1 Mart 2020 Pazar

SULTANHANI KERVANSARAYI


SULTANHANI H.630-634 / M.1232-1236
                                                                                                              Hasan YÜKSEL
Kayseri Sivas yolunun 40. Kilometresinde Bünyan’a bağlı adını verdiği Sultanhanı Kasabasında, Alâeddin Keykubad’ın yaptırdığı bir eserdir. Alâeddin Keykubad, hol portalinde harap kitabesinden anlaşıldığı kadar 630-634 (1232-1236) arasında yaptırmıştır. Masif duvarlar ve çeşitli takviye kuleleriyle, dış görünüşte kale manzarası hakimdir.  Güneyden kuzeye doğru çok az meyillenen bir arazide 3900 m2 bir alanı kapsayacak biçimde inşaa edilmiştir. Han, yolcu, yük ve hayvan üçlüsünün konaklaması esnasında ihtiyaçların karşılanacağı barınak ve servis mekânlarını kapsayan iki kütle olarak tasarlanmıştır.
Köşk Mescid

Arabalık

Selçuklu döneminde ticari yollara ve ticaret hayatına büyük önem verilmekteydi. Alaeddin Keykubat döneminde ise Selçuklular, Anadolu’yu gıpta ile bakılacak büyük bir ticaret merkezi haline getirmişlerdi. Mesela Sultanhanında kalan ticaret erbabı handa üç gün ücretsiz kalır, üç günden fazla kalacaksa diğer günlerin ücretini öderdi. Tüccarların bütün malları devletin güvencesi altına alınmıştı.  Han görevlileri sabah kapıyı açmadan herkese vukuat var mı diye sorar, vukuat varsa kimseyi dışarıya bırakmazlardı.  Hana gelen tüccar malı özenle sayılır ve eğer tüccar sabah yoluna devam edecekse, malı kendisine eksiksiz teslim edilir ve uğurlanırdı. Bu kervansaraylar aynı zamanda dünyada günümüzde sigorta olarak nitelendirdiğimiz malların sigorta edilmesi şeklinde ticaretin garanti altına alınmış olması nedeniyle yapılmıştır. Bu tür kervansaraylarda tüccara böylelikle devlet güvencesi sağlanarak ticaretin gelişmesi de sağlanmıştır.
Sultanhanı Kervansarayı

Giriş Kapısı Portalı

Diyelim ki tüccar mallarını handan sapasağlam teslim aldı ve yoluna devam etti. Yolda soyguncular, tüccarın yolunu kestiler ve malını çaldılar. Devlet, soyulan tüccarın bütün mallarının karşılığını öderdi. Çünkü, Selçuklu devletinde ticaret devlet güvencesi ile yapılmaktadır. O yüzden Alaeddin Keykubat dönemi Anadolusu “efsanevi zenginlikler ülkesi” olarak anılıyordu.
Büyük Salon Taç Kapısı

Büyük Salon

Yapı, yüksek ve farklı biçimde payanda ve kulelerle desteklenmiş duvarlarıyla adeta küçük bir kale kimliği arz etmektedir. Kervansaray’ın girişinin bulunduğu kuzey cephede, taç kapının iki yanında silindirik kesitli ve birbirine bitişik demet pate biçiminde tasarlanan payandalar hem duvarı destekler hem de bugün büyük bölümü yıkılmış olan avlu taç kapısına çerçeve oluştururlar. Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerindeki kuleler yıldız kesitlidir. Avlunun yan duvarlarında birer, kapalı barınak kısmının yan duvarlarında ikişer destek payandası ve kule yer almaktadır, Ön cephedekilerin, dışında bu desteklerin çokgen ve yarım daire şeklinde tasarlandıkları ve üzerlerinin konik birer daire şeklinde tasarlandıkları ve üzerlerinin birer külahla kapatıldığı gözükmektedir. Bu kulelerin saçak seviyesinde başlayan mukarnaslarla genişleyerek yükseldikleri dikkat çeker.  Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşedeki kulelerin üst kısmının tüm yüzeyi dolaşan kuşakta iki şeridin geçmeler yapmasıyla oluşan dört kollu yıldız geçmelerle dairesel düğümler yapan şeritlerin oluşturduğu geometrik bezeme yer alır. Kuzeybatı köşedeki kulenin orta kısmında yüzeyden çökertilmiş dikdörtgen biçimli kartuş içinde taşın erimesiyle tahrip olduğundan tam okunamayan bir yazı yer almaktadır. Buradaki  yazının “amel-i Yadigar(?)” ibaresini içerdiğinden bu ismin kervansarayın mimarı olduğu ileri sürülmüştür.
Büyük Salon Kubbe

Özel Misafir Odaları

Kervansaraya girilen ve Kuzey cephenin biraz doğusuna kaydırılmış olan ve duvar yüzeyinden profillendirilerek içe doğru yerleştirilen taç kapıdan girilmektedir. Taç kapıyı çevreleyen sivri kemerin üzengi taşından sonraki üst kısmı tamamen yıkılmıştır. 1970’den sonra yapılan onarımlarda taç kapı, duvarının taşları büyük oranda değiştirilmiş, orijinal bezemeli parçalardan bazıları duvar üzerinde bırakılmıştır. Taç kapı yanlardan ve üstten genişlikleri farklı üç bordürle kuşatılmıştır. Ayrıca üç bordür de taç kapı kemerini çerçevelemektedir. Bordürlerin tamamında kabartma olarak yapılmış, geometrik bezeme görülmektedir. Taç kapı nişi üzerleri orijinalinden bezemeli oldukları anlaşılan zar başlıklı sütuncelerle sınırlandırılmıştır.  Sütünce başlığı üzerindeki bitkisel bezemeli bakiyelerden kavsara köşeliklerinin bitkisel kompozisyonlarla doldurulmuş olabileceği anlaşılmaktadır. Taç kapı yan nişleri üç cepheli olarak düzenlenmiş olup üç sıra mukarnaslı kavsaraya sahiptir. Kavsara’nın üzerinde sivri kemerle çevrelenmiş yüzeye ve bu yüzeyi kuşatan kemerin meyillendirilmiş alnına geometrik bezemeler işlenmiş, kemer köşelerine de altı yapraklı rozetler kabartılmıştır.
Büyük Salon Kubbe

Özel Misafir Odaları

Kervansarayın hamamına batı cephenin kuzey cephesine açılan basık kemerli kapıdan girilmektedir.  Hamam tek mekânlı olarak değil, soyunma, soğukluk, sıcaklık, su deposu ve külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Hamamın üst örtü seviyesi ısı yalıtımı gözetilerek hanın genel üst örtüsünden daha aşağıda tasarlanmıştır. Hamamın soyunmalık bölümü yaklaşık kare ölçülerde bir mekân olup üzeri doğu-batı yönünde uzanan sivri tonozla örtülmüştür. Soyunmalığın güney cephesinin batı köşesine açılan kapıdan soğukluğa geçilir. Bu bölüm kubbe üzerine açılan üç adet yuvarlak ışık gözü ile aydınlatılmıştır. Sıcaklık mekânına, soğukluğun güney köşesine açılan kapıdan geçilir. Sıcaklık mekânında tüm cephelerde birer musluklu ayna taşı bulunur. Kurna yoktur. Sıcaklığın kuzey tarafında su deposu bulunmaktadır. Su deposunun kuzeyinde de hamamın külhanı yer alır.
Büyük Kubbe Süslemesi
Köşk Mescit

Avlu ortasında, örnekleri arasında en süslü olarak nitelendirilen ve L biçiminde dört yığma ayağa atılmış dört sivri kemerle fevkani olarak düzenlenen mescit yer almaktadır. Mescidin alt katının üst örtüsü çapraz tonoz olup burada bir çeşme veya havuz olup olmadığına dair bir kalıntı yoktur.  Mescit ibadet mekanına kuzey cephede iki kanatlı olarak düzenlenen 11 adet basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Basamakların birleştiği seviyenin alt kısmına kırık çizgi sisteminde gelişen 10 kollu yıldız bezemesinin işlendiği dairesel madolyon kabartması yapılmıştır.  Mescidin kapısı, iki bordürle üç yönden kuşatılmıştır.  Dıştaki bordür yarım yıldız dizisini, içteki kalın bordür ise kırık çizgi sisteminden gelişen 16 kollu yıldızların yarım örneklerinden oluşan geometrik bezemeleri içerir.
Hamam Kısmı

Köşk Mescit

Kervansarayın kapalı barınak kısmına avlunun güney duvarından dışa taşırılmış olan taç kapıdan girilmektedir. Kapalı barınak kısmı 24 bağımsız yığma ayağa ve duvarlara doğru batı doğrultusunda atılmış sivri kemerlerle girişe paralel yedi sahınlı olarak düzenlenmiştir.

Kaynakça:
• Doç. Dr. Yıldıray Özbek, Yrd. Doç. Dr. Celil Arslan; Kayseri Taşınmaz Kültür Varlıkları Envanteri Cilt I-II-III, Kayseri 2008
• Mehmet Çayırdağ; Kayseri Tarihi Araştırmaları, Kayseri 2001
• Sebil Yıldız; I. Alaaddin Keykubad’dan Günümüze Gelen Mükemmel Eser, Sultanhanı, Bünyan Kültürü, Aylık Kültür Dergisi, sayı 3,Kayseri  Ocak 1993
• Uygur Kocabaşoğlu / Murat Uluğtekin, Salnamelerde Kayseri, Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminin Eski Harfli Yıllıklarında Kayseri, Kayseri 1998
• S. Burhanettin Akbaş; Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı Folklor ve Etnografyası, Kayseri 1994
• Şaban Hacıpaşaoğlu; Büyük Tuzhisar’ın Tarihçesi; Bünyan Kültürü, Aylık Kültür Dergisi, Sayı 2, Kayseri 1992
• Şaban Hacıpaşaoğlu; Bünyan, Ankara 2010
• Halit Erkiletlioğlu; Kayseri Tarihi (En Eski Zamandan Osmanlılara Kadar), Kayseri
• Halit Erkiletlioğlu; Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006
• Abdullah Kılıç, Kayseri Tarih Sanat Kültür, İstanbul Mayıs 2006

Büyük Salon Kubbesi

Hamam Işıklandırma ve Havalandırması

Köşk Mescid

Köşk Mescşd Merdiven

Köşk Mescid Süsleme




































Havalandırma

Hamam Işıklandırma ve Havalandırma












Hamam Havalandırma ve Işıklandırma

Hamam Kısmı






Köşk Mescid Süsleme

Köşk Mescşd Portalı

Kenarlık


Köşk Mescid Süsleme

Aslanlı Çörten

Aslanlı Çörten


Büyük Salon Kubbe


Büyük Salon Kubbe







13 Şubat 2020 Perşembe

ABDULLAH KARABULUT (1942 - )


1942 yılında Talas Sakaltutan köyünde doğmuş olmasına rağmen, nüfusa geç kayıt ettirildiği için resmi olarak 1945 doğumlu görülmektedir. Bekir ve Şerife Karabulut çiftinin üçüncü evlatlarıdır. İki yaşına kadar Sakaltutan köyünde yetişen Karabulut, iki yaşından sonra ailesinin Gesi Vekse’ye yerleşmesi ile burada büyümüş, ilk eğitimine Vekse İlkokulunda başlamış. Orta eğitimine Gesi Ortaokuluna devam ederek buradan mezun olmuştur. Ortaokuldan sonra babasının Kayseri’de manifatura dükkanı açmasıyla Kayseri’ye taşınırlar ve  1957 yılında lise eğitimine Kayseri Lisesi’nde devam ederek 1961 yılında buradan mezun olur.

Liseden sonra 1962 yılında üniversite sınavlarına girdi.  O dönemde her üniversitenin sınavları ayrı ayrı olduğu için öncelikli olarak Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü tercih ederek buranın sınavlarına girdi ve sınava girenler arasında 54. olarak burayı kazandı.  Bu okulun yatılı olması Karabulut için bulunmaz bir nimet olduğu için başka bir okulun sınavına girmeden burada okumayı tercih etti ve iki yıl burada eğitim görerek 1964 yılında buradan mezun oldu. Aynı yıl içerisinde kura ile Ürgüp ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak tayin oldu. 1963 yılında Eğitim Enstitüsünde okurken Artukoğullarından Turan beyin kızı Gülhanım ile nişanlanan Karabulut, 1965 yılında Bünyan’da yaptığı bir düğün ile evlilik hayatına adım attı. Ürgüp ortaokulunda 1970 yılına kadar görev yaptı. Aynı yıl içerisinde Kayseri’ye tayinini istedi. Tayin isteği üzerine Kayseri İmam Hatip Lisesine tayin edildi fakat burada bir ay gibi bir süre çalıştı. Halıcılıkla uğraşan kayın pederi Duran Artık vefat edince onun işlerini takip etmesi için İrfan Artık ve Haydar Atik tarafından tayini Bünyan’a yaptırılır ve bir ay gibi bir süre çalıştığı İmam Hatip Lisesin de öğretmenlik yapamadan kendini Bünyan Lisesi’nde bulur.

Bünyan Lisesinde Türkçe ve Edebiyat derslerine giren Karabulut 1973’te bir müfettiş raporu ile sürgünü çıkan üç öğretmenden biri olur. 1975 yılına kadar Çankırı Ovacık ortaokulunda görev yaptıktan sonra askerlik görevini yapmak için Isparta Kırkıncı Piyade Alayına teslim olur.  Isparta da kısa dönem askerliğini yaptığı sırada iktidarın değişmesi üzerine Bünyan Lisesi’ne müdür olarak tayin edilir.  Askerliği bitince 1975 yılı içerisinde Bünyan Lisesinde görevine başlar. Bünyan Lisesinde 2,5 yıl süreyle müdürlük yapan Karabulut bu süre içerisinde, üstün gayretleri ile okulda olmayan her branştan öğretmenin okula gelmesini sağladı. O dönemde okulda olmayan kalorifer tesisat sisteminin okula kurulmasını sağladı. Okulun etrafında bulunan 14 dönüm araziyi istimlak ederek okula kazandırdı. Kazandırdığı bu arazi üzerinde Bünyan Lisesinin yeni binasının temelinin atılmasına ve müdürlük yaptığı sürece bir kat çıkılmasına vesile oldu.

Karabulut’un müdürlük yaptığı dönemde hedefinde, Bünyan Lisesi binasının yapılmasının yanı sıra bir de Bünyan’a bir sanat okulu kazandırmak vardı. Bu amaçla Bünyan’da bulunan partilerden bir heyeti Ankara Devlet Planlama Teşkilatında bulunan arkadaşı Lütfü Önsoy’un yanına götürerek bu konuda söz aldı. Devlet Planlama Teşkilatının okul için 10 dönümlük bir arazi istemesi üzerine dönemin Belediye Başkanın dan da arazinin sözünün alınmasıyla okulla ilgili çalışmalar başladı. Belediyenin istenen araziyi vermemesine rağmen Devlet Planlama Teşkilatı okul için Milli Eğitim bakanlığına okul için ödenek çıkardı.  Milli Eğitim Bakanlığı da bu ödenek üzerine ihaleye çıkarak, ihaleyi o dönemde yüklenici Alaattin Kamaşak’a verdi.  Fakat Bünyan’a yapılacak olan sanat okulu arazi temin edilemediği için yapılamadı.

Karabulut yine müdürlüğü döneminde Bünyan’a İmam Hatip Lisesi açılması için de uğraştı.  O dönemde Bakanlığın İmam hatip lisesi açılması için karar almasına rağmen, bina yetersizlik raporları nedeniyle okul bir türlü açılamaz. Karabulut 1976’da Kayseri İl Müdürlüğü ile bire bir yaptığı girişimler ile Köprü ’de bulunan binaya yeterlilik raporunu alır ve okulu açtırarak Bünyan Lisesinden bir öğretmenini de bu okula kurucu müdür olarak tayin ettirir. 1977 yılında yaptığı bu çalışmalarından dolayı dönemin Kayseri valisi Bedri Eser tarafından bir takdir belgesi ile ödüllendirilir. 

1977 yılının sonuna doğru iktidar değişince Karabulut Bünyan’dan bir kaç yere tayini çıkar En son olarak Amasya Taşova’ya tayini çıkar. Taşova’ya görev için gittiğinde, Taşova’ da bir savcının öldürülmesinden dolayı sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle ilçeye alınmaz.  Belirlenen zamanda işe başlayamayınca bakanlık tarafından müstafi olarak adledilir (istifa etmiş olarak kabul etmek). Bu durumu bakanlığa bir dilekçe ile bildirmesine rağmen bakanlık bu durumu kabul etmez. 1980’ e kadar öğretmenlik yapamaz ve memurluktan ihraç edilmiş şekilde açıkta kalır.  1980 ihtilalinden hemen önce tayini Kayseri Dedeman Ortaokulu’na yapılır.  Burada bir süre görev yaptıktan sonra Bünyan İmam Hatip Lisesine tayini çıkar.  1983 yılında Karabulut ve kültür dersi öğretmenlerinin okul öğrencilerine verdikleri özel derslerin yardımıyla üniversite sınavlarına giren öğrencilerin kazandıkları başarı,  Bünyan İmam Hatip Lisesi’nin Türkiye İmam Hatip Liseleri arasında birinciliği elde etmesine yol açmıştır. Karabulut burada üç yıl görev yapmıştır, buradan Bünyan Ticaret Lisesine geçer. Bu arada Açık Öğretim Üniversitesi vasıtasıyla yükseköğrenimini dört yıla tamamladı.  Ticaret Lisesi’nde 1989 yılına kadar görev yaptıktan sonra Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak geçti.

Karabulut Erciyes Üniversitesinde iken İstanbul’dan tanıdığı ve o dönem Erciyes Üniversitesi rektörü olan Naci Kınacıoğlu’ndan Bünyan’a bir yüksekokul açması için ricada bulunur.  Kınacıoğlu bu isteği kabul ederek Erciyes Üniversitesi Senatosu’ndan Bünyan’a yüksekokul açılması için karar çıkarttırır.  Devreye Bünyan Belediye Başkanı Ali Bayram’ında girmesiyle Rektörlük ve dönemin Kayseri Valisi Abdullah Çavuşoğlu bu konuda anlaşarak Bünyan’da halıcılık Meslek Yüksekokulu açılması kararını alırlar.  Bu amaç doğrultusunda Meslek Yüksekokulu kurucular kurulu kurulmasına karar verilir.  Bu kurulda Prof. Dr. Mualla Aykut ve Prof. Dr. Hasan Basri Üstünbaş gibi isimler yer alır. O dönemde okulun açılacağı yer olarak ta eski Namık Kemal İlkokulu’nun binası gösterilir. Fakat tüm bu girişimlere rağmen Namık Kemal İlkokulu binasının verilmesini istemeyen bazı kişiler Vali Abdullah Çavuşoğlu’na siyasi baskılar yaparak okulun açılmasına o dönemde mani olurlar ve Bünyan’a açılması düşünülen yüksekokul sürüncemede kalır. 

Karabulut, 1995 yılına kadar Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekliğe ayrıldı.  Aynı yıl içerisinde MHP’den Kayseri Milletvekili adayı oldu. Yapılan seçimler sonucunda MHP Kayseri’den o yıl milletvekili çıkaramadı. 

Karabulaut, Bünyan’da yer adları, Bünyan’da yaşayan sülaleler hakkında ve lakaplar hakkında çalışmalar yaptı. Bünyan Ağzı ve Bünyan kültürü ile ilgili birçok çalışması olmuştur. Bu çalışmaları Bünyan Kültürü Dergisi ve Erciyes Dergilerinde yayınlandı. Aynı zamanda şiirde yazan
Karabulutun birçok şiirinden bir kaçı yayınlanmıştır. 08.09.2026 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. 

Karabulut, Aysun, Füsun, Almula Gülsün ve Turan adında dört çocuk sahibidir. 

Hasan Yüksel.

23 Ocak 2020 Perşembe

Bünyan Halısı’nın günümüzde halen yoğun bir şekilde dokunduğunu biliyor musunuz?

Bünyan Halısı’nın günümüzde halen yoğun bir şekilde dokunduğunu biliyor musunuz?  Dokunan bu Bünyan halılarının Diyarbakır, Muş, Bitlis, Bingöl’de Bünyan motifleri ile dokutulduğunu biliyor musunuz? 

Babadan kalma halıcılık mesleğini devam ettiren ve dokutturduğu halıların çözgüsünü kendi yapan  Kayserili halıcı Ahmet Sarımermer Bünyan ve Yahyalı halı modellerini elinde bulunan 700 e yakın tezgâh ile Diyarbakır, Bitlis Muş ve Bingöl gibi illerde dokutturduğunu söylemekte. Adı geçen illerin ve bunlara bağlı bir kısım ilçelerin Belediyeleri ve Halk Eğitimi Merkezleri ile açtırdığı kurslarda bu halıları dokutturan Sarımermer, halılar bu illerde dokunsa da kayseri model ve motifleriyle dokunmaktadır ve bu sayede de Kayseri halıcılığının adını tekrardan duyurmaktayız demektedir.   

Açılan kurslar sayesinde bir çok ev kadınının kurslara katılarak hem meslek öğrendiğini hem de İşkur’un desteği ile para kazandıklarını belirtmektedir. Kurslarda  kullanılan tüm malzemeleri kendi sağlarken dokunan halılarınsa bir kısmı yün halıdan oluşurken bir kısmı da ipek halıdan oluşmaktadır. Ahmet Sarımermer dokunan bu halıların son günlerde Avrupa da el halısına olan rağbetten dolayı yurt dışına ihraç edildiğini belirtmektedir. 

Geçtiğimiz yıl Bünyan’da Kilim kursu için tezgâh kurduğunu söyleyen Sarımermer, Kayseri’de yeniden halıcılığı yaygınlaştırmaya uğraştıklarını belirtmektedir. Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk’ün Yahyalı halıcılığını yeniden canlandırmak istediğini,  bu konuda Yahyalı’da Oran Kalkınma Ajansının desteği, ve İşkur’un katkılarıyla bir proje başlattıklarını söylemektedir. Bünyan’da da belediyenin veya  kaymakamlığın istemesi durumunda böyle bir projeye tüm malzemeleri kendi sağlamak şartıyla destek olacağını  söyleyen Ahmet Sarımermer bu işten çalışanlarda dahil olmak üzere tüm tarafların karlı çıkacağını ve Bünyan Halısı’nın ölmeyeceğini belirtmektedir. 

Not:  Ahmet bey her ne kadar adı sayılan illerde Bünyan ve Yahyalı halılarını dokutturduğunu söylese de,  biz kendi kültürümüze sahip çıkamazsak, birkaç zaman sonra bu kültüre o yöreler sahip çıkmaya başlar.  Biz de sadece avuntularımızla kalırız. 
Hasan Yüksel


15 Ocak 2020 Çarşamba

BÜNYAN'DA BULUNAN TARİHİ KONAK iLE İLGİLİ BİR AÇIKLAMA


Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm Atamız Serdengeçti Ahmet Ağanın Bünyan'da 1720'lerde bir konak yaptırmasının finansmanının nereden geldiğini şimdi keşfettim. 1997'de Kayseri 'de bilgi edinmek için uğradığım eski eserler müdürlüğünde ki görevli finansmanın İstanbul'dan Saraydan gelmiş olabileceğini söylemişti. Bünyan'a bir sığınmacı olarak gelen birine böyle bir finansmanın sağlanacağını pek inandırıcı bulmamıştım. (Ancestoral DNA) Bir kaç ay evvel Atalarımın DNA ismi altında benim DNA'mın Tarihteki Safevi hanedanından olduğu bilgisini aldım. Buradan hareketle, asker olan Serdengeçti Ahmet Ağa Safevi hanedanının çok yakın bir üyesi olarak Osmanlı ordusunun 1723 tarihindeki Iran seferine Sarımsaklı Bayraktarı olarak katılmıştır. Bu sırada Safevilerin başkenti Isfahan Afgan'ların isgali altındadır ve Sah Tasmalp II Azerbeycan'a kaçmıştır. Atamız Serdengeçtinin katıldığı Osmanlı ordusu Tebrize savaşsız girer. Burada Serdeçtinin oynadığı en önemli rolünün, kuzeni Şah Tasmalp ile Osmanlı ordusu arasında bir ara-bulucu, yani,savaşı önleyen müzakereci olduğuna inanıyorum.

Ayrıca, Bu vesileyle Safevi kuzenleriyle bir araya gelme imkanı bulmuştur ve akabinde, ailesinden aldığı (altınları) paraları yanında

Bünyan'a getirerek statüsüne uygun bir konak inşa ettirmiştir. Ayrıca bir yıl sonra, hizmetlerinden dolayı ait olduğu Safevi ailesi kendisine Tebriz müftüsünün genç kızıyla birlikte, çocukluğumuzda bulgur dövdüğümüz oymalı ve süslü "soku taşı" dediğimiz, oyma mermer taşı, içi mücevherlerle dolu olarak develerle Serdengeçtiye göndermişlerdir.(Bu ailenin tarihi olarak ağızdan-ağıza devamlı söylenen ve bilinen bir gerçektir. Soku taşı halen Dr, Yıldırım Arar'ın evlerinin avlusunda koruma altındadır) Kendilerini Asilzade olarak gören Konaklı yerli halkı çok hakir görmüştür ve 'onlara Köylü veya Türkler' diye hitap ederlerdi; zira kendilerinin daha yüksek bir kültür olan Iran kültürüne ait asilzadeler olduklarına atfen. Tabii Safeviler, Horasan'da yerleşiklerdir (Atamızın Bünyan'dan evvelki yurdu) ama Azeri ve/veya Kafkas kökenlidirler ve Safeviya tarikatının üyeleridir.(Safeviya Hz Muhammedin kızlarından biridir ve Şah İsmail bu tarikatın son lideridir)

Asilzade olmam ayrıcalığımdan, Bünyanlı dost ve arkadaşlarımın gurur duyacaklarını ümit ederim.😃😃😃 Bu asilzadeler daha sonra yerli seçkinlerle kız alış-verişi yapmışlardır ve Anadolulaşmışlardır. Serdengeçti'nin Torunlarından Büyük Mehmet Ağa'nın ve 3. nesil diğer Konaklı ailesi fertlerinin çok büyük mal zenginliklerinin de Yine Iran'dan, kuzenlerinden gelen paralarla olduğuna inanıyorum. Çünkü 1729'da Afgan işgali bitirilmiştir ve Safevi ailesi tekrar iş başındadır. Heybetli konak kapısı tekrar tekrar tamirat görmüştür. Şimdi bu yapı Bünyan tarihine geçmiştir ve Bünyanlılara aittir. Bünyan veya Kayseri Belediyesi orijinal Konağı tekrar ikame etmek üzre proje finansmanı sağlamıştır ve kamulaştırma işlemlerinden sonra inşallah proje hayata geçirilecektir.

Tahsin Erol





1 Ocak 2020 Çarşamba

BİR ZAMANLAR SÜMERBANK VARDI?

1927 yılında bu fabrika faaliyete geçtiğinde Kayseri genelinde bulunan 6 fabrikadan biriydi. Ahmet Rifat Çalika ve bir gurup Kayserili tüccar tarafından T.B.M.M Birinci Dönem Kayseri Milletvekili Ahmet Hilmi Kalaç'ın önerisiyle Bünyan Halıcılığına ip sağlamak maksadıyla kurulmuştu. Bünyan İplik Fabrikası olarak kurulan işletme 1933 yılında Sümerbank Battaniye ve Yünlü Kumaş Fabrikasına dönüştü. Günümüzde viraneye dönmüş bulunan fabrika uzun yıllar bir çok Bünyanlı'nın ekmek kapısı olmuştu.