Şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2022 Perşembe

ARİF VEFİK ÇINAR (1955- )



19.05.1955 yılında Mehmet Alim Çınar ve Kıymet Çınar’ın (Erzurumlu nene Hatun’un yeğeni) evlatları olarak Ankara’da dünya ya geldi. Bünyan kütüğüne kayıtlıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1. Dönem Milletvekillerinden, Bünyanlıların çok iyi tanıdığı, Kadir Efendizade Uzun Hoca lakaplı müderris Mehmet Alim Efendinin torunu olup, anneannesi de Türkiye’nin ilk kadın öğretmenlerinden Emine Neriman Köktaş’tır.  Arif Vefik Çınar ailenin 6 evladından ikinci doğumla dünyaya gelmiş ikizlerden biridir. Doğduktan sonra 4 yaşına kadar Ankara’da kaldı. Ailesinin Bünyan’a dönmeye karar vermesiyle Bünyan’a yerleşmişlerdir. 


İlk eğitimine 1962 yılında Bünyan Namık Kemal İlkokulu’nda başlamıştır. 1967 yılında Bünyan Ortaokuluna devam etmiş, okul bittikten sonra liseye devam etmemiştir. Askerlik dönemine kadar babasının yanında çalışarak ona yardımcı olmuştur.  1975 yılında askerliğini İstanbul Davutpaşa Kışlasında yapmıştır. Askerlik sonrası bir süre İstanbul’da inşaat boyacılığı ve gemi izolasyonu işlerinde çalıştı.   1985 yılında hayatını Sarıoğlan, Çiftlik Kasabasından Hatice Yurdagül ile birleştirdi.   1986 yılında Gençlik ve Spor il Müdürlüğünde hizmetli olarak işe girdi. Talas, Kayseri ve Bünyan  beden terbiyesinde görev aldı.  33 yıl çalıştıktan sonra 2019 yılında emekliye ayrıldı.


Yazdığı şiirlerle tanınan Çınar, çocukluğundan beri edebiyat, tarih ve şiire karşı merak duymuştur. Bu merakın nedeni, dededen ve babadan kalma binlerce kitap içerisinde yaşamasıdır. Dededen kalma el yazması kitaplarını 2014 yılında Kültür Bakanlığı, Raşit Efendi El Yazmaları Kütüphanesine bağışlamıştır.  40 yıldan uzun süredir şiir yazdığını söyleyen Çınar, ilk şiirlerini ortaokul yıllarında yazmaya başlamış. Okuduğu yüzlerce kitap sayesinde ve bu yeteneğini daha da fazla geliştirmiştir.  Bu yeteneğini geliştirmesinde Bünyani mahlası ile şiirler yazan Yekta Yıldız’ında önemli katkıları olmuştur. Kendisi “Yazdıklarım amatörce; şair, yazar, ozan vs. gibi sıfatlar peşinde değilim” diyerek mütevazılık gösterse de yazdığı şiirler çok ses getirmeye başlayınca tanınmış sanatçılar tarafından, şiirlerinin kullanılması için teklifler almıştır. 


Ortaokul yıllarında bayram şekerlerinden çıkan manilerinden etkilenerek, kendisi de mani yazmış ve hatalı bulduğu manileri düzelterek şiir yazmaya gayret göstermiş. İlerleyen yıllarda hece vezni ile şiirler yazmış, daha sonra ki yıllarda serbest nazım ve toplumcu şiirler yazarak şiirlerini çoğaltmıştır. Birçok sosyal medya, ülke çapında birkaç radyo ve Çıngı dergisinde şiirleri yayınlanmıştır. 

Çınar halen bağ bahçe işleri ile uğraşmakta olup, ikisi mühendis, biri mimar olan, Mahmut Şafak, Mustafa Ender, Mehmet Yasin adında üç çocuk babasıdır.


Hasan YÜKSEL


V A R

Al yanaklar gülizar ,

Bülbül öten bağım var.

İmbik imbik damıttım ,

Gül kokulu yağım var.


Her mevsim baharımdır ,

Mecnun denen çağım var.

Taa ezelden benim de

Leyla ile bağım var.


Şu fanidar ömrümde

Kader denen ağım var.

Varıp aşamadığım

Hasret kokan dağım var.

                    Arif Vefik ÇINAR

27 Aralık 2019 Cuma

İBRAHİM KARABAY (1969 - )

Gazeteci, şair ve yazar İbrahim Karabay, 7 Eylül 1969 yılında Mustafa ve Huriye Karabay çiftinin beş çocuğundan üçüncüsü olarak yedi aylıkken Bünyan Bayramlı Mahallesinde doğdu. Nüfusa geç kaydettirildiği için 1970 doğumlu olarak görülmektedir.  İlkokula 1977 yılında Bünyan Namık Kemal İlkokulu’nda başladı. 1982 yılında Bünyan Ortaokulu’na devam etti. 1988-1989 öğretim yılında Bünyan Ticaret Lisesi’nden mezun oldu.

Karabay Bünyan Ticaret Lisesi’nin son sınıfında okurken, o yıl Türkiye’de ilk defa sanat okullarında uygulama yapılması kararı alındı. Bu uygulama sırasında Karabay’da Bünyan Belediyesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü’nde staj gördü. Okulunu bitirdikten sonrada bu görevine devam etti. Rahmetli Hayri Eser döneminde başladığı bu görevi Ali Bayram döneminde de askerlik görev süresi başlayana kadar sürdürdü.  1990 yılında askerlik görevini ifa etmek üzere Kütahya Hava Eğitim Tugay Komutanlığına teslim oldu. Burada temel eğitimini tamamladıktan sonra Eskişehir Uçaksavar Tabur Komutanlığı’nda Tabur Yazıcısı olarak askerlik görevini tamamladı.

Askerlik görevini tamamladıktan sonra ilkokul sıralarında başlayan edebiyata olan merakından dolayı ilk olarak Anadolu Magazin Gazetesi’nde foto muhabiri olarak göreve başladı. İlk görevinde Kayseri Valisi Yüksel Çavuşoğlu’nun özel fotoğraflarını çekerek başarı ile kendisine verilmiş olan vazifeyi yerine getirdi. Burada foto muhabirliğinin yanı sıra politika ve ekonomi konusunda köşe yazarlığı yaptı. Bir yıl burada çalıştıktan sonra Kayseri Manşet Gazetesi’nden gelen teklif üzerine buraya geçti. Kayseri Manşet Gazetesi’nde çalışırken aynı zamanda Fotospor Gazetesi’nin de muhabirliğini yaptı. Burada bir yıl çalıştıktan sonra Bünsa muhasebe servisinde çalışmaya başladı.

1993 yılında Karakaya Köyü’nden İbrahim Çaylak’ın kızı Sevcan Çaylak ile hayatını birleştirdi. Evlendikten sonra Bünyan Esnaf ve Sanatkârlar Odasında Muhasebeci olarak çalışmaya başladı.   Burada çalışırken 1995 yılında Radyo Mega’nın genel yayın yönetmenliğine başladı. Ali Bayram’ın ikinci başkanlığı döneminde, belediye başkanının da öncülüğünde Ali Cengiz ve Seyit Burhanettin Akbaş ile birlikte Çağrı FM’i kurdular. Aynı dönemde gazeteci Mehmet Bekir Arslan ile birlikte Yeşil Bünyan’ın Sesi Gazetesi’ni çıkarttı. Radyo kapandıktan sonra çeşitli şirketlerde çalıştı.  Mehmet Özmen Belediye Başkanı seçildikten sonra Bünyan Belediyesi Basın Yayın Sorumlusu olarak göreve başladı. Basın yayın sorumlusu iken Bünyan Belediye Haber Gazetesini çıkardı. Aynı zamanda 4 yıl boyunca Mehmet Özmen’in Basın Danışmanlığı görevini yürüttü. Halen Bünyan Belediyesi’nde çalışmaktadır.

Karabay ilkokul yıllarında şiir yazmaya ve aynı zamanda resim çizmeye başladı. Cam üzerine yağlı boya resimler yaptı. Lise yıllarında Mehmet Yılmaz ve Mustafa Dilekmen hocalarının yönlendirmesi ile kendini şiire daha çok verdi. Edebiyata olan tutkusuyla şiirlerini günden güne geliştirdi. O günden bu güne 650 – 700’ e yakın şiir yazdı. Şiirlerinin bir kısmı yerel gazetelerde yayınlandı. Aşık Meydani Kültür ve Sanat Vakfı tarafından “Osmancık” adlı şiiri birincilik ödülü aldı.

Karabay iki kız bir oğlan sahibidir.

29 Haziran 2017 Perşembe

FENERLER SÖNMEDEN


Bünyan Dostlarının Gurubunun düzenlemiş olduğu Bünyanlı hemşehrilerin bayramlaşma 
 etkinliği Ramazan bayramının 2. günü 26.06.2017 tarihinde Bünyan Kadın ve Gençlik Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Aynı gün içerisinde bu sene Bünyan Dostları gurubu tarafından bastırılan üçüncü kitabın imza etkinliği de gerçekleştirildi. Bünyanlı Emekli Kütüphaneci Salih Altıntop tarafından uzun yıllar boyunca yazılan 1500 şiirinin arasından ağırlıklı olarak Bünyan'ı anlatan şiirlerinden oluşan Fenerler Sönmeden adlı kitabının tanıtımı da yapıldı.

Kitabın imza töreninde konuşan Bünyan Dostları Gurubu Başkanı Şener Serim 'Kayseri ve Bünyan'ı tanıtmak için sportif, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüten derneğimiz Bünyanlı hemşehrimiz Salih Altıntop'un uzun yıllardır yazmış olduğu şiirleri '’Fenerler Sönmeden Bünyan Şiirleri’ adı altında kitaplaştırdı. Kitabımızın basımında emeği geçen Cafer Algül, Kenan Okan Cingil, Hasan Yüksel'e ve Laçin Yayınlarına çok teşekkür ediyorum. Bünyan ve Kayseri için faaliyetler yapmaya devam edeceğiz'' dedi.  Bünyan Dostları Gurubunun bastırdığı diğer iki kitap  1954 yılında Bünyan'da Yayınlanan "Türk Sesi Gazetesi" nin tıpkı basımı ile “Yok Hükmünde Ağrı Dağı Tırmanışı” adlı eserlerdir. 




16 Mart 2016 Çarşamba

MEHMET BATUR


1909 doğumlu olup Vodinalı Merhum Hasan –Fevzi Hocanın oğludur. Bünyan'ı yurt edinmiş İlk tahsilini Bünyan ve orta tahsilini Kayseri’de yaparak İzmir Muallim Mektebinden mezun olmuştur.  Arkadaşları arasında Şair olarak Çağrılan Mehmet Batur 1937 de “Bir Yola Gidiyorum” adlı ilk şiir kitabını bastırmıştır. Bu tarihten sonra şiirle meşgul görülmektedir.

Bir Yola Gidiyorum (1937)

Her gün böyle gâh sağa,
Gâh sola gidiyorum
Ağlamaktan boğula,
Boğula gidiyorum.   

Alnım güneşlerden ak
Yıldızlara bakarak
Onlardan daha ırak
Bir yola gidiyorum.

Gurbet (1934)

İçimde bir derin ıztırap kanar,
Günlerim neş’esiz ve renksiz geçer.
Hislerim buz gibi ruhumda donar,
Geceler bir kâbus yüküyle çöker

Bilmesin gurbeti düşmanım bile
Düşmesin kimseler bu ateş sele
Kederler el ele vermiş silsile
İnsanlar, riyakâr şeytana benzer.


Kayn.: Hamdi Üçok, Çağlayanlar Beldesi Bünyan, 1953 Kayseri

22 Nisan 2007 Pazar

SAİM DELİGÖZ' E AİT ŞİİRLER

KÖYÜMÜN KIZI 
Şafak söker erken kalkar evinde 
İnek sağar süt pişirir güğümde 
Türlü türlü oyun oynar düğünde 
Köyümün kızı ah yurdumun kızı 

 Ekin biçer ter akıtır tarlada
 Keklik gibi kayar yalçın kayada 
Türlü türlü nakış yapar halıda 
Köyümün kızı ah yurdumun kızı 

 Dansı diskoteği bile bilmezler 
Yüzlerine hiçbir boya sürmezler 
Bir severler başka gönül vermezler 
Köyümün kızı ah yurdumun kızı 

 Çocuk uyuturken ninni söylerler 
Saçlarını kırk yerinden örerler 
Sevdiğine yedi yerden gülerler 
Köyümün kızı ah yurdumun kızı 
 (1975)

HASAN YÜKSEL' E AİT ŞİİRLER

BANA SOR
Taştan yürekli mi sanırsın beni, 
Vurma yerden yere, gel de bana sor. 
Gama kedere salarsın yar beni, 
Gözümden akanı, bir de bana sor. 

 Yoluna serdiğim gonca gülleri 
Uğruna döktüğüm tatlı dilleri 
Tutabilmek için güzel elleri 
Neler çektiğimi, bir de bana sor.

 Bin bir engel aşıp yorulduğumu 
Yar kendime nasıl darıldığımı 
Deli gibi sana vurulduğumu 
Başkasına değil, bir de bana sor. 

 Uğruna harcanan onca yılları 
Biçare dolandım bunca illeri
 Dağlara yaslanıp giden yolları
 Nasıl aştığımı, bir de bana sor.

 Herkes tarafından sevdam bilindi 
Gözlerimden yar cemalin silindi
 Yüreğim sözünle nasıl delindi 
Çektiğim acıyı, bir de bana sor.

 Yüksel der Allah’tan tek dir dileğim 
Son nefeste senin olsun yüreğim 
Izdırap mı verdim sana bileyim 
Ölmeden ne olur, bir de bana sor.


AĞLAR GEZERİM
Sensiz şu dünyada, sefan sürmedim
Bir gün olsun yar mah yüzün görmedim
Yar koynundan gonca gülün dermedim
Hasretinden yanar, ağlar gezerim

Aylar yıllar geçti, gene dönmedin
Saçlarıma aklar düştü görmedin
Bir gün olsun sorup, haber vermedin
Ben derdime yanar, ağlar gezerim

Özledim, gözlerim yollarda kaldı
Deli gönül yandı, hayale daldı
Dön artık diyerek, haberler saldı
Ben derdime çağlar, ağlar gezerim

Gül bülbüle hasret, ben ise yare
Ölümden başka yok, derdime çare
Yüksel’ in yüreği, bak pare pare
Bana düştü hicran, ağlar gezerim.

Hasan Yüksel
Kayıt Tarihi : 26.8.2008 00:04:00


ÜLKEMİN KANINI EMEN SÜLÜKLER
Yıllarca yediler doymadılar ki
Ülkemin kanını, emen sülükler
Geleceğe eser koymadılar ki
Ülkemin kanını, emen sülükler

Halka inat, dokuz canlı kediler
Bizden daha iyi, var mı dediler
Ne varsa her şeyi çalıp yediler
Ülkemin kanını, emen sülükler

Kırmızı çizgiye sünger çektiler
Özgür halklar deyip, tohum ektiler
Barzani itini, bekçi diktiler
Ülkemin kanını, emen sülükler

Her karış toprağı satın aldılar
Bizimkiler bundan memnun kaldılar
Papaz için ferman bile saldılar
Ülkemin kanını, emen sülükler

Çuvaldız misali batar sözleri
Hiç kızarmaz tükrük dolu yüzleri
Paradan başkasın, görmez gözleri
Ülkemin kanını, emen sülükler

Düşmanla birlikte kumpas kurdular
İdealimiz BOP deyip durdular
AB ile eşlik edip vurdular
Ülkemin kanını, emen sülükler

Satılmış medyayla pislik döktüler
Askerlere hain deyip çöktüler
Önlerinde duran seti söktüler
Ülkemin kanını, emen sülükler

Yok edemediler bizi her asır
Hainler ayağa serilmiş hasır
Dolar ile etmek isterler esir
Ülkemin kanını, emen sülükler

Yüksel der; korktular, Türk’ün adından
Okkalı yediği her tokadından
Anlamadı ki bir türlü tadından
Ülkemin kanını, emen sülükler.

DOST YÜREKLERDEN TAŞANLAR:

Onlar sanır ki Türk halkı uyur
Halk olan uyumaz vatanını korur.
İç düşman dıştakinden beter kudurur
Ülkemin kanını emen sülükler ...Muzaffer Çalışkan.

Karış karış bu vatanı sattılar.
Yan gelipde bir köşede yattılar.
Üçü beşi bol keseden attılar.
Ülkemin kanını emen silikler.

Kandırdılar Allah ile kulları.
Çıkara bağlandı bütün yolları.
Allahı zikreden yalan dilleri.
Ülkemin kanını emen silikler.

Haksızlıkla vurğun oldu dizboyu.
Bilmemki hangisi yezidin soyu.
Satlığamı çıktı fıratın suyu.
Ülkemin kanını emen silikler.

Alkış tutulurmu böyle talana.
Allah diye sarıldılar yalana.
Deniz fenerinden çalan çalana
Ülkemin kanını emen silikler.

Korhani dayanmaz yağmaya özün.
Tutuşmaz alevin buz tutmuş közün.
Yalvarsan yakarsan geçermi sözün.
Ülkemin kanını emen silikler........................Aşık Korhani

Hasan Yüksel
Kayıt Tarihi : 17.8.2008 14:37:00


HAZAN GÜLÜM
Turnalara sordum haber gelmedi
Sensiz kalmak şimdi, zor hazan gülüm
Hayallere daldım o da yetmedi
Yüreğimde ateş var hazan gülüm

Varlığın olmuştu bana hediye
Bırakıp ta gittin söyle ne diye
Ağladım günlerce dönersin diye
Bura oldu bana, dar hazan gülüm

Götürmüyor beni, sana şu yollar
Felek pusu kurmuş, ölümüm kollar
Musalla taşında, bekliyor sallar
Kırıldı ümidim, sar hazan gülüm

Yaz da buldum izin, kaybettim güzün
Gözümün önünden gitmiyor yüzün
Sensizlik içimde oldu bir hüzün
Yazlarıma yağdı, kar hazan gülüm

Hüzünler yürekte sel olur akar
Yüksel sabah akşam yoluna bakar
Ayrılık hasreti içimi yakar
Kış günü yüreğim, har hazan gülüm.

Hasan Yüksel
Kayıt Tarihi : 21.12.2008 16:03:00