ve nesrin'den birkaç örnek

ÖMÜR DÜŞÜNCESİ

Ayrılmıyor ömür   kasemizden,
İhtiraslı dudakları zamanın.
Heyhat ki  buna rağmen,
Geçmesini istiyoruz her anın..

Hep amalimize esse de rüzgar,
Görmez geçeriz, gül rengini  zevkin
Müşkül şeydir alemde  inkar,
Şahaneliğini  bir eski devrin ..

VATAN VE CEDLER

Her yüz yıla sinmiş bir asil hatıra bizden
Kalmış bize bir Şanlı vatan cedlerimizden
Fatih koca bir devir yaratmış o cihangir
Sarmış vatan ufkunu her zerrede bir bir..
Baki yola bir şir-i ilahi ile çıkmış ,
Duymuş sanatın sihrini sonsuzluğa akmış,,
Bir Tanrı Sinan göklere uçmuş o zamanda,
Her hatıra haşmetle parıldar bu vatanda..
Itri dolaşır “Nat” ile tele tel yücelerde
Bir beste ki mahlar uçuşur hep gecelerde..
Bir beste ki “Türklük” duyulur her nefesiyle
Haşmetli Süleyman görünür debdebesiyle,,
Uçtukça Gönül böyle hep cedler izinden
Başlar bu vatan  Barbaros'un Akdeniz'inden
Türk gençliğinin kabesi bir şanlı vatandır
Bir şanlı vatan uğruna binlerce yatandır.

İLK SAATLER

Bir güzel şeymiş meğer
Bir yerde ilk saatler
Yaşamak ne imiş meğer
Bir yerde ilk saatler..

Dolaş dur sokak sokak
Ne selâm var ne sabah
Ne kimseden bir hulûs
Ne kimseye eyvallah..

Herkes işi gücünde,
Ne arar dedi kodu...
İnsan sanır ömründe,
Bir ilâhî hayret bu...

Pek güzel şey vesselâm,
Hep Yaşamak bu hızla,
Lâkin bilmek fena şey,
Bir şehri bundan fazla...
Kaynak: Çağlayanlar Beldesi Bünyan. Hamdi Üçok


SAİM DELİGÖZ


1951 yılında Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi Gültepe Köyünde doğdu. İlk okulu köyünde okudu.
1969-1970 Eğitim -Öğretim yılında Pazarören Mimarsinan İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu.
Öğretmenlik mesleği içinde uzun yıllar idareciliklerde bulundu.
1990 yılında Kayseri Melikgazi Halk Eğitimi Merkezine müdür yardımcısı olarak atandı. Bu görevinde uzun yıllar müdür baş yardımcılığı görevini yürüttü.
Öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başladı.Şiirlerini Kayseri Ülker Gazetesinde yayınladı.1975 yılında Türk halk oyunları üzerinde araştırmalara başladı.
1995-1996 yıllarında Kayseri Başak TV. de Folkrumuzun İçinden adlı bir belgesel  programımın yapımcılığını yaptı. Araştırmalarını dergi ve gazetelerde yayınladı.
Araştırmalarını Hasan Yüksel ve Rahmetli oğlu Bilgehan Deligöz’le berber KAYSERİ HALK OYUNLARI KÖY SEYİRLİK OYUNLARI, GİYİM KUŞAM adlı eserle ölümsüzleştirdiler. Aksiyon dergisinden Ülkü Akagündüz le Avşar Ağıtları üzerinde kısa bir çalışma yürüttü.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Ansiklopedisi ve 80 İlde Kültür ve Şehir Kayseri adlı kitapta yazıları yayımlandı.
2007-2008yılı AVŞAR ELLERİ adlı bilimsel derginin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı.Türk kültürüne gönül veren Saim Deligöz Türk Folkloru üzerinde araştırmalarına devam etmektedir. Resim ve güzel yazı (hat) yazmayı seven. Bağlama ve mandolin çalmayı çok sevmesi yanında avcılığını da ihmal etmemiştir.Uzman bir arıcı olan Saim Deligöz zaman zaman  arıcılık kursları da vererek Türk ekonomisine katkıda bulunmaktadır.
Evli ve 4 çocu babası olan Saim DELİGÖZ’ün1998 yılına “SAHRADA BİR GONCA AÇTI” adlı basılı bir  şiir kitabı bulunmaktadır.

VURAL ÇOŞKUN


Bazı kişilerce Toramanlı Hacı bazı kişilerce de Kepiçli Hacı diye bilnen, 1950 ile 1969 yılları arasında ilçemizde nadir yapılan, eskinin özenle bakılan mesleği celepçilik (sürekçilik, hayvan tüccarlığı) ile uğraşan, ilçemiz ve köyleri tarafından herkesçe bilinen, 1970 li yıllarda kısa bir dönem Almanya’da kaldıktan sonra Kepiç Köyü’nde çiftçiliğe başlayan, yaptığı işleri en güzel yaparak çevresindeki insanlar tarafından örnek alınan, ilçede ve bütün köylerinde sevilen ve sayılan bir babanın ve Kayapınar Kasabasından Boraze Ailesi’nin kızı Abide Coşkun’un oğludur.

      Vural Coşkun, 12.05.1964’te Küçük Toraman’da doğdu. Annesi Abide babası Ahmet Coşkun’dur. İkisi de Küçük Toraman’dan (Kayapınar Kasabası) olup buranın en geniş ve sevilen ailelerindendir. Aileye Kepiçli de denilmesinin sebebi 1966 yılında Kepiç’de bulunan akrabasının bakımı için Kepiç köyüne taşınmalarıdır.

        Vural Coşkun 1984 yılında kendisinin ilkokul arkadaşı, aynı zamanda ilkokul öğretmeni Ahmet Adıbelli’nin kızı olan Suzan Adıbelli ile evlenmiştir. Bu evlilikten 5 kızı 1 erkek çocukları olmuştur. İlk çocukları olan Nadiye Coşkun bilgisayar öğretmeni olarak İstanbul’da görev yapmaktadır. Abide Coşkun, Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olup eğitimine yüksek lisans yapmakla birlikte Boğaziçi Üniversitesi’nde asistan olarak çalışmaktadır. Duygu Coşkun, Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği 4.Sınıfta okumaktadır. Damla Coşkun Erciyes Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği 3.Sınıf öğrencisidir. H.Ahmet Coşkun, Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisidir. En küçük çocukları Yağmur Coşkun ise Merve Koleji 5.Sınıf öğrencisidir.

          Vural Coşkun’un babaannesi Felahiye’nin Darılı köyünden olup bu köyün en geniş ailesi olan Karadavutlar’dandır. Büyük babaannesi Felahiye’nin Büyük Toraman beldesindeki Seçer ailesindendir. Hanımının annesi ise Felahiye’nin Silahtar Köyünden olan bu yörede sevilen Halil Hoca’nın kızıdır.

Vural Coşkun, ilkokulu Kepiç Köyünde, ortaokulu Kayseri 50.yıl Dedeman Ortaokulunda okuduktan sonra Felahiye Lisesi’nden de mezun olmuştur. Lise yıllarında bazı sporlarla ilgilenmiş, özellikle de atletizmde hem ilçe hem de Kayseri’de ferdi başarılar elde etmiştir. Aynı yıl sınava katılarak Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümünü kazanmıştır. Üniversiteye bir süre devam ettikten sonra babasının büyük çapta çiftçilik yapmasından dolayı eğitimini yarıda bırakmış, babasıyla birlikte çalışmaya devam etmiştir. 25 yıl gibi uzun bir zaman diliminde Kepiç Köyü’nde güzel dostluklar kurarak ikamet etmiştir.

       Vural Coşkun 1998 yılında Felahiye İlçesinde gübre, kömür, hububat alım satımıyla esnaflığa başladı. Yaptığı iş Felahiye’de tek oluşundan dolayı 9 köy 2 belde ve ilçede herkes Vural Coşkun’u yakınen tanır. Vural Coşkun’da ilçenin bütün vatandaşlarını tanımaktadır. Ayrıca Vural Coşkun her köyden ve beldeden yanına birer kişi alarak 10 kişi ile Felahiye’de Toprak Tahlil Labaratuvarını kurmuştur. Şu anda da faaliyette olan labaratuvar Türkiye’nin en başarılı sonuç veren labaratuvarlarındandır.

        Felahiye Belediyesi yolcu taşıma işini özelleştirme kararı aldıktan sonra ihaleyi alan Vural Coşkun Felahiye Turu kurmuştur ve köylerdeki minibüsçülük yapan kişileri, taşıma işi için Felahiye Tura kazandırmıştır. Bu sayede insanlarla diyaloğunu bir kat daha arttırmıştır.

        Vural Coşkun’un S.S. Felahiye Minibüs ve Kamyoncular Taşıma Kooperatif Başkanlığı döneminde kooperatifin yeniden ayağa kalkmasındaki ve muntazam bir şekilde çalışmasındaki emekleri görmezden gelinemez.
   
         Vural Coşkun Felahiye ve köylerinde yapılan sosyal ve kültürel faaliyetlerin hiç birine kayıtsız kalmamış, maddi ve manevi desteğini de esirgememiştir. Bir dönem Felahiye Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyetinde hayırsever vatandaş olarak görev almıştır.

         Vural Coşkun Felahiye ve köylerinin en büyük çiftçisidir. Arazi ekimini uzun yıllar boyunca düzenli yapmasından dolayı ilçe merkezindeki esnaf dükkanı, çiftçi danışma merkezi gibi de faaliyet göstermektedir. Deneyim ve tecrübelerini diğer çiftçilerle paylaşmaktadır. Kendisi emekli olmasından dolayı vakti buna müsaittir.

         Vural Coşkun anlatılan bu faaliyet ve imkanlarının yanında sade ve gösterişsiz bir şekilde inancını inandığı şekilde yaşayan, dini vecibelerini ve hac görevini de yerine getiren bir kişiliğe sahiptir.

MEMDUH BÜYÜKKILIÇ


25 Ekim 1953 tarihinde Kayseri/Develi'de (Şıhlı) doğdu. Kayseri İmam Hatip Okulu ve Bornova Suphi Koyuncuoğlu Lisesi'nden mezun oldu.

     Yükseköğrenimini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. Nöroloji dalında uzmanlığını aldı. Niğde Devlet Hastanesi ve Kayseri SSK Hastanesi'nde uzman hekim olarak görev yaptı. Askerliğini Kıbrıs Girne Asker Hastanesi'nde Tabip Teğmen olarak tamamladı. Değişik sivil toplum örgütlerinde (İzmir MTTB, Hekimler Birliği Vakfı, Milli Gençlik Vakfı v.b.) yöneticilik ve başkanlık yaptı.

       Aktif siyasete 1993 yılında Refah Partisi İl Başkanı olarak girdi. 1995 yılında yapılan genel seçimlerde 20. Dönem Kayseri Milletvekili seçildi. 1999 yılında FP'den Melikgazi Belediye Başkanı olarak seçilen Dr. Memduh Büyükkılıç, 2004, 2009 ve 2014 yıllarında Ak Parti'den belediye başkanı seçildi. Halen Melikgazi Belediye Başkanlığı görevini yürütmekle birlikte 2019 Mart yerel seçimlerinde, Ak partiden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterilmiştir. Büyükkılıç, evli ve üç çocuk babasıdır... 

H. MUSTAFA PALANCIOĞLU


1970 yılı Kayseri doğumlu olan Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU, ilk, orta ve lise tahsilini Kayseri’de aldı. 1992 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümünden derece ile mezun oldu. Yine aynı üniversitede 1995 yılında “Aydın Belediyesi Kent Bilgi Sistemi Tasarımı” başlıklı tezi ile Yüksek Lisans eğitimini yaptı. 1993 yılında Erciyes Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı. Daha sonrasında 1997-2002 yılları arasında Amerika Birleşik Devletlerinde University of Maine’de Doktora eğitimini tamamladı.

Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU, 2002 yılında Türkiye’ye dönüş yaparak Erciyes Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümünde 2009 yılına kadar Yardımcı Doçent olarak olarak görev yaptı. Ayrıca, Harita Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Ölçme Tekniği Anabilim Dalı Başkanı, Develi Meslek Yüksek Okulu Yönetim Kurulu Üyesi, Uluslararası Ofis AB Projeleri Koordinatörü, Erciyes Teknopark A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi Danışmanı olarak farklı tarihlerde çeşitli görevlerde bulundu.

Erciyes Üniversitesinde Harita, İnşaat, Endüstri, Bilgisayar ve Biyomedikal Mühendisliği gibi birçok bölümde Konum Ölçmeleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Gayrimenkul Değerlemesi ve Yönetimi, Ölçme Bilgisi, Teknik İngilizce, Bilimsel Araştırma ve Sunum Teknikleri, Mühendislikte İnsan İlişkileri ve Girişimcilik gibi farklı alanlarda Lisans ve Yüksek Lisans dersleri verdi. Ayrıca, Erasmus Öğretim Üyesi değişimi programı kapsamında 2008 yılında İsveç Vaxjö Üniversitesinde kısa süreli ders verdi.

Ulusal ve Uluslararası birçok bilimsel yayın, ödül ve plakete sahip olan Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU, birçok Tübitak ve Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma projesinde yürütücü ve araştırmacı olarak görev yapmıştır.

Ayrıca, birçok Avrupa Birliği Projesinin yürütücülüğünü yapan Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU bu kapsamda Çek Cumhuriyeti-Pardubice Üniversitesi ile “Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Avrupa Ülkelerinde Eğitimi ve Uygulaması”, Almanya-Huber A.Ş. ile “Belediyeler İçin Yenilikçi Çözümler Kapsamında Atıksu Arıtma Tesisleri”, Avusturya-Viyana Belediyesi ile “Avrupada Belediye Kapsamında Raylı Toplu-Taşım Sistem Uygulamalarının İncelenmesi” ve Macaristan-Budapeşte Belediyesi ile “Budapeşte Belediyesinde Belediye Uygulamaları ve Kentsel Dönüşümün İncelenmesi” başlıklı projeleri yürütmüştür.

Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU, 2009 yılında T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı tarafından Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği görevine atanmıştır. Bu görevi kapsamında Kayseri, Sivas ve Yozgat il ve ilçelerinin kalkınma planlarınının hazırlanması, kamu ve özel sektör kurum projelerinin finansmanı ve uygulanması, bölge potansiyellerinin harekete geçirilmesi ve tanıtılması için yoğun faaliyetler yönetmiştir. PALANCIOĞLU, Kalkınma Ajansındaki görevinden 2014 yılı mahalli idareler seçimlerinde Talas Belediye Başkanı olmuştur.

Dr. H. Mustafa PALANCIOĞLU’nun uzmanlık alanları arasında yerel kalkınma, şehir planlama, kent bilgi sistemleri, uydu konum belirleme sistemleri, gayrimenkul yönetimi, kentsel dönüşüm, AB ve Tübitak projeleri gibi birçok alan yer almaktadır. Yurtdışında birçok ülkede toplantı ve proje çalışmaları kapsamında bulunan PALANCIOĞLU, evli ve 4 çocuk babası olup ileri derecede İngilizce bilmektedir.

ZEKERİYA KARAYOL


1957 yılında İncesu' da doğdu. İlk ve orta okulu İncesu' da, liseyi Kayseri' de bitiren Karasu, Elektronik Mühendisidir. Çalışma hayatına Çinkur fabrikasında (1978-1979) başladı. Askerlik görevini yedek subay olarak (1979-1980) yaptı. Daha sonra Anatamir Fabrikası (1981-1984), Taksan Fabrikası (1984-1986) çalıştı.

1986 yılında TEK' e geçti. 1990 yılında Aksaray TEDAŞ Müdürlüğüne atandı. Aksaray TEDAŞ' ta sırası ile Mühendis, Başmühendis, işletme müdürü, Teknik müdür olarak çalıştı. Aksaray ilinde 14 yıl yönetici olarak hizmet yaptı. Elektrikte kayıp ve kaçagın önlenmesi için yaptığım çalışmalarla Aksaray ilinin 2001 yılında en başarılı il olmasını sağladı. Bu nedenle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı TEDAŞ Genel Müdürlüğünce takdirname ile ödüllendirildi. Bir çok projeyi hayata geçirdi. Yeşil hat projesi ile tarım arazilerinin %80 inin sulanmasını sağladı. Ayrıca milli eğitime katkılarından dolayı , Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takdir ile taltif edildi.

2003 tarihinde İncesu İlçesi Belediye Başkan adaylığına Ak Partiden aday gösterildi ve bulunduğu görevinden istifa etti.

Evli ve 2 cocuk babasıdır. Büyük oğlu Konya Selçuk Üniversitesi Harita Mühendisliğinden, Küçük oğlu, Ortadoğu Üniversitesi İnşaat Mühendisliğinden mezun oldu.  Yeni nesil belediyecilik anlayışı ile İncesu'yu şaha kaldırmak için belediye başkanlığına aday oldu ve kazandım

TUNCAY ÖZİLHAN


1947 yılında Kayseri’de doğan Tuncay Özilhan, Saint Joseph Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra ABD’de Long Island Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisans (MBA) yapmıştır. 1977 yılında Erciyas Biracılık Genel Müdürlüğü ile başlayan iş yaşamı, Anadolu Endüstri Holding Bira Grubu Koordinatörlüğü, Anadolu Endüstri Holding Genel Koordinatörlüğü ve 1984 yılında atandığı Anadolu Grubu İcra Başkanlığı görevleriyle devam etmiştir.

2007 yılı Mayıs ayında devraldığı Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini halen sürdüren Tuncay Özilhan aynı zamanda Anadolu Vakfı ve çeşitli Anadolu Grubu şirketlerinin de Yönetim Kurulu Başkanıdır.

2001 – 2003 yılları arasında TÜSİAD Başkanlığı görevini yürüten Tuncay Özilhan halen; TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı, DEİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ile Türk–Rus İş Konseyi Yürütme Kurulu Başkanlığı, B-20 Türkiye Yürütme Kurulu Üyeliği, Estonya Fahri Konsolosluğu ve Anadolu Efes Spor Kulübü Başkanlığı görevlerini de sürdürmektedir.

18 Mayıs 2016 Çarşamba

BÜNYAN HİDROELEKTRİK SANTRALI (TÜRKİYE'NİN İLK ÖZEL ŞİRKETİ)

Bünyan Elektrik Santralı, Türkiye’de ilk elektrik üretiminin yapıldığı sayılı yerlerden biridir. 1902 yılında Tarsus’ta küçük ölçekli olarak üretim yapmak için kurulan ilk santraldan sonra 1913 Yılında İstanbul Silahtar Ağa’da kurulan termik santralde geniş ölçekli elektrik üretilip dağıtılmaya başlanmasıyla birlikte elektriğin bir ihtiyaç olduğu görülmüştür. Bu iki santraldan sonra 1924’te Pınarbaşı’nda kurulan küçük ölçekli bir santral ile birlikte Bünyan santrali, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk santrallerinden biri olmuştur. Kayseri’de Pınarbaşı İlçesi’nden sonra kurulan ikinci santral olup, Pınarbaşı’ndan çok daha büyüktür ve tamamıyla özel bir şirkete ait Türkiye’de ilk santraldir.  1923-1930 döneminde uygulanan “teşvik politikaları” sonucunda bir gurup özel sektör yatırımcının 10 Haziran 1910 tarihli “Menâfi-i Umumiye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun” dan faydalanarak  1926 yılında temelini atıkları santral, 1929 yılında tamamlanarak elektrik üretimine başlamıştır. Halen Türkiye’nin çalışan en eski hidroelektrik santrali özelliğini koruyan Bünyan Hidroelektrik Santralinin kuruluşu da genç Türkiye Cumhuriyetinin ilklerindendir.   


Bünyan’da Elektrik santrali kurulmasını ilk olarak Kayseri 1. Dönem Milletvekili Ahmet Hilmi Kalaç önermiştir. Ülkenin ekonomik gelişimi için Kayseri’deki Bünyan Şelâlesi’nden istifade edilmesi gerektiğini meclisteki birçok konuşmasında dile getirmiştir. Bünyan Şelâlesi’nden yararlanılarak bu şelâlenin yanına açılacak fabrikalardan elde edilecek kazançla memleketin yol gibi ihtiyaçlarının karşılanabileceğini ifade etmiştir. Ahmet Hilmi Kalaç 30 Eylül 1923 tarihli meclis oturumunda, Bünyan Şelâesi’nin tabiatın memlekete bahşettiği büyük bir güç olduğunu, bu şelâlenin kuvvetinin bilindiği halde söz konusu şelâleden yararlanmamanın doğru bir şey olmadığını ifade etmiştir.  Bünyan Şelâlesi’nden parasız, büyük ve yararlı bir gücün elde edilebileceğini, yapılan inceleme sonunda şelâlenin yalnız bir noktasındaki kuvvetin üç bin beş yüz beygir kuvvetinde olduğunun ortaya çıktığını belirtmiştir. Konuşması’nın devamında, Ali Cenâni Bey’in ülkede demiryolu ulaşımının bulunmadığından bahsettiğini, hâlbuki Bünyan Şelâlesi’nin bulunduğu bölgede yapılacak fabrikalar vasıtasıyla elde edilecek kazançla, oradan Ulukışla’ya kadar bir tren yolunun yapılarak, memleketin en ucuz bir tarzda en büyük bir kuvveti elde edeceğini ifade etmiştir.  Ayrıca yalnız askeri fabrikaların değil, dokuma ve diğer fabrikaların da bu kuvvetten yararlanılarak, çok kolay bir şekilde yapılacağını ümit ettiğini, bu nedenle, mümkün olursa biraz daha tahsilatı artırarak esaslı bir adımın şimdiden atılmasının memlekete en önemli bir ihtiyacı temin edeceğini söylemiştir.  Ahmet Hilmi Bey’in bu konuşması üzerine Gaziantep Milletvekili Ali Cenâni Bey söz alarak Ahmet Hilmi Bey’e, bugün acilen yapılması gereken tapa fabrikasını bırakalım mı diye sormuştur. Ahmet Hilmi Bey de bu soruya verdiği cevabında, “Mademki memleketin önemli bir ihtiyacıdır,  şimdiden yapılması gerekir” demiştir. Ahmet Hilmi Bey’in yukarıdaki konuşmaları ile ilgili olarak Trabzon Milletvekili Muhtar Bey ise yaptığı konuşmasında, Ahmet Hilmi Bey’in Bünyan Şelâlesi’nden elde edilecek kuvvetin kırk bin beygir kuvvetinde olduğunu iddia ettiğini, elde edilecek kuvvetin kırk bin beygir kuvvetinde olması için saniyede on metre küp suyun dört yüz metre yüksekten akması gerektiğini, Bünyan Hamid’deki bu suyun ise on metre yüksekten bile akmadığını söylemiştir. Fabrikaların nerelerde kurulacağına, nerelerde su kuvvetinden yararlanılacağına dair araştırmaları hükümetin tamamlamadığını, hâlbuki yapılması gereken fabrikaların acil olarak yapılmasının gerektiğini, hükümet bu konuda yaptığı çalışmaları bitirince, o zaman fabrikaların nerede yapılacağının düşünülmesinin mantıklı olacağını da sözlerine eklemiştir. 

Ahmet Hilmi Kalaç’ın bu düşüncesi, mecliste kalmamış, o dönemin bir gurup girişimci ruhlu tüccar ve belediye reisinin bir araya gelerek Sarımsaklı suyunun oluşturduğu Bünyan Şelâlesi’nden, Kayseri, Bünyan ve Talas’a yetecek miktarda elektrik üretip pazarlama fikrini geliştirdi.  Celep tüccarı Alaybeyzade Mehmet, halı tüccarı İmamzade Raşit, Kayseri Belediye başkanı İbrahim Safa Hasoğlu, demir, halı ve deri tüccarı Cıngıllızade Ömer Fevzi (Ömer Cıngıllıoğlu), halı tüccarı Hacı Nuhzade Mehmet, halı tüccarı Hacı Ramazanzade Musa, Kayseri Mebusu Selahzade Ahmet Hilmi Kalaç, kösele ve gön tüccarı Saraçzade Hacı Muharrem, halı, yapağı ve kitre tüccarı Taşçızade Mehmet Rahmi, halı yapağı ve kitre tüccarı Taşçızade Ömer Hulusi (Ömer Ağa Taşçıoğlu), 2. Dönem Kayseri Milletvekili katipzade Nuh Naci (Nuh Naci Yazgan), manifatura ve davar tüccarı Kirişzade Talat, İstanbul tacirlerinden Gözümzade Sait, celep, manifatura ve halı tüccarı Göncüzade Ahmet, halı tüccarı Mehmetzade Emin, 3. dönem Kayseri Mebusu Mehdizade Doktor Halit Mazhar Bey  (Dr. Halit Karakaya), halı ve celep tüccarı Mehterzade Osman, muhtelif mal ve eşya tüccarı (İstanbul Otomotiv Montaj Fabrikası Kurucusu) Yedekcizade Hüseyin Avni’den oluşan bu girişimci iş adamları o dönemde Sarımsaklı suyunun kullanım hakkını almak için Cıncıklızade ve Belediye Başkanı Safa Bey öncülüğünde ilk önce Nafia Vekilliği (İmar ve İskân Bakanlığı)’ne müracaat ederler.  17 Ağustos 1926 yılında yapılan bu müracaatı Nafia Vekilliği, 10 Haziran 1910 tarih ve 576 sayılı “Menafii  Umimiyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanunun 2. Maddesi uyarınca bakanlar kuruluna sunar.  Gazi Mustafa Kemal başkanlığındaki bakanlar kurulu Bünyan suyundan elektrik üretilmesi için Nafia Vekilliğini İmtiyaz sözleşmesini imzalaması için yetkili kılar. Bu karar üzerine 11 Ekim 1926 tarihinde Bünyan’da elektrik enerjisi üretmek Bünyan, Talas ve Kayseri’ye elektrik enerjisini iletmek ve satmak üzere imtiyaz hakkı elde edilmiş olur. Bu imtiyaz sözleşmesi ile bir şirket kurulması ve imtiyaz hakkının bu şirkete devredilmesi gerekmektedir.  Ayrıca Kayseri Belediyesi’nin de kurulacak olan bu şirkete  % 20 oranında ortak olması karara bağlanır. Sözleşme uyarınca 6 ay içerisinde kurulması gereken şirket gecikerek ancak 1928 yılında kurulur. 400.000 lira sermaye ile kurulan bu şirket Kayseri ve Civarı Elektrik Türk Anonim Şirketidir. Böylelikle Nafia vekilliği tarafından verilmiş olan Bünyan suyunun imtiyaz hakkı 50 yıllığına bu şirkete devredilmiş olur.

Bu 50 yılı kapsayan ilginç bir “imtiyaz Mukavelenamesi ve eki Tevzii Elektrik Şartnamesi” bulunmaktadır. Bu şartnameye göre her türlü vergi, resim ve harçtan muafiyeti söz konusu ki bugün bile bunun kabulü çok zordur. Ayrıca işletme umuruna ait her türlü âlet, edevat, makine vs. ile inşaatlara ait ithal edilen mallar, ilk yapım esnasında “gümrük vergisinden” muaftı.  Bu kadar ayrıcalıklı bir imtiyaz hakkı elde eden şirket yetkilileri bu şelâleden bir an önce faydalanmak ve santrali bir an önce kurmak için gerekli çalışmaları başlatırlar.  Yeni kurulmuş olan bir cumhuriyetin yeni yeni ayağa kalkmaya çalıştığı ve tüm dünyada ekonomik bir krizin olduğu bir dönemde şirket kurucularının, bu iş için ellerinde ne bir sermaye nede teknolojik bir güç ve yeterli insan gücü yoktur. Şirket kurucuları yaptıkları toplantılar neticesinde bu iş için İstanbul’da demir ticareti ile uğraşan Cıngıllızade Ömer Bey ve Halı ticareti ile uğraşan Taşcızade Mehmet Beye bu konudaki her türlü yetkiyi verirler.  Bu iki zat yaptıkları araştırmalar sonucunda Çekoslovak Scoda Firması ile temas kurarlar ve yapılan görüşmeler sonucunda firma yetkilileri bir ekiple Kayseri’ye gelerek Bünyan’da incelemelerde bulunurlar. Bu gezi ve inceleme sonrasında Scoda Firması 2.500 hisse (her biri 25 lira olan toplamda 16.000 hisse)karşılığında işi kabul ederek kurulmuş olan elektrik şirketinin ortakları arasında yer alırlar. 


Bu antlaşmadan sonra ilk genel kurul 09 Ocak 1929 tarihinde Kayseri’de yapılır. Genel kurul ilanı ise Atatürk’ün talimatı ile kurulan ve kendisinin de uzun yıllar köşe yazarlığını yaptığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanır.  Şirketin genel kurul ilanı bu gazetede yayınlanan ilk Türk Anonim Şirketi olarak tarihe geçmiştir. Bu genel kurul sonrasında 01.Şubat 1929 tarihinde ilk yönetim kurulu toplanarak bir takım kararlar alınır ve ortakların hisse dağılımı belirlenir. 

18 Nisan 1929 tarihinde yabancı ortak Scoda firması ile Bünyan Elektrik Santralinin inşası için Beyoğlu 4. Noterliğinde sözleşme imzalanır. Bu sözleşmeye şirket adına Taşçızade Mehmet Bey ve Cıngıllızade Ömer Bey, Scoda firması adına Mösyö Jan Petry imza atarlar.  Böylelikle Müteahhit bir firmanın projeye ortak edilmesiyle işin finansman kısmı bir miktarda olsa halledilmiş olur. Aynı zamanda Nakit paraya sıkışmış olan ve senet karşılığı borç para bulma yoluna giden şirket ortaklarının da sorunu kısa bir süreliğine bir şekilde çözülmüş olur. Fakat paraya olan ihtiyaç bitmemiştir ve kredi kullanmak için bankalara müracaat edilmektedir. Daha sonraki günlerde bankaların adını dahi duymadıkları bir şirkete kredi vermemesi yine İstanbul’da bu işleri yürüten Cıngıllızade ve Taşçızade’nin üzerine düşmüştür. Osmanlı Bankası tanınmış bu iki tacire kendi adlarına yaptıkları başvuru üzerine 07 Mayıs 1929 tarihinde 76.000 dolarlık yıllık % 3 faizle kredi vermiş. Kredi karşılığında da Osmanlı Bankası Bünyan Santral binasının yapılacağı arsaya 120.000 TL.’lik, Scoda müesssesi adına İstanbul’da ikamet eden Mehmet Asım bey lehine ipotek koydurmuştur.
  
Osmanlı Bankasından gerekli kredi alındıktan hemen sonra Mayıs 1929 yılında santralin inşaatı Alman ve Çekoslovak Scoda firması tarafından başlatılmıştır.  İnşaat sürerken Bünyan Gesi ve Talas güzergâhındaki 37 km.lik enerji nakil hattı da kurulmaya başlanmıştır. Santral inşaatı devam ederken Bünyan’da da bir yandan sulama kanallarının ve santral için gerekli olan suyun toplanması için 210 cm derinliğindeki 4000 m2 lik yükleme havuzu ve santrala suyu verecek olan 98 cm çaplı cebri boru hattının inşası da tamamlanmıştır.  Bu cebri borularının havuzdan santrala kadar döşenmesi ise o dönemde ayrı bir zahmetti. Hele Çağlayan İlkokulundan santrale kadar olan kısmı ise tamamıyla meşakkatlidir.  Suyun döküldüğü yeri yüksek (yaklaşık 96 metre) ve giderek meyilli olması inşaat sırasında zorluklar çıkartmıştır. O dönemde vinç gibi iş makinalarının olmaması işi iyice zorlaştırmış, her biri tonlarca ağırlıkta olan boruların o yükseklikten aşağıya indirilmesi ancak öküzler ve insan gücü yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Boruların döşenmesi aşağı santralden başlamış havuzda son bulmuştur. Santral binasının da tamamlanmasıyla türbinlerin yerleştirilmesi ise 1931 yılını bulmuştur. Yerleştirilen türbinler iki adet olup 400 kVA (320 KW)tır. Her iş tamamlandıktan sonra ilk elektrik üretimi Şubat 1931’de gerçekleştirilmiştir.  Elektriğin Kayseri’deki mesken ve ticarethanelere verilmesi ise Kasım 1931 dir. Bünyan’da üretilen ve Kayseri’ye nakledilen elektriğin ilk abonesi Ankara Oteli olmuştur.  

Bünyan Elektrik Santrali’nin ilk üretime başlaması o dönemin yerel gazetesi Kayseri Vilayet gazetesinde şu şekilde duyurulmuştur. 
“Bu muazzam işi başarıp meydana getiren müteşebbisler takdire layıktır. Bünyan şelalelerinden istifade edilmek üzere 400 bin lira sermaye ile muazzam bir tesisatın vücuda getirileceği  halkımızca  malum idi. Cidden eşi az bulunan bu tesisat bitmiş ve faaliyete başlamıştır. Bu tesisatın elektrik  mühendisliğini de  üç sene evvel belediye elektrik tesisatını muvaffakiyetle başaran ve bugüne kadar idame ettiren Kayserimizin kıymetli evlatlarından elektrik mühendisi İhsan bey deruhte etmiştir. Bünyan şelalelerinden istihsal edilen bu elektrik çok kuvvetli ve memleketimizin  yüzünü ağartacak bir surette vücuda getirilmiş muazzam bir elektrik tesisatıdır. Esaslı bir şekilde yapılan tesisat ikmal edilmiş ve şirket bütün hatlarına ceryan vermiştir. Teşebbüsün ve muvaffakiyetin bir timsali olan bu elektrik şebekesini pek bir fedakârlıklarla vücuda getiren müteşebbüsler ne kadar takdir edilse azdır. 


Hakiki bir fedakârlıkla başarılıp meydana getirilen bu  tesisatta geceli gündüzlü ceryan vardır. En medeni bir memlekette de elektrik şebekeleri geceli gündüzlü faaliyette bulunurlar. Şirket belediyenin abonelerini kendi tesisatına raptetmektedir. Belediyenin elektriğini (belediye o dönemde küçük ölçekli bir şekilde dizel motorla elektrik üretmektedir) beher kilovatı 25 kuruştu şirketin 15 kuruştur. Şirket kuvveti sudan istihsal ettiği için fiyatı 15 kuruşa tenzil etmiştir. Şirketin aboneleri çoğaldıkça kilovat fiyatı da günden güne düşecek ve bir gün elektriğin kilovatını beş kuruşa bile yakacağız”  (2 Şubat 1931 Pazartesi)

Kayseri Vilayet Gazetesi’nin de söylediği gibi o dönemde yeni kurulan elektrik santralinin abonelerini bir an önce çoğaltması gerekiyordu. Çünkü şirketin Osmanlı Bankasından üç yıllığına aldığı kredinin günü dolmak üzereydi. Borcun bir an önce ödenebilmesi için bir şeyler yapılmalıydı.  Halk elektriğe yabancı olduğu için garipsiyor, evine elektrik almıyor eski yöntemlerle aydınlanmaya devam ediyordu.  Elektriğin tutulmaması gazetelere bile haber olmuş mahalli gazeteler “Niçin elektrik yakmıyoruz” diye haber yapıyor bu konuda halkı elektrik almaya teşvik ediyordu. Bu konudaki haberlerden biri şu şekildeydi. “Yüzlerce lira sarf ile Bünyan Şelâleri’nden istifade edilerek vücuda getirilen ve kendi mamulâtımız olan elektriği neden yakmıyoruz? Niçin gazyağı yakıyoruz? Senede yalnız Kayseri’den 170.000 lira gazyağı bedeli veriyoruz. Vatandaş dikkat et çok mühim vazife karşısındayız.” Bu haberlerle halk yerli malı enerji kullanmaya davet ediliyor, paralarımızın yabancılara kaptırılmaması isteniyordu. Öte yandan elektrik şirketi de ödeyeceği borçlarından dolayı abonelerini çoğaltmak istiyor, bu konuda kampanyalar düzenliyordu. Üretilen enerjinin satışı için çareler aranıyor, evlerde elektriği yaygınlaştırmanın yolları aranıyordu. Kurucular yaptıkları araştırmalar sonunda halka hediyeler dağıtarak elektrik satışını artıracak bir yol buldular. İstanbul’dan bir vagon dolusu ütü, avize gibi elektrikli ev eşyaları getirterek abone olanlara ücretsiz dağıttılar.  Bu girişim sonrasında abone olanları sayısı gün geçtikçe artar ve binlere çıkar.   

Bünyan Santralinin ilk kurulduğunda iki adet olan tribün sayısı günümüzde 3 adettir. Bunların toplam kurulu gücü 1700 kVA^dır. Bu türbinlerin gücü 2 si 400 kVA (320 KW) bir tanesi ise 900 kVA (720 KW) lıktır. Fabrikaya 96 m. yükseklikten saniyede 1100 lt. su dökülmektedir. Su azalınca bu miktar üç türbini çalıştırmaya kâfi gelmediği zaman yalnız büyük türbin çalıştırılmaktadır. Sulama mevsiminde bahçelere su verildiği için yazın su azalmaktadır, bu yüzden yaz ayları 12, kış ayları 24 saat enerji elde edilmektedir. Santralden elde edilen enerji eskiden direk Kayseri’ye verilirken şimdi Sızır-Hirfanlı paralel hattına bağlıdır. Santral 1 Mart 1990 tarihinde Türkiye Elektrik Kurumundan ayrılarak Kayseri Ve Civarı Elektrik Türk A.Ş. ne geçmiştir.  

Elektrik santrali ilk kurulduğu yıldan bu yana dönem dönem suyun kullanımı açısından problemlerde doğmuştur. Suyun azaldığı dönemlerde değirmenlerin çalışamaması, yine mensucat fabrikasının suyunun azalması ve bahçelerin sulanamayışı halkın sıkıntısını artırmış, bu sıkıntılarda sürekli belediyeye yansımıştır.  Bir de bunların yanında su intifa hakkından doğan gelirlerin azalması da şirketle belediye ve halk arasında zaman zaman gerginliklerin çıkmasına yol açmıştır.

Bu gerginliklerden ilki 1936 yılında yaşanmıştır. Bu gerginlik o kadar büyük bir safhaya gelmiştir ki işi çözmek için zamanın valisi uğraşmış ve tarafları bizzat uzlaştırmak zorunda kalmıştır.  Dönemin Valisi M. Ali Bayman, Kayseri valiliğine ilk geldiği günlerde, gelen yoğun şikâyetler üzerine işi ilk planda ele alarak onu adalet ve hakkaniyet içerisine halletmeyi kafasına koymuştur. Davayı işin başında görmek üzere suyun geçtiği yerleri ve değirmenleri mahallinde birer birer inceledikten sonra tarafları Bünyan’a davet etmiş ve 3- 4saat süren bir toplantı tertip etmiştir. Bu toplantıya, Kayseri Valisi M.Ali Bayman’ın yanı sıra Bünyan Kaymakamı Şükrü Bey, Bünyan Belediye Başkanı Baha Bey, Kayseri Sümerbank Dokuma Fabrikası Müdürü Fazlı Bey, elektrik şirketi idare meclisi reisi Ömer bey ve Mühendis Mahir Bey, Bünyan Dokuma Fabrikası Müdürü Hilmi Bey ve Gergeme Köyünü temsilen Eski Belediye Başkanı Vahit Bey ve umumi meclis azasından Osman Bey ile değirmen sahipleri katılmışlardır.   Bu toplantıda Kayseri Dokuma Fabrikası Müdürü Fazlı Bey, o dönemdeki davayı şu şekilde izah etmiştir.  

“Eskiden bir teamül üzere su dağıtılırken ilk önce elektrik ve sonra da dokuma fabrikasının kurulması üzerine bu teamül bozuldu. Sudan istifade edenler arasına bu iki fabrika dahi girdi. Ancak elektrik fabrikası yolu üzerinde olan değirmenler,  bu fabrikanın suya olan ihtiyacı karşısında sızlanmaya başlayıp elektrik şirketinden davacı oldukları gibi fabrikamız dahi, dâhili dava edildi. Hâlbuki fabrikamıza verilen su miktarı 400 litreden ibarettir. Ancak yollar ve su gayri mazbut olduğundan ihtiyacımıza kâfi gelmiyor.  Son defa teşekkül eden komisyonun verdiği kadar umumi menfaate hizmet eder mahiyette olsa bile suyun kullanılması esaslı ve muntazam bir programa bağlanmaz ise yine müşkülat doğacaktır. Biz kendi fabrikamız istikametinde akan suyu alan köylüler ile kendi ihtiyacımızı karşılaştırarak bir anlaşma yapabiliriz. Köylünün menfaatine ve işine en uygun gelen zaman ve saatlerde – hatta bu saat fabrikamızın tamamen aleyhine bile olsa – bize ve bu istikamete gelen ve yekûnu 800 litre olan suyun tam altı saat toprağın sulanmasına hasredilmesine razıyız. Bu altı saat içinde fabrikamız tamamen muaf kalır fabrikaya bir litre bile su almayız. Yeter ki bu altı saatten sonraki müddet içinde bu sekiz yüz litre su tamamen fabrikaya ait olsun ve fabrikanın olsun ve fabrikanın olan bu suya her hangi bir suretle müdahale edimesin.  Bu sureti hal kabul edildiği takdirde fabrikamız mesai zamanlarını ona göre tespit eder. Bu suretle teessüs edecek bir münavebenin zamanını tayin hakkını belediye terk, fabrikanın ve halkın menfaatini aynı göz ile görüp öylece telakki ve kabul ediyoruz.  Komisyonun bu günkü kararı tatbik edildiği halde Akkaya’ya giden suyun birçok zamanlar boşu boşuna akması lazım gelecek ki böyle bir israfa da yer verilmemek lazımdır. Bizim teklifimiz elektrik şirketinin esasen almakta olduğu suyu azaltmaz. Her ne kadar şirketin bin beygirlik türbinleri var ise de şehrin bugünkü ihtiyacını karşılıyor ve artırıyor da. Bu günkü sarfiyata göre 650 litrelik su onlara kâfidir. Biz Akkaya suyunun istifade tarzı hakkında yaptığımız teklifi Gergemeye, elektrik şirketine de teşmil edebiliriz ve böylelikle değirmencilere de hizmet imkânını elde etmiş oluruz. Değirmenlerin tesisatı gayet iptidaidir. Su sarfiyatı kontrolsüzdür ve birçok ahvalde israf olmaktadır.  Sıhhi şartları da tamamen haiz değildir. Bir elektrik fabrikasının bulunduğu yerde en iptidai vesait ve gayri sıhhi şerait altında değirmen çalıştırması doğru değildir. Vücudu iktiza eden tesisat ve ceryanı iki fabrika deruhde etmek sureti ile değirmenlerin suları kesilsin, belediye bu işin tatbik cihetini temin etsin…

Dönemin Valisi M. Ali Bayman tüm bunları ve diğer tarafları dinledikten sonra: 
-Arkadaşlar; Buraya bir memleket davasını iyi ve doğru bir karara bağlamak üzere toplandık. Yapacağımız iş halkın menfaatini her türlü halelden korumak ve devletin endüstriden beklediği hakikaten önemli gayret ve faaliyetleri tahakkuk ettirmek ve Bünyan kasabasının cidden az olan tenviratını çoğaltmaktan ibarettir. Bay Fazlı’nın dediği gibi Akkaya istikametine giden suyun inkıtasız olarak tam altı saat cereyan etmesi halk için büyük istifadeler temin edecektir. Altı saat tam 800 litre üzerinden su aktığı takdirde bugünkü kanallar belki bu miktar suyu taşıyamazlar. Fakat köylünün de yardımı ile suyolları genişletilebilir. Elektrik şirketinin bu tekliften bir zarar mülâhaza etmesini de varit göremiyorum. Bugün her ne kadar şirketin bin beygirlik türbinleri var ise de o kadar sarfiyatı yoktur. Biz bu günkü acil ihtiyacı gidermek mecburiyeti katiyetindeyiz.  Gergemelilerin komisyon kararı ile kendilerine tahsis olunan beşte biri, dörtte bir nispetine çıkarmalarından ise her iki fabrika zarar görür. Mademki öteden beri teamül beşte bir nispetindedir Gergemelilerin suyu kendi istedikleri dereceye çıkarmaları haklı bir dava değildir. Bununla beraber mevcut kanal genişletmek ve Gergeme dahi mensucat fabrikasının teklif ettiği münavebeye girmek şartıyla istifadelerini arttırmış olabilirler


Devlet elektrik şirketine bir imtiyaz verilmiştir Bu imtiyazın hükmü ticaridir ve cari olacaktır. Mensucat fabrikası anlaşma ve uzlaşma zeminlerini nasıl buldu ise elektrik şirketi de elindeki mukavele ile kendisine verilen imtiyazdan tamamen istifade edebilmek için halkın ve belediyenin yardımına koşmalıdır böyle yaparlarsa değirmenciler ile tasarruf mahiyetini almamak kaydı ve şartı ile anlaşma imkanı elde edilir 

Elektrik şirketini imtiyazı ve bundan doğan haklarını da düşünürüm. Bununla beraber Bünyan Belediyesi'nin dertleri ile de yakından alâkadarım. Buraya yeniden yüz lamba koydurmak ve ceryan bedelini 4 kuruşa indirmek. İşte  Bünyan Belediyesi'nin derdi budur. Bu iki noktayı elektrik şirketinin kabul edeceğini ümit ederim. Belediye bu kazanca mukabil mensucat şirketinin tesisat için sarf edeceği paranın heder olmamasına dikkat edecek suyu inzibata alacak, münavebeyi kuvvetle tesis edecektir.  Aksi halde mensucat fabrikasının yaptığı ve yapacağı masraflar kâmilen belediye  raci olur.

Vali beyin işi tam manası ile kavrayan ve toplantıda bulunanlara kabul ettirdiği bu düşünceleri, toplantıda bulunanlarca ittifak ile ve alkışlarla kabul edilmiştir. O günden sonra su davası belli bir süre yine gündeme gelmemiş, Bahattin Turan’ın 1942 yılından sonraki başkanlığı sonrasında Sarımsaklı suyunun Elektrik Fabrikasına satışı yeniden gündeme gelmiş, o dönemde Baha Turan satışın iptali için dava açtırmış, kendisine davadan vazgeçmesi için teklif edilen tüm paraları reddederek ve hatta kendisini öldürmek için yapılan tehditleri hiçe sayarak uzun uğraşlardan sonra davayı kazanmış ve Bünyan’ı kendi suyuna kavuşturmuştur. Su alındıktan sonra bütün Bünyan’a çeşmeler yaptırmış, ilk kanalizasyon işlerini de halletmiştir.  

Bahattin Bey’in yukarıda anlattığımız haklı uğraşları Hamdi Beyin kitabında da yer almıştır.  Bünyanlıların kendi öz malı olan Sarımsaklı suyunun kullanım hakları ile ilgili bu mücadelesini Hamdi Üçok 1953 yılında yayınladığı “Çağlayanlar Beldesi Bünyan” adlı kitabında “Bir Muhtıra” başlığı altında şu şekilde anlatmaktadır.    
Bir muhtıra:
Elektrik şirketi bayındırlık Bakanlığı'ndan elli  yıl müddetçe işletme imtiyazı almıştır. İmtiyaz mukavelesi Kayseri ve civarını aydınlatmaktan ibaretken şirket İdaresi fazla  kazanç hırsiyle özel ve resmi birçok tesislere ceryan vermiş olduğundan Bünyan ve Gergemelilerin tarla ve bahçelerinin sulanmasına ayrılan suları da tamamiyle santral mecrasına bağlanmış bu sebeple on beş değirmen muattal olmakla beraber, yüzlerce hektar arazi susuz kalmıştır. Bu anahtarlı sudan zavallı eski sahiplerinin hiç olmazsa sulama mevsiminde olsun istifadelerini sağlamak için şirket avukatına değil, insaf ve iz’anına müracaat ederek bir tedbir düşünmesi ve çok zaman boş yere havuzdan taşan suyun sulama kanallarına dökülerek faydalı bir hale konabilmesi için mevcut havuzun daha yukarısında düzengeç bir havuz yaptırması lazımdır. Gözlerimizi aydınlatan bu ışığın ocağımızı körletmemesi için baba olan hükümetin çiftçiyi korumasını beklerken bir yandan da belediyemizin şirketle iş birliği yaparak su kanallarını genişletip temizletmesi ve  imroğol usuliyle suyun bir tertip ve düzen altında zayi edilmeden sulatılmayı sağlamasını dileriz.

Hamdi Üçok kitabında yayınladığı bu muhtıradan sonra Bünyan suyu ile ilgili gelişmeleri de şu şekilde anlatmıştır. Bünyan ve Gergeme halkı müessirleriyle şirket arasındaki su hakları davası halen dünya mahkemesinde cereyan etmektedir. Gergeme Köyü suyunu tamamen almış 1951 yılında ikinci bir havuz daha yapılarak ve eski havuz da genişletilerek   Kasabanın su ihtiyacı kısmen giderilmiştir

Baha Turan’dan sonra Bünyan Belediye Başkanı Mehmet Özcan zamanında da yeniden suyun intifa hakkı (kimilerine göre Sümerbank’ın elektriği kesildiği için) ile ilgili olarak elektrik şirketi ile bir takım problemler doğar.  Bünyan Belediyesi her yıl elektrik şirketinden su intifa hakkı almaktadır. İntifa hakkı artık çok ucuza geldiği için elektrik şirketi ile anlaşmaya gitmek ister fakat şirket anlaşmaya yanaşmaz. Bunun üzerine Mehmet Özcan Bünyan halkını toplayarak, elektrik santralini basar, santralin tüm camı çerçevesi halk tarafından aşağıya indirilir. Yukarı havuzlardaki savaklarda kırılarak havuzun içerisine atılır. Halk fabrikayı kaldıracağız diye bağırmaya başlar.  Olay Kayseri Valiliğine ve Doğu Menzil Komutanlığına ve diğer yetkililere bildirilir. Olay üzerine Bünyan’a gelen Vali ve Doğu menzil komutanı halkı yatıştıramaya uğraşır fakat halk ikna olmaz. Bunun üzerine Vali Elektrik şirketi yetkililerine anlaşmaları için talimat verir. Böylelikle şirketle anlaşma sağlanarak su intifa hakkının ücreti böylelikle artırılmış oldu. 
Günümüzde halen Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş tarafından işletilen ve Skoda marka 3 tribün, 3 dinamo ve voltaj panelleri orijinalliği bozulmadan korunan santral, Şubat 2009 da Elektrik Üretim A.Ş'ye (EÜAŞ) devredildi. 

EÜAŞ, tarafından 56 hidroelektrik santrali ile birlikte özelleştirme kapsamına alınan Bünyan Hidroelektrik Santrali, Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş tarafından satın alınarak müzeye dönüştürülmek isteniyor. Giriş kapısında ilk yapıldığı dönemde asılan ve orijinal hali ile hale duran “Dikkat ali tevettür (alette yüksek gerilim) ölüm tehlikesi vardır” yazılı levhası bulunmaktadır. Santralin bahçesinde ise inşaatı sırasında İstanbul’dan gelen ve iki yıl boyunca memleketine dönemeyen Elektrik Teknisyeni Cemil An tarafından hasretini dindirmek maksadıyla yapılan ve oldukça ilgi çeken İstanbul’daki Kız Kulesinin küçük bir maketi yer almaktadır. 

Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş Genel Müdürü Şadi Büyükkeçeci, günümüzde fazla bir kar getirmeyen santralin şirketlerinin temelini oluşturduğunu söyleyerek müzeye dönüştürülmesi gerektiğini belirtmektedir.
Hasan YÜKSEL

Kaynaklar:
Halit Erkiletlioğlu; Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006
Hamdi Üçok; Çağlayanlar Beldesi Bünyan, Kayseri. 1953
Zemzem Yücetürk;  Ahmet Hilmi Kalaç’ın Ekonomi Görüşü , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, Ankara 2014.
Şaban Hacıpaşaoğlu; Bünyan, Ankara 2010
Kayseri Vilayet Gazetesi arşivleri. 1926-1936 Kayseri
Kayseri Ve Civarı Elektrik T.A.Ş.,  Kayseri de Bir İnci, 2015 Kayseri
http://www.ntv.com.tr/ekonomi/turkiyenin-en-eski-hidroelektrik-santrali-satista
Kaynak Kişi: Salih Altıntop, 1943 Bünyan

Fotoğraf: 1. Fotoğraf Seyit Burhanettin Akbaş, Diğerleri: Hasan Yüksel



17 Mayıs 2016 Salı

KAYSERİ MİLLİ MÜCADELE MÜZESİ



123 yaşındaki Kayseri Lisesi restore edilerek "Milli Mücadele Müzesi" ne dönüştürüldü. İlk olarak 1893' te Sultan Abdülhamit döneminde, Mektebi Mülkiye İdadisi olarak eğitime başlayan ve  1921-22 döneminde son sınıf örgencilerinin tamamını katıldıkları Sakarya savaşında şehit veren ve mezun veremeyen tarihi Kayseri Lisesinin iki katlı binası (Taş Mektep) eğitime kapatılarak müze haline dönüştürüldü. 12 milyonlira harcanarak müzeye dönüştürülen okulun mezunları arasında  2 cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, genelkurmay başkanı, sanatçı, sporcu ve bir çok bilim insanı bulunuyor.