8 Nisan 2014 Salı

Dr. MEHMET CAĞALOĞLU

Dr. Mehmet Cağaloğlu (1950- 2008)


Dr.Mehmet CAĞALOĞLU 01.01.1950 tarihinde Kayseri’nin Bünyan ilçesine bağlı Büyük Tuzhisar kasabasında doğdu. İlkokul eğitimini doğdu köyde aldı. Ortaokul ve Lise eğitimini Kayseri Lisesi’nde tamamladı.
1968 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okumaya hak kazandı ve İzmir’e gelerek eğitimine başladı. Bir daha bu şehirden hiç ayrılmadı.Üniversite yıllarında siyasi görüşünü beyan etmekten ve savunmaktan asla çekinmedi. Zamanın Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinde görev aldı. CKMP’nin 8-9 Şubat 1969 tarihlerinde, parti isminin Milliyetçi Hareket Partisi ve ambleminin Üç Hilal olarak kabul edildiği, Olağanüstü Büyük Kongresi’ne katıldı. İzmir’e döndüğünde onu zorlu günler bekliyordu. Ne varki o ve arkadaşları bu zorlu dönemi alınlarının akıyla geçmeyi başardı.Üniversite yıllarının son döneminde ileride hayatını birleştireceği Çiçek Hanım ile tanıştı. 1976 yılında 2 sene gecikmeli olarak Tıp fakültesindeki eğitimini tamamladı.
Tıp eğitiminin ardından, henüz Eczacılık Fakültesinde okuyan Çiçek Hanım ile evlendi. Askerlik görevini yerine getirdiği sıralarda 11.02.1977′de bir erkek evlat sahibi oldu ve adını Çağrı koydu.
1978 yılında askerlik hizmetini tamamlamasının ardında İzmir’in Urla ilçesine Hükümet Tabibi olarak atandı. İlk başlarda çok büyük sıkıntılar yaşadı. Onu Urlada birçok kimse kabullenmedi, şüphe ile yaklaştı. Ancak içinde burulsa da herkese güler yüzle yaklaştı. Kimseyi geri çevirmedi, ayırım yapmadan herkese yardımına koştu. Bu sıcak samimi tavrı, kendisinin insanlarca sevilmesini ve güvenilmesini sağladı.
Gün geçtikçe Urla’ya daha çok alıştı. Ayrılmayı düşünmez oldu. Güzel günler sürüyordu. 12.09.1983 tarihinde kızına kavuştu. Adını belki doktor olur diye Çare Koydu. Hayat her zaman kolay değildi. Bu dönemde çeşitli zorluklar yaşadı. Ama yılmadı. Ailesi ile birlikte tüm bu zorlukları aştı.
20 ağustos 2007 günü göğsünde bir süredir hissettiği ve spordan ötürü olduğunu düşündüğü ağrılar için Urla devlet hastanesinde göğüs filmi çektirdi. Doktor arkadaşı filme baktığında dona kaldı ve kendisine bir şey söyleyemedi. Kendi filme baktı aslında o an ne olduğunu anlamıştı. Eve geldi ve durumu eşi ve oğluyla paylaştı. Ancak çok sağlıklı olan görüntüsünden dolayı kimse bunu yakıştıramadı. Ertesi gün İzmir göğüs hastanesine gittiğnde Akciğer kanseri teşhisi kondu. Sonucu öğrendiğinde tüm aile şok yaşadı. Güçlü durmaya çalışıyor ve çevresindekileri teselli ediyordu. Ama kim bilir içinde neler yaşıyordu. Öğlen olmuştu. Herkesi yemeğe götürdü Orada bir doktor olarak hastalığın ciddiyetini ve neler yapılabileceğini ailesine anlattı. 15 gün sonra oğlunun düğününü yaptı. Bu bir arada oldukları ve güldükleri son gündü. Tedaviler başladı. Ancak sonuç alınamadı. Kemoterapiden saçları döküldü ama asla kel olmadı, o güzel bıyıkları hiç bozulmadı. Zayıfladı ama bitkin düşmedi. Çok dayandı ancak 11.05.2008 sabaha karşı fenalaştı. Yanında eşi, oğlu ve eşinin kardeşi vardı. Şuuru kapandı. Kalbi bir kez durdu ama tekrar çalıştı. Çünkü eksik olan bir şeyler vardı. O bir Müslüman’dı ve hayatını bir Müslüman olarak son vermek istiyordu. Oğlu bunu anladı. Elini tuttu diğer elini babasının kalbinin üstüne koydu. Kalp atışlarını hissedebiliyordu. Önce duasını okudu sonra Kelime-i Şahadet getirdi. Son harf oğlunun dudaklarından çıktığında kalbi durdu ve bir daha atmadı. Urla halkı kendisini cenazesinde yalnız bırakmadı. Büyük bir kalabalık onu uğurladı. İzmir Urla’da 20 Ocak 2013 günü adına bir park açılmıştır.

Kaynak:  mehmet.cagaloglu.tk/gallery  ve  bunyan38.blogspot.com.tr adresinden alıntıdır



2 Nisan 2014 Çarşamba

ZİYA TURGUT

ZİYA TURGUT
Bünyan’da doğmamış olmamasına rağmen “Bünyanlı Avukat Ziya Bey” namıyla tanınır. 1892 yılında Antalya’nın İbradi İlçesinde doğmuştur. Babası Mustafa Hulusi, annesi Nefise hanımdır.  Babası merhum Mustafa Hulusi Bey, İmparatorluğun adalet işlerini yürüten şer’iye kadısı idi. Orta Asya’nın Horasan bölgesinden kalkıp 1071′deki Malazgirt Meydan Muharebesi ile birlikte Anadolu’ya sahip olan Türkmen / Yörük aşiretleri vatan topraklarında dört bir kola yayıldı. İşte Ziya Turgut’un ataları bu sırada Antalya’da Toros Dağlarının tepelerine yerleşti. Osmanlı Kadısı Mustafa Hulusi Bey, hayatını kazanmak için Anadolu’nun değişik yörelerinde görev yaparken ilk erkek evladı Ziya, dünyaya geldi. Aile daha sonra Ürgüp, ardından da 1910 yılında görevle Bünyan’la yerleşti.

Ülkemizde çok partili rejimin işleyişi ile birlikte iktidara gelen Demokrat Parti’nin 1950-1954 dönemi Kayseri Milletvekili Ziya Turgut, “Bünyan Temsilcisi” olarak parlamentoya girdi.
1980 yılında, 88 yaşında iken aramızdan ayrılan Ziya Turgut, günümüzde uzun sayılabilen yaşantısı çok çetin olaylara tanık oldu.

ZİYA TURGUT’UN ESARET YILLARI
Ziya Turgut, ilkokulu Ürgüp’de okuduktan sonra gurbete çıktı ve kardeşi merhum Kuddusi ile orta öğrenim için İstanbul’a gönderildi. İstanbul’un o tarihteki ünlü “Mercan İdadisi”nde orta okul ve liseyi bitirip İstanbul Darü’l-fünun’u (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Mektebine kaydoldu. 1914 yılına gelindiğinde Ziya, son sınıf öğrencisiydi ve 1. Dünya Savaşı patlaşmıştı. İmparatorluk Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) tüm gençleri silah altına alıp cepheye sürdü. Üniversiteli Ziya 22 yaşında iken önce Çanakkale, ardından da Arabistan yarımadasında Medine Cephesine gönderildi. İhtiyat Zabiti (yedek subay) Ziya, Medine’de, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in kabrini düşmana karşı koruyan Fahrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Kolordusunda “Divan-ı Harp üyesi”olarak görev yaptı. Savaşı kaybetmemiz üzerine Medine’deki Ordumuzun mensupları uzun bir direnişten sonra İngilizlere esir düştü.
Yedek subay Ziya, tam iki yıl dokuz ay esir kampında kaldı. Daha sonra Mersin’e ulaşıp Adana üzerinden Kayseri’ye kaçmaya muvaffak oldu.

CUMHURİYET DÖNEMİ İLK SORGU HAKİMİ
Osmanlı Ordusu Medine’ye 35 bin vatan evladı gönderdi. Bunlardan 20 bini mukaddes topraklarda şehit oldu. Esir kampından kaçan Ziya, 1922′de “Milli Mücadele”ye katıldı. Askerliğini Bünyan’da “sorgu hakimi” olarak yaptı. Beş yıllık askerlikten sonra cumhuriyetle birlikte “Bünyan Hakimi” olarak göreve başladı. Ardından “savcı” oldu. Ziya Turgut, beş yıl sürdürdüğü memuriyetten istifa edip Bünyan’da avukatlığa başladı. Mesleğini kesintisiz elli yıl sürdürdü. 1937 yılında Bünyan eşrafından merhum Baki Ağa’nın kızı Adile Hanım’la evlendi. Yedi çocuk babası olan Ziya Turgut, 1946 yılında Kayseri’de Demokrat Partinin kuruluşuna katıldı, 1950 yılında da milletvekili seçildi.

Uzun yıllar Kayseri Baro Başkanlığı da yapan Ziya Turgut, bölgede büyük saygınlık kazandı ve mesleğinde ün yaptı. Milletvekilliği döneminde özellikle Bünyan’da alt yapı hizmetleri ve kamu binalarının inşasına öncülük eden Ziya Turgut, ilçe hastanesi ve ortaokul binalarının yapımını sağladı. Bu arada parlamentoya verdiği bir kanun teklifi sayesinde tüm Türkiye’deki imam ve müezzinlerin devlet tarafından maaşa bağlanması gerçekleşti.

19 Ekim 1980′de 88 yaşında iken vefat eden Avukat Ziya Turgut’un cenazesi Bünyan Kabristanı’na defnedildi.

83 yıl önce Bünyan’a yerleşen merhum Kadı Mustafa Hulusi Bey’le aile fertlerinin kabirleri de Bünyan’da bulunuyor.

Kaynak: http://bunyan38.blogspot.com.tr
              http://www.tbmm.gov.tr/TBMM_Album/Cilt2/index.html

28 Mart 2014 Cuma

Prof. Dr. RIFAT ÖNSOY

Prof.Dr.Rifat ÖNSOY (1942-2004)

1 Aralık 2004 tarihinde kaybettiğimiz Prof. Dr. Rifat Önsoy 1942 yılında Kayseri Bünyan’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlayan Prof. Önsoy, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans derecelerini almış, doktorasını ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın sağladığı bursla 1967-1972 tarihleri arasında Würzburg Batı Almanya Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yurda dönüşünü müteakip Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlayan Önsoy, 1980 yılında do¬çent, 1985 tarihinde Profesör olmuştur. Akademik çalışmalarının yanı sıra Hacettepe Üniversitesi bünyesinde, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı, 1983-1986 yılları arasında Tarih Bölümü başkanlığı, 1984-1987 arasında Sosyoloji Bölüm başkanlığı ve 1986-1994 yılları arasında Eğitim Fakültesi dekanlığı gibi pek çok idarî görevde bulunan Prof. Önsoy aynı zamanda eğitim ve kültür ile ilgili çeşitli komisyonlarda çalışmış ve Başbakanlık İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu’nda da görev yapmıştır. Prof. Dr. Rifat Önsoy, evli ve bir çocuk babasıydı.
Rifat Önsoy, bir hoca ve idareci olarak beşerî ilişkilerde samimî ve içten bir insandı. Öğrencileri, arkadaşları ve birlikte çalıştığı personel onun üstün beşerî vasıflarını yakından tanımıştır. İdarecilik döneminde bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle çalışmış, özellikle Eğitim Fakültesi ve İlköğretim Sınıf Öğretmenliği Bölümünün hem fizikî hem de akademik bakımdan gelişmesine çok önemli katkı yapmıştır. İdarî işlerle uğraştığı dönemler onu akademik faaliyetlerinden asla geri bırakmamıştır. Hatta dört yıl süren amansız hastalığı sırasında bile sürekli olarak bilimsel çalışmalarını sürdürmeye çalışmıştır. Hastalığını büyük bir tevekkül ve sabırla karşılayan Rahmetli Rifat Önsoy, bu sırada yayına hazırladığı ve Hacettepe Üniversitesi hastanelerinin personeline ithaf ettiği Türkiye’deki Almanya, 1914-1918, Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch adlı kitabının yayınlandığını vefat etmeden kısa bir süre önce görmüştür. Yine hastalığı sırasında Bağdat Demiryolu hakkındaki çalışmasını da sürdürmekteydi

Kaynak: Mehmet ÖZ
Hacettepe üniversitesi, Tarih Bölümü