8 Ocak 2015 Perşembe
MUSTAFA ÇEVLİKLİ
MUSTAFA ÇEVLİKLİ
1944 yılında Bünyan’da doğdu.İlk ve ortaokulu Bünyan’da okudu.Kayseri Lisesi’nden mezun oldu.
Erzurum Eğitim Enstitüsünü bitirdi.Ordu’da öğretmenlik yaptı. Bünyan Lisesinde Müdür yardımcılığı ve MüdürBaşyardımcılığı görevinde bulundu.Bünyan Ticaret Lisesinde Müdür olarak hizmet verdi.
1970 yılında öğretmen Türkan Hanımla evlendi.Bu evlilikten ikisi kız bir erkek çocuğu dünyaya geldi.Hepsi de evlendi.
MUSTAFA ÇEVLİKLİ’Yİ KENDİ ANLATIMIYLA TANIYIN.
Ben artık torunlarımla haşir-neşir oluyorum. İnsanın doğup büyüdüğü, çocukluğunun gençliğinin, yaşamının büyük bir bölümünün geçtiği, ecdadının mezarlarının bulunduğu yerden ayrıldıktan sonra özlememesi mümkün olabilir mi? Çocukluğumuzda evimizin bahçesi Kayabaşı’ndan akan suyla sulanırdı. Kayabaşı’nın en yüksek yerinden pırıl pırıl sular çağlayan olarak akar bahçelere ulaşırdı. Suyun yüksekten düşerken rüzgârın etkisiyle savrulması yüzümüze yağmur
damlaları gibi çarpar, bunu bir oyun haline getirir mutlu olurduk. Öyle bir görüntüyü şimdi öyle özlüyorum ki. Havuzlar temizlenirken ırmağın suyu velevin’den akıtılır çağlayanlar yaparak akan suyun gürültüsünü evimizden dinlerdik. Bulanık suyla birlikte havuzdan o kadar çok balık gelirdi. Biz çocuklarda su kesilince balıkları toplar evimize getirirdik. Tavada kızartılan bu balıkların tadını hiçbir yerde bulamıyorum. Pınarbaşı’ndan doğan suyun, kaynak sularının ve derelerin geçtiği terdeki doğal güzelliliği olan bağların, bahçelerin verdiği canlılıkla, yeşilliklerle ismi özdeşleşen yeşil Bünyan’ı özlememek mümkün mü?
Bünyan halısı, Sümerbank yünlü sanayi müessessi olmasına rağmen işi olmayan insanlar çalışmak için başka illere gittiklerinde hem gidenler hem de kalanlar özlemle birbirlerini beklerlerdi. Bizde çocuklarımızın üniversite tahsili için Bünyan’dan ayrılıp İstanbul’a geldiğimizde aynı duygular içerisindeydik. Öyle ki eşim ev eşyalarının büyük bir bölümünü açmadı. Bünyan’a geri dönelim diyordu. İstanbul’da su yoktu. Kalabalıktı. Bünyan’daki güvenden eser yoktu. Bünyan’da çocuklarımız sokakta saatlerce korkusuz oynarlar. Oyunlarını,
oyuncaklarını kendileri hazırlarlar, en küçük bir korku ve endişe aklımıza gelmezdi. Şimdi İstanbul’da torunumun elini sıkıca tutmadan yolda yürüyemiyorum. Bünyan’da evimizin bahçeye bakan odasında Mayıs ayının sonları ile Haziran başlarında sabah pencereyi
açardım odanın içine gül kokusu dolar, gece de bülbül öterdi. Bir hafta önce eşim ile Kadıköy’de yürürken gülleri kokladı; “güller kokmuyorlar “ dedi. Aklıma Karacaoğlan’ın
“ İndim seyran ettim frenkistanı
illeri var bizim ile benzemez
levin tutmuş goncaları açılmış
gülleri var bizim güle benzemez ”
dörtlüğü aklıma geldi. Öyle ki Bünyan’dan iki defa gül fidanı getirdim ama burada tutturamadım.
Bünyan’ın her yerini (Pınarbaşı’nı, Kayabaşı’nı, Kayaaltın’ı, Yuvadereği, Büngüldek, Bük, Dererağan, Çakıllı pınar, Alın pınarı Hazirandan mis gibi çiçek kokan tarlalar arasında ekilmeden boş bırakılan yerlerdeki topladığımız otları ilkbaharda koyaklarda kalan karları toplayıp ta pekmeze katıp yemeyi, süzek yoğurduğunu hafta sonları fırınlarda yaptırıp kahvaltı için evimize getirdiğimiz cıvıklıyı ‘hiç sofraya’ demeden çocukların
sofrada yerlerini almalarını….) özledim.
Bünyan, doğup büyüdüğüm yıllarca çalıştığım, eğitimine katkı yaptığım yeşil ilçem. Ben Marmara’nın göl gibi durgun bir ucunda / sen atılmış gibi yurdun bir ucunda ben sana hasret olarak.. En büyük dileğim, bir zamanlar ekonomik olarak ileri düzeyde olan ilçemin yeniden o zamanki seviyesine erişmek için (Almanya’dan gelen 90 kişilik öğrenci grubuna Kayabaşı’nı gezdirdiğimde, “ burası Kapadokya’dan daha güzel ve etkileyici. Burayı neden tanıtmıyorsunuz? “ dediler. Bütün bu yerleri ve çevredeki ören yerlerini açığa çıkarıp tanıtarak, turizm sayesinde ekonomik düzlüğe çıkması en büyük özlemlerimden biridir.
Mustafa ÇEVLİKLİ
KAYSERİ KİTAP FUARI (KİTAPLARIN ZİRVEYE YOLCULUĞU)
ZİYA ŞAHİN SEYİT BURHANETTİN AKBAŞ
Ziya Şahin Kitabını İmzalarken
MUHSİN İLYAS SUBAŞI, BEKİR OĞUZ BAŞARAN
SİNAN YAĞMUR KİTAPLARINI İMZALARKEN
BÜNYAN CEZAEVİ HAFRİYATI BÜNYAN'IN BAHÇELERİNİ TEHDİT EDİYOR
Bünyan cezaevi hafriyatından çıkarılan topraklar bilinçsiz bir şekilde Kemer köprü yakınında bulunan ve tarihi öneme sahip kireç ocağından bahçelere doğru doldurulmakta. Bahçelerin su ihtiyacını gideren kanal boyunca serilen bu topraklar yoğun yağmurlar dolayısı ile kayarak sulama kanalının uçmasına dolayısıyla bahçelerin susuz kalmasına yol açabilir. Yine bilinçsizce kireç ocağı bölgesine serilen bu toprak burada ki kayaların üzerinde bulunan ve çok eskilere dayanan işaretlerin kaybolmasına yol açmıştır. Kireç ocağının ve kemer köprünün bulunduğu mevki çok eskilere dayanan bir yerleşim alanıdır.
Etiketler:
Bünyan,
Bünyan Cezaevi,
Bünyan Kapalı Cezaevi,
Kemer Köprü,
Pınarbaşı,
Su Kanalı
PROF. DR. İSMET BARAN
Prof. Dr. İsmet BARAN 24.09.2014 TARİHİNDE HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMUŞTUR
Aslen Bünyan’ın Girveli Köyünden olan İsmet Baran babasının tahsildarlık görevi nedeniyle 1940 yılında Malatya’da doğdu. İsmet Baran, ilk ve ortaokulu Bünyan’da, Lise öğrenimini de Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde tamamlayıp, 1965 yılında Anakara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun oldu.
Tarım Bakanlığı Konya Zootekni Araştırma Kurumunda Veteriner Hekim olarak 10 ay çalışmıştır. 1965’de M.E.B. kanalıyla balıkçılık konusunda doktora yapmak için Federal Almanya’ya gitti. 1969 yılına Münih Ludwig-Maximilian Üniversitesinde Doktor Med Veteriner unvanı aldı. 1970-1976 yılları arası Eskişehir Sakaryabaşı Balık Üretimi ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 1976-1982 yılları arası Ankara Üniversitesi Kürsü Başkanlığı ve Bilim Dalı Başkanlığı, 1980-1982 Veteriner Fakültesi Dekanı, 1982-1986 Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü, 1986-1994 yılları arası Su ürünleri Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, 1986 – 1994 yılları arasında İ.Ü. Su Ürünleri Yüksekokulu Müdürlüğü daha sonra Su Ürünleri Fakültesi Dekanlık görevini yürüttü.
1998 yılında kendi isteği ile emekliye arılan hocamız 1998-2001 yılları arasında Haliç Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Kurucu Dekanı, Kasım 1998 – Mayıs 1999 Haliç Üniversitesi Rektör Vekili görevlerini yürüttü. 2005 yılında tekrar fakültemizde öğretim üyeliğine başlayan hocamız 01.11.2007 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrılmıştır. Almanca ve İngilizce bilen, Prof. Dr. İsmet Baran evli ve 2 çocuk babasıdır. 24.09.2014 tarihinde vefat etmiştir.
Aslen Bünyan’ın Girveli Köyünden olan İsmet Baran babasının tahsildarlık görevi nedeniyle 1940 yılında Malatya’da doğdu. İsmet Baran, ilk ve ortaokulu Bünyan’da, Lise öğrenimini de Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde tamamlayıp, 1965 yılında Anakara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun oldu.
Tarım Bakanlığı Konya Zootekni Araştırma Kurumunda Veteriner Hekim olarak 10 ay çalışmıştır. 1965’de M.E.B. kanalıyla balıkçılık konusunda doktora yapmak için Federal Almanya’ya gitti. 1969 yılına Münih Ludwig-Maximilian Üniversitesinde Doktor Med Veteriner unvanı aldı. 1970-1976 yılları arası Eskişehir Sakaryabaşı Balık Üretimi ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 1976-1982 yılları arası Ankara Üniversitesi Kürsü Başkanlığı ve Bilim Dalı Başkanlığı, 1980-1982 Veteriner Fakültesi Dekanı, 1982-1986 Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü, 1986-1994 yılları arası Su ürünleri Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, 1986 – 1994 yılları arasında İ.Ü. Su Ürünleri Yüksekokulu Müdürlüğü daha sonra Su Ürünleri Fakültesi Dekanlık görevini yürüttü.
1998 yılında kendi isteği ile emekliye arılan hocamız 1998-2001 yılları arasında Haliç Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Kurucu Dekanı, Kasım 1998 – Mayıs 1999 Haliç Üniversitesi Rektör Vekili görevlerini yürüttü. 2005 yılında tekrar fakültemizde öğretim üyeliğine başlayan hocamız 01.11.2007 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrılmıştır. Almanca ve İngilizce bilen, Prof. Dr. İsmet Baran evli ve 2 çocuk babasıdır. 24.09.2014 tarihinde vefat etmiştir.
1 Ekim 2014 Çarşamba
PROF. DR. MEHMET KAZIM BÖRKÜ
Prof.Dr.Mehmet Kazım BÖRKÜ
Öğretim üyesi, veteriner (Bünyan, 1958–).
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi.
İlk, orta ve lise öğrenimini sırasıyla Bünyan, İstanbul ve İzmir’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden veteriner hekim olarak mezun oldu (1980). Bir yıl Bünyan’da, bir yıl da Erzurum’da Hükümet Veteriner Hekimliği yaptı. Ardından Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak girdi (1982). Daha sonra doktor (1988), doçent (1991) ve profesör oldu (1997). Evli ve iki çocuk babasıdır.
Öğretim üyesi, veteriner (Bünyan, 1958–).
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi.
İlk, orta ve lise öğrenimini sırasıyla Bünyan, İstanbul ve İzmir’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden veteriner hekim olarak mezun oldu (1980). Bir yıl Bünyan’da, bir yıl da Erzurum’da Hükümet Veteriner Hekimliği yaptı. Ardından Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak girdi (1982). Daha sonra doktor (1988), doçent (1991) ve profesör oldu (1997). Evli ve iki çocuk babasıdır.
Etiketler:
Ankara Üniversitesi,
Bünyan,
Prof. Dr. Mehmet Kazım Börkü
16 Eylül 2014 Salı
PROF. DR. HAYRETTİN KAYACIK
Prof.Dr.Hayrettin KAYACIK
KAYACIK, 1911 yılında Bünyan’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Bünyan ve Kayseri’de tamamlamıştır. 1931 yılında girdiği Yüksek Orman Mektebini, 1934 yılında bitirmiştir. Bir yıl sonra Tarım Bakanlığı tarafından Dresden’de bulunan Tharandt “Yüksek Orman Mektebi”nde ormancılık eğitimi almış, bu okuldan “Diplom Forsting” olarak 1938 yılında mezun olan KAYACIK, daha sonra aynı okulda Prof. Dr. Konrad Rubner’in yanında “Grundlugen der Aufforstung in Mittelmeergebiet unter besonderer Berüchichsichitgung von ıtalien und Türkei” adlı çalışması ile doktor unvanı almıştır.1940 yılında yurda dönen KAYACIK, askerlik görevinden sonra, 30.01.1943 yılında YZE Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde Başasistan olarak göreve başlamıştır.
KAYACIK, “Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)’ın Türkiye’deki Coğrafi Yayılış, Silvikültür Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkanları” adlı Doçentlik çalışması ile 23.08.1949 tarihinde Üniversite Doçenti olmuştur. KAYACIK, 25.02.1956 tarihinde Profesörlüğe yükseltilmiştir. KAYACIK, 1957 yılında İstanbul Üniversitesi Senatosunda görev almış ve pek çok kez Dekan Vekilliği görevini üstlenmiştir.
1948-1957 yılları arası Ord. Prof. Dr. E. M. OKSAL tarafından yönetilen Orman Botaniği Enstitüsü, OKSAl’ın emekliye ayrılmasından sonra, Enstitü Müdürlüğü Prof. Dr. Hayrettin KAYACIK’a devredilmiştir. 4936 sayılı Üniversiteler Kanununa ek 115 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Orman Botaniği Enstitüsü, Orman Botaniği Kürsüsü olmuş ve Kürsü Profesörlüğüne bu tarihten itibaren yine Prof. Dr. H. KAYACIK atanmıştır. Enstitünün adı 1993’te Orman Botaniği Anabilim Dalı olarak adı değişmiş, bu dönemden sonra da KAYACIK çalışmalarına devan etmiştir. 1949 yılından başlayarak 1982 yılına kadar ISTO Herbaryumu ile Atatürk Arboretumu’nun kurulmasında Prof. Dr. H. KAYACIK ve Prof. Dr. Faik YALTIRIK’ın büyük emekleri geçmiştir. Bu uzun ve meşakkatli dönemde CALİFORNİA'dan gelen maymuntırmanmaz ağacı, Kayseri'nin kartopu türü, Missisipi'nin bataklık selvileri ve ismi satırlara sığmayan 1500'ü aşkın diğer bitki türü başta KAYACIK sayesinde önce, ‘‘Bahçeköy Arboretumu’’ olarak açılan, 1981'de Atatürk'ün 100'üncü doğum günü nedeniyle adı ‘‘Atatürk Arboretumu’’na çevrilen yeşil alanda buluştu. Prof. Dr. Hayrettin KAYACIK'ın öncülüğüyle kurulan arboretumdaki ‘‘bitki müzesi’’ne, her yıl dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından tarihçesi belli bitki türleri ekleniyor.
KAYACIK bitkilere verdiği önem dolayısıyla Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK)in kurucuları arasında da yer almıştır.
24.12.2001 tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşmuştur.
KAYACIK, 1911 yılında Bünyan’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Bünyan ve Kayseri’de tamamlamıştır. 1931 yılında girdiği Yüksek Orman Mektebini, 1934 yılında bitirmiştir. Bir yıl sonra Tarım Bakanlığı tarafından Dresden’de bulunan Tharandt “Yüksek Orman Mektebi”nde ormancılık eğitimi almış, bu okuldan “Diplom Forsting” olarak 1938 yılında mezun olan KAYACIK, daha sonra aynı okulda Prof. Dr. Konrad Rubner’in yanında “Grundlugen der Aufforstung in Mittelmeergebiet unter besonderer Berüchichsichitgung von ıtalien und Türkei” adlı çalışması ile doktor unvanı almıştır.1940 yılında yurda dönen KAYACIK, askerlik görevinden sonra, 30.01.1943 yılında YZE Orman Fakültesi Silvikültür ve Orman Botaniği Enstitüsünde Başasistan olarak göreve başlamıştır.
KAYACIK, “Doğu Ladini (Picea orientalis L. Link.)’ın Türkiye’deki Coğrafi Yayılış, Silvikültür Esasları ve Tabii Sınırlarının Genişletilmesi İmkanları” adlı Doçentlik çalışması ile 23.08.1949 tarihinde Üniversite Doçenti olmuştur. KAYACIK, 25.02.1956 tarihinde Profesörlüğe yükseltilmiştir. KAYACIK, 1957 yılında İstanbul Üniversitesi Senatosunda görev almış ve pek çok kez Dekan Vekilliği görevini üstlenmiştir.
1948-1957 yılları arası Ord. Prof. Dr. E. M. OKSAL tarafından yönetilen Orman Botaniği Enstitüsü, OKSAl’ın emekliye ayrılmasından sonra, Enstitü Müdürlüğü Prof. Dr. Hayrettin KAYACIK’a devredilmiştir. 4936 sayılı Üniversiteler Kanununa ek 115 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Orman Botaniği Enstitüsü, Orman Botaniği Kürsüsü olmuş ve Kürsü Profesörlüğüne bu tarihten itibaren yine Prof. Dr. H. KAYACIK atanmıştır. Enstitünün adı 1993’te Orman Botaniği Anabilim Dalı olarak adı değişmiş, bu dönemden sonra da KAYACIK çalışmalarına devan etmiştir. 1949 yılından başlayarak 1982 yılına kadar ISTO Herbaryumu ile Atatürk Arboretumu’nun kurulmasında Prof. Dr. H. KAYACIK ve Prof. Dr. Faik YALTIRIK’ın büyük emekleri geçmiştir. Bu uzun ve meşakkatli dönemde CALİFORNİA'dan gelen maymuntırmanmaz ağacı, Kayseri'nin kartopu türü, Missisipi'nin bataklık selvileri ve ismi satırlara sığmayan 1500'ü aşkın diğer bitki türü başta KAYACIK sayesinde önce, ‘‘Bahçeköy Arboretumu’’ olarak açılan, 1981'de Atatürk'ün 100'üncü doğum günü nedeniyle adı ‘‘Atatürk Arboretumu’’na çevrilen yeşil alanda buluştu. Prof. Dr. Hayrettin KAYACIK'ın öncülüğüyle kurulan arboretumdaki ‘‘bitki müzesi’’ne, her yıl dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından tarihçesi belli bitki türleri ekleniyor.
KAYACIK bitkilere verdiği önem dolayısıyla Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK)in kurucuları arasında da yer almıştır.
24.12.2001 tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















