Bünyan Ticaret Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bünyan Ticaret Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2019 Cuma

İBRAHİM KARABAY (1969 - )

Gazeteci, şair ve yazar İbrahim Karabay, 7 Eylül 1969 yılında Mustafa ve Huriye Karabay çiftinin beş çocuğundan üçüncüsü olarak yedi aylıkken Bünyan Bayramlı Mahallesinde doğdu. Nüfusa geç kaydettirildiği için 1970 doğumlu olarak görülmektedir.  İlkokula 1977 yılında Bünyan Namık Kemal İlkokulu’nda başladı. 1982 yılında Bünyan Ortaokulu’na devam etti. 1988-1989 öğretim yılında Bünyan Ticaret Lisesi’nden mezun oldu.

Karabay Bünyan Ticaret Lisesi’nin son sınıfında okurken, o yıl Türkiye’de ilk defa sanat okullarında uygulama yapılması kararı alındı. Bu uygulama sırasında Karabay’da Bünyan Belediyesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü’nde staj gördü. Okulunu bitirdikten sonrada bu görevine devam etti. Rahmetli Hayri Eser döneminde başladığı bu görevi Ali Bayram döneminde de askerlik görev süresi başlayana kadar sürdürdü.  1990 yılında askerlik görevini ifa etmek üzere Kütahya Hava Eğitim Tugay Komutanlığına teslim oldu. Burada temel eğitimini tamamladıktan sonra Eskişehir Uçaksavar Tabur Komutanlığı’nda Tabur Yazıcısı olarak askerlik görevini tamamladı.

Askerlik görevini tamamladıktan sonra ilkokul sıralarında başlayan edebiyata olan merakından dolayı ilk olarak Anadolu Magazin Gazetesi’nde foto muhabiri olarak göreve başladı. İlk görevinde Kayseri Valisi Yüksel Çavuşoğlu’nun özel fotoğraflarını çekerek başarı ile kendisine verilmiş olan vazifeyi yerine getirdi. Burada foto muhabirliğinin yanı sıra politika ve ekonomi konusunda köşe yazarlığı yaptı. Bir yıl burada çalıştıktan sonra Kayseri Manşet Gazetesi’nden gelen teklif üzerine buraya geçti. Kayseri Manşet Gazetesi’nde çalışırken aynı zamanda Fotospor Gazetesi’nin de muhabirliğini yaptı. Burada bir yıl çalıştıktan sonra Bünsa muhasebe servisinde çalışmaya başladı.

1993 yılında Karakaya Köyü’nden İbrahim Çaylak’ın kızı Sevcan Çaylak ile hayatını birleştirdi. Evlendikten sonra Bünyan Esnaf ve Sanatkârlar Odasında Muhasebeci olarak çalışmaya başladı.   Burada çalışırken 1995 yılında Radyo Mega’nın genel yayın yönetmenliğine başladı. Ali Bayram’ın ikinci başkanlığı döneminde, belediye başkanının da öncülüğünde Ali Cengiz ve Seyit Burhanettin Akbaş ile birlikte Çağrı FM’i kurdular. Aynı dönemde gazeteci Mehmet Bekir Arslan ile birlikte Yeşil Bünyan’ın Sesi Gazetesi’ni çıkarttı. Radyo kapandıktan sonra çeşitli şirketlerde çalıştı.  Mehmet Özmen Belediye Başkanı seçildikten sonra Bünyan Belediyesi Basın Yayın Sorumlusu olarak göreve başladı. Basın yayın sorumlusu iken Bünyan Belediye Haber Gazetesini çıkardı. Aynı zamanda 4 yıl boyunca Mehmet Özmen’in Basın Danışmanlığı görevini yürüttü. Halen Bünyan Belediyesi’nde çalışmaktadır.

Karabay ilkokul yıllarında şiir yazmaya ve aynı zamanda resim çizmeye başladı. Cam üzerine yağlı boya resimler yaptı. Lise yıllarında Mehmet Yılmaz ve Mustafa Dilekmen hocalarının yönlendirmesi ile kendini şiire daha çok verdi. Edebiyata olan tutkusuyla şiirlerini günden güne geliştirdi. O günden bu güne 650 – 700’ e yakın şiir yazdı. Şiirlerinin bir kısmı yerel gazetelerde yayınlandı. Aşık Meydani Kültür ve Sanat Vakfı tarafından “Osmancık” adlı şiiri birincilik ödülü aldı.

Karabay iki kız bir oğlan sahibidir.

8 Haziran 2016 Çarşamba

İLHAMİ TÜRKYILMAZ



1967 Bünyan doğumlu olup Elbaşı’lı Karadayı köyü imamı Mehmet Hocanın oğludur. İlkokulu Karadayı köyünde, Ortaokulu Elbaşı ortaokulunda okudu. 1983 yılında Bünyan Ticaret lisesinden mezun oldu (ilk mezunlarından). 1993 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Meslek Yüksekokulu Muhasebe bölümünü bitirdikten sonra, lisansını 2000 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinde tamamladı. Askerliğini Eğridir Dağ Komando Okulunda yapmıştır. 

19 Mayıs Üniversitesin de çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. 1989 -1993 yılları arasında Amasya MYO Döner Sermaye İşletmesi Memurluğu. 1993 -2008 yılları arasında Amasya MYO Öğrenci İşleri İşlem Birim Sorumlu Şefliği.  2003 -2006 yılları arasında Amasya MYO Yüksek Okul Sekreter Vekilliği ve Sayman Vekilliği.  2008 -2009 yılları arasında Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Enstitü sekreterliği.  2009-2011 yılları arasında Amasya Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığında Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.  1999 – 2007 yılları arasında Amasya Meslek Yüksekokulunda Bilgisayar, iletişim, kalite ve standardizasyon alanlarında dersleri verdi. 2011- 2012 Yılları Arasında Amasya Üniversitesi Kurucu Fakülte Sekreterliği, 2012-2015 Yılları arasında Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fakülte Sekreterliği görevlerini yürüttü. 

İlhami Türkyılmaz, halen Amasya Üniversitesinde Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı olarak görev yapmakta olup evli ve üç çocuk babasıdır.

8 Ocak 2015 Perşembe

MUSTAFA ÇEVLİKLİ


MUSTAFA ÇEVLİKLİ
1944 yılında Bünyan’da doğdu.İlk ve ortaokulu Bünyan’da okudu.Kayseri Lisesi’nden mezun oldu.
Erzurum Eğitim Enstitüsünü bitirdi.Ordu’da öğretmenlik yaptı. Bünyan Lisesinde Müdür yardımcılığı ve MüdürBaşyardımcılığı görevinde bulundu.Bünyan Ticaret Lisesinde Müdür olarak hizmet verdi.
1970 yılında öğretmen Türkan Hanımla evlendi.Bu evlilikten ikisi kız bir erkek çocuğu dünyaya geldi.Hepsi de evlendi.
MUSTAFA ÇEVLİKLİ’Yİ KENDİ ANLATIMIYLA TANIYIN.
Ben  artık torunlarımla haşir-neşir oluyorum. İnsanın doğup büyüdüğü, çocukluğunun gençliğinin, yaşamının büyük bir bölümünün geçtiği, ecdadının mezarlarının bulunduğu yerden ayrıldıktan sonra özlememesi mümkün olabilir mi? Çocukluğumuzda evimizin bahçesi Kayabaşı’ndan akan suyla sulanırdı. Kayabaşı’nın en yüksek yerinden pırıl pırıl sular çağlayan olarak akar bahçelere ulaşırdı. Suyun yüksekten düşerken rüzgârın etkisiyle savrulması yüzümüze yağmur
damlaları gibi çarpar, bunu bir oyun haline getirir mutlu olurduk. Öyle bir görüntüyü şimdi öyle özlüyorum ki. Havuzlar temizlenirken ırmağın suyu velevin’den akıtılır çağlayanlar yaparak akan suyun gürültüsünü evimizden dinlerdik. Bulanık suyla birlikte havuzdan o kadar çok balık gelirdi. Biz çocuklarda su kesilince balıkları toplar evimize getirirdik. Tavada kızartılan bu balıkların tadını hiçbir yerde bulamıyorum. Pınarbaşı’ndan doğan suyun, kaynak sularının ve derelerin geçtiği terdeki doğal güzelliliği olan bağların, bahçelerin verdiği canlılıkla, yeşilliklerle ismi özdeşleşen yeşil Bünyan’ı özlememek mümkün mü?

Bünyan halısı, Sümerbank yünlü sanayi müessessi olmasına rağmen işi olmayan insanlar çalışmak için başka illere gittiklerinde hem gidenler hem de kalanlar özlemle birbirlerini beklerlerdi. Bizde çocuklarımızın üniversite tahsili için Bünyan’dan ayrılıp İstanbul’a geldiğimizde aynı duygular içerisindeydik. Öyle ki eşim ev eşyalarının büyük bir bölümünü açmadı. Bünyan’a geri dönelim diyordu. İstanbul’da su yoktu. Kalabalıktı. Bünyan’daki güvenden eser yoktu. Bünyan’da çocuklarımız sokakta saatlerce korkusuz oynarlar. Oyunlarını,
oyuncaklarını kendileri hazırlarlar, en küçük bir korku ve endişe aklımıza gelmezdi. Şimdi İstanbul’da torunumun elini sıkıca tutmadan yolda yürüyemiyorum. Bünyan’da evimizin bahçeye bakan odasında Mayıs ayının sonları ile Haziran başlarında sabah pencereyi
açardım odanın içine gül kokusu dolar, gece de bülbül öterdi. Bir hafta önce eşim ile Kadıköy’de yürürken gülleri kokladı; “güller kokmuyorlar “ dedi. Aklıma Karacaoğlan’ın
“ İndim seyran ettim frenkistanı
 illeri var bizim ile benzemez
levin tutmuş goncaları açılmış
gülleri var bizim güle benzemez ”
dörtlüğü aklıma geldi. Öyle ki Bünyan’dan iki defa gül fidanı getirdim ama burada tutturamadım.
Bünyan’ın her yerini (Pınarbaşı’nı, Kayabaşı’nı, Kayaaltın’ı, Yuvadereği, Büngüldek, Bük, Dererağan, Çakıllı pınar, Alın pınarı Hazirandan mis gibi çiçek kokan tarlalar arasında ekilmeden boş bırakılan yerlerdeki topladığımız otları ilkbaharda koyaklarda kalan karları toplayıp ta pekmeze katıp yemeyi, süzek yoğurduğunu hafta sonları fırınlarda yaptırıp kahvaltı için evimize getirdiğimiz cıvıklıyı ‘hiç sofraya’ demeden çocukların
sofrada yerlerini almalarını….) özledim.

Bünyan, doğup büyüdüğüm yıllarca çalıştığım, eğitimine katkı yaptığım yeşil ilçem. Ben Marmara’nın göl gibi durgun bir ucunda / sen atılmış gibi yurdun bir ucunda ben sana hasret olarak.. En büyük dileğim, bir zamanlar ekonomik olarak ileri düzeyde olan ilçemin yeniden o zamanki seviyesine erişmek için (Almanya’dan gelen 90 kişilik öğrenci grubuna Kayabaşı’nı gezdirdiğimde, “ burası Kapadokya’dan daha güzel ve etkileyici. Burayı neden tanıtmıyorsunuz? “ dediler. Bütün bu yerleri ve çevredeki ören yerlerini açığa çıkarıp tanıtarak, turizm sayesinde ekonomik düzlüğe çıkması en büyük özlemlerimden biridir.
Mustafa ÇEVLİKLİ