Pazarören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2019 Salı

MEHMET CEM BOZKURT (1969 - )



18 Haziran 1969’da Bünyan’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da dedesi İbrahim Eren’in yanında kalarak tamamladı. Öğrencilik yılları boyunca yaz tatillerini ailesinin bulunduğu Bünyan’da geçirdi. Bu dönemde, babası Sadettin Bozkurt’un ortağı olduğu Ülkü Kitabevi’nde çalışması, okuma alışkanlığının gelişmesini sağladı. 1993 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

1994-1996 yılları arasında Kayseri ili Pınarbaşı İlçesi’ne bağlı Pazarören Sağlık Ocağı’nda pratisyen hekim olarak görev yaptı. 1996’da, Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda askerlik görevine başladı. 1997’de, eğitim döneminin ardından görev yaptığı Şırnak’ta Tabip Üsteğmen olarak askerliğini tamamladı.

1998 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı kazanarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nda asistan olarak göreve başladı ve 2001 yılında uzmanlık eğitimini tamamladı. Aynı yıl Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yardımcı doçent olarak atandı. 2009’da doçent oldu. 2005-2013 yılları arasında Anatomi Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yaptı.

2013 yılında Kırıkkale Üniversitesi’nden ayrılarak Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde göreve başladı. 2014’te profesör unvanını aldı. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış makaleleri, kitap çevirileri ve özellikle tıpta uzmanlık sınavına hazırlanan adaylar için hazırladığı çok sayıda Anatomi kitabı bulunmaktadır.

Mehmet Cem Bozkurt, İngilizce öğretmeni Sevgi Bozkurt ile evlidir.    

4 Nisan 2019 Perşembe

HAYRETTİN TOKBAY (1954 – 2013)



Hayrettin Tokbay 1954 yılında Ethem ve Elmas çiftinin çocukları olarak Bünyan Akmescit (Zerezek)’te  dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Bünyan Akmescit’te tamamlayarak, 1970 yılında Pazarören Öğretmen Okul’na girdi, 1974 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra 1974 yılında sınıf öğretmeni olarak ilk görev yeri olan Sivas Nallı İlkokulu’nda göreve başladı. 1979 – 1983 yılları arasında Alaybeyli (Alayinli) Köy ilkokulunda görev yaptı. 1983-1984 öğretim yılından sonra Ekinciler (Zek) Köyü’nde görev yaptı. 

1994 yılında ilköğretim müfettişi olarak Kayseri Milli Eğitim Müdürlüğünde göreve başlayan merhum Hayrettin Tokbay, 1997-2000 yılları arasında da Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptı. Milli Eğitim Müdürü iken ilimizin tüm eğitim sorunlarını en iyi şekilde çözmeye gayret ederek il genelinde iyi bir eğitimci ve idareci olmayı, öğretmensiz köy okulu bırakmamıştır. 

Tokbay, Milli eğitim müdürü iken, öğrencilerine yaptığı seslenişte, gelecek Türkiye’sinin öğrencilerinin nasıl olması gerektiğini özellikle vurgulamıştır. İyi bir eğitimcinin yapması gerektiği bir şekilde, öğrencilere yaptığı bu seslenişi şu şekildedir. “Unutulmamalıdır ki; ülkeler fedakâr, çalışkan ve üretken insanların omuzlarında yükselecektir. Gençlerimizin bu meziyetlerle ve bilimin rehberliği ile çağdaş Türkiye’ye sahip çıkmaları, bu şekilde atalarının da ruhunu şâd etmeleri bir görev ve milletimizin devamlılığı açısından da zarurettir. Türk genci, bu noktada ihtiyaç duyduğu kudreti nerede arayacağını ve bulacağını elbette bilmektedir.” 

Hayrettin Tokbay Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden ayrıldıktan sonra bir süre daha Milli Eğitim Müfettişliği görevini yürüttü ve 2005 yılında emekli olarak görevinden ayrıldı. 
Münire Tokbay ile evli olan Tokbay, Atatürkçü Düşünce Derneği Temsilciliği görevini yürütmüş, CHP İl Sekreterliği görevinde bulunmuştur.  18 Kasım 2013 yılında yakalanmış olduğu akciğer kanserinden dolayı tedavi görürken vefat etmiştir.

1999 yılında Gölcük depreminde yaşanan üzücü olaydan etkilenen Hayrettin Tokbay, deprem felaketi sonucu anne ve babalarını kaybeden 1 ve 3 yaşlarındaki Burçin ve Büşra’yı evlatlık edindi. Tokbay’ın şuan 18 yaşında olan Burçin ve 15 yaşında olan Büşra’dan başka çocukları bulunmamaktadır.

 Hasan Yüksel  

21 Ekim 2018 Pazar

İSMAİL ÜLKER (1929 - )




Bünyan’ın Girveli köyünde, Cuma ve Ayşe çiftinin çocukları olarak 1929 yılında dünyaya geldi.  İlk eğitimine 1938 yılında köylerinde açılan ve ilkokul olarak da kullanılan köy odasında başladı. O dönemde masa ve sıra olmadığı için, altlarında kalaslar ile kağnı göpleri üzerinde ders işlediler. Üç yılın sonunda  (1941) buradaki öğretimini tamamladı. Beş yıllık İlköğretimini tam manasıyla tamamlayamadığı için Bünyan’da bulunan halasının vasıtasıyla 1942 yılında Çağlayan İlkokulu’nun 4. Sınıfına kayıt yaptırdı. 4 sınıfı tamamladıktan sonra hedefinde bir öğretmen olup kendisi gibi eğitim alıp okumak isteyen köy öğrencileri için öğretmen olmak vardı. Köy enstitülerinin şehirlerden öğrenci almadığını bildiği için 5. sınıfı okumak için aynı köyden 4 arkadaşıyla birlikte 1943 yılında Pazarören ilkokuluna kayıt yaptırdılar. Ülker ilköğretimin 5. Sınıfını da burada tamamladı.

Daha beşinci sınıfta iken,  okul idarecilerinin enstitüye devam edip, etmeyecekleri yönündeki tekliflerini; hiç düşünmeden devam etmek yönünde,  diğer arkadaşlarıyla beraber kabul etti. O yılın sonunda köy enstitüsünün 1-B gurubuna kayıt yaptırdı. 1945 yılında Pazarören Köy Enstitüsüne başladı.  Burada okurken bir yandan temel eğitim gördü, bir yandan da marangozluk kolunu tercih ederek, öğretmenleri Ali Ergül sayesinde marangozluk sanatını en iyi şekilde öğrendi. Burada okuyup unutamadığı öğretmenleri arasında Ali Ergül gibi, sınıf öğretmeni Güzide Güner ve kooperatifçilik öğretmeni Kemal Karadeniz, okul müdürü Şevket Gedikoğlu, Hasan Gökalp, Ekrem Ula,  Emin Güner’ de yer almıştır. Burada okuduğu birkaç yıl boyunca okul arkadaşlarıyla beraber, okulun idare binasını, revir binasını ve garajı inşaa etmişlerdir. Sanatı marangozluk olmasına rağmen okulun birçok duvarının örülmesinde katkısı olmuştur.  Okuldaki eğitimleri bunlarla da kalmamış aynı zamanda ziraat işlerini de en iyi şekilde öğrenmiştir. Özellikle yazları guruplar halinde Zamantı ırmağının yakınında bulunan çiftlikte ekim dikim eğitimi alıp hayvanlara bakmayı öğrenerek güzel bir eğitim aldılar. 1947-1948 öğretim yılında Pazarören Eğitim Enstitüsünden mezun oldu.

Mezun olduktan sonra ilk olarak 1948 yılında Bünyan’ın İğdecik Köyü’ne öğretmen olarak atandı. Okul yeni yapıldığı için buranın ilk öğretmeni oldu. Bir yıl burada bulunan ve okula ait olan lojmanda annesiyle beraber kaldıktan sonra, Bünyan’da bulunan halasının komşusu olan Makbule Aydın ile nişanlandı. Okullar açılmadan da düğün yaparak (1949) evlendi.  O dönem yaz tatilini Girveli’de geçirdikten sonra tekrar görev yaptığı köye döndü. Burada iki yıl görev yaptı. İki yıl boyunca tek başına dört sınıfı birden okuttu.  Burada kaldığı süre içerisinde ilk çocuğu dünyaya geldi.

1950 yılında verdiği bir dilekçe ile Kayseri’nin merkez köylerinden Eğim köyüne tayini çıktı. Burada da iki yıl süreyle çalıştı. İkinci çocuğu da burada dünyaya geldi. Şehre daha yakın olmak için verdiği bir dilekçe ile bu kez Akin köyüne tayin edildi.  Burada çalıştığı okul kayabaşında olduğu için burayı da sevemedi. İki yıl burada görev yaptıktan sonra 1955 yılında vatani görevini yapması için yedek subay olarak askere çağırdılar. 6 aylık eğitimini tamamladıktan sonra, kura ile çektiği Kırklareli Lüleburgaz 241. Piyade Alayında askerliğini tamamladı.

Askerlik dönüşü 1957 yılında Tomarza’nın Karaören köyüne tayin edildi.  Tayin edildiği köyün okulunun, köyün imamı tarafından işgal edilip başka bir amaç için kullanıldığını körünce Kayseri Milli Eğitim Müdürlüğünden başka bir yere tayinini istedi. Bu isteği kabul edilince, o yıl Bünyan’ın Akkışla Kasabası’na Başöğretmen olarak tayin edildi. Başöğretmen olarak burada iki yıl çalıştı. İki yılın sonunda Bünyan merkezde bir okula tayinini istedi. Dilekçesinin kabul edilmesiyle daha önce 4. Sınıfı okuduğu Çağlayan İlkokulu’na tayin edildi (1959). Okuduğu okula öğretmen olarak tayin edilmek onu oldukça memnun etti. Burada Başöğretmen Mehmet Mutlu ile birlikte çalıştı.

Bir yıl burada çalıştıktan sonra 1961 yılında Bünyan Milli Eğitim Müdürü Baha Özcan tarafından Köprüde bulunan Atatürk İlkokuluna alındı.  Burada beşinci sınıf öğrencilerini okuttu.

1961 yılı içerisinde Çağlayan İlkokulu’nun başöğretmeni Mehmet Mutlu’nun vefatı üzerine tekrar buraya başöğretmen olarak verildi. Başöğretmen olduğu Çağlayan İlkokulunun durumunun kötü, binasının eski olması sebebiyle okul binasının yenilenmesi için çalışmalarda bulunur. İlçe Milli Eğitim Müdürü Baha Özcan, dönemin kaymakamı ve belediye başkanı ile birlikte Kayseri Valisi Kazım Atakol’un makamına çıkarak okulun durumunu anlatırlar ve yenilenmesi için valiyi ikna ederler. Valinin kabul etmesiyle birlikte Ülker ilk iş olarak eski Çağlayan okulunun binasını yıktırır. Yeni binanın yapımında da taşeron gibi davranarak okulunun tamamlanmasında bizzat görev aldı. Böylelikle okulun eğitime hiç ara verilmeden tamamlanması nı sağlamış oldu.   

1971 yılında çocuklarının büyüyüp ortaokulu bitirmesi üzerine, liseyi okumaları için mecburen tayinini Kayseri’ye ister. 3 yıl öğretmenlik 10 yıl müdürlük yaptığı Çağlayan İlkokulunu bırakarak Kayseri Nuri Has İlkokulu’na tayinini aldırır.

Nuri Has İlkokulunda öğretmenliğini devam ettirirken çocuklarının okuyup evlilik çağına gelmesi ile 6 buçuk yıl görev yaptığı bu okuldan emekliliğini ister. Böylelikle 30 yıl 5 ay severek ve içten bir gönüllülük ile yaptığı öğretmenlik mesleğini bırakarak 1977 yılında emekliğe ayrılır.
 
İsmail Ülker dört evlat sahibidir. Çocukları Faruk Ülker (Avukat), Mustafa Ülker (İnşaat Mühendisi), Aynur  Ülker  (Ev Hanımı), Tamer Ülker (Emekli Memur)

Kaynak: 1- Ali Salman, Pazarörenli Yıllar 2011, Kayseri.                                                                                       2-Faruk Ülker

Hasan Yüksel

29 Aralık 2017 Cuma

ALİ TİPİ (1948 - )


1948 yılında Bünyan'ın Kahveci köyünde doğdu.  Baba Osman, anne Fatma Tipi'dir. Resmi doğum tarihi 1950'dir. Ailesi çiftçilikle uğraştığı için nüfusa ancak 01.01.1950 yılında kaydettirmiştir. İlk eğitimine  1956 yılında köyünde bulunan Kahveci Köyü İlkokulunda  başladı. 1962'de buradan mezun oldu. İlkokuldan sonra Bünyan Atatürk İlkokulu'nda girdiği yazılı ve sözlü bir  sınav sonucunda, Bünyan'dan kazanan diğer öğrencilerle birlikte  Pazarören Mimarsinan Öğretmen Okuluna öğretmen adayı olarak girmeye hak kazandı. 

Genç öğretmen adayı Ali Tipi Mimarsinan öğretmen okulunda 6 yıl yatılı  olarak okudu. Burada Eğitim Enstitülerinin verdiği yoğun bir eğitimi aldı. Tarımdan, fen bilgisine, müzikten, sinemaya ve inşaat bilgilerine kadar  bir çok konuda bir öğretmenin  köyde tek başına bütün köy halkına verebileceği bir eğitimi aldı. Buradan 1966-1967 döneminde mezun oldu. Mezun olduktan sonra ilk olarak 1967 yılında Gaziantep Nizip İlçesi Yağmuralan (Mizirin) köyüne tayin oldu. Burada iki yıl görev yaptı. Burada ilk yıl beş sınıfı birden, köyün tek öğretmeni olarak okuttu. 1968 yılının yaz aylarında askerlik görevini yerine getirmek için Samsun 56. Piyade Alayında Er Öğretmen olarak silah altına alındı. Burada üç ay temel eğitim aldıktan sonra yine askerlik görevini Er Öğretmen olarak tamamlamak için Samsun'un Havza ilçesine kura çekti. Burada göreve başlamadan, memlekete yakın olsun diye Samsun'lu bir öğretmen ile becayiş yaparak, Yozgat Sorgun Örencik köyüne kendisini Er Öğretmen olarak tayin ettirdi.

Örencik'te askerlik görevini yaparken köyün en yüksek tepesine çıkarak Erciyes'i seyrettiğini ve memleket özlemini böyle giderdiğini  belirten Ali Tipi, buradayken köy halkına da okuma-yazma kursları açtı. Bahçe duvarı olmayan okulun etrafına imece usulüyle okul duvarı yaptırdı ve  bahçesinin büyük bir kısmının ekilerek ürün elde edilmesini sağladı, böylelikle öğrencilerine de tarım dersleri vermiş oldu. Burada görev yaparken 1970 yılında Kahveci Köyü'nden Hakkı Polat'ın kızı Hayriye Polat ile evlendi.

1970-1971 öğretim döneminde Bünyan Koyunabdal köyüne tayin edildi. Burada 1.5 yıl görev yaptıktan sonra Tomarza'nın Örencik köyüne tayin oldu.  Örencik'te bir yıl görev yaptıktan sonra, Bünyan'ın İğdecik Köyüne oradan da Kahveci Köyü'ne tayin oldu. Bu arada Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ön Lisans bölümünü bitirdi. Kahveci Köyü'nde 10 yıl görev yaptı. Burada iken köyünden bir çok öğrenciyi yatılı okullara yerleştirdi. On yılın sonunda Bünyan Yenimahalle ilkokuluna tayin edildi. 1995 yılına kadar burada çalıştıktan sonra buradan emekli oldu. Öğretmenlik hayatı böylelikle 27,5 yıl sürmüş oldu.

Emekli olduktan sonra 1976 yılında üyesi olduğu MHP'de siyasi hayatını aktifleştirdi. MHP'den iki dönem İl Genel Meclis Üyesi oldu. Bu dönem içerisinde Milli Eğitim Komisyon Başkanlığı yaptı. Başkanlığı sırasında Tüm Kayseri'ye olduğu kadar özellikle Bünyan ve Bünyan'a bağlı köylerde milli eğitim konularında önemli çalışmalar yaptı ve milli eğitimle ilgili sıkıntıların bir an önce giderilmesinde gayretler gösterdi. Bünyan Atatürk İlkokulu ek binasının yapılarak 12 derslikli sınıf kazandırılmasında, Topsöğüt (Taçın), Samağır, Şıvgın, Hazarşa  gibi köylerde okul binaları yaptırılıp hizmete açılmasında çok büyük katkıları olmuştur. Bu katkıları sadece Bünyan'ın köyleriyle sınırlı kalmamış, diğer ilçelerin köylerinde ve il dahilinde de okul binaları ve ek binaların inşaa ettirilmesini sağlamıştır. Ali Tipi'nin İl Genel Meclisindeki çalışmaları sadece milli eğitimle kalmamıştır. Özel idareye bağlı, Köy Hizmetleri ve Köy İdaresinin imkanlarıyla   özellikle köylerle ilgili çalışmalara ağırlık verilerek bir çok köy yolunun asfaltlanması, duvarı olmayan köy mezarlarının bir çoğunun duvarlarının ördürülmesi ve ağaçlandırılması, sağlık ocağı, köy içi parke işleri, içme suyu ve sulama sistemleri, köy konakları, su kanalları, hayvan barınakları, ağaçlandırma gibi işlerin yapılandırılmasında aktif olarak görev yaptı ve çalışmalarda bulundu.

İkinci dönem İl Genel Meclisi üyeliği sırasında da bir çok köyün içerisindeki yolların parke döşenmesi, sulama kanallarının açılması ve tarımla ilgili işlerinin halledilmesi için uğraşlar verdi. Yine bu dönem içerisinde Bünyan Küçük Sanayi Sitesi'nin yapılması için  çok uğraş verdi. Bünyan ve çevresinde yetişen Girabolu ve bazı ürünlerin tescili, araştırılması, üretiminin artırılması ve sanayi ürünü (Girabolunun meyve suyu olarak üretilmesi) haline getirilmesi için gayretler gösterdi, bu konuda İl genel meclisine projeler sundu fakat bu çabalarına yeterli destek bulamadı. Bünyan'da Pankobirlik'in kurulması çok gayret verdi  ve bunda da başarılı oldu ve açılmasını sağladı.

Ali Tipi, İl Özel İdaresi'nin tüm imkanlarını yardımlarını kullanarak Bünyan'a ve çevre köylerine bir çok hizmetin ulaşmasına yardımcı oldu. Bünyan'ın Kayseri'ye yakın olması nedeniyle iç turizme yönelik olarak otel, spor sahası, dinlenme ve eğlence tesislerinin, mesire alanlarının belediye öncülüğünde yapılması içi de planları olan Tipi, İl Genel Meclisi üyeliğinin sona ermesi nedeniyle bu planlarını gerçekleştirememiş olmanın üzüntüsünü yaşamaktadır. Ayrıca bu topraklar uğruna şehit olan atalarına, bayrağına, kendisinin yetiştirilmesine ortam sağlayan Türkiye Cumhuriyetine karşı hizmet yaptığı duygusu ile onur duyan Ali Tipi, yaptığı hizmetlerden dolayı bir çok ödül almıştır.

Şu an tarım aletleri ticareti ile uğraşan Ali Tipi üç oğlan iki kız babasıdır. Çocukları Osman, Fatma, Bilge, Selçuk ve Gülnigar'dır.

Hasan Yüksel  

15 Temmuz 2014 Salı

ETHEM RUHİ ÖKER


Ethem Ruhi Öker Önde Oturan


Ethem Ruhi ÖKER
1900 Yılında Gesi Kuzey mahallede Abid ağanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Kayseri lisesi 2.sınıfta iken, Alman ve Türk subayları liseye gelmiş öğrencileri okulun bahçesinde toplamışlar ve Ethem Ruhi ÖKER‘in de dahil olduğu 2. ve 3. Sınıfı alıp Adapazarı talimgahına götürmüşlerdir. Altı ay sonra Asteğmen rütbesi ile Trablus cephesine gitmiştir. Arap cephesine giden 2000 yedek subay muhtelif cephelerde savaşıp 1951’i şehit olmuştur.
Ethem Ruhi ÖKER sağ olarak yurda dönmüştür. 1. Cihan Muharebesinde Ethem Ruhi ÖKER Büyük Atatürk’ün emri ile Batum Bakü’ye demir yolu ile kaçak gidip orada Türklerle temas kurup silah ve cephaneyi yurda getirmiştir. Ethem Ruhi ÖKER’in ağabeyi Emin ÖKER vardır. Her iki kardeş ’de kurtuluş savaşında, Emin ÖKER süvari yüzbaşısı, Ethem Ruhi ÖKER bölük komutanı olarak Yunanlılara karşı İzmir’de savaşmışlardır. Her yıl İzmir’in kurtuluşu olan 15 Eylülde İzmir’e ilk giren süvari birliğinin başında Yüzbaşı Emin Öker kılıcı elinde görülmektedir. Bir gün sonrada Ethem Ruhi ÖKER ismine birliği ile girmiştir. Bu zaferin ardından Emin ÖKER rahatsızlanmış iki yıl hava değişimi alıp Gesi ’ye dönmüştür. Büyük Atatürk Emin ÖKER ’e o yıllarda değeri 10.000TL olan safkan Arap atı hediye etmiştir. Her iki kardeşe de istiklal madalyası verilmiştir. Gesi’de rahatsızlığı sürerken bu ata binip Camızgölü ve dua meydanına gidip gelmiş. Ben Aydemir ÖKER 4,5 yaşlarında görürdüm. Ethem Ruhi ÖKER ‘de terhis olup Gesi ye gelmiştir. Her iki kardeş Gesi’de Belediyeyi kurumuşlardır. İlk belediye başkanı Emin ÖKER ve Muavini Ethem Ruhi ÖKER olmuştur. Belediye bir gün il valisini davet etmiş ve yemek vermişlerdir. Bu yemekte Ethem Ruhi ÖKER bir konuşma yapmıştır o zaman vali Nazmi TOKER Ethem Ruhi ÖKER i kültürlü ve olgun görüp Pınarbaşı Pazarören Nahiyesine Nahiye müdürü olarak atanması için bakanlığa yazmıştır. Onayı gelen Ethem Ruhi ÖKER Pazarören nahiye müdürü olmuştur. Sene 1929-1930 yılları Pazarören (50-100 haneli ) fakir bir bölgedir. Bu nahiyenin 38 köyü olup hiçbirinde okul yoktur. Yalnız nahiyede bir odada 5 sınıf okumaktadır. Tek öğretmen vardır. Ethem Ruhi ÖKER eğitime el atarak ilk iş nahiyede 12 derslikli bir okul yaptırmıştır, okulun yanında 3 katlı büyükçe ikinci bir bina yaptırmıştır. Buranın 3.katı yatakhane 2. Katı dershane giriş katında mutfak ve yemekhane salonudur. Birkaç yıl sonra Köy enstitüleri kurulması düşünüldüğünde Ethem Ruhi ÖKER Mili eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’e mektup yazarak Pazarören’de altyapısı hazır köy enstitüsünün burada açılmasını istemiştir. Mili Eğitim bakanlığı müsteşarı İsmail Hakkı TANKUŞ’la birlikte 3 kişi Pazarören’e gelmişler ve Ethem Ruhi ÖKER’in misafiri olmuşlardır. Ben 3,4 yaşlarındaydım Ethem Ruhi ÖKER onları ikna ederek Köy enstitüsünün Pazarören ’de kurulmasını sağladı. Pazarören enstitü sayemde halloldu ve milletvekili, profesörler yetiştirildi. Ethem Ruhi ÖKER 1943 yılında Gesi nahiye Müdürlüğüne Atandı ilk ilk icraatı Kuzey ve Güney mahallelere halkın yardımıyla su getirmek olmuştur. ikinci icraatı Köy yolunun stabilize çalışması olmuştur. Yol imece usulüyle halk tarafından yapılmıştır. 3. İcraatı Gesi’ye bir otobüs alınmasıdır. Müracaat etmiş ve İngiltere’den bir kamyon ithaline izin alınmıştır. Kamyonun o zamanki bedeli 10.000 TL dir. Bu parayı Ethem Ruhi ÖKER şöyle bulmuştur Vekse köyünden bacanağı Mevlüt ÖZTÜRK’den 5000TL senet vererek almıştır. 5000TL yi de efkere’den Cin Ahmet’ten senet vererek almıştır. Her iki kişiye kamyonun trafikle yok olursa kendisinin maaşından taahhütle ödeneceğini öldüğünde ise oğlunca ödeneceği vaadinde bulunmuştur. En önemli icraatlarından biride iki mahalle arasında bulunan eski ilkokulun çatısının kaldırılıp üzerine 6 derslikli okul yaptırıp ortaokul isteği olur. Milli eğitim bakanı Şemsettin SÜER’i 1947 de Gesi’ye davet etmiştir. Aynı yıl Şemsettin SÜER Gesi’ye geldi ve “Gesililer ortaokulu hak ettiler dedi” 1948 yılında ortaokul açılmıştır. Ortaokulun açılışı ile Gesi’ye bağlı 12 pare köyden talebe gelip okumuştur. Gesi’den ilk mezunlardan Dr Nigar Aydoğan, Dr Hikmet hızlan, Emniyet genel müdür muavini Nejdet Adıbelli Emniyet müdürü Yahya soy ve bir çoklarını sayabiliriz. Belediye kurulduktan sonra başkan olan kişiler hizmet etmişlerdir.

Aydemir ÖKER

5 Nisan 2013 Cuma

PINARBAŞI İLÇESİ




İlçe Kaymakamı: Mustafa ÇOLAK                           Tel. sant: 0 352 512 17 02
Belediye Başkanı: Deniz YAĞAN                              Tel. sant: 0 352 512 10 35
İlçe Nüfusu: 35.388
Yüzölçümü km2:  3.383
İl Merkezine Uzaklığı: 91 km.

İlçenin Tarihi:


Pınarbaşı ilçesi, ilk olarak 1861 yılında Sultan Abdülaziz zamanında Aziziye adıyla Sivas Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olmuştur. Bu tarihten önceki idari taksimattaki yeri hakkında tarihi kayıtlarda her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilde tarihi eserlerden birçok devlet ve uç beyliklerinin sınırları içerisinde kaldığı bu beylikler arasındaki mücadelelere sahne olduğu anlaşılmaktadır.

Anadolu Selçuklularının yayılma faaliyetlerine sahne olmuş bir yerdir. Pınarbaşı İlçesinin kuzeybatısında bulunan, Melikgazi adıyla bilinen ve Danişment Gazi oğullarından Emir Gazi ve ailesine ait olduğu tahmin edilen türbe ve mumyalardan, İlçenin bir dönem Danişment beyliği hükümranlığında kaldığı 1178 den sonra bu beyliğin Sultan II. Kılıçarslan'ın baskısıyla Suriye topraklarına çekilmesinden sonra Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliğine girdiği tahmin edilmektedir.

İlçe 1861 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Sivas iline bağlı olarak “Aziziye” adıyla kurulmuştur. İlçenin kuruluş Kanun sayısı ve tarihi ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Cumhuriyetimizin ilanından sonra Şirvan Dağının eteklerindeki kaynak suyundan dolayı Pınarbaşı adını almıştır.

Yukarıda Pınarbaşı'nın Osmanlı'nın son dönemlerinde ki tarihi anlatılmakla birlikte trarihi daha eskilere dayanmaktadır. Pınarbaşı İlçesi çok daha eski bir yerleşim yeridir. Bir zamanların Ariaratia’sı, Osmanlının Aziziyesi ve Cumhuriyet döneminin Pınarbaşısı... 

Pınarbaşı’nın tarihini bundan 2200 yıl önce kurulan efsanevi Ariaratia devleti ile başlatan tarihçiler, o dönemde Anadolu’nun idari, ticari ve kültürel merkezleri arasında adını zikrediyorlar ve önemle bahsediyorlar. Ariaratia Krallığının merkezi olan bugünkü Pınarbaşı ilçesi hakkında şu bilgilere rastlanıyor: Caussos (Göksu) ile Sebastia (Sivas) yolu üzerinde, içinden Tsamanthos (Samandos – Zamantı) çayının geçtiği sulak ve ormanlık bir yerdir. 
ANADOLU’DA İLK BARAJ... 
Anadolu’da ilk baraj 2200 yıl önce Pınarbaşı ilçesinde yapılmış. Ariaratia Krallığı zamanında öyle bir refah ve mutluluk yörede hüküm sürmüş ki, bölge inanılmayacak derecede kalkınmıştır. Bunun neticesi olarak Karakuyu köyü yakınlarında bu dönemde bir baraj bulunduğu biliniyor. Bugün pınarbaşı ilçesinde “Bağlama” adı verilen bölgede (Yatılı Bölge Okulunun yanı) bu barajın kalıntıları görülebilir. Anlatıldığına göre, bugün ilçenin bulunduğu yer ise o tarihte baraj sularının altında kalmaktaymış. Bu sularda kral ve ailesi sandal gezintileri yaparlarmış. Ahali ise bugünkü Tepemahalle, Çukuryurt ve Beştepeler’de oturuyormuş. 
Şimdi Bahçecik Barajının  yine bu çevreye yakın bir yerde yapılacak olması manidar geliyor. 2200 yıl sonra bölgeye ikinci baraj yapılmış olacak. 
AZİZİYE...AZİZİYE... 
Pınarbaşı, Aziziye adı ile 1861 tarihinde Sultan Abdülaziz tarafından Sivas’a bağlı bir kaza (ilçe) olarak kurulmuştur. Bu ad türkülere, ağıtlara ve Dadaloğlu’nun deyişlerine konu olmuştur. 
Ünlü tarihçi ŞEMSETTİN SAMİ, Kamusu’l-alam adlı eserinde Aziziye hakkında tafsilatlı bilgiler aktarıyor: 
“Aziziye”, Sivas vilayet ve sancağında ve Sivas şehrinin 125 km.cenub-i garbisinde olarak “Keçi Dağı” (Şirvan Dağı)’nın eteğinde ve “Zamantı Çayı” mecrasının garbinde kaza merkezi bir küçük kasaba olup 1600 ahalisi, 2 Cami-i Şerifi, 39 dükkanı, 2 hamamı, 1 hanı, 1 Rüştiye Mektebi ve 1 kışlası vardır. Bu kasaba 1277 (1861) tarihinde tesis olunarak o sene cülus eden Cennetmekan Sultan Abdülaziz Han’ın namına nisbetle tesmiye olunmuştur. “Aziziye” kazası ve vilayet sancağının müntehai cenub-i garbisinde vaki vasi bir yer olup şimalen Tunus ve nıfsı Sivas, şarken Gürün kazalarıyla, cenüben Halep ve Adana vilayetleriyle garben dahi Ankara vilayetinin Kayseri Sancağı ile muhat ve mahduttur. 
Arazisi yüksekçe ve arızalı olup Keçi Dağı, Hınzır Dağı, Binboğa Dağı ve Soğan Dağı, kazanın dahilindedir. Kısm-ı azami Adana vilayetinden Akdeniz’e dökülen Seyhan Irmağı Havzası içerisinde olup başlıca nehirleri olan “Zamantı” ve “Göksu” çayları mezkür ırmağın menbai hükmündedir. Kazanın şimal-i şarki köşesindeki sular ise “Fırat” a tabidir. Ve “Kızılırmak” kazanın şimal-i garbi köşesini kateder. Bu vecihle bu kazanın arazisi, Akdeniz’e, Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne su gönderiyor ki bu da irtifaına alamettir. Arazi münbitesi dahi çok olup Hububat ihracata elverişli ise de kaza henüz hiçbir şose ve bir iskeleye bağlı olmayıp mesafeleri de uzun olduğundan zahire mahsulünden hakkıyla faydalanılmıyor. Elma, armut, üzüm vs.meyvaları dahi vardır. Harız (Sarız) ve Sadabad (Saimbeyli) nahiyelerinde iki büyük orman olup bunlardan hayli odun ve kereste kesilerek Sivas’a ve Kayseri’ye nakledilir. Kaza 31 nahiye 282 karye havi olup 93.303 ahalisi vardır ki bu miktarlardan yalnız 2743’ü mezhep-i sülüse (şafi) bir kısmı Ermeni ve 1371’i Rum olup küsuru tamamen Müslim ve Hristiyanlari dahi Lisan-ı Türki ile mütekellimdirler. 
Kazada gerek eskiden ve gerek sonradan birçok Çerkez muhacirleri iskan edilmiştir. Kazanın hudutları içinde 85 camii, 24 mescit, 10 medrese, 76 İslam ve 9 Hıristiyan mektebi mevcuttur” 
DÜNYANIN EN BÜYÜK PAZARI: YABANLU PAZARI (Pazarören) 
Orta zamanlarının en meşhur pazarlarından olan Yabanlu Pazarı Pazarören’de idi. Yabanlu Pazarı Selçuklular devrinde her yıl Anadolu’da kurulan, kelimenin şimdiki geniş manası ile, milletlerarası büyük bir fuarın adıdır. Öyle ki Yabanlu Pazarı’nın mahiyeti dolayısıyla XIII.yüzyılda sadece İslam aleminin değil, dünyanın en büyük milletlerarası fuarı olduğu ilmi bakımdan tereddütsüzce ifade edilebilir. 
Yabanlu Pazarı üzerinde en tafsilatlı bilgi veren biricik müellif, Zekeriya b.Muhammed el-Kazvini'dir. (Ölümü: Irak’ta 1283 yılında). 
Zekeriya el-Kazvini “Âsarü’l-Bilâd ve Ahbârü’l-‘İbâd” adlı tanınmış eserinde Yabanlu Pazarı hakkında aynen şunları yazıyor: 
“Anadolu’da her yıl baharın başında kırk gün süren bir pazar kurulur. Bu pazara Yabanlu denilir. Bu pazara uzak yerlerden, doğu, batı, güney ve kuzeyden insanlar gelir. Tacirler bu pazara katılmak için pek büyük bir gayret sarf ederler. Doğu tacirlerinin emtiasını Batılı tacirler alırlar. Batılılarınkini de Doğulu tacirler alırlar. Kuzeyden gelenlerin mallarını Güneyli tüccar ve Güneylilerinkini de Kuzeyliler satın alırlar. Bu pazarda Türk ve Rum köleleri ve karavaşları (cariyeler) bulunur. Güzel atlar ve katırlar da satılır. Yine orada atlas ve sakallat kumaşlarından yapılmış elbiseler, kunduz, denizköpeği kürkleri ve Burtâs kürkleri de satılıp alınır. Yabanlu’da kusurlu malların kusurları hayret verici bir şekilde gizlenerek satışa arz edilir. Bu pazarın geleneklerinden biri de şudur: satın alınan bir mal asla geri verilemez. Anlatıldığına göre tâcirlerden biri yüksek bir fiyatla yakışıklı bir memlûk (delikanlı ve çocuk yaşta köle) satın almış. Tâcir, satıcı uzaklaştıktan sonra kölenin güzel bir kız olduğunu görmüş.” 
Yabanlu Pazarı hakkında bize bilgi veren Zekeriya el-Kazvini’nin anlattığına göre, “bu büyük pazarın faaliyeti Moğol hâkimiyeti devrinde, XIII.yüzyılın sonlarında veya XIV.yüzyılın ilk çeyreğinde sona ermiştir.” 
Yabanlu Pazarı’nın yerini tam olarak tesbit etmek çok zor. Ancak Faruk Sümer, bu büyük pazarın büyük bir ihtimalle; Pınarbaşı kazası dahilinde olduğunu (Pazarören) söylemektedir. 

İLÇEDEKİ TARİHİ ESERLER:

Karslı Camii,Kilise Kalıntısı(Han Köyü),Mezar Anıtı(Güz Suyu Mevkii),Konut(Kayaönü Mah.Yıldız Sok.No:6),Yeni Hamam(İnönü Cad.),Kümbet(Lise Cad. No:10), Konak(Lise Cad.No:49),Konak(Lise Cad.No:70),Aziziye Camii(Hükümet Meydanı),Mehmet Ali Bey Camii(Hükümet Meydanı),Barbaros İlkokulu(Hükümet Meydanı),Kilisi(Hal Cad.),T.H.K. Pınarbaşı Şub.Bşk.(Lise Cad.No:30),Kızılhan Köyü Camii(Kızılhan Köyü),Melikgazi Türbesi(Melikgazi Köyü),Mescit(Melikgazi Köyü),Türbe 2(Melikgazi Köyü),Sancaklar Türbesi(Melikgazi Köyü),Pazarören Köy Enstitüsü Binaları(Pazarören Kasabası),Konut(Yeni Camii Mah.Yağan Sok.No:44,Süleyman Şah Türbesi(Yarımtepe Köyü),Kale Kalıntısı(Şerefiye Köyü)

Pazarören yakınındaki Melikgazi köyünde bulunan türbe, Danişmendliler den Emir Melik Gazi’ye (1104-1134) aittir. Tamamen ince tuğlalarla yapılmış türbenin alt kısmında, içerisinde Melik Gazi’nin ki de bulunan 7 adet mumyalı ceset vardır. 1134 yılında Malatya’da ölen Emir Melikgazi’nin mumyalı cesedi sağlığında Pazarören yakınlarında yaptırdığı türbesine taşınmıştır. Malatya yolunun 84.km.’den sonra Melikgazi Köyünde bulunan türbe, altta cesetlik odası ve üstte sanduka odası olmak üzere iki kattan oluşan kare planlı tuğladan yapılmış bir türbedir, Koçcağız Garip Türbesi, Şerefiye Köyü Kalıntıları, Melikgazi Kalesi, Viranşehir Zamantı Kalesi (Pınarbaşı) ve Zamantı Kalesi Pınarbaşı İlçemize bağlı Melikgazi köyündeki kale Selçuklulardan kalma ve günümüzde bakımsız bir haldedir.İlçemiz Malatya–K.Maraş-Kayseri karayolu üzerinde bulunduğundan yol üzerinde ilçemiz sınırları içerisinde 2 adet dinlenme tesisleri bulunmaktadır




Coğrafi Yapı:


İlçe, Cumhuriyetin ilanından sonra, hemen kıyısında uzanan alanda kurulu bulunduğu Şirvan Dağının eteklerinden kaynayan pınardan dolayı Pınarbaşı adını  almıştır.
İl merkezinin doğusunda 91 km. uzaklıkta bulunan ilçenin yüzölçümü 3383 kilometrekaredir.
·         Doğusunda Kangal-Gürün,
·         Batısında Bünyan
·         Kuzeyinde Akkışla-Şarkışla- Altınyayla.
  Güneyinde  Sarız - Tomarza ilçeleri ile çevrilidir.
   İlçe merkezinde 1546 metre olan rakım, doğusuna doğru uzanan Uzunyayla bölgesinde yer yer 2000 metreyi bulmaktadır.
   Orman arazisi 14.510.5 Hektardır.
İlçe merkezi genellikle düz alanda kurulmuş olmakla birlikte bağlı yerleşim yerleri genel olarak dağlık ve engebeli alanlarda bulunmaktadır.
Doğu Anadolu ikliminin karakteri Pınarbaşı’nda da hakimdir. Kışları soğuk, yazları kurak ve serindir. 
Yıllık yağış ortalaması metrekarede 492 kg dır.


İlçe merkezi genellikle düz alanda kurulmuş olmakla birlikte bağlı yerleşim yerleri genel olarak dağlık ve engebeli alanlarda bulunmaktadır. Dağlık ve engebeli olan ilçenin Güneydoğusunda Tahtalı sıradağları uzanır. Başlıca akarsuyu, Seyhan nehrinin bir kolu olan Zamantı Çayıdır. Zamantı, Şerefiye köyünün sınırlarında doğmakta, Tomarza sınırından geçerek Seyhan nehrine ulaşmaktadır. 
İlçede Pınarbaşı, Şerefiye, Karagöz ve Küçük Gürleğen kaynakları vardır.



Doğu Anadolu’nun ikliminin karakteri Pınarbaşı’da da hakimdir. Kışları soğuk, yazları kurak ve serindir. Yıllık yağış ortalaması metrekarede 492 kg.dır. İklim özellikleri ile değişken iklim yapısına sahip olduğundan özellikle tarım olumsuz yönde etkilenmektedir.


Hınzır Dağları, doğusunda ise Tahtalı dağları yükselir. Bu dağ sıraları arasında ise Uzunyayla ve Zamantı Havzaları bulunur. Zamantı ve Uzunyayla havzaları ise Pınarbaşı ilçe merkezi güneyindeki Toruntepe eşiği ile ayrılır. Bu havzalar Selahattin Polat tarafından Solaklar köyü yakınında bulunan omurgalı hayvan fosillerine göre üst Miosen yaşlı tortullarla örtülüdür. Bu tortullar Zamantı ırmağı ve kolları tarafında derince yarılarak plato haline dönüştürülmüştür. Yani ilçe arazisinin büyük bir kısmı plato halindedir. Ovalık alan yalnızca akarsu boyları boyunca uzanış gösterir.


Uzunyayla ve Zamantı teknesi, akarsularla derin biçimde yarılmış ve bu durumlarıyla plato görünümü almış havzalardır. Bunlardan Uzunyayla, dağlarla çevrili ve yüksekliği 1500-1600 m. arasında değişen çok geniş bir havzadır. Üç ırmağın başlangıç yeri olan Uzunyayla, sularını Zamantı Irmağı yoluyla Seyhan’a, Tohma çayı ile Fırat’a, kuzeydeki küçük derelerle de Kızılırmak’a gönderir. Uzunyayla özellikle Zamantı Irmağı’nın ilk kaynaklarını aldığı yer olması bakımından da önemlidir.

Uzunyayla’yı yaran vadiler, yörenin orta kesimlerinde çok derin olmadığı halde, kenarlara doğru derinleşerek bu kesimleri engebeli bir duruma getirmiştir. Uzunyayla’nın tabanı, III.Zamanın ikinci yarısına ait tortul katmanlarla kaplıdır. Az eğimli olan bu katmanların örttüğü eski temel, Hınzır Dağı gibi yüksek dağ gövdelerinde ortaya çıkar.
Uzunyayla’da iklim çok sert, kışlar sürekli, yazlar ise kısa ve serindir. Güneye doğru çalılık biçiminde görülen odunsu bitkilere yayla üzerinde hemen hiç rastlanmaz. Uzunyayla, küçükbaş hayvan ve at yetiştiriciliğine uygun bir bölge oluşturmakta; burada sınırlı olarak ekilen buğday ve arpa dışında tarım yapılmamaktadır. Nüfus yoğunluğu da oldukça düşük olan Uzunyayla’nın vadi kesimlerinde bazı köyler bulunmaktadır. Yörenin en önemli yerleşme merkezi Pınarbaşı İlçesi’dir. Uzunyayla, Pınarbaşı yakınındaki birtakım boğazlarla güneybatıda uzanan Zamantı havzasına bağlanır.


Zamantı Irmağı, Kaynağını Kayseri İli’nden alan en önemli akarsudur. Seyhan Irmağı’nın iki büyük kolundan biri olan ve il topraklarındaki uzunluğu 230 km. olan bu ırmak, Uzunyayla ortalarında, Örenşehir Bucağı yakınlarında Şerefiye Köyü'nde doğar. İlk kaynaklarını Uzunyayla’dan aldıktan sonra kabaca kuzey-güney doğrultusunda akan Zamantı, Pınarbaşı İlçesi’nin kuzeydoğusunda, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunu alır. Yolu boyunca dar ve derin vadiler içinde akan Zamantı Irmağı, Boran, Çermişek, Kuş, Tahtacık, Bercan, Tahtalımezar, Kuru ve Alagöz gibi çay ve dereleri de sularına katar. Menderesler çizerek akan Zamantı Irmağı, Tomarza’nın güneyinde sert bir dirsek yaparak batıya yöneldikten sonra yine sert bir dirsekle kuzey-güney doğrultusunu alır ve Yahyalı İlçesi’nin güneyinde il sınırları dışına çıkar.
Yağış alanı yaklaşık 8.700 km2 olan Zamantı Irmağı’nın ortalama yıllık akımı 65603 m3 tür. Irmağın en yüksek debisi saniyede 970 m3’e bu sıradaki su derinliği 410 cm’ye kadar çıkmaktadır. Akıttığı en az su miktarı saniyede 29 m3 olarak ölçülen Zamantı Irmağı’nın bu sıradaki su düzeyinin de 1 m. düştüğü gözlenmiştir.

Zamantı Vadisi, Uzunyayla’dan doğan Zamantı Irmağı’nın oluşturduğu bu vadi, özellikle Pınarbaşı İlçesi’nden başlayarak derin bir boğaz biçimini alır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Zamantı Vadisi’nin tabanı Sıradan Köyü yakınlarında genişler ve il sınırları içindeki bitimine kadar bu biçimde sürer.

Zamantı Vadisi aynı zamanda bir çöküntü oluğu oluşturmaktadır. Süveğen, Aygörmez, Köşkerli ve Kepekli dağları ile yükseltisi 1400-1500 m. dolayındadır. Vadi tabanı çok yerde lav ve tüflerle örtülüdür. Bu örtünün altında ise genellikle konglomera, kumtaşı ve kil katmanları yer alır.
Kayseri İli’nde bu sayılan vadilerin dışında Sarımsaklı suyu ve öbür küçük derelerin oluşturduğu vadiler de vardır. Bu küçük vadilerin tabanlarının birleşmesiyle yer yer tarım alanları oluşmaktadır.





İdari Yapı:


İlçe, 115 köy ve 28 mezradan oluşmuştur. Merkez, Pazarören ve Kaynar Belediyeleri olmak üzere 3 Belediye teşkilatı ile 146 yerleşim birimi bulunmaktadır.

Köyler dışında 14 mahalleden oluşan ilçe merkezi genellikle düzlükte kurulmuştur. Pınarbaşı’nın idari sınırları 1932 yılında çizilmiş olup, 1945 yılında tescili yapılmıştır.

2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre merkez nüfusu 11 876, belde ve köylerin nüfusu 23 551 olup, toplam nüfus 35 427dir. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde 6.07, köylerde ise -44.70 olup, toplamda ise –30.10 nüfus azalması görülmektedir.
Belde ve Köyler :

*Pazarören
*Kaynar
******
*Akören
*Akpınar
*Alagazili
*Alamescit
*Altıkesek
*Altıparmak
*Arslanbeyli
*Artmak
*Aşağıbeyçayırı
*Aşağıborandere
*Açağıkaragöz
*Aşağıkızılçevlik
*Avşarpotuklu
*Avşarsöğütlü
*Aygörmez
*Ayvacık
*Bahçecik
*Beserek
*Büyükgümüşgün
*Büyükgürleyen
*Büyükkabaktepe
*Büyükkaramanlı
*Büyükkaramuklu
*Büyükkömarmut
*Büyükpotuklu
*Cinahmet
*Cinliören
*Cinliyurt
*Çakılkaya
*Çaybaşı
*Çördüklü
*Çukuryurt
*Demircili
*Demirciören
*Devederesi
*Dikilitaş
*Dilciler
*Eğrisöğüt
*Elmalı
*Emeğil
*Esenköy
*Eskiyassıpınar
*Fakıekinciliği
*Gebelek
*Gölcük
*Gültepe
*Halitbeyören
*Hanköy
*Hasırcı
*Hassa
*Hayriye
*Hilmiye
*İğdelipayaslı
*İnliören
*Kadılı
*Kaftangiyen
*Kaman
*Karaboğaz
*Karahacılı
*Karahalka
*Karakuyu
*Kavakköy
*Kavlaklar
*Kayaaltı
*Kayabaşı
*Kazancık
*Kılıçkışla
*Kılıçmehmet
*Kırkgeçit
*Kırkpınar
*Kızıldere
*Kızılhan
*Kızılören
*Köşkerli
*Kurbağalık
*Kurttepe
*Kuşçular
*Küçükkömarmut
*Küçükpotuklu
*Malakköy
*Melikgazi
*Methiye
*Oğuzlar
*Olukkaya
*Oruçoğlu
*Örenşehir
*Panlı
*Paşalı
*Pazarsu
*Pulpınar
*Saçayağı
*Saçlı
*Solaklar
*Söğütlü
*Şabanlı
*Şerefiye
*Tahtaköprü
*Taşlıgeçit
*Taşlıoğlu
*Taşoluk
*Tersakan
*Tokmak
*Tözgün
*Uzunpınar
*Üçpınar
*Yağlıpınar
*Yahyabey
*Yarımtepe
*Yeniyassıpınar
*Yeregeçen
*Yukarıbeyçayırı
*Yukarıborandere
*Yukarıkaragöz
*Yukarıkızılçevlik
*Yusuflar


Ulaşım:



Kayserinin Batısında bulunan Otagardan her saat başı kalkan özel firma otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca Kahramanmaraş, Malatya gibi Doğu ve Güneydoğuya giden şehirlerarası otobülerde Pınarbaşı merkezden geçmektedir.

Ekonomik Yapı:


İlçe geçmişten bu yana önemli bir hayvancılık merkezidir. 1950’li yıllara kadar ilçe halkı at yetiştiriciliği yapmıştır. Ancak, Ordunun motorize olmasıyla atçılık yerini Koyun ve Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine bırakmıştır. Ancak iklim şartları itibariyle at yetiştirmeye oldukça uygun olan bu yörede son yıllarda saf kan İngiliz yarış atları yetiştirilmeye başlanmıştır.

Son yıllarda hayvancılıkta; besicilik, koyunculuk ve süt inekçiliğine ağırlık verilmektedir.

Ayrıca ilçede en önemli ekonomik varlıklardan biri de su kaynaklarıdır. İlçedeki sular özellikle alabalık yetiştiriciliği için oldukça elverişlidir.

Buğday, Arpa, Çavdar, Pancar, Nohut, K.Fasulye, Y.Mercimek, Patates, Yonca ve Korunga üretimi yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Büyükbaş hayvan, Küçükbaş hayvan üretimi de önemli yer tutmaktadır. Hayvancılık genelde süt besiciliği üzerine gelişme eğilimi göstermektedir. Günlük süt üretimi 100 ton civarındadır. Ayrıca Hilmiye köyünde 1 deve kuşu çiftliği mevcuttur.

İlçedeki mevcut sanayi tesisleri; 3 Un Fabrikası, 1 Halı Fabrikası, 1 Mermer Fabrikası, 1 Et Entegre Tesisi (Kapalı), 1 Kaynar Kasabası T. Kalkınma Vakfı’na ait süt işletme tesisi, 8 Alabalık üretme çiftliği, 3 Krom madeni işletmeciliği mevcuttur. Mermer üretimi de yapılmaktadır. Karakuyu Köyünde 2000 yılında Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kurulmuştur.

İlçede Organize Sanayi Bölgesinin yer seçimi yapılmış olup, kurulma aşamasındadır.

İlçe merkezinde ve Köylerindeki birçok evde halı ve kilim tezgahları mevcuttur. Buralarda özel sektör adına halı ve kilim dokunmaktadır.


Sosyal Yapı:

Yıllara göre Pınarbaşı merkez ve kırsal kesimin nüfus oranları

Yıl           Toplam     Şehir       Kır
1965    51.427      6.328       45.099
1970    51.423      8.698       42.725
1975    53.252      9.503       43.749
1980    50.696    10.503       40.193
1985    51.569    11.448       40.121
1990    47.822    11.364       36.458
2000    35.388    12.075       23.313
2007    30.898    12.654       18.244
2008    31.099    11.927       19.172
2009    30.340    11.534       18.806
2010    28.983    11.253       17.730
2011    27.743    11.160       16.583


İlçe merkezi 1687, belde ve köyler 5685 haneden oluşmuştur. Merkezde toplam 120 kamu konutu bulunmaktadır.

Köylerdeki konutlar taştan yığma yapı özelliğindedir. Pınarbaşı’nda Vatandaşlar arasında sosyal gerilimler yoktur. Devletle vatandaş arasındaki ilişkiler iyi düzeydedir. İlçede tiyatro, sinema gibi kültürel etkinliklerin yapılabileceği yerler bulunmamaktadır. İlçede amatör futbol liginde faaliyet gösteren bir spor kulübü ve bir futbol sahası vardır. İlçede okuma yazma oranı % 93 ’tür.

İlçe sürekli göç vermektedir. Bunun nedeni yeterli istihdam sahasının olmaması ve eğitimle ilgili eksiklikler göçün başlıca sebepleridir. İlçe Halk Kütüphanesi Özel İdare binasında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Sanayisi gelişmediğinden, ilçe genelinde işsizlik fazla olup, bu durum ilçeden dışarıya göçün en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır.





İlçe nüfusun büyük çoğunluğunu Avşarlar ve Çerkezler oluşturmaktadır. Merkez ilçede Avşarlar ve Çerkezler ağırlıkta olmakla beraber güney mahallesi olarak bilinen mahalleyi 93 harbi sırasında gelen göçmenler oluşturmaktadır. İlçe arazisinin Uzunyayla platosu "1864 Büyük Kafkas Sürgünü" sonucunda Osmanlı topraklarına göçetmek zorunda kalan Kafkas muhacirlerinin yerleştirildiği alandır. Pınarbaşı'nın güneyinde kalan bölüm ise Oğuzların Avşar boyuna mensup halkın yaşadığı alan durumundadır.

Pınarbaşı, 115 köy ve 28 mezradan oluşmuştur. Merkez, Pazarören ve Kaynar Belediyeleri olmak üzere 3 Belediye teşkilatı ile 146 yerleşim birimi bulunmaktadır.



Kaynaklar:  Kayseri Valiliği Sitesi
                      Pınarbaşı İlçe Kaymakamlığı Sitesi
                      Pınarbaşı-WowTURKEY
                      Pınarbaşı-Kayseri Wikipedi