Gesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2025 Cumartesi

AHMED HİLMİ PAŞA (1839 Kayseri – 1905 İstanbul) OSMANLI HEKİMİ

1839 Yılında Kayseri’nin Darsiyak (Kayabağ) köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Mehmet Çavuş taş ustasıdır. İlk tahsilini Kayseri’de yaptı. 11-12 yaşında babası ile birlikte İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’da iken Osmanlı bürokrasinde elemanlar yetiştiren İrfaniye Hususi Mektebine girdi. İki üç yıl burada okuduktan sonra hayırsever Kazasker Cemal Efendi’nin yardımı ile ve başarılı bir öğrenci olması üzerine Mektebi- Tıbbiye’ye öğrenci olarak alınmıştır. Buradan büyük bir başarı ile 1864 yılında Sol Kolağası rütbesiyle mezun olmuştur.  Önce Haydar Paşa Hastanesinde, daha sonra’da Beşinci Ordu’da memur oldu. Bu görevde 4 yıl hizmet verdi. 

Osmanlı Tıp Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye) kurucularından biridir. 1853-1856 Kırım Savaşı’nda duyulan âcil hekim ihtiyacı üzerine eğitim dilinin Türkçe olması için başlatılan çalışmalar kapsamında 1866’da kurulan Cem‘iyyet-i Tıbbiyye-i Osmâniyye ile birlikte o dönem Fransızca olan tıp dilinin Türkçeye dönüştürülmesinde önemli çalışmalar yürütmüştür. Fransızcayı da iyi bilmesinden dolayı tıbbiye’de öğretmenlikle görevlendirildi. On beş yıl boyunca yedi-sekiz bin sayfalık tıbbi eserleri Türkçeye çevirdi. Türkçe eğitim başarılı olunca 1870’te Askerî Tıbbiye’de de ilk sınıftan itibaren tedrisatın Türkçeleştirilmesine karar verildi. 1877’de Askerî Tıbbiye’de Teşrih-i Marazî (Patalojik Anatomi) muallimliğine (profesörlüğüne) atandı. Tıpta Türkçe eğitim üzerine yaptığı başarı çalışmalardan dolayı 1888 yılında rütbe’si Livalığa (Tuğgeneral) yükseltildi.  Rütbesinin yükselmesi ile birlikte 1890 yılında Tıbbiye Mektebi Nazırlığı (Bakanlığı)na tayin oldu. 

Bakanlıkta yöneticilik konularında da başarılar göstermiştir. Bu başarılarından dolayı 1893-1895 yılları arasında hem sivil (Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane 1867) hem de askeri ( Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane) tıp okullarının ikisinin birden dekanlığını yürütmüştür. Rütbeside ferikliğe (tümgeneral) yükseldi. 1895 yılında Makam-ı Seraskeri Sıhhıye Dairesi Seis-i Sanisi (Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Dairesi İkinci Başkanı) sonra da Hıf-ı Sıhha-i Umumiyye Sermüfettişi (Başmüfettiş) oldu.  



Türk tıp tarihi açısından çok önemli olan patoloji biliminin Osmanlı İmparatorluğunda kurulmasını sağlamıştır. Bu konuda da ilk ders veren ve ilk patoloji kitabını yazan kişi Ahmet Hilmi Paşa’dır (1870).  Patoloji konusunda ilk kitabının adı “İlmi Ensac-ı Maraziye” dir.  Aynı zamanda ilk Türkçe Tıp Sözlüğü’nü (Lügat-ı Tıbbiye) yazmıştır. Bu amaçla çok sayıda tıbbi metni arkadaşları ile birlikte Türkçeye çevirmiştir. Sadece Ahmet Hilmi Paşa’nın Türkçeye çevirdiği kitap sayısı 8 adettir. Bu sayede reform sayılabilecek bir şekilde Türk hekimlerinin tıpta önlerini açmıştır. Aynı zamanda tıp üzerine Ameliyat-ı Cerrahiye1872, Emraz-ı Umumiye-i Cerrahiye 1879, Tahlil-i Kimyevî  1883, Teşrih-i Marazi kitaplarını yazmıştır.  

Sağlık üzerine yaptığı hizmetlerden dolayı Birinci Osmani, Birinci Meclis Nişanları, Altın ve Gümüş İmtiyaz Madalyaları ile ödüllendirildi. 1905 yılında İstanbul’da vefat etti. Mezarı Kadıköy’de Mahmud Baba Türbesi haziresindedir. Hiç çocuğu olmamış bu yüzden soyu yürümemiştir.  

Ahmed Hilmi Paşa’nın adının Gesi’de bir mahalle, cadde ya da sokağa verilmesi için Prof. Dr. Halil Tekiner, gündeme bir öneri getirmiştir.


Kaynaklar:

-Nejdet Kala, https://www.kayseriolay.com/  Kayseri Aziz Sancar Kadar Önemli Osmanlı Paşası Gesili Ahmet Hilmi Paşa’ya Sahip Çıkacak mı. 10.06.2024 

-Davut Güleç, https://www.davutgulec.com/  Kayserili Ahmet Hilmi Paşa, Patoloji’nin Türkiye’deki kurucusu.

-Gökhan Bolat, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kayseri Ansiklopedisi, Ahmed Hilmi Paşa (Ahmed Paşa) maddesi, sayfa: 51 2015

-Mekteb-i Tıbbiye, Türkiye Diyanet Vakfı İsmam Ansiklopedisi, cilt 29, 2004 

-Prof. Dr. Selda Seçkin, Türkiye’de Patolojinin Kısa Tarihçesi. Https://Patoloji.gen.tr./Türkiye’de Patolojinin Kısa Tarihçesi

-Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir, Türk Tıp Tarihinde Patoloji ve Anatomi Bilimleri Üzerinde 19. ve 20. Yüzyıllarda Gelişmeler. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Tarih-Kültür Dergisi Nisan 2022


13 Şubat 2020 Perşembe

ABDULLAH KARABULUT (1942 - )


1942 yılında Talas Sakaltutan köyünde doğmuş olmasına rağmen, nüfusa geç kayıt ettirildiği için resmi olarak 1945 doğumlu görülmektedir. Bekir ve Şerife Karabulut çiftinin üçüncü evlatlarıdır. İki yaşına kadar Sakaltutan köyünde yetişen Karabulut, iki yaşından sonra ailesinin Gesi Vekse’ye yerleşmesi ile burada büyümüş, ilk eğitimine Vekse İlkokulunda başlamış. Orta eğitimine Gesi Ortaokuluna devam ederek buradan mezun olmuştur. Ortaokuldan sonra babasının Kayseri’de manifatura dükkanı açmasıyla Kayseri’ye taşınırlar ve  1957 yılında lise eğitimine Kayseri Lisesi’nde devam ederek 1961 yılında buradan mezun olur.

Liseden sonra 1962 yılında üniversite sınavlarına girdi.  O dönemde her üniversitenin sınavları ayrı ayrı olduğu için öncelikli olarak Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü tercih ederek buranın sınavlarına girdi ve sınava girenler arasında 54. olarak burayı kazandı.  Bu okulun yatılı olması Karabulut için bulunmaz bir nimet olduğu için başka bir okulun sınavına girmeden burada okumayı tercih etti ve iki yıl burada eğitim görerek 1964 yılında buradan mezun oldu. Aynı yıl içerisinde kura ile Ürgüp ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak tayin oldu. 1963 yılında Eğitim Enstitüsünde okurken Artukoğullarından Turan beyin kızı Gülhanım ile nişanlanan Karabulut, 1965 yılında Bünyan’da yaptığı bir düğün ile evlilik hayatına adım attı. Ürgüp ortaokulunda 1970 yılına kadar görev yaptı. Aynı yıl içerisinde Kayseri’ye tayinini istedi. Tayin isteği üzerine Kayseri İmam Hatip Lisesine tayin edildi fakat burada bir ay gibi bir süre çalıştı. Halıcılıkla uğraşan kayın pederi Duran Artık vefat edince onun işlerini takip etmesi için İrfan Artık ve Haydar Atik tarafından tayini Bünyan’a yaptırılır ve bir ay gibi bir süre çalıştığı İmam Hatip Lisesin de öğretmenlik yapamadan kendini Bünyan Lisesi’nde bulur.

Bünyan Lisesinde Türkçe ve Edebiyat derslerine giren Karabulut 1973’te bir müfettiş raporu ile sürgünü çıkan üç öğretmenden biri olur. 1975 yılına kadar Çankırı Ovacık ortaokulunda görev yaptıktan sonra askerlik görevini yapmak için Isparta Kırkıncı Piyade Alayına teslim olur.  Isparta da kısa dönem askerliğini yaptığı sırada iktidarın değişmesi üzerine Bünyan Lisesi’ne müdür olarak tayin edilir.  Askerliği bitince 1975 yılı içerisinde Bünyan Lisesinde görevine başlar. Bünyan Lisesinde 2,5 yıl süreyle müdürlük yapan Karabulut bu süre içerisinde, üstün gayretleri ile okulda olmayan her branştan öğretmenin okula gelmesini sağladı. O dönemde okulda olmayan kalorifer tesisat sisteminin okula kurulmasını sağladı. Okulun etrafında bulunan 14 dönüm araziyi istimlak ederek okula kazandırdı. Kazandırdığı bu arazi üzerinde Bünyan Lisesinin yeni binasının temelinin atılmasına ve müdürlük yaptığı sürece bir kat çıkılmasına vesile oldu.

Karabulut’un müdürlük yaptığı dönemde hedefinde, Bünyan Lisesi binasının yapılmasının yanı sıra bir de Bünyan’a bir sanat okulu kazandırmak vardı. Bu amaçla Bünyan’da bulunan partilerden bir heyeti Ankara Devlet Planlama Teşkilatında bulunan arkadaşı Lütfü Önsoy’un yanına götürerek bu konuda söz aldı. Devlet Planlama Teşkilatının okul için 10 dönümlük bir arazi istemesi üzerine dönemin Belediye Başkanın dan da arazinin sözünün alınmasıyla okulla ilgili çalışmalar başladı. Belediyenin istenen araziyi vermemesine rağmen Devlet Planlama Teşkilatı okul için Milli Eğitim bakanlığına okul için ödenek çıkardı.  Milli Eğitim Bakanlığı da bu ödenek üzerine ihaleye çıkarak, ihaleyi o dönemde yüklenici Alaattin Kamaşak’a verdi.  Fakat Bünyan’a yapılacak olan sanat okulu arazi temin edilemediği için yapılamadı.

Karabulut yine müdürlüğü döneminde Bünyan’a İmam Hatip Lisesi açılması için de uğraştı.  O dönemde Bakanlığın İmam hatip lisesi açılması için karar almasına rağmen, bina yetersizlik raporları nedeniyle okul bir türlü açılamaz. Karabulut 1976’da Kayseri İl Müdürlüğü ile bire bir yaptığı girişimler ile Köprü ’de bulunan binaya yeterlilik raporunu alır ve okulu açtırarak Bünyan Lisesinden bir öğretmenini de bu okula kurucu müdür olarak tayin ettirir. 1977 yılında yaptığı bu çalışmalarından dolayı dönemin Kayseri valisi Bedri Eser tarafından bir takdir belgesi ile ödüllendirilir. 

1977 yılının sonuna doğru iktidar değişince Karabulut Bünyan’dan bir kaç yere tayini çıkar En son olarak Amasya Taşova’ya tayini çıkar. Taşova’ya görev için gittiğinde, Taşova’ da bir savcının öldürülmesinden dolayı sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle ilçeye alınmaz.  Belirlenen zamanda işe başlayamayınca bakanlık tarafından müstafi olarak adledilir (istifa etmiş olarak kabul etmek). Bu durumu bakanlığa bir dilekçe ile bildirmesine rağmen bakanlık bu durumu kabul etmez. 1980’ e kadar öğretmenlik yapamaz ve memurluktan ihraç edilmiş şekilde açıkta kalır.  1980 ihtilalinden hemen önce tayini Kayseri Dedeman Ortaokulu’na yapılır.  Burada bir süre görev yaptıktan sonra Bünyan İmam Hatip Lisesine tayini çıkar.  1983 yılında Karabulut ve kültür dersi öğretmenlerinin okul öğrencilerine verdikleri özel derslerin yardımıyla üniversite sınavlarına giren öğrencilerin kazandıkları başarı,  Bünyan İmam Hatip Lisesi’nin Türkiye İmam Hatip Liseleri arasında birinciliği elde etmesine yol açmıştır. Karabulut burada üç yıl görev yapmıştır, buradan Bünyan Ticaret Lisesine geçer. Bu arada Açık Öğretim Üniversitesi vasıtasıyla yükseköğrenimini dört yıla tamamladı.  Ticaret Lisesi’nde 1989 yılına kadar görev yaptıktan sonra Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak geçti.

Karabulut Erciyes Üniversitesinde iken İstanbul’dan tanıdığı ve o dönem Erciyes Üniversitesi rektörü olan Naci Kınacıoğlu’ndan Bünyan’a bir yüksekokul açması için ricada bulunur.  Kınacıoğlu bu isteği kabul ederek Erciyes Üniversitesi Senatosu’ndan Bünyan’a yüksekokul açılması için karar çıkarttırır.  Devreye Bünyan Belediye Başkanı Ali Bayram’ında girmesiyle Rektörlük ve dönemin Kayseri Valisi Abdullah Çavuşoğlu bu konuda anlaşarak Bünyan’da halıcılık Meslek Yüksekokulu açılması kararını alırlar.  Bu amaç doğrultusunda Meslek Yüksekokulu kurucular kurulu kurulmasına karar verilir.  Bu kurulda Prof. Dr. Mualla Aykut ve Prof. Dr. Hasan Basri Üstünbaş gibi isimler yer alır. O dönemde okulun açılacağı yer olarak ta eski Namık Kemal İlkokulu’nun binası gösterilir. Fakat tüm bu girişimlere rağmen Namık Kemal İlkokulu binasının verilmesini istemeyen bazı kişiler Vali Abdullah Çavuşoğlu’na siyasi baskılar yaparak okulun açılmasına o dönemde mani olurlar ve Bünyan’a açılması düşünülen yüksekokul sürüncemede kalır. 

Karabulut, 1995 yılına kadar Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekliğe ayrıldı.  Aynı yıl içerisinde MHP’den Kayseri Milletvekili adayı oldu. Yapılan seçimler sonucunda MHP Kayseri’den o yıl milletvekili çıkaramadı. 

Karabulaut, Bünyan’da yer adları, Bünyan’da yaşayan sülaleler hakkında ve lakaplar hakkında çalışmalar yaptı. Bünyan Ağzı ve Bünyan kültürü ile ilgili birçok çalışması olmuştur. Bu çalışmaları Bünyan Kültürü Dergisi ve Erciyes Dergilerinde yayınlandı. Aynı zamanda şiirde yazan
Karabulutun birçok şiirinden bir kaçı yayınlanmıştır. 08.09.2026 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. 

Karabulut, Aysun, Füsun, Almula Gülsün ve Turan adında dört çocuk sahibidir. 

Hasan Yüksel.

15 Temmuz 2014 Salı

ETHEM RUHİ ÖKER


Ethem Ruhi Öker Önde Oturan


Ethem Ruhi ÖKER
1900 Yılında Gesi Kuzey mahallede Abid ağanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Kayseri lisesi 2.sınıfta iken, Alman ve Türk subayları liseye gelmiş öğrencileri okulun bahçesinde toplamışlar ve Ethem Ruhi ÖKER‘in de dahil olduğu 2. ve 3. Sınıfı alıp Adapazarı talimgahına götürmüşlerdir. Altı ay sonra Asteğmen rütbesi ile Trablus cephesine gitmiştir. Arap cephesine giden 2000 yedek subay muhtelif cephelerde savaşıp 1951’i şehit olmuştur.
Ethem Ruhi ÖKER sağ olarak yurda dönmüştür. 1. Cihan Muharebesinde Ethem Ruhi ÖKER Büyük Atatürk’ün emri ile Batum Bakü’ye demir yolu ile kaçak gidip orada Türklerle temas kurup silah ve cephaneyi yurda getirmiştir. Ethem Ruhi ÖKER’in ağabeyi Emin ÖKER vardır. Her iki kardeş ’de kurtuluş savaşında, Emin ÖKER süvari yüzbaşısı, Ethem Ruhi ÖKER bölük komutanı olarak Yunanlılara karşı İzmir’de savaşmışlardır. Her yıl İzmir’in kurtuluşu olan 15 Eylülde İzmir’e ilk giren süvari birliğinin başında Yüzbaşı Emin Öker kılıcı elinde görülmektedir. Bir gün sonrada Ethem Ruhi ÖKER ismine birliği ile girmiştir. Bu zaferin ardından Emin ÖKER rahatsızlanmış iki yıl hava değişimi alıp Gesi ’ye dönmüştür. Büyük Atatürk Emin ÖKER ’e o yıllarda değeri 10.000TL olan safkan Arap atı hediye etmiştir. Her iki kardeşe de istiklal madalyası verilmiştir. Gesi’de rahatsızlığı sürerken bu ata binip Camızgölü ve dua meydanına gidip gelmiş. Ben Aydemir ÖKER 4,5 yaşlarında görürdüm. Ethem Ruhi ÖKER ‘de terhis olup Gesi ye gelmiştir. Her iki kardeş Gesi’de Belediyeyi kurumuşlardır. İlk belediye başkanı Emin ÖKER ve Muavini Ethem Ruhi ÖKER olmuştur. Belediye bir gün il valisini davet etmiş ve yemek vermişlerdir. Bu yemekte Ethem Ruhi ÖKER bir konuşma yapmıştır o zaman vali Nazmi TOKER Ethem Ruhi ÖKER i kültürlü ve olgun görüp Pınarbaşı Pazarören Nahiyesine Nahiye müdürü olarak atanması için bakanlığa yazmıştır. Onayı gelen Ethem Ruhi ÖKER Pazarören nahiye müdürü olmuştur. Sene 1929-1930 yılları Pazarören (50-100 haneli ) fakir bir bölgedir. Bu nahiyenin 38 köyü olup hiçbirinde okul yoktur. Yalnız nahiyede bir odada 5 sınıf okumaktadır. Tek öğretmen vardır. Ethem Ruhi ÖKER eğitime el atarak ilk iş nahiyede 12 derslikli bir okul yaptırmıştır, okulun yanında 3 katlı büyükçe ikinci bir bina yaptırmıştır. Buranın 3.katı yatakhane 2. Katı dershane giriş katında mutfak ve yemekhane salonudur. Birkaç yıl sonra Köy enstitüleri kurulması düşünüldüğünde Ethem Ruhi ÖKER Mili eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’e mektup yazarak Pazarören’de altyapısı hazır köy enstitüsünün burada açılmasını istemiştir. Mili Eğitim bakanlığı müsteşarı İsmail Hakkı TANKUŞ’la birlikte 3 kişi Pazarören’e gelmişler ve Ethem Ruhi ÖKER’in misafiri olmuşlardır. Ben 3,4 yaşlarındaydım Ethem Ruhi ÖKER onları ikna ederek Köy enstitüsünün Pazarören ’de kurulmasını sağladı. Pazarören enstitü sayemde halloldu ve milletvekili, profesörler yetiştirildi. Ethem Ruhi ÖKER 1943 yılında Gesi nahiye Müdürlüğüne Atandı ilk ilk icraatı Kuzey ve Güney mahallelere halkın yardımıyla su getirmek olmuştur. ikinci icraatı Köy yolunun stabilize çalışması olmuştur. Yol imece usulüyle halk tarafından yapılmıştır. 3. İcraatı Gesi’ye bir otobüs alınmasıdır. Müracaat etmiş ve İngiltere’den bir kamyon ithaline izin alınmıştır. Kamyonun o zamanki bedeli 10.000 TL dir. Bu parayı Ethem Ruhi ÖKER şöyle bulmuştur Vekse köyünden bacanağı Mevlüt ÖZTÜRK’den 5000TL senet vererek almıştır. 5000TL yi de efkere’den Cin Ahmet’ten senet vererek almıştır. Her iki kişiye kamyonun trafikle yok olursa kendisinin maaşından taahhütle ödeneceğini öldüğünde ise oğlunca ödeneceği vaadinde bulunmuştur. En önemli icraatlarından biride iki mahalle arasında bulunan eski ilkokulun çatısının kaldırılıp üzerine 6 derslikli okul yaptırıp ortaokul isteği olur. Milli eğitim bakanı Şemsettin SÜER’i 1947 de Gesi’ye davet etmiştir. Aynı yıl Şemsettin SÜER Gesi’ye geldi ve “Gesililer ortaokulu hak ettiler dedi” 1948 yılında ortaokul açılmıştır. Ortaokulun açılışı ile Gesi’ye bağlı 12 pare köyden talebe gelip okumuştur. Gesi’den ilk mezunlardan Dr Nigar Aydoğan, Dr Hikmet hızlan, Emniyet genel müdür muavini Nejdet Adıbelli Emniyet müdürü Yahya soy ve bir çoklarını sayabiliriz. Belediye kurulduktan sonra başkan olan kişiler hizmet etmişlerdir.

Aydemir ÖKER

2 Nisan 2013 Salı

MELİKGAZİ İLÇESİ



İlçe Kaymakamı: Sedat Sırrı ARISOY                Tel. sant: 0 352 235 63 28
Belediye Başkanı: Dr. Mustafa Palancıoğlu        Tel. sant: 0 352 222 90 22
İlçe Nüfusu: 311.322
Yüzölçümü km2:  454
İl Merkezine Uzaklığı: 0 km.

İlçenin Tarihi: 

Kayseri İli’nin en büyük İlçelerinden biri olan Melikgazi İlçesi 07.12.1988 tarihinde 3508 sayılı Kanun ile İl Merkezinden ayrılıp,İlçe olarak teşekkül etmiştir. İlçemiz Kaymakamı’nın 02.10.1989 tarihinde göreve başlamasıyla fiilen faaliyete geçmiştir. Tarihi çok eski olan Kayseri şehri (M.Ö 2000 M.S 691) tarihleri arasında sırası ile Hitit, Genç Hitit, Med, Pers, Diyadoklar, Roma, Bizans egemenliğinde kalmıştır. Bizanslıların elinde iken 7.Yüzyıldan itibaren kısa sürelerle (691 ve 736) yıllarında Arap Kumandanları tarafından zapt edilmiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklular tarafından fethedilen şehir, 1127 yılında Danişmentliler den Emir (Melik) Gazinin eline geçmiştir. Anadolu Selçuklularından II.Kılıçaslan 1176’da Şehri Danişmentliler den geri almış. Büyük Sultan Alaeddin Keykubat zamanında önem kazanmış, Konya’dan sonra Selçukluların İkinci başkenti olmuştur. 1244’ten itibaren şehir Moğol İlhanlı Valilerince İdare olunmuştur. 1384 yılında Kadı Burhanettin Beyliğini görüyoruz. 1398’de Kadı Burhaneddinin ölümünden sonra Osmanlıda Yıldırım Beyazıt şehri anlaşma yoluyla almıştır. II. Mahmut döneminde Karaman’ın livası olan Kayseri 1846’da Yozgat’a, 1867’de Ankara’ya bağlıydı. Kayseri II. Meşrutiyetin ilanından sonra bağımsız bir sancak olmuştur. Kayseri İlinin ülkemizin kültür ve sanatına katkısı elbette büyüktür. Kayseri Anadolu Selçukluları döneminde bir bilim ve Külliye şehridir. 



Coğrafi Yapı:


Orta Anadolu’nun Yukarı Kızılırmak bölümünde yer alan Melikgazi toprakları kıvrımlı yapıda ve birbirine paralel üç dağ sırası ile bunların arasındaki platolar ve çöküntü havzaları ile biçimlenmiştir.

İlçenin yüzölçümü 440 km2 dir. Türkiye’nin en yüksek dağlarından olan Erciyes Dağı da yakın zamana değin volkanik püskürmelerle çevresindeki platoların yapısını etkilemiştir. İlçenin güneyinde tek bir kütle durumunda yükselen Erciyes üçüncü zamanın ortalarından başlayarak çeşitli dönemlerde etkinlik gösteren lav ve tüf püskürten eski bir yanardağdır. 3917 m. yüksekliğindeki Erciyes Dağı türlü yaşlardaki volkanlardan oluşuk bir küme olarak nitelenmektedir.

İlçenin batısında İncesu, Hacılar ile Kocasinan ilçesinin bir kısmı, doğusunda Bünyan, güneyinde Talas, kuzeyinde Kocasinan ilçesi bulunmaktadır.

Melikgazi iklimi bozkır iklimi özelliklerine sahiptir. Burada yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçe iklimi yükseltiye bağlı olarak yer yer farklılıklar göstermektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 10,8 derecedir. Kimi aylar sıcaklık ortalamasının sıfır derecenin altına düştüğü de gözlenebilir. Yıllık yağış ortalaması 366,1 mm.’dir. Ortalama rüzgar hızının 1.8 m/sn olduğu ilçede egemen rüzgar yönü yıl içinde 2212 kez esen kuzeybatıdır. Bunu batı ve güney rüzgarları izler. En hızlı rüzgar 45.0 m/sn. hızla esen doğu-güneydoğudur.

Bölge Antik çağda orman bakımından zengindir. Eskiden Erciyes çevresinin ormanlık olduğu ve keresteciliğin önemliliği belirtilmektedir. Bugün ise Erciyes’in büyük bir kısmı steplerle kaplıdır. Bölge günümüzde orman örtüsü bakımından oldukça fakir ilçelerden biridir. Hisarcık Kasabası, Tekir Yaylasında ve civarında yaylaklar olup, bu yerler Tarım İl Müdürlüğü tarafından göçerlere verilmektedir. Ayrıca Yeşilyurt, Bağpınar, Özlüce, Kayabağ, Subaşı, K.Bürüngüz köyleri ile Ağırnas, Mimarsinan, Turan ve Gesi Kasabalarında mera bulunmakta ve bu yerler köylünün hayvanlarının otlamasına ancak yetmektedir.


İdari Yapı:


İlçeye bağlı 8 belediye, 3 köy 1 bucak ve merkezde 56 mahalle vardır. 7 Kasabada ise toplam 21 mahalle bulunmaktadır. Yerleşim yerlerinde “Toplu Yerleşim Tipi” egemen olup, Orta Anadolu’nun karakteristik yerleşim özelliklerini göstermektedir. Melikgazi ilçesi Devlet yönetiminin halkla olan ilişkilerinde de önemli bir yer işgal etmektedir. Erciyes Üniversitesi, 59.Er Eğitim Tümen Komutanlığı, Hava İkmal Bakım Merkezi ve diğer kurum ve kuruluşları ile yoğun bir organizasyon göze çarpmaktadır.

2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Melikgazi’nin toplam nüfusu 311.322’dir. İlçe nüfusunun 263.453’ü şehirde, 47.869’u köylerde yaşamaktadır. İlçenin toplam nüfusunun artış oranı %34.64, şehir nüfusu %81,08 ve köyler nüfusu %55,78 ’dir. Yerleşim durumu itibariyle nüfusun %84’ü ilçe merkezinde %16’sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. 
Köy ve kasabalardan ilçe merkezine iş için göçler olmaktadır.

Belde ve köyler

*Hisarcık
*Kıranardı
*Mimarsinan
*Gesi
*Ağırnas
*Gürpınar
*Turan
*******
*Tavlusun
*Bağpınar
*Güzelköy
*Kayabağ
*Küçükbürüngüz
*Özlüce
*Sarımsaklı
*Subaşı
*Yeşilyurt


Ulaşım Bilgisi:


Ekonomik Yapı:


İlçe bir sanayi ve ticaret merkezidir. İlçe ekonomisinin ağırlığı tarım sektöründe olup, geçimin özellikle çiftçilik, meyvecilik bağcılık ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Arazi yapısı ve iklim özellikleri tarımsal üretim verimliliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Üretim büyük ölçüde doğa koşullarına bağlı olmakla birlikte modern teknolojinin imkanlarından da yararlanılmaktadır. Tarım ve hayvancılıkta aile tipi küçük işletmeler egemendir. Bu işetmeler genellikle tarım ve hayvancılığı birlikte yapmaktadır.

İlçede hacim ve kalite itibariyle en fazla gelişmiş bulunan sanayi sektörleri; tekstil, gıda, madeni eşya, soba, makine, tarım araç ve gereçleri ve yem sanayidir. Tam anlamıyla küçük, orta ve ağır sanayi kurulmuş olup, kapsamlı organize sanayi bölgesi faaliyete geçmiştir. İnşat sektörü yıllara göre çok büyük bir artış göstermiştir. Birçok resmi ve özel kuruluşlar da bu sahada büyük yatırımlar yapmaktadır. Pastırma ve sucuk başlıca ihraç maddesi olup, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere komşu vilayetlere gönderilmektedir. Ayrıca deri ve yapağı Türkiye’nin dört bir yanına tevzi edilmektedir. Diğer vilayetlere ihraç edilen mallar şunlardır: mobilya, halı, canlı hayvan, yün ve yapağı, ham deri, sucuk, pastırma şeker, un, manifatura, süt makinesi, dikiş makinesi, oto yedek parçası, bisküvi, kavafiye, şekerleme v.s. İthal edilen mallar ise: çimento, demir, kereste, külçe bakır, alüminyum, züccaciye, beyaz eşya vb.dir. Türkiye’deki mevcut bankaların hemen hepsinin şubeleri ilçede mevcuttur. Bu bankalar daha çok sanayi işletmelerinin kredi ihtiyaçlarını karşılamak, her türlü sanayi teşebbüslerine iştirak etmek, bunların mali işlerini tedvir gibi hizmetlerde bulunmaktadırlar.

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Melikgazi ilçesi sınırları içerisindedir. Yatırımların yoğunlaştığı alanlar tekstil, metal eşya, gıda, kimya, mobilya, kanepe, makine ve diğer sanayi alanlarıdır. Ayrıca ilçede bir de Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi kurulmuştur. Bu yer Mimarsinan kasabası yakınlarında Enler ve Arkbaşı mevkiinde müteşebbis teşekkül imkanları ile 600 hektar alan üzerine kurulmuştur.

Çevre il, ilçe ve köylerden gelen vatandaşlar alışverişlerini ilçeden yapmaktadırlar. Bu da ticaret hacminin artmasını sağlamaktadır. İlçenin en fazla ticari ilişkide bulunduğu iller Nevşehir, Niğde, Kırşehir, Yozgat ve Sivas’tır. Bu illere büyük ölçüde mamul ve yarı mamul endüstri ürünleri ile ilçe dışından gelen tüccarın pazarlamasını yaptığı malları satmaktadır.

Kum, çakıl, taşocakları, Erciyes Dağının ilçede oluşu ve tarihi turistik yerlerin gezilmesi nedeniyle elde edilen turizm gelirleri diğer gelir kaynaklarını oluşturmaktadır.



Sosyal Yapı:

İlçede eğitim tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Anadolu Selçukluları devrinde açılan medreseler ilk örgün eğitim kurumlarıdır. Bu kültür ocakları Osmanlılar döneminde de varlıklarını sürdürmüşlerdir. Cumhuriyet döneminde ise Ulu Önder Atatürk’ün liderliğinde başlatılan Milli Eğitim çalışmaları hızlı bir şekilde gelişme ile bugünkü düzeye ulaşmıştır.

İlçede konut durumu yapı kooperatiflerinin gelişmesi ile günden güne iyiye gitmektedir. Nüfusa göre yeterli konut bulunmaktadır. İlçe ve civarında betonarme, yığma ve kargir evlerin yoğunlukta olduğu görülür. İlçenin muhtelif semtlerinde gecekondular vardır. İlçenin bir sanayi bölgesi olması ve bu yönde gelişmesi bağlı köylerden ve çevre illerden göçü hızlandırmış, neticede imar planında konut alanlarına ayrılan bölümler hızla dolmuştur. Bu bölgelerde hızlı gelişme karşısında arsa fiyatları artmış, plan dışı bazı bölgelerde daha önceleri kaçak yapılar ve gecekondular önlenemez bir durum almıştı. Şimdi ise kaçak yapılaşma ve gecekondu yapımı önlenmiştir. İlçede yapı kooperatifçiliği konusunda büyük bir gelişme kaydedilmiştir. Bu da hemen her ailenin kooperatif yoluyla birer konut sahibi olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece kooperatifleşme büyük bir aşama kaydetmiş olup, Belsin, Kavakyazısı, Hürriyet, Demirciyazısı, Kartal, Esenyurt, Keykubat, Kılıçarslan, Gesi Kasabasında; Beyazşehir, Kay-Koop, İl-Dem, Mimarsinan Kasabasında; Mim-Sin, Şirintepe Mahalleleri bu şekilde teşekkül etmiştir.

Halkın büyük çoğunluğu işçi, memur, sanatkar ve ticaretle uğraşanlar teşkil eder. Halk çalışmayı, tasarrufu ve çok para kazanmayı ibadet sayacak kadar benimseyen bir inanışa sahiptir. Halkın zengin ve orta halli yaşayan kesimi ziynet eşyasına düşkündür. Toplum hayatında geleneklere bağlılık ve dini inanışlara saygı her sahada kendini gösterir. İlçe halkı toplum kurallarına uyan, genel olarak yönetimine yardımcı ve saygılıdır. Yönetimle halk arasında yakınlık ve ahenk mevcuttur.



(Not: Kayseri Valiliği ve Melikgazi Kaymakamlığı  sitelerinden alınmıştır.)