Kayseri Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayseri Lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2023 Pazar

ANADOLU'NUN KÜLTÜR ABİDELERİ RECEP ALEMDAR

 

         Bizim oralarda, “Neyleyim dünyanın bolluğunu, ayakkabın dar olduktan sonra,” diye bir söz vardır. Aslında bu terim yeteneğinin farkına varılmayan, bilinip göz ardı edilen, kıskanılıp ön plana çıkarılmak istenmeyen, üstün vasıflı insanların durumlarını anlatan bir kitabın özeti gibidir. Adeta Recep Alemdar'la birebir örtüşmektedir. Ne yazık ki çocukluğundan beri hayata eksilerle başlamak zorunda olan bu güzide ses ve söz sanatçımız gerekli ortamı bulamamıştır. Taşkın, devasa ırmaklar, okyanuslarda enine boyuna kulaç atıp hak ettiği yerlere ulaşamamış, dar görüşlü insanların etrafını kirlettiği küçük göletler içerisine sıkışıp kalmıştır. 

             1954 yılında Himmetdede Köyü‟nde hayata merhaba dediğinde daha altı aylıkken ana- baba ayrılığı olmuş, üç yaşına kadar halalarının keçi sütüyle besleyerek büyütmeye çalıştıkları Recep, o yıllarda babasının yeni evlenmiş olduğu kadına emanet edilmiştir. Allah‟tan insaflı bir kadın olan analığı tarafından öz evladı kıvamında büyütülmeye başlanmış, ancak altı yaşına geldiğinde öz annesinin başkası olduğunu anlayabilmiştir.  Orman müdürlüğünde çalışmakta olan babası oğlunu okutmak için her türlü desteği vermiş olsa da düzenli bir eğitim imkânı bulamamıştır. Bir ara İstanbul'da yaşamakta olan öz annesinin yanına gitmiş, ortamı beğenmeyip geri doğduğu topraklara dönmüş, bir defa annesi tarafından kaçırılıp İstanbul'da okutulmak istense de ortama uyum sağlayamamıştır. Kayseri- İstanbul arasında  4 mekik dokumaktan usanmış, okul hayatını aksatmaya başlamıştır.  Bulunduğu her ortamda sesinin güzelliği ile dikkat çeken Recep okul müsamerelerinin, arkadaş ortamlarının aranılan genci halin gelmiş, maceralı bir ehliyet alma olayından sonra Kayseri-Ankara arasında muavinlik, şoförlük yaparken yolcular özellikle onun bulunduğu arabaya binerek söyleyeceği türküleri merakla bekler hale gelmişlerdir. Düzenli bir işi olmadığından zaman zaman çay bahçelerinde garsonluk yapmaya başlar. O zamanlar yaz aylarında fuar alanında kurulan gazinolarda tavsiye üzerine dışarıdan gelen sanatçıların yanında sahne alır.  Sesini ve yorumunu çok beğendikleri bu genç Anadolu çocuğunun elinden tutmazlar. Belki de ileride kendilerine rakip olabileceğini düşünürler. O tarihlerde Türkiye'nim müzik piyasasına “Unkapanı” hakimdir. Unkapanı adeta bir “Kurtkapanı” na dönüşmüştür. Belirli guruplar tarafından parsellenen bu yerde hemşericilik ve para ön plana çıkmaktadır. Tanınmak, şöhret olabilmek, reklamını yaptırabilmek için aranan bu şartların ikisi de Recep'te yoktur. İşleri güçleri, servetlerine servet katmak olan İstanbul'daki Kayserili zenginler de bu genç hemşerilerine yardımcı olmazlar. Böyle olmasına rağmen beş adet kaset çıkarmayı başarır ama reklamı, tanıtımı iyi yapılmadığından söylediği türküleri birkaç Anadolu vilayetinden başka yerlerde fazla dinleyeni olmaz. Arada bir misafir sanatçı olarak çıkarıldığı televizyon programlarında sürekli olarak yer bulamaz.  Gençtir, yakışıklıdır. Elbette âşık olduğu bulutlara söylediği dertli türküleriyle, Kızılırmak‟ın sellerinin akışına bırakıp bilinmez diyarlara gönderdiği dizeleriyle sevdasını dile de getirmiştir. Duyan olmuş mudur, karşılık bulmuş mudur orası bilinmez. Lakin askerlik sonrası evlenip, evini yuvasını kurar. Aile geçindirmek zordur. Emaye ve çelik ürünleri üreten bir fabrikaya işçi olarak girer. İki erkek evladı olur. Geçim yükü ağırlaşmıştır. Boş zamanlarında seyyar köftecilik de yapmaya başlar. Sempatik ve mütevazı bir köfteci olan Recep‟in müşterileri genellikle sanatsever, müzik tutkunu insanlardır. Onun leziz köftelerinden tatmanın yanı sıra sesinden türküler dinlemek için de sıraya girerler. Düğünlerde kimseyi kırmaz. Özellikle garibanların mutlu günlerinde sahne alıp insanları coşturur. Çoğunluğundan ücret bile almaz.  İçindeki müzik ve eğitim sevdası hiç körlenmemiş, aksine daha da alevlenmiştir. Bu sebepten bağlama çalmayı öğrenir, besteler ve derlemeler yapar. Çok zor şartlarda eğitimini ön lisans seviyesine kadar ilerletip okumaya, kendini geliştirmeye başlar. 

            Nihayet emekli olup zamanını genişlettiğinde profesyonel olarak hayallerini geçekleştirmek için harekete geçer. İki adet düğün salonu açıp işletmesini yapmaya çalışır. Lakin ticaret adamı değildir. Hesap, kitap bünyesine fazla oturmaz. Bir ara belediye konservatuarında öğrencilere danışmanlık ve öğretmenlik yapar. Bu işi çok sever ama onun da kendine göre engelleri ve zorlukları vardır.  Hiçbir STK ve yerel yönetimden destek göremez. Zira bizim insanımıza ekonominin sanat ile aynı anda gelişebileceği, sanatçılarına sahip çıkmayan şehirlerin gelişmelerinin mümkün olamayacağını anlatmak, betonu iğne ile kazmaya çalışmak kadar zordur. Her nedense kendini insanının, değerlerinin kıymeti de fazla bilinmez. Yıllardır “Sen, ben, bizim oğlan” mantığıyla yönetilen yerel idareler kültür ve sanata ayırdıkları payları, dışarıdan getirdikleri çoğunluğu yeteneksiz, sıradan şair, yazar, ses sanatçılarına harcarlar. Önemli organizasyonlarda, konserlerde Recep Alemdar gibi Anadolu'nun nadide bir sesi yer bulamaz. Bu durum hem kendisini hem de sevenlerini üzer ve düşündürür. Bu şehrin insanlarının tamamı aynı lokantadan yemek yemek, aynı mahallede oturmak, aynı sokaklarda yürümek, aynı, aynı bakkaldan alışveriş etmek, aynı şeylere üzülüp sevinmek, aynı kitapları okumak, aynı kuyuya taş atmak zorunda değiller ki… Aynı bayrak altında yaşamamız, ülkemizi milletimizi sevmemiz, aynı milletten olmamız yetmiyor mu? Başka illerde yıldızları parlatılıp tanıtımları yapılarak ülke müzik piyasasına oturtulan müzisyenler gibi bizimkilerin önü neden açılmaz? Seyrani Baba, Ahmet Gazi Ayhan gibi değerlerimizin bile sonradan farkına vardığımız için kültürümüz yerinde saymaya devam etmektedir. Başka yerlerde olsaydı doğduğu köyün en dikkat çeken yerine kocaman bir kabartma resmi yapılarak, altına “Recep ALEMDAR” bu köyde doğdu yazdırılırdı. Villalarda, köşklerde yaşatılırdı.  Kim bilir böyle müstesna bir kişilik ve sese sahip olabilecek başka ses sanatçısı kaç sene sonra çıkabilecek bu topraklardan. Lakin Recep umutludur. Hiç hayallerinin üzerini kara bulutlarla örtmeyi düşünmemiştir. O doğuştan yeteneklidir. Sesi Allah vergisidir. Torunu Nehir Nisa ALEMDAR‟ ın Dünya çello birincisi olması ailesin de bu yeteneğin ispatıdır. Yani, armut dibine düşmüştür. 

               Ben onu Kayseri Lisesi'nin önündeki ulu çınarlara benzetiyorum. Gölgesinde birçok genç yeteneği barındırıp önlerini açmaya hazır vaziyette bekleyen, çevremizdeki müzisyenleri, aşıkları, saz ve söz üstatlarını toparlayıp yön verecek, ilimize ve Türk kültürüne önemli katkılar yapabilecek bir değer. Yeter ki fırsat verilip imkân tanınsın…  Henüz vakit geçmiş değil, böyle bir değerimizin verimlilik zamanında kıymetini  bilip, tecrübelerinden, yeteneğinden yaralanma zamanı. Zira o hiçbir zaman karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmadan iyi niyetli, güzel çalışmalarıyla ellerini yıldızlara uzatmaya devam ediyor. Belki yıldızları yakalaması mümkün olmayacak ama şahsen ben Ay Dedeyi tutacağına inanıyorum. Bu sebepten kendisinden yeni çalışmalarla Anadolu‟nun sesini daha da yükseltmesini bekliyoruz. Allah şahsına, ailesine, sevdiklerine uzun ömürler versin… Yolu bahtı açık olsun… İyi ki varsın Recep ALEMDAR… 

Abdullah AYATA - Çıngı 65. Sayı

 

6 Mart 2019 Çarşamba

ÖZKAN ALTUN (1972 - )


09.04.1972 yılında Efe Kadir ve Şükriye Fatma Altun çiftinin çocukları olarak Bünyan’ın Sağlık mahallesinde dünyaya geldi. 1977 yılında Atatürk İlkokulu’na beş yaşında iken başladı.  Buradan mezun olduktan sonra Bünyan Ortaokuluna devam etti. Ortaokul tahsilini tamamladıktan sonra, ablası Kudret Altun’un İstanbul Üniversitesinde öğretim görevlisi olması nedeniyle, liseye İstanbul Şehremini Lisesi’nde başladı. Birinci sınıfı burada tamamladıktan sonra 2. Ve 3. sınıflara Kayseri Lisesinde devam etti ve 1989 yılında buradan mezun oldu. 

Altun Kayseri Lisesi’nden mezun olduktan sonra babasının Köprü’de ve Mersinönü’nde kurulu olan benzin istasyonunda görev alarak ilk ticari tecrübesine adım attı. 1994 yılında Erciyes Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu İşletme Fakültesini okumaya başladı. Buradan mezun olduktan sonra ticari faaliyetlerine devam etti. 1997 yılında kurucu ortak olarak Altun Petrol Ltd. Şti’ni kurdu. 2000 yılında askerlik görevini yerine getirdi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra 2003 yılında Fizik Mühendisi Fatma Altun ile hayatını birleştirdi.

Uzun süre ticaretle uğraştıktan sonra, 2013 yılında Ak Parti’de siyasete başladı.  Aynı yıl içerisinde Siyaset Akademisi kursu aldı. 2014 yılında Bünyan Yavuz Selim Sanayi Sitesi Kooperatif 2. Başkanlığı görevine seçildi. Halen bu görevini yürütmektedir.  2014 yılı seçimlerinde Bünyan’dan Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi seçildi. Dört yıl burada görev yaptıktan sonra, görev süresinin tamamlanmasına bir yıl kala 2017 yılında Ak Parti Bünyan 6. Olağan İlçe Kongresi ile Bünyan İlçesi Ak Parti Bünyan İlçe Başkanlığı görevine getirildi. 2018 Yılı Aralık ayına kadar bu görevi yürüttü. 22 Ocak 2019 tarihinde Ak Parti Bünyan İlçesi Belediye Başkan Adayı olarak görevlendirildi. 

Özkan Altun, Efe, Efsa ve Asaf adında üç çocuk babasıdır. 

21 Mart 2017 Salı

FİKRET GÜRKAN (1926-2014)


1926 Yılında Konaklı ailesinden Paşa Ağa oğlu Remzi Bey ile yine aynı aileden Hacı Ali ağa kızı Fevziye hanımın çocukları olarak Cami-i Cedit Mahallesi’nde dünyaya geldi. 6 yaşında iken babası Remzi beyi kaybetti. 1932 yılında Çağlayan ilkokulunda eğitimine başladı. 1937 ilkokulu bitirdi aynı yıl Kayseri Lisesi bünyesinde bulunan ortaokula girdi ve 1941 yılında buradan mezun oldu.

Gürkan ortaokulu bitirdikten sonra Sümerbank Kayseri Bez Fabrikasının laboratuvarında işe başladı. Burada 1 yıl çalıştıktan sonra Bünyan Sümerbank Yünlü Battaniye Fabrikasına tayin oldu. 1947 yılında Konaklı ailesinde Cemal Eler in kızı Celile hanımla evlendi. Evlilikten hemen sonra askerlik görevi nedeni ile Elazığ’a gitti, askerlik dönüşü tekrar fabrikadaki görevine döndü. Emekli olduğu 1977 yılına kadar bu fabrikanın muhasebe bölümünde görev yaptı.

Fikret Gürkan emekli olduktan sonra Kayseri’de Mavi Çelik Anonim Şirketi ile Alçılar Tavuk ve Madencilik Şirketinde muhasebe müdürlüğü yaptı. Özel sektördeki bu görevleri 1993 yılına kadar sürdü. 1995 yılında çok sevdiği annesi Fevziye hanımı kaybetti. 2001 yılında hac görevini yerine getirdi. 2003 yılında Çok sevdiği eşi Celile hanımı, 2004 yılında da küçük oğlu Arif i kaybetti.

Bünyan’ın sevilip sayılan simalarından olan Fikret Gürkan’ın kendisi ortaokuldan sonra okumamışta olsa, yedi evlat sahibi bir insan olarak onların iyi birer yere gelebilmeleri için çok gayret etti ve bu yüzden onların eğitimine çok önem verdi. Ortaokuldan sonra okumamış olmasına hep yakınmış fakat eğitimin bir ömür boyu süreceğini bildiği için okumaya ve araştırmaya merak sarmıştır. Evine her gün bir gazete ve aylık bir dergi alarak bunları hiçbir zaman okumadan bırakmamış, bu gazetelerin bulmacalarını çok pratik bir şekilde çözer olmuştu. Özellikle bir Bünyan aşığı olduğu için Bünyan’ın tarihini ve kültürünü hafızasına kazımış bununla yetinmeyerek bu bilgilerini gençlere de aktarmayı bir vazife bilmiştir.

Babası Remzi Beyinde bir öğretmen olması nedeniyle kendisi de çocuklarının eğitimine önem vermiş, her birisinin okuyarak birer meslek sahibi olmasını sağlamıştır. Çocuklarından Fevziye, Süha ve Fatih Öğretmen, Remzi işletmeci, Salim tekstilci, Arif sağlıkçı olmuşlardır. Kızı Süheyla ev hanımıdır. Çocuklarını okutmakla yetinmeyen Gürkan torunlarının da okuyarak bir yerlere gelmesini istemiştir. Bu gün torunlarının hepsi Üniversiteye girmiş olup şu anda 5 torunu tıp öğrencisi, öğretmen, işletmeci ve mühendis olmuşlardır.

Okumanın yanında müziğe karşıda ilgisi olan Gürkan, babası Remzi Bey gibi iyi bir klarnet üstadıydı. Bugün unutulmaya yüz tutmuş olan Bünyan halaylarını da çok iyi bilen Gürkan gençlik çağlarında özellikle düğünlerde halay başı olarak halay çekmesini çok severdi. Herkes tarafından çok sevilen ve sayılan biri olmasının yanında, sosyal hayatta da paylaşımcı ve entelektüel kişiliğe sahipti. Kasım 2014 yılında hayatını kaybeden Gürkan 7 çocuk, 15 torun ve 13 te torun çocuğu sahibidir. Çocukları Fevziye Fatma Arslan, Süheyla Pıçakçı, Remzi Gürkan, Süha Gürkan, Salim Gürkan, Fatih Gürkan, Arif Gürkan’dır.
Hasan Yüksel

13 Şubat 2017 Pazartesi

ORHAN TURAN (1943 - )


7 Ekim 1943 Yılında Ahmet ve Hasibe Turan’ın 4 çocuğundan 2. si olarak Bünyan’da dünyaya geldi.  İlk eğitimine 1950 yılında Çağlayan ilkokulunda başladı. 1953 yılında ortaokul eğitimine başladı. Babasının görevi gereği ortaokulun 1. ve 2. sınıflarını Erzurum da rahmetli amcası Dr. Sami Turan’ın yanında okudu. Tekrar Bünyan’a döndükten sonra son sınıfı Bünyan Ortaokulu’nda tamamlayarak 1956 yılında mezun oldu. Lise eğitimine 1956-1957 öğretim döneminde Kayseri Lisesi’nde başladıktan sonra 3. sınıfı amcasının oğlu rahmetli Dr. Sedat Turan’ın yanında Artvin lisesinde okuyarak buradan mezun oldu.

Turan 1962 yılında Dil Tarih Coğrafya lisesine kaydolup Kayseri Ana Ve Çocuk Sağlığı Merkezinde laborant olarak çalışmaya başladı. 2 yıl sonra dil tarih ten ayrılıp Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt oldu.  Ancak yaş sınırlaması nedeniyle askerliğe çağrılmış olmasından dolayı eğitimine ara vermek zorun da kaldı ve askere gitmeden önce Tomarza Böke Köyü İlkokulu’nda bir yıl öğretmenlik yaptı. Mayıs 1966 yılında Tokat Erbaa’dan Güler Arıcı ile hayatını birleştirdi.

Haziran 1966 yılında Manisa Er Eğitim Tugayında 3.5 ay sürecek olan temel askerlik görevine başladı. Burada temel eğitim aldıktan sonra askerliğini öğretmen olarak tamamlamak üzere, bir yıl Sivas İmranlı Taşdelen köyünde, bir yıl da Bünyan Ağcalı ilkokulunda olmak üzere iki yıl süren askerliğini öğretmen olarak tamamladı.

Turan Vatani görevini tamamladıktan sonra 1968 yılında Bünyan Çağlayan İlkokulu’na tayin oldu.  5 yıl okuduğu Bünyan Çağlayan İlkokulunda öğretmen olarak atanmış olmanın verdiği gururla 7 yıl boyunca sınıf öğretmenliği yaptı.  Yarım gün öğretmenlik yaptığı için günün kalan diğer yarısında, büyük çapta yumurta ve kuluçka tavukçuluğu olmak üzere,  Rahmetli Mustafa Ulusoy ile halıcılık, diğer öğretmen arkadaşları İbrahim Soylu ve İbrahim Demirezen ile birlikte kitabevi işletmeciliği de yapmıştır.

1975 yılında yatay geçiş ile Kapıkule Gümrükler Başmüdürlüğüne memur olarak atandı. 1977 de müdür yardımcısı olan Turan ın tayini, 1978 de Bandırma'ya 1981 yılında da Habur a sınır kapısına çıkı. Habur’da ki ve Edirne’de ki kaçakçılıkla mücadelede ki başarılarından dolayı bakanlıkça Gümrükler Başmüdürlüğü ve Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüğü görevlerini vekâleten yürütmek üzere görevlendirildi

1983-1985 yılları arasında İskenderun Transit Gümrük Müdürlüğü yapan Turan, bir dönem de İskenderun Gümrükleri Başmüdürlüğü görevini vekâleten yapmıştır. 1986 yılında İzmir e tayin oldu.  5 yıl İzmir de görev yapan Turan 1991 yılında Gaziantep e tayin olmuş 1997 yılında ise buradan emekli olmuştur. Askerlik sebebi ile ara verdiği eğitimini 1995 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirerek tamamlamıştır.

Halen Kahramanmaraş ta ikamet etmekte olan Turan’ın Hakan ve Gürhan adında oğlu ve Ruhan adında kızı ile 6 torunu vardır.

Hasan Yüksel

28 Ocak 2017 Cumartesi

TÜNDOĞAN ARAR (1936 - )




16.10.1936 tarihinde, Konaklı sülalesinden Ömer Neşet ve Şaheste hanımın çocuğu olarak Bünyan’da doğdu. İki büyük ağabeyi (H. İbrahim Ve Nafiz Arar) ve iki ablasından (Hanım ve Alem ) sonra ailenin en küçük çocuğudur. 

İlk eğitimine 1943 yılında Bünyan Çağlayan İlkokulunda başladı. 1948-1949 Eğitim öğretim yılında ortaokula Bünyan Ortaokulunda devam etti. Ortaokuldan sonra, 1951 – 1952 öğretim yılında Kayseri lisesine kayıt yaptırarak öğrenim hayatına burada devam etti. O yıllarda içinde hep asker olma arzusu vardı. Lise öğrenimi görürken askeri okula gitmek için müracaat etti. Subay okulu için yaşının 8 ay büyük olması nedeniyle astsubay okuluna kabul edildi.  1952 yılında askeri okul için Eskişehir Askeri Lisesinde bir yıl kurs eğitimi aldı.  1953 yılında yeni kurulan İzmir Hava Meydan Tesis Bakım Teknik Okul Komutanlığına öğrenci olarak girdi. Sonradan kayın biraderi olacak olan Erdoğan (Gürkan) ile aynı sınıfta ve aynı dalda üç yıl süren eğitimini tamamladıktan sonra 1958 yılında ilk görev yeri olan, Kütahya Hava Er Eğitim Tugayına Astsubay Çavuş olarak tayin oldu. 

1959 yılında senelik iznini kullanarak Bünyan'a gittiğinde bir vesile Naci ağanın kızı Cihan hanımla evlendi. Çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda astsubay okulunda devresi olan rahmetli Erdoğan (Gürkan) kayın biraderi olmuştu. Bu yüzden birazda utanarak Erdoğan'ın
yüzüne uzun bir zaman bakamamıştı.

1966 yılında Kayseri Hava İkmal Bakım Merkezine, üç yıl sonra ise Konya 3 ncü Ana Jet Üs Komutanlığına uçak bakım teknisyeni olarak tayin edildi. 1974 Kıbrıs barış harekâtında üstün hizmet takdir belgesi aldı. Sonraki yıllarda Amerika’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargo nedeniyle Türk uçakları için büyük bir önem arz eden ve uçakların uçuşunu engelleyen bir malzemenin çözümünü gerçekleştirerek TSK olan katkısı nedeniyle mucitlik brövesi aldı.

1978 yılında severek yaptığı askerlik görevinden emekli oldu. Kayseri’ye dönmeyi çok istese de, o yıllarda yaşanan anarşik olaylarından dolayı Konya’da; Üniversite eğitimini sürdüren kızını yalnız bırakmamak amacıyla Kayseri’ye dönemedi. Sonrasında sırasıyla diğer çocuklarının da Konya’da üniversite eğitimi almaları neticesinde Konya’ ya iyice yerleşmek zorunda kaldı. Kısa bir dönem ticarete atıldı ve inşaat dekorasyon işleri ile uğraştı. Aynı zamanda Konya Çocuk Esirgeme Kurumunda Vakıf Başkanlığı yaptı. Buradaki hizmetleri ve başarılı iyileştirme çalışmalarından dolayı o dönemde kurumu ziyaret eden Kenan Evren tarafından kendisine daha sonra takdir belgesi gönderildi.

Tündoğan Arar’ın, Nurgül, Ayşenur ve Ömer Neşet isminde 3 çocuğu ve 4 torunu vardır. Şu an Konya’da emekliliğin tadını çıkarmakla beraber Kayseriyi ve Bünyan'ı fırsat buldukça ziyaret edip mümkün olduğu kadar hasret gidermeye çalışmaktadır. 

Hasan Yüksel

3 Aralık 2016 Cumartesi

ŞERİF SÜMER EROL


1945 yılında Halit (Dayıbey) ve Kadriye Erol çiftinin yedi çocuğundan üçüncüsü olarak Bünyan’da dünyaya geldi. 1951 yılında Bünyan Çağlayan İlkokulunda ilk eğitimine başladı. Ortaokul eğitimine yine Bünyan’da Bünyan Ortaokulunda devam etti. O dönemde Bünyan’da lise olmadığı için liseye Kayseri Lisesinde devam etti.  1963-1964 döneminde buradan mezun oldu.

Erol’un çocukluğunun ve gençliğinin büyük bir bölümü liseden mezun oluncaya kadar Bünyan’da ve çok sevdiği Şeşe bağlarında geçmişti. Üzüm gilemada toplayıp pekmez kaynatmak o zamanlar en çok sevdiği işlerdendi.  Bağa gittiği zaman zamanının birçoğunu Şeşe bağlarında bulunan Haftlar mevkiinde bağa gelen arkadaşları ile geçirir, topladığı alıçları arkadaşlarına dağıtmayı çok severdi.
 
1965 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.   1971 yılında kazandığı bu okuldan mezun oldu. Mezun olduktan sonra 1973 yılına kadar Kayseri’de avukatlık stajı yaptı. 1973 yılında Avukatlık Ruhsatını alarak fiilen Avukatlık yapmaya hak kazandı.  1974 yılında her genç gibi askerlik görevini yerine getirmek için askerlik başvurusunda bulundu ve askerliğini Artvin’de SSCB sınırında yaptı. O dönemde kendisiyle birlikte asker olan arkadaşlarının birçoğu Kıbrıs görevi nedeniyle şehit oldu. Askerlikten sonra tekrar Kayseri’ye dönerek Avukatlık görevini icra etmeye başladı. 1978 yılında Eczacı Sema hanım ile hayatını birleştirdi. 1999 yılında bir ömür boyu aynı yastığa başını koyduğu hayat arkadaşını kaybetti.  Şerif Sümer Erol 1973 yılından beri halen Kayseri’de Ağır Ceza Avukatı olarak çalışmaktadır.

Erol, 1980 yılı öncesinde Disk’e bağlı beş sendikanın avukatlığını yürüttü. 1993-1995 Yılları arasında SHP il başkanlığı yaptı. 1992-1994 yılları arasında Kocasinan Belediyesi Başkan Vekilliği görevini yürüttü.  Yine bu tarihler arasında SHP Kocasinan Belediye Meclis Üyeliği yaptı. 1995 Yılında CHP Kayseri Milletvekili Adayı oldu.  

Erol iki evlat sahibi olup, oğlu Halit Erdem Erol Yüksek Bilgisayar Mühendisi olup halen Erciyes Üniversitesi Rektörlük Bilgi İşlem Merkezi’nde çalışmaktadır. Kızı Özlem Mıhçıokur Yüksek Kimyager olup doktora yapmaktadır.

Hasan Yüksel.

27 Kasım 2016 Pazar

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN KAYSERİ ZİYARETLERİ



Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kayseri Ziyaretleri, ilki 19 Aralık 1919 yılı olmak üzere beş kezdir. İlk ziyareti, Heyeti Temsiliye Reisi olarak Samsundan başladığı ve daha sonraki günlerde Sivas'tan hareketle Ankara'ya doğru olan yolculuğu sırasındaki Kayseri ziyaretidir. 18 Aralık 1919 Perşembe günü karlı bir havada, Sivaslılar'ın sevgi gösterileri arasında Sivas'tan hareket etmişler ve 19 Aralık 1919 Cuma günü akşamı da Kayseri'ye gelmişlerdir. Kayserililer hava soğuk ve karlı olmasına rağmen; Mustafa Kemal Paşa ve dava arkadaşlarını coşkulu bir şekilde karşılamışlardır.


Atatürk'ün Kayseri'ye ikinci ziyareti 29 Ağustos 1924 yılında başladığı Anadolu gezisidir. İlk olarak Afonkarahisar'da başlamak üzere, Dumlupınar-Eskişehir-Bura-Trabzon-Rize-Giresun-Ordu-Samsun-Amasya-Tokat-Sivas-Erzincan-Erzurum-Sarıkamış-Kars-Kayseri-Yozgat-Kırşehir ve çevrelerini içine alan gezisidir. Gazi Bu gezisinde Kayseri'ye olan ziyareti 13 Ekim 1924' tür. 13 Ekim Sabahı Sivastan Kayseri'ye hareket eden Gazi Gesi Bucağında karşılandıktan sonra saat 17.00'de Kayseri merkeze gelinmiştir. Şehrin girişinde binlerce Kayserili Yaşasın Büyük Gazimiz" sesleriyle sevgi ve coşkularını göstermişlerdir. Önce belediyeye gidildi, burada heyetler kabul edildi. Daha sonra halkla birlikte yürüyerek kendilerine ayrılan yere gittiler. Bütün gece şenlikler ve fener alayları devam etti. Bu sırada henüz Kayseri Lisesi öğrencisi olan Behçet Kemal Çağlar'da bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı 14 Ekim 1924 Salı günü Hükümet dairesini, Kumandanlık, Halk Partisi ve Ticaret Odasını ziyaret etti. Temelleri 1894 yılında atıldığı halde otuz yılda tamamlanmamış ve son iki yıl içinde bitirilen Memleket Hastanesinin açılışını yaptı. Saat 16.00'da Kayseri lisesini ziyaret etti, saat 20.00 ye kadar dört saat içerisindeki derslere girdi. 15. Ekim 1924 günü ise sonraki ziyaret yeri olan Yozgat'a doğru hareket etti.

Gazi Mustafa kemal'in Kayseriye olan üçüncü ziyareti yine bir dizi Anadolu şehrini kapsayan gezisi sırasındadır. 4 Haziran 1928'de İstanbul'dan başladığı bu gezisinde İstanbul'dan sonra Tekirdağ-Gelibolu-Sinop-Samsun-Amasya-Sivas ve  Kayseriyi ziyaret etmiştir. Gazi'nin bu Gezisi üç buçuk ay sürdü ve "Yazı Dersi Gezisi" olarak tanımlandı. Bu gezisinde yanında başvekil İsmet Paşa'da vardı. Kayseri'ye 20 Eylül 1928 saat 14.30da misafir olmuşlardır. Doğruca Cumhuriyet Halk Partisi'ne gidildi. Parti inası önüne binlerce kişi birikmişti. Meydana kara tahta konmuştu. Kayseri'de halk ile   Yeni Türk Alfabesi üzerinde görüşmeler yapıldı. Yeni yazıyı on günde öğrendiğini söyleyen bir Kayserili vatandaşı göstererek: "Bak ismet, on günde öğrenmiş" diyerek takdir etmiştir. Bu hareketiyle O, yeni yazının kolay öğrenildiğine işaret etmiştir. Aynı gün Kayseri'den ayrılırlar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kayseri'ye dördüncü kez olan ziyareti yine Anadolu'ya düzenlenen bir gezi vesilesiyleydi. Bu gezi sırasında Kayseri-Sivas-Tokat-Amasya-Trabzon-İstanbul-Kırklareli ve Edirne illeriyle çevresindeki ilçe, nahiye ve köyler gezilmiştir. Kayseri ziyareti 18 Kasım 1930 Salı günü saat 13-15 de Gazinin Kayseri yakınlarındaki Beydeğirmeni İstasyonunda karşılanmasıyla başladı. Gazi ve yanındaki heyeti bu ziyaret sırasında sırasıyla Vilayet, Kolordu, Belediye Ve Kayseri Lisesinde toplantı ve görüşmeler yapıldı. Kayseri lisesi ziyareti sırasında Öğrenciler Gazi'den birlikte Fotoğraf çektirmek isteğinde bulundular. Gazi'nin etrafını çevirerek resim çekindiler. Alkışlar "Yaşa" sesleri arasında liseden ayrıldılar. Bu ziyaret filme alındı ve Kayseri'de filme alınan ilk olay sayıldı. Gazi daha sonra Halk Partisine geçti. Burada Parti Heyeti, ileri gelenler, Serbest fıkra (parti) üyeleri Belediye üyeleri ve halk ile görüşmeler yaptı. Buradan Ayrıldıktan sonra gazi akşam yemeğini geldiği trende Vali ve Kolordu komutanıyla yedi, Geceyi'de burada geçirdi. 19 Kasım 1930 da öğleye kadar yine trende çeşitli görüşmeler yaptıktan sonra saat 14.30'da Sivas'a hareket etti. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kayseri'ye olan beşinci ziyareti, 4 Şubat 1934 tarihinde gerçekleşmiştir. Gelişinin ertesi günü şehirdeki faaliyetleri yerinde görmekten memnunluk duymuştur. Bu cümleden olmak üzere; Atatürk, Tayyare Fabrikası'nı, Talas'ı ve Kayseri Hunat Medresesi müzesini gezmiş ve ilgililerden bilgi almıştır.  Hunat Hatun Türbesi kaidesi ve Camii'nin alınlığındaki Selçuklu taş işçiliğini takdir etmiştir. Müzeden çıkışında halk kendisini, fevkalade tezahüratla karşılamış ve alkışlamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kayseri’ye ilk ziyaretlerini Heyet-i Temsiliye Reisi olarak, diğer dört ziyaretlerini ise, Cumhurbaşkanı sıfatıyla gerçekleştirmiş olup, her ziyaretlerinde Kayserililer onu sevgiyle çoşkuyla bağırlarına basmışlardır. O  da Kayserililer'i takdir etmişlerdir.   

Kaynak: 1- Ertuğrul Zekai Ökte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Yurtiçi Gezileri-1922-1938, İstanbul, 2000
2- Hakimiyeti Milliye Gazetesi, Nüsha 1446,1447, 2587, 4505,4506,
3-Cumhuriyet Gazetesi Nüsha 3503-3504 


13 Ekim 1924 Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanımve Fahrettin (Altay) paşa Kayseri'de karşılanışı

18 kasım 1930 Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'in Kayseri İstasyonunda karşılanışı

20 Aralık 1919 Mustafa Kemal, Kayseri'de Heyet i Temsiliye Üyeleriyle

20 Eylül 1928 Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Kayseri' de Yazı Dersinde Ünlü Fıransız Dergisinin Kapağı L'illustration

20 Mart 1923 Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Eşi  Latife Hanım Konya'da öğrenciler ve bayraklarla karşılanışı

20.12.1919 Atatürk Samsundan Ankara'ya geçerken, Kayseri'ye İlk Ziyareti 

1924 Kayseri


1928 Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinden, Yazı Dersinde

28.09.1928 Yeni Harf İnkılabı Dersi

Atatürk 18 Kasım 1914 Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Kayseri Erkek Lisesinde Öğrencilerle 

Atatürk Cumhuriyet Meydanı Saat Kulesi Önünde



Atatürk Kayseri2de 18 Kasım 1930

Atatürk Kayseri'de 18.11.1930


Atatürk Kayseri'de 20.08.1928

Atatürk Kayseri'de bir derste


Atatürk Kayseri'de haklın arasında

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Kayseri Ziyaretinde Kaldığı Konak

Atatürk'ün Yurt Gezisi için Kayseri'ye Hareketi 17.11.1930

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Kayseri, Cumhuriyet Halk Fıkrası (Partisi) binası önünde Yeni Alfabe ile ilgili olarak halkla görüşürken


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ve Eşi Latife Hanım Kayseri' de Halk Fıkrası (Partisi) binası  önünde, saat kulesinin  bulunduğu bina

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım Kayseri' de Ordu Komutan ve Subaylarıyla 
Erkek lisesi öğrencileri ile 18 Kasım 1930 Kayseri'de


Atatürk 1930 yılında Kayseri'ye yaptığı ziyaret sırasında halkla sohbet halinde.

Mustafa Kemal, Kayseri Hükümet Konağı'ndan ayrılırken (19 Kasım 1930)

Sakarya Savaşı öncesinde TBMM'nin Kayseri'ye taşınması olasılığına karşı hazırlanan başkanlık kürsüsü

8 Mart 2016 Salı

ATİLLA DAĞAŞAN



ATİLLA DAĞAŞAN (1943 -    )
Bayan terzisi Hacı Osman Dağaşan Ve Hatice Dağaşan çiftinin dört çocuğundan dördüncüsü olarak 1943 yılında Bünyan’da dünyaya geldi.  1955 yılında İlkokulu,  Bünyan Namık Kemal İlkokulu’nda tamamlayan Dağaşan, ortaokulu da 1958 yılında Bünyan Ortaokulu’nda tamamladıktan sonra Liseyi Kayseri Lisesinde okudu. 1966’ da bu okuldan mezun oldu. Çok hareketli bir çocukluk dönemi yaşayan Dağaşan, bu hareketliliğini spora karşı meyillendirerek Voleybol ve futbola karşı olan ilgisini artırdı. Bu ilgiyi yaz tatillerinde de değerlendirerek futbol hayatını ilerletti. 1960-1965 yılları arasında Kayseri Lisesi ve Kayseri Erciyes Sporda lisanslı futbol oynadı. İlçeler arası futbol turnuvalarına katıldı. 1968-1969 yılları arasında kendisi gibi futbola gönül veren Bünyanlılar ile Bünyan İdman Yurdu Futbol takımını kurdu.

Kayseri Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih Coğrafya Fakültesini kazandı.  Bu okuldan mezun olduktan sonra, 1973-1974 yılları arasında yedek subay olarak askerliğini yaptı.

Askerlik görevini tamamladıktan sonra ilk görev yeri olarak 1975 yılında Bünyan Lisesine Coğrafya öğretmeni olarak atandı. 1977 yılında kendisi gibi öğretmenliğe gönül vermiş olan Lale Feyzioğlu ile evlendi.  1979 yılında Bünyan Lisesi Okul müdürlüğü görevine atanan Dağaşan, 1980-1995 yılları arasında çok başarılı çalışmalara imza atarak Bünyan’da, vatanını milletini seven yüzlerce genç yetiştirdi.  1995 yılında Kayseri Baldöktü Anadolu Lisesine tayin olan Dağaşan  1998 yılında buradan emekliğe ayrıldı.

Dağaşan’ın Ülkühan (Elektrik Teknikeri ve İşletmeci)adında bir kız ve Kaan (Jeoloji Mühendisi)adında bir oğul babasıdır.  (Not: Atilla Dağaşan Gelini Hacer Dağaşan’nıda (Makine Mühendisi) kendi evladı olarak kabul etmektedir.  Dağaşan iki torun sahibidir)

Hasan Yüksel

11 Şubat 2016 Perşembe

AYHAN MUTLU


AYHAN MUTLU (1950-       )

Mustafa ve Zeynep çiftinin evladı olarak, 1950 yılında Bünyan İbrahim Bey mahallesinde bir güz günü patatesler sökülürken mahallenin tecrübeli ebesi Menzuha’nın eline doğdu. Küçüklüğü kayabaşı ve aşağı havuz civarında doğayla bütünleşerek neşe içinde geçti. İlkokulu evlerine ve Kayabaşına yakın olan Bünyan Çağlayan İlkokulunda bitirdi. Bünyan konuşma dilini yazı diline çeviremediğinden Türkçe dersine ilave olarak tabiat bilgisi dersinde sözlüde öğretmen daha soruyu sormadan bilmiyorum dediği için öğretmen sözlüye iki tane iki verdiği için iki dersten birinci sınıfı geçemedi. Tahsil hayatı boyunca Türkçe ve kompozisyon dışında hiç bir dersten sorunu olmadı. O dersleri bir şekliyle kurtarınca, tüm sınıfları hiç bütünlemeye kalmadan geçti. Matematik dışında diğer dersleri vasat olduğu için öğrencilerin çoğunluğu bütünlemeye kalırken onun doğrudan sınıf geçmesine herkes şaşarlardı. Bünyan Ortaokulunu 1967 yılında bitirdikten sonra o yıl Bünyan’da lise olmadığı için Kayseri Lisesine kayıt yaptırdı ama onu yeni açılan Sümer lisesine gönderdiler.

1970 yılında babasının ölümü nedeniyle üniversite sınavlarından herhangi bir bölüme girecek kadar puanı olmasına rağmen kayıt yaptırmadı. Aynı yıl yapılan üç aşamalı eğim enstitüsü sınavları neticesinde yatılı olarak Erzurum Eğitim Enstitüsü Matematik bölümüne girdi. Üç yıllık okulu 1973 yılı haziran döneminde bitirdi. Kurada Isparta- Senirkent- Yassıören Ortaokulunu çekti. Kayseri veya Kayseri’ye yakın yerlerle becayiş yapabilme imkânı var iken şansıma deyip 1973 yılında Isparta- Senirkent- Yassıören Ortaokulunda göreve başladı. Orada dört ay çalıştıktan sonra ne olduğunu anlamadan, 1974 yılında Isparta-Eğridir-Aksu Ortaokuluna valilik oluruyla gönderildi. Ortasından Aksu çayının geçtiği, ormanın içinde, Eğridir’e otuz kilometre uzaklıkta, dağların arasında şipşirin Aksu kasabası... Ama kasabada fırın ve lokanta yoktu. Burası yeme- içme açısından bekârlar için tam mahrumiyet bölgesiydi. 1975 yılında yedek subay öğrenci olarak Isparta’da üç buçuk ay kısa dönem askerlik yaptı. Normal nakil döneminde, nakil isteyerek 1976 yılında Kayseri- Develi Merkez Ortaokuluna naklen atandı. Siyasetin benden değilsen hainsin diye nitelendirildiği 1978 yılında siyaseten Kayseri- Kuşçu Ortaokuluna zorunlu il içi nakil yapıldı. Kanun ve yönetmenliklerin açıklarından yararlanarak ve sıkışınca rapor alarak, hayatı boyunca devamsızlık nedeniyle maaş almayı içine sindiremezken yeni görev yerine gitmemek için bir yıl oyalandı. Nihayetinde 1979 yılı haziran ayında Kayseri- Kuşçu Ortaokulunda göreve başladı. Aynı yıl eylül ayında Kayseri- Sarıoğlan-Çiftlik Ortaokuluna gönderildi. 1979 yılı ekim ayında Semiha hanımla evlendi. Bir kız, bir oğlan çocuğu oldu. 1979-1981 yıllarında çiftlikte şehir şebekesi olmadığı için mahalle çeşmesinden çamurda çaltakta kovalarla 300 metre uzaktan günde beş altı sefer su çekmek dışında çiftliği çok sevdi. 1981 yılında kendi isteğiyle Bünyan Lisesine naklen geldi. Bünyan lisesinde iki yıl öğretmen olarak çalıştıktan sonra müdür yardımcısı oldu. O yıllarda Bünyan Lisesi Üniversiteye öğrenci yerleştirilmesinde kendi gurubunda; liseler arası sıralamasında Türkiye’de ilk elliye girdi.

Bünyan Beyaz evler yapı Kooperatifinde başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Üyeler evlerine girene kadar görevine devam etti. 1989 yılında kendi isteğiyle Kayseri Lisesine nakil oldu. 1999 yılında Kayseri lisesinden emekli oldu. Ara vermeden aynı yıl Özel Atlas Lisesi’nde öğretmen olarak göreve başladı. Bir yıl sonra Müdür yardımcılığı görevine getirildi. O yıllarda imam hatip lisesinden mezun olanların üniversiteye girmesi zorlaştırıldığı için Kayseri’nin kalburüstü ailelerin kızları İmam Hatipten ayrılmış, Özel Atlas Lisesine gelmişlerdi. İlk sıralar tamamı kız olan okul, 28 Şubat kararlarıyla erkek öğrenciler de alınarak karma okul haline geldi. Özel Atlas Lisesinde dört yıl çalıştıktan sonra aynı genel müdürlüğe bağlı Özel Hisarcıklıoğlu Fen Lisesi’nde görevlendirildi. Bir yıl orada çalıştıktan sonra öğretmenlik mesleğine noktayı koydu. Bir yıllık boşluktan sonra 2005 yılında Melikgazi Lisesi Müdürü olan arkadaşının ricasıyla Melikgazi Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi’nde kütüphanede görev aldı. Matematiği unuttu, kütüphanede bulunan tüm kitapları okudu ve okumaya devam ediyor...

Banu ve Orhan adında iki evlat sahibidir.

Ayhan Mutlu’nun Kendi Kaleminden.

14 Eylül 2015 Pazartesi

MEHMET OLCAY



Dr. MEHMET OLCAY (1949 - )
1949 Yılı Şubat ayında Bünyan’da doğdu, Babası Edamağanın torunu Ali, annesi Kamerin Osmanın kızı Ayşe’dir. 1956’da Çağlayan İlkokuluna başladı. 4. Sınıfa kadar burada okuyan Olcay, 4-5’inci sınıfa Namık Kemal İlkokulunda devam etti ve İlkokulu burada bitirdi. 1962’de Bünyan Ortaokuluna devam edip mezun oldu. Liseye İstanbul Kabataş Lisesinde başlayan Olcay, birinci ve ikinci sınıfı burada okuduktan sonra Kayseri'ye döndü. 3. Sınıfı 1967 yılında Kayseri lisesinde tamamladı.

Liseyi tamamladıktan sonra her liselinin yaşadığı zorlu imtihan olan Üniversite giriş sınavlarına girerek 1967 yılında İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesini kazandı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Yüksek Okullar Komutanlığı hesabına bu komutanlığın yurtlarında kalarak Teğmen rütbesi ile 1973 yılı 14 Haziranda İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. Aynı yıl içerisinde yeni bir hayata adım atarak Hanife hanım ile evlilik yaptı. Mezuniyetten sonra bir yıl Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinde staj eğitimi aldı. Daha sonra kura ile üsteğmen rütbesiyle Erzincan 59. Topçu Er Eğitim Tugayı Sağlık Şubesinde 3 yıl görev aldı. Burada görev yaparken 2 yılın sonunda girdiği ihtisas imtihanını kazanarak 1977 yılında Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi 2. Dahiliye Kliniğinde ihtisasa başladı. 1981 Haziranında ihtisasını tamamladı. İhtisasa başladığı yıllarda askerlik Şube yoklamaları ile kura ile dört ay Erzurum ve Ağrı’da görev yaptı. Yine ihtisas sırasında, 1979 yılında dört ay süre ile Kıbrıs 28. Motorlu Piyade Tümen Sağlık Şube Müdürü olarak görev yaptı.

İhtisasını tamamladıktan sonra rahmetli anne ve babasının isteği ile Kayseri’ye tayinini istedi. Tayinin çok zor olmasına rağmen K.K.K Nurettin Ersin Paşa'nın kabul etmesiyle 1981 yılında Kayseri Askeri Hastanesine tayin oldu. 1990 yılında Askeri Hastane Hava İkmal Merkezinin içine taşınınca buradaki görevinden istifa ederek nisan 1990 yılında Sağlık Bakanlığının bünyesine geçti. 1999 yılına kadar Düzce Devlet Hastanesi iç hastalıklar polikliniğinde görev yaptı. Aynı zamanda burada 1993 yılından sonra hemodiyaliz merkezinin şefliğini yaptı. 1999 yılında meydana gelen büyük deprem sonrasında buradaki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Aynı yıl Mersin Devlet Hastanesine tayin oldu. Burada İç hastalıkları uzmanı olarak 2008 yılına kadar görev yaptı. Aynı zamanda yine burada Diyaliz uzmanlığında bulundu. 2008 yılından bu yana Mersin’de özel diyaliz merkezlerinde halen bu görevini sürdürmektedir.

Olcay, memleket hasretiyle Bünyan’da dededen kalma arazi üzerine 2012 yılında bir ev yaptırarak, yaz aylarını burada geçirmeye başladı. Burada geçirdiği zamanlarda yine Mersine giderek hastalarına gerekli olan tedaviyi vermektedir. Olcay'ın Ayşegül (1974) , Yasemin(1983) ve Gökçe(1986) adında üç kızı bulunmaktadır. Ayşegül Açık Öğretimi Tamamladı, Yasemin Ortadoğu Teknik Üniversitesi Makine Yüksek Mühendisliğini tamamladı, küçük kızı Gökçe Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunudur.

1 Nisan 2015 Çarşamba

MEHMET NEDİM EROL


Mehmet Nedim EROL

17 Mayıs 1952 yılında Bünyan’da doğdu.  Okul hayatına Çağlayan ilkokulunda başladı. Bünyan ortaokulundan sonra Kayseri Lisesi, İstanbul Haydarpaşa lisesinde (Şu an Marmara üniversitesi olan yer ) okuduktan sonra Bünyan lisesinden 1971 yılında mezun oldu. (Bünyan lisesinin ilk mezunu ve Bünyan lisesinin ilk bando takımının elamanlarındandır.)

1971 yılında Kara Harp Okulu sınavlarını kazanarak, harp okuluna girdi.1974 yılında Kara Harp Okulundan teğmen olarak mezun oldu. Bir yıl İstanbul stajından sonra önce kısa bir dönem Isparta 40’ ncı Piyade Er Eğitim Alay komutanlığında takım komutanı,(Bu görevini yaparken onu yetiştiren ortaokul ve lise öğretmenlerine komutanlık yaptı.)  bilahare Cumhur Başkanlığı Muhafız Alayında (1975-1980 ) takım komutanlığı yaptı.

1980 -1982 yıllarında ilk şark görevi olarak Kars Çıldır Doğruyol hudut birliğinde bölük komutanlığı,1982-1985 Edirne Süleoğlu’nda,1985-1987 Kıbrıs’ta bölük komutanlığı, 1987-1991 Hatay, İskenderun’da görev yaptı. 1991-1993 yılları arasında Mardin’de ikinci şark görevini yaptıktan sonra, 1993-1995 yılları arasında Kayseri Askeri ceza evi müdürlüğü yaptı. 1995-1999 yılları arasında Kayseri Komando Tugay komutanlığında görevinde bulundu. Burada görevli iken yurt dışı görev olarak 6 ay Nahcivan’da Askeri danışmanlık görevinde bulundu. 1999-2003 yıllarında Kara Kuvvetleri komutanlığında görev yaptı.

2003 -2005 yıllarında ilk başladığı Isparta 40’ncı Piyade Er Eğitim Alay komutanlığında, Alay komutanı olarak görev yaptıktan sonra buradan emekli oldu. Halen Ankara’da ikamet etmekte olan Mehmet Nedim Erol emeklilik hayatına çeşitli aktiviteler ile devam etmektedir. Evli olup Burak adında bir evlat sahibidir.



8 Ocak 2015 Perşembe

MUSTAFA ÇEVLİKLİ


MUSTAFA ÇEVLİKLİ
1944 yılında Bünyan’da doğdu.İlk ve ortaokulu Bünyan’da okudu.Kayseri Lisesi’nden mezun oldu.
Erzurum Eğitim Enstitüsünü bitirdi.Ordu’da öğretmenlik yaptı. Bünyan Lisesinde Müdür yardımcılığı ve MüdürBaşyardımcılığı görevinde bulundu.Bünyan Ticaret Lisesinde Müdür olarak hizmet verdi.
1970 yılında öğretmen Türkan Hanımla evlendi.Bu evlilikten ikisi kız bir erkek çocuğu dünyaya geldi.Hepsi de evlendi.
MUSTAFA ÇEVLİKLİ’Yİ KENDİ ANLATIMIYLA TANIYIN.
Ben  artık torunlarımla haşir-neşir oluyorum. İnsanın doğup büyüdüğü, çocukluğunun gençliğinin, yaşamının büyük bir bölümünün geçtiği, ecdadının mezarlarının bulunduğu yerden ayrıldıktan sonra özlememesi mümkün olabilir mi? Çocukluğumuzda evimizin bahçesi Kayabaşı’ndan akan suyla sulanırdı. Kayabaşı’nın en yüksek yerinden pırıl pırıl sular çağlayan olarak akar bahçelere ulaşırdı. Suyun yüksekten düşerken rüzgârın etkisiyle savrulması yüzümüze yağmur
damlaları gibi çarpar, bunu bir oyun haline getirir mutlu olurduk. Öyle bir görüntüyü şimdi öyle özlüyorum ki. Havuzlar temizlenirken ırmağın suyu velevin’den akıtılır çağlayanlar yaparak akan suyun gürültüsünü evimizden dinlerdik. Bulanık suyla birlikte havuzdan o kadar çok balık gelirdi. Biz çocuklarda su kesilince balıkları toplar evimize getirirdik. Tavada kızartılan bu balıkların tadını hiçbir yerde bulamıyorum. Pınarbaşı’ndan doğan suyun, kaynak sularının ve derelerin geçtiği terdeki doğal güzelliliği olan bağların, bahçelerin verdiği canlılıkla, yeşilliklerle ismi özdeşleşen yeşil Bünyan’ı özlememek mümkün mü?

Bünyan halısı, Sümerbank yünlü sanayi müessessi olmasına rağmen işi olmayan insanlar çalışmak için başka illere gittiklerinde hem gidenler hem de kalanlar özlemle birbirlerini beklerlerdi. Bizde çocuklarımızın üniversite tahsili için Bünyan’dan ayrılıp İstanbul’a geldiğimizde aynı duygular içerisindeydik. Öyle ki eşim ev eşyalarının büyük bir bölümünü açmadı. Bünyan’a geri dönelim diyordu. İstanbul’da su yoktu. Kalabalıktı. Bünyan’daki güvenden eser yoktu. Bünyan’da çocuklarımız sokakta saatlerce korkusuz oynarlar. Oyunlarını,
oyuncaklarını kendileri hazırlarlar, en küçük bir korku ve endişe aklımıza gelmezdi. Şimdi İstanbul’da torunumun elini sıkıca tutmadan yolda yürüyemiyorum. Bünyan’da evimizin bahçeye bakan odasında Mayıs ayının sonları ile Haziran başlarında sabah pencereyi
açardım odanın içine gül kokusu dolar, gece de bülbül öterdi. Bir hafta önce eşim ile Kadıköy’de yürürken gülleri kokladı; “güller kokmuyorlar “ dedi. Aklıma Karacaoğlan’ın
“ İndim seyran ettim frenkistanı
 illeri var bizim ile benzemez
levin tutmuş goncaları açılmış
gülleri var bizim güle benzemez ”
dörtlüğü aklıma geldi. Öyle ki Bünyan’dan iki defa gül fidanı getirdim ama burada tutturamadım.
Bünyan’ın her yerini (Pınarbaşı’nı, Kayabaşı’nı, Kayaaltın’ı, Yuvadereği, Büngüldek, Bük, Dererağan, Çakıllı pınar, Alın pınarı Hazirandan mis gibi çiçek kokan tarlalar arasında ekilmeden boş bırakılan yerlerdeki topladığımız otları ilkbaharda koyaklarda kalan karları toplayıp ta pekmeze katıp yemeyi, süzek yoğurduğunu hafta sonları fırınlarda yaptırıp kahvaltı için evimize getirdiğimiz cıvıklıyı ‘hiç sofraya’ demeden çocukların
sofrada yerlerini almalarını….) özledim.

Bünyan, doğup büyüdüğüm yıllarca çalıştığım, eğitimine katkı yaptığım yeşil ilçem. Ben Marmara’nın göl gibi durgun bir ucunda / sen atılmış gibi yurdun bir ucunda ben sana hasret olarak.. En büyük dileğim, bir zamanlar ekonomik olarak ileri düzeyde olan ilçemin yeniden o zamanki seviyesine erişmek için (Almanya’dan gelen 90 kişilik öğrenci grubuna Kayabaşı’nı gezdirdiğimde, “ burası Kapadokya’dan daha güzel ve etkileyici. Burayı neden tanıtmıyorsunuz? “ dediler. Bütün bu yerleri ve çevredeki ören yerlerini açığa çıkarıp tanıtarak, turizm sayesinde ekonomik düzlüğe çıkması en büyük özlemlerimden biridir.
Mustafa ÇEVLİKLİ

21 Mart 2014 Cuma

İSMAİL ULUSOY

İsmail Ulusoy
15 Şubat 1941 de Bünyan’da doğdum. İlkokulu Bünyan Çağlayan İlkokulunda okudum. Ortaokul birinci ve ikinci sınıfı Bünyan Ortaokulunda okudum. Ortaokul 3. sınıfta Devlet Parasız Yatılı sınavını kazanarak Kayseri Lisesi orta kısmına başladım. 1955-56 ders yılında ortaokulu bitirdim. Kayseri Lisesinden 1958-59 ders yılında mezun oldum. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine imtihanla girdim. Tıp Fakültesini Kara Kuvvetleri hesabına okudum. 1967 yılında Tıp Fakültesini bitirdim. 1 yıl Gülhane Askeri Tıp Akademisinde Tabip Teğmen olarak çalıştım. 1968-1972 yılları arasında Tbp. Ütgm. olarak İzmit 15. Kolordu Karargahında, Karargah Tabibi olarak çalıştım. 1972 Temmuzunda Gülhane Askeri Tıp Akademisi Anestezi ve Reanimasyon kürsüsünde ihtisasa başladım. 1975 Temmuzunda uzmanlık sınavını vererek Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı olarak Tbp Yzb. rütbesiyle 200 yataklı Sarıkamış Asker Hastanesine tayin oldum. 2 yıl orda çalıştıktan sonra 10 Ağustos 1977 de zorunlu hizmetimin bitmesi sonu Silahlı Kuvvetlerden istifaen ayrıldım.
27 Eylül 1977 de SSK Erzincan Hastanesinde Anestezi ve Reanimasyon uzmanı olarak göreve başladım. 1982 yılı mayısında aynı görevle SSK Kayseri Hastanesine tayin oldum. Eylül 1986 da SSK Genel Müdürlüğünün oluru ile Sağlık Bakanlığı Kadrosuna geçerek Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü görevine Sağlık Müdür Vekili olarak atandım. Eylül 1989 a kadar bu görevimi sürdürdüm. Aynı tarihte esas kadrom olan Kayseri Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanlığı görevime başladım. Haziran 1992 de yeniden Kayseri İl Sağlık Müdürlüğüne vekaleten atandım. Temmuz 1994 te görevime son verilmesi üzerine tekrar Kayseri Devlet Hastanesindeki görevime döndüm. 1 Ekim 1997 tarihinde buradan emekli oldum. Aynı tarihte Kızılay Kan Merkezi Müdürlüğü görevine başladım. Bu görevim 31 Aralık 2001 tarihine kadar sürdü.
Bu tarihten sonra çeşitli özel hastanelerde Anestezi ve Reanimasyon uzmanı olarak çalışmaktayım.
ADD ye 10.12.1996 da üye oldum. 2003-2005 döneminde Kayseri Şube Başkanlığını yaptım. 22 Nisan 2007 tarihinde yapılan seçimde Dernek Yönetim Kuruluna seçildim. Yönetim Kuruluna seçilen üyelerin onayıyla yeniden Şube Başkanlığına getirildim.
Evliyim. Hepsi de evli 2 oğlum, 2 kızım; 3 ü kız olmak üzere 5 torunum var.
Kaynak ve Fotoğraf: http://bunyan38.wordpress.com/page/34/




18 Ekim 2013 Cuma

TARİHİ KAYSERİ LİSESİ


TARİHİ KAYSERİ LİSESİ

Kayseri, Anadolu’nun kalbi, ticaretin can damarı. Bir tarih hazinesi. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her bir köşesi buram buram tarih kokan şehir ve bunun tam ortasında yer alan KAYSERİ LİSESİ namıdiğer TAŞ MEKTEP.
118 yıldır eğitim veren lisenin kurulması Osmanlının son dönemlerine rastlar. Ülkenin geleceğinin eğitime bağlı olduğunu düşünen II. Abdülhamit önemli merkezlere “sultanî” bugünkü adıyla “lise” açılmasına karar verir. Anadolu’da lise açılmasına karar verilen şehirlerden biri de o dönemde Ankara’ya bağlı bir sancak olan Kayseri’dir. Kayseri Lisesi ilk olarak 1893’te bugünkü Kurşunlu Camii civarında Seyfullah Efendi Konağı’nda rüştiye olarak açılır. İlk yıllarda öğrenci sayısı azdır. Kayseri’de modern eğitimin temellerinin atıldığı Lise büyük ilgi görür. Okulun öğrenci sayısının artması üzerine şu anki binanın temeli zamanın Donanma Vekili Ahmet Paşa tarafından 1903 yılında atılır. Osmanlının son dönemlerinde görülen neo-klasik mimarî özelliğine göre yapılan lisenin ilk önce birinci katı yapılır. İkinci katı ancak 1916 yılında tamamlanır. Giderek artan öğrenci sayısı, ülkenin Balkan Savaşı ve I.Dünya Savaşı’na girmesi üzerine azalır. Mevcut sayısı 49’a düşen okul Çanakkale Savaşı’nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana’ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921’de hükûmet merkezinin Kayseri’ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı’nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler. Kayseri Lisesinin Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde : 
“Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir.” cümlesi yazılmıştır.
1922 yılında Kayseri Lisesine atanıp iki sene edebiyat öğretmenliği yapan şair Faruk Nafiz Çamlıbel, şehit olan öğrencilerin anısına Kayseri Lisesi Marşı’nı yazar.
Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulunca artık bu devlet muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda ilk adımlarını atacaktır. Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la tüm ülkeyi il il gezerek inkılâpları ve ilkeleri Anadolu’ya benimsetir. Kayseri’ye gelen Atatürk, eşi Latife Hanım’la Kayseri Lisesini de ziyaret eder. Düzenlenen törende okulumuzun öğrencilerinden Behçet Kemal Çağlar bir konuşma yapar, okulumuzun öğrencileri tarafından hazırlanan kurtuluş mücadelesini konu alan müsamere Ulu Önder Atatürk ve eşi Latife Hanım tarafından büyük bir heyecanla seyredilir. Bu müsamereden etkilenen Atatürk’ün gözleri yaşarır. Ulu Önder, memnuniyetinin göstergesi olarak okula yağlı boya tablosunu hediye eder ve 1923 yılında General Kazım Karabekir’in imzasıyla açılan okulun Şeref Defteri’ne lise için düşündüğü şu güzel kelimeleri yazar : 
“Kayseri Lisesini müdürü ile muallimleri ile bütün talebesiyle cumhuriyetin ateşli, feyizli bir ocağı bulduk.”


Kayseri Lisesi, 1935-1936 ders yılında kız ortaokulu ile birleştirilerek karışık lise olarak öğretime 1962-1963 ders yılına kadar bu şekilde devam eder. Eğitim kalitesini sürekli yükselten Kayseri Lisesi, 1959 yılında bünyesinde kurulan Akşam Lisesi ile eğitim seviyesini arttırmak isteyen yöre halkına da hizmet eder. Akşam Lisesi 1980 yılında ayrı bir müdürlük haline getirilir ve 1982 yılında kapatılır. 20. yüzyılın başlarında yapılan tarihî okula zaman zaman ek binalar yapılmıştır. Bunlardan laboratuvarların bulunduğu kısım 1956-1957 öğretim yılında, pansiyon binası 1965-1966 öğretim yılında, spor ve konferans salonlarının bulunduğu bina 1976-1977 öğretim yılında hizmete girerek okul bugünkü hâlini almıştır. Tarihî değeri olan bu liseden mezun olan insanların birçoğu yine tarihe yön veren isimler oldular. 8.Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut Özal, 11.Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül Kayseri Lisesinden mezun olmuştur. Korkut Özal, Mehmet Yazar, Sabahattin Çakmakoğlu, Osman Kavuncu, Göksel Arsoy, Emel Sayın ve daha birçok devlet adamı, sanatçı ve bilim adamı mezunlarımız arasındadır.

Kayseri Lisesi kurulduğu günden beri Türk Milli Eğitiminin amaçlarına uygun Atatürk ilkeleri doğrultusunda öğrenciler yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir. 1994-1995 öğretim yılında bünyesinde açılan “Yabancı Dil Ağırlıklı Lise” bölümü ile de birçok başarıya imza atan Kayseri Lisesi, 2005-2006 öğretim yılında Anadolu Lisesine dönüştürülmüştür. 

25 Eylül 2013 Çarşamba

ŞABAN HACIPAŞAOĞLU


ŞABAN HACIPAŞAOĞLU (1945 – 2013)

1 Haziran 1945 Yılında Bünyan’da Doğdu.  Babası Bürüngüzlü Mehmet Mazhar bey, Annesi Girveli’ li Necla Hanımdır. Babası ve Annesi Bünyan’ın ekonomik hayatında çok büyük yeri olan Sümerbank’ta çalışan memurlardı.
Hacıpaşaoğlu İlk ve Ortaokulu Bünyan’da okudu. 1963’te Kayseri Lisesini bitirdi. Bu mezuniyeti müteakip TC Ziraat Bankası’na girdi.  Burada çalışırken 1967’de Kayseri Kız Öğretmen Okulu’ndan fark derslerini  vererek ilk öğretmen  okulu mezun oldu.  Atandığı ilk yer B.Bürüngüz oldu. Askerliğini de er öğretmen olarak bu köyde yaptı. Kayserinin çeşitli ilçelerinde öğretmenlik yaptıktan sonra   Bünyan’da öğretmenliğe devam etti. Sırasıyla Bünyan-Doğanlar İlkokulu öğretmenliği, Çağlayan İlkokulu müdürlüğü, Cumhuriyet İlkokulu müdürlüğü görevlerini yürüttü.  Mesleğinde ki başarısından dolayı 1990 yılında yılın öğretmeni seçildi.   Daha sonrasında ise 1993 yılında  Bünyan Halk Eğitimi Müdürü oldu. Bu görevde 18 sene kaldıktan sonra 15.08.1995’ te emekli oldu.
Emekli olduktan sonra eğitimciliğe hiç ara vermedi. Kendi mamulü olan kök boyalarla nadide halı ve kilimler üretti. Bünyan halıcılığının eski ihtişamına dönmesi için gayretler gösterdi.  23 Haziran 2013 günü Hakka yürüdü. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Kaynak: Kayseri Büyükşehir Ansiklopedisi 3. Cilt

Bilgi Yurdu Gençlik Dergisi Sayı 38.

19 Temmuz 2013 Cuma

YEKTA YILDIZ


YEKTA YILDIZ (BÜNYÂNÎ  1939 -    )

                  01.Ocak 1939 tarihinde Bünyan’da doğdu. Babası, Bünyan’da 27 yıl Maarif Memuru (İlçe Milli Eğitim Müdürü) olarak görev yapmış olan Mehmet Yıldız; annesi, Bünyan eşrafından 1. devre Kayseri Mebusu Hoca Âlim Efendi’nin kızı Ayşe Yıldız’dır.
                  İlköğremini Bünyan’da tamamladı. Ortaokula her ne kadar Bünyan’da başlamışsa da, öğretmensizlik nedeniyle 1952 yılında ortaokul kapatılınca, Kayseri lisesi orta kısmında öğrenimine devam etti. Ortaokuldan sonra Kayseri Lisesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Türk Dili  ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 
                  Askerliğini, 1965 / 1966 yıllarında yedek subay öğretmen olarak , Adapazarı Acıelmalık Köyünde yaptı. 1967 yılında Kayseri  Pınarbaşı Lisesi edebiyat öğretmenliğine atandı. Bu okulda başladığı yöneticilik görevine, daha sonraları sırasıyla, Kayseri İnşaat Teknik Lisesi, Fevzi Çakmak Lisesi, TED Kayseri Koleji Vakfı Özel Lisesi’nde edebiyat öğretmeni ve yönetici olarak devam etti. 
                  Evli ve dört çocuk babası olan Bünyânî, Milli Eğitime vermiş olduğu 37 yıllık hizmet sonrası emekli oldu. 
                  Ailesinin Türk kültürünün beşiği olan Horasandan gelmesi ve çevresinde hısım olan Âşık dayısının bulunması ve  çocukluğunda annesinden, dayısından dinlediği ezgiler   (Âşık dayı -Mustafa Alltınkaynak )onda bir takım etkiler bırakmış, aynı zamanda Memiş Hoca gibi Bünyanlı âşık ozanların etkisinde kalarak şiirler yazmaya başlamış. Türkçeyi en güzel biçimde kullanarak eserler vermiştir.
Eserleri:
Hasret Bağrımıza Bağdaş Kurdu

VİRANDIR ŞİMDİ BAĞLARIM
Çok zamandır tutamadım dalımı
Tadamadım dudağının balını
Soramadım hatırını halini
Yâr senin aşkından her dem ağlarım

Akşamı ederim sabah zor olur
Hasret yüreğimde kızgın kor olur
Söylesem derdimi hemen şor olur
Bağrıma taş basar dilimi bağlarım

Açmadı bahtımın gülü açmadı
Murat çeşmesinden bir su içmedi
Gönül serden geçti yârdan geçmedi
Bünyânî virandır şimdi bağlarım