Ahmet Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2025 Cuma

KAYSERİLİ AHMED PAŞA (1806 Kayseri - 1878 İstanbul) KAPTAN-I DERYA

Musavver Medeniyet gazetesinin 1290 Zilkade 30 tarih ve 14 numaralı nüshası nda 1806 yılında Kayseri Develi kazası Pusatlı köyünde  doğduğu belirtilmektedir. 10 yaşına kadar ailesi ile Kayseri’de yaşadı. 10 yaşında babası Mehmet bey ile birlikte İstanbul’a gitti. Bu yaşına kadar her hangi bir mektebe gitmedi. 1825 yılında bahriye neferi olarak askerliğe girmiştir. Er olarak katıldığı donanmada, kısa sürede çavuş oldu. Gösterdiği cesur başarıları yükselmesinin önünü açtı. Ahmed çavuş, Karadeniz de iki geminin birbirine çarpması üzerine gemilerden birinin kıç tarafında açılan yarayı soğukkanlılıkla onararak bir felâketin önünü almış olmasından dolayı önce mülâzımlığa ve yirmi gün sonra da yüzbaşılığa terfi ettirildi. Kabiliyetine bağlı olarak korvet kaptanlığına tayin edilmiştir.

Kaptanlığa tayin edildiği dönemde Sisam adasında çıkan bir ayaklanma neticesinde ayaklanmayı bastırmak için Sisam’a gönderilmiştir. Sisam’da yaralanmasına rağmen göstermiş olduğu üstün başarı ve dayanıklılık sayesinde bu ayaklanmayı bastırmayı başarmıştır. Bu başarısı sayesinde binbaşılığa terfi ettirilmiş ve iftihar nişanı verilmiştir. 1833 yılında Trablusgarp’ta Karamanlı ailesi arasındaki bir çekişme nedeniyle buraya gitmiş, ardından Girit sonrasında da Mısır Valisi Mehmed Ali isyanında görev almış gösterdiği başarılar üzerine 1840 yılında rütbesi önce miralaylığa daha sonrada Riyale (amiral)’e yükseltilmiştir. 1845 yılı Ağustos ayında Mehmet Ali Paşa’nın kaptan-ı deryalığında Patrona (ferik amiral) rütbesini aldı. 1950 yılında kapudan (birinci ferik amiral) rütbesine yükseltildi. Mehmet Ali Paşa’nın Kaptan-ı Deryalıktan alınması üzerine altı ay kadar açıkta kaldı. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından hizmetleri takdir edilerek paşa rütbesinin ilk derecesi olan mirülümerallığa yükseltildi. Yedi ay sonrasında  deniz mirlivası(Tuğ amiral) rütbesine üç ay sonrasında ferik (Tüm amiral) rütbesine yükseltilmiştir.   

Osmanlı’nın müttefikleri İngiliz ve Fransızlar ile birlikte Ruslara karşı yapılan Kırım Savaşın’da (1853-1856) önce Kaptan-ı Deryalık görevinde bulundu. Sonrasında Karadeniz Filosu komutanlığına tayin edilerek, bulunduğu Mahmudiye gemisinden savaşı idare ederek 1854 yılında Sivastopol’da  Rusları yenilgiye uğrattı. Bu başarısından dolayı vezirlik payesi ile taltif edilerek müşir (vezirlik) rütbesine terfi ettirildi. Bu tarihlerde altmış bin askeri ile Kırımın batısındaki Gözlöve gidip Rus donanması ile yaptığı savaşta yaralanmasına rağmen savaşı bırakmayarak; savaşı sonuna kadar idare etmiştir. Kırım savaşının sonunda (1856) barış yapılması üzerine İstanbul’a dönmüştür.

1857 yılında merkezi Rodos olan Cezair-i Bahr-İ Sefid (Cezayir Adaları) valiliğine tayin edilmiş, aynı yıl içerisinde harp zamanında ki hizmetini takdiren kendisine mur assa’ bir kılıç ile Mecidi nişanının birinci rütbesi gönderilmiştir.  Aynı sene İstanbul’ a çağrılarak meclis-i vâlâ âzalığına  tayin edildi. 1860 yılında İzmir Valisi oldu. Aynı yıl Şam’da çıkan bazı hadiseler den sonra, Ahmed Paşa gibi cesur ve kudretli bir valinin burada bulunması gereği düşünülerek Sayda Valiliğine tayin edilmiş ve Beyrut limanındaki gemilerin nezareti de kendisine emanet edilmiştir.  

Ahmed Paşa, Sayda’dan ayrıldıktan sonra 1864 yılında ikinci kez İzmir ve Yanya valiliklerine gönderildi. Yanya’da görev yaptığı sırada Yunan muharebesinde gösterdiği başarıdan dolayı 1866 yılında merkezi Çanakkale olan Cezair_i Bahr-i Sefit  valiliğine getirilmiş ve  5 – 6 yıl boyunca burada kalmıştır. Bu görevi sırasında Gelibolu’da bir cami yaptırmıştır. 1873 yılında Rıza Paşa’nın yerine Bahriye Nazırlığına ( Denizcilik Bakanlığı) tayin edilip kendisine bir iltifat olarak donanmadan ayrılan bir gemi ile birlikte İstanbul’a getirilmiştir. 1875 yılına kadar nazırlık görevi yürüten Ahmed Paşa, Nazırlıktan alındıktan sonra Şura-yı Devlet (danıştay)  Üyeliğine tayin edildi.  Ve yine aynı sene İzmir’e, Ağustos ayında da Bursa’ya ve tekrar dört gün sonra İzmir Valiliğine tayin edildi. Aralık ayında da Adana Valiliğine gönderildi. Burada da çok kısa süre kaldı. 

1876 Nisan ayında ikinci kez Bahriye Nazırı oldu. Serasker Hüseyin Avni Paşa, Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Mithat Paşa, Şeyhülislam Hasan Hayrullah efendi tarafından oluşturulan bir komitenin Sultan Abdülâzizi Tahtan indirip öldürmesi üzerine tahta yerine getirilen Beşinci Murad cülüsunun ikinci günü Ahmed Paşa’yı kendisinin isteği ile Bahriye Nezaretine sonrasında da kaptan-ı deryalığa tahvil edilmiştir.

Sultan Abdülaziz’in hal’i sırasında sultanın karşısında olan komitenin içerisinde yer aldı ve donanmanın toplarını Dolmabahçe sarayına çevirdi. Girit meselesini görüşmek üzere Mithat Paşa’nın konağında toplanan komitenin toplantısına katıldığı sırada Sultan Abdülaziz’in intikamını almak isteyen Yüzbaşı Çerkez Hasan’ ın konağı basması ile oluşan arbede sırasında kol ve yüzünden yaralandı. 

V. Murad’ın tahta oturmasından 93 gün sonra tahtan indirilmesi ve yerine getirilen Abdülhamid’in cülüsundan az sonra 1986 da Kaptan-ı deryalıtan azledilmiş ve bu ünvanı terkrar Bahriye Nezaretine çevrilerek Rauf Paşa’nın bahriye nazırı olmuştur. 1877 yılında birinci Meclis-i Mebusanın açılması nedeniyle Ayan âzalığına aday gösterilerek bahriye nazırlığı görevinden alındı. Kısa bir süre sonra Rus seferi nedeniyle Tuna Valiliğine tayin edilerek İstanbul dan uzaklaştırıldı. Yine aynı yıl Rusçuk kumandanlığına tayin edildi.1877-1878 Osmanlı Rus muharebesinde, vefatından önce padişaha yazdığı bir mektup ile yaşlandığını ve kalp hastalığını öne sürerek İstanbul’a dönmek istediğini belirtti.  Sadrazam Servet Paşa’nın ricasına rağmen Padişah Abdülhamit bu isteği reddetmiş fakat geçirdiği bir kalp krizi üzerine vefatından 30 gün kadar önce İstanbul’a dönmesine müsaade edilmiştir. Ahmed Paşa gelişinden on gün sonra İkinci Teşrin (Kasım) 1878 yılında 72 yaşında vefat etmiştir. Kabri, Süleymaniye Camii bahçesinde bulunan mezarlıktadır. 

Ahed Paşa memleketi Kayseri’de bir rüşdiye (ortaokul) yaptırarak iki çeşmeyi tamir ettirip su yollarını yeniletti. Yaptırmış olduğu okul daha sonra yıktırılarak yine aynı adla betonarme bina yaptırılıp ilkokula çevrildi. Günümüzde bu bina’da yıktırılmış olup yeri boş bir haldedir.  Okulun kuzeyinde bulunan cadde günümüzde adıyla anılmaktadır. Yıktırılan okulun yerine Beyazşehir’de  Ahmet Paşa adında yeni bir okul yaptırılarak hizmete sokulmuştur. İstanbul’da bulunan evi günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore ettirilmiş olup, Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu tarafından hizmet binası olarak kullanılmaktadır.  


Kaynaklar: 

- Milliyet Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (13. cilt, 1986).

-Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kayseri Ansiklopedisi cilt1, Ahmed Paşa Maddesi Sayfa 57,  2015 

-https://tr.wikipedia.org/wiki/Kayserili_Ahmed_Paşa

-https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3553242  Kayserili Ahmed Paşa Paşa Hakkında İkinci AbdülHamid’in Bir Hattı Hümayını. Or. Prof. İ. Hakkı  UZUNÇARŞILI. 

Derleme: Hasan Yüksel

 

18 Ekim 2013 Cuma

TARİHİ KAYSERİ LİSESİ


TARİHİ KAYSERİ LİSESİ

Kayseri, Anadolu’nun kalbi, ticaretin can damarı. Bir tarih hazinesi. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her bir köşesi buram buram tarih kokan şehir ve bunun tam ortasında yer alan KAYSERİ LİSESİ namıdiğer TAŞ MEKTEP.
118 yıldır eğitim veren lisenin kurulması Osmanlının son dönemlerine rastlar. Ülkenin geleceğinin eğitime bağlı olduğunu düşünen II. Abdülhamit önemli merkezlere “sultanî” bugünkü adıyla “lise” açılmasına karar verir. Anadolu’da lise açılmasına karar verilen şehirlerden biri de o dönemde Ankara’ya bağlı bir sancak olan Kayseri’dir. Kayseri Lisesi ilk olarak 1893’te bugünkü Kurşunlu Camii civarında Seyfullah Efendi Konağı’nda rüştiye olarak açılır. İlk yıllarda öğrenci sayısı azdır. Kayseri’de modern eğitimin temellerinin atıldığı Lise büyük ilgi görür. Okulun öğrenci sayısının artması üzerine şu anki binanın temeli zamanın Donanma Vekili Ahmet Paşa tarafından 1903 yılında atılır. Osmanlının son dönemlerinde görülen neo-klasik mimarî özelliğine göre yapılan lisenin ilk önce birinci katı yapılır. İkinci katı ancak 1916 yılında tamamlanır. Giderek artan öğrenci sayısı, ülkenin Balkan Savaşı ve I.Dünya Savaşı’na girmesi üzerine azalır. Mevcut sayısı 49’a düşen okul Çanakkale Savaşı’nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana’ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921’de hükûmet merkezinin Kayseri’ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı’nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler. Kayseri Lisesinin Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde : 
“Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir.” cümlesi yazılmıştır.
1922 yılında Kayseri Lisesine atanıp iki sene edebiyat öğretmenliği yapan şair Faruk Nafiz Çamlıbel, şehit olan öğrencilerin anısına Kayseri Lisesi Marşı’nı yazar.
Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulunca artık bu devlet muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda ilk adımlarını atacaktır. Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la tüm ülkeyi il il gezerek inkılâpları ve ilkeleri Anadolu’ya benimsetir. Kayseri’ye gelen Atatürk, eşi Latife Hanım’la Kayseri Lisesini de ziyaret eder. Düzenlenen törende okulumuzun öğrencilerinden Behçet Kemal Çağlar bir konuşma yapar, okulumuzun öğrencileri tarafından hazırlanan kurtuluş mücadelesini konu alan müsamere Ulu Önder Atatürk ve eşi Latife Hanım tarafından büyük bir heyecanla seyredilir. Bu müsamereden etkilenen Atatürk’ün gözleri yaşarır. Ulu Önder, memnuniyetinin göstergesi olarak okula yağlı boya tablosunu hediye eder ve 1923 yılında General Kazım Karabekir’in imzasıyla açılan okulun Şeref Defteri’ne lise için düşündüğü şu güzel kelimeleri yazar : 
“Kayseri Lisesini müdürü ile muallimleri ile bütün talebesiyle cumhuriyetin ateşli, feyizli bir ocağı bulduk.”


Kayseri Lisesi, 1935-1936 ders yılında kız ortaokulu ile birleştirilerek karışık lise olarak öğretime 1962-1963 ders yılına kadar bu şekilde devam eder. Eğitim kalitesini sürekli yükselten Kayseri Lisesi, 1959 yılında bünyesinde kurulan Akşam Lisesi ile eğitim seviyesini arttırmak isteyen yöre halkına da hizmet eder. Akşam Lisesi 1980 yılında ayrı bir müdürlük haline getirilir ve 1982 yılında kapatılır. 20. yüzyılın başlarında yapılan tarihî okula zaman zaman ek binalar yapılmıştır. Bunlardan laboratuvarların bulunduğu kısım 1956-1957 öğretim yılında, pansiyon binası 1965-1966 öğretim yılında, spor ve konferans salonlarının bulunduğu bina 1976-1977 öğretim yılında hizmete girerek okul bugünkü hâlini almıştır. Tarihî değeri olan bu liseden mezun olan insanların birçoğu yine tarihe yön veren isimler oldular. 8.Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut Özal, 11.Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül Kayseri Lisesinden mezun olmuştur. Korkut Özal, Mehmet Yazar, Sabahattin Çakmakoğlu, Osman Kavuncu, Göksel Arsoy, Emel Sayın ve daha birçok devlet adamı, sanatçı ve bilim adamı mezunlarımız arasındadır.

Kayseri Lisesi kurulduğu günden beri Türk Milli Eğitiminin amaçlarına uygun Atatürk ilkeleri doğrultusunda öğrenciler yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir. 1994-1995 öğretim yılında bünyesinde açılan “Yabancı Dil Ağırlıklı Lise” bölümü ile de birçok başarıya imza atan Kayseri Lisesi, 2005-2006 öğretim yılında Anadolu Lisesine dönüştürülmüştür.