Emir Kalkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emir Kalkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2016 Pazartesi

MUSTAFA ERASLAN


MUSTAFA ERASLAN   (1950 -    )
1 Temmuz 1950 yılında Bünyan ilçesinin Samağır köyünde doğdu. Toprağa bağlı, çiftçilikle geçinen bir ailenin sekiz çocuğundan altıncısı olan Mustafa Eraslan ilkokulu köyünde bitirdi. Köy yoksulluk ve mahrumiyet demekti.

“Yağmurlu soğuk bir sonbahar günüydü. Babamla annem tandırın başında dertleşiyorlardı. Babam: Ayşe hatun bu sene ekin bitmedi, yaza nasıl çıkacağız, bu çoluk çocuğun karnını nasıl doyuracağız, dedi. Anam da: Allah büyük malımızın bir kısmını satar, yine de yaza çıkarız, dedi. İkisi de çok üzgündü. O gece sabaha kadar babama nasıl yardımcı olurum diye diye düşünüp, durdum.   Henüz ilk okul 5. Sınıfa gidiyordum. Sabah babama varıp; Baba ben köyün davarını yayacağım, dedim. Gözleri doldu itiraz etti. ‘Olmaz sen daha çocuksun’ dedi. Altı aylığı 500 liraya çobanlık yaptım, Aldığım parayı babama verdim ve yaza da böylece malı mülkü satmadan çıkmış olduk.”

Henüz 15 yaşında iken sıva ve mozaik işleri yapan ağabeyinin yanında meslek öğrenmek amacı ile iş hayatına atıldı. Yurdun çeşitli bölgelerinde zor şartlar altında bir beden işçisi olarak yıllarca inşaat işlerinde çalıştı. 

Her Anadolu evladı gibi genç yaşta, dünya evine girdi. 

“19 yaşında, dayımın kızı Billur hanımla evlendim. Bu arada vatani görevimi bitirip yeniden köye geldim. Sıkıntılı günlerdi. “

“Askerden gelmişim. Her şeyi görüyor, biliyorsunuz ama çok çaresizsiniz. Hiçbir şeye gücünüz yetmiyor.”

“Demir parmaklıklar arasında çaresiz bir aslan gibiydim.”

“Köyde yaşamanın bana ve benim çocuklarıma bir şey vermeyeceğimi görüyor, biliyordum. Ama bir dolmuş param bile yoktu. Bir kış böyle geçti, bahar geldi. Eşime; balık bğyük gölde büyür, şehre göçelim, dedim. Eşim; işimiz yok, paramız yok, şehirde ne ederiz diye itiraz etti ise de; ‘Allahbüyü’ deyip, şehre göçmeye karar verdim. Göç olup ta işte eşyamız falan da yoktu. İki kat yatakla, bir yorgan aldık, arabanın arkasına da tezek doldurup, şehrin yolunu tuttuk. Bir aile hep birlikte arkamızdan ağlıyordu. ‘Ne yapacaksın şehirde, perişan olursun’ diyorlardı. Annemin, babamın gözyaşları arasında Yaradan’a sığınıp geldik. Argıncık’ta ahırdan bozma bir eve göçümüzü yıkıp yerleştik, Odunumuz, kömürümüz yoktu. O kış hep tezek yaktık. Ekmeğimizi çıkarmak için sağda solda amelelik yaptım.”

Kayseri’ye göç eden Mustafa Eraslan burada inşaat işlerinde işçi olarak çalışmalarını sürdürdü. Kayseri’de inşaat sezonunun kapandığı kış aylarında, daha sıcak olan ve inşaat sektörünün devam ettiği güney illerine giderek çalışmaya devam etti.

Daha sonra kooperatif işlerine yönelen Mustafa Eraslan, her biri inşaat ustası olan kardeşleriyle birlikte Kayseri’de bir yapı kooperatifi kurarak konut  yapımı işlerine girdi. Zaman içinde iş alanlarını genişleterek; Mersin, Alanya, Antalya ve Kayseri’de kurduğu kooperatifler zinciri ile ülkenin dört bir yanında konut yapımı sürdürdü. 

1987 yılında Eras İnşaat, Turizm Sanay ve Ticaret Anonim Şirketi adı altında kendine ait ilk şirketini kurdu. 1991 yılına kadar büyük yapılara imza atan Eraslan geçen süre içinde yurdun çeşitli yerlerinde 21.000 konut ve 3000 işyerinin inşaatını tamamladı. 

“Eras’ın gücü ona inananlardan ve güvenenlerden ileri geliyor. 1984 yılında ilkelerimizi çalışkanlık ve dürüstlük üzerine oturtarak yola çıktık.” Yöneticilerinin ve personelinin dürüstlüğü ile tanınan bir şirket olan Eras kısa zamanda kendini kabul ettirdi. O tarihlerde 1500 daire 350 dükkânını tamamlayarak hak sahiplerine teslim etti. 

“On yıl gibi kısa bir süre içinde kalite standartları ile yarışarak bu düzeye geldik, Ama gerçek yarış bence yeni başlıyor. Bu erdemli yarışı çağdaş, Türkiye için, Türk halkının mutluluğu için sürdürmeye kararlıyız. Kendimize güveniyoruz. İnançlı ve sağduyuluyuz. 

“Kışın 1000 yazın 2000 kişi olarak çalışıyoruz. Çalıştığımız arkadaşlarımızın hepsine küçük ortaklarımız gözüyle bakıyoruz.”

İş dünyasının yakından tanıdığı Mustafa Eraslan 1991 yılında Doğru Yol Partisi saflarında siyasete atıldı. Partinin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra DYP Kayseri il başkanlığına seçildi ve 1999 seçimlerinde DYP Kayseri milletvekili adayı oldu. DYP’den sonra MHP’ye geçen Eraslan MHP’deDevlet Bahçeli’nin isteği üzerine Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu. Aynı partide uzun süre  MYK üyeliği yaptı. 2011’de MHP’den Milletvekili aday adayı oldu. Fakat  isteği ile çekilerek listede yer alamadı.  

Sosyal faaliyetleri yanında sporla da yakından ilgilenen Mustafa Eraslan 1987-1988 yıllarında Kayseri Spor As Başkanlığı’nı ve 1992 yılından itibaren iki yıl Erciyes Spor Kulübü’nün Başkanlığı’nı yaptı.

Paylaşmayı ve hayır yapmayı kendisine ilke edinen Mustafa Eraslan, babası adına Abdurrahman Eraslan Camii’ni, annesi adına Kuran Kursu, Erciyes Üniversitesi içine bir Çocuk Hastanesi ve Mustafa Eraslan Lisesini yaptırarak halkın hizmetine sunmuş ayrıca Düzce ve Adapazarı depremzedelerine iki konut vermiştir.

İş hayatına atılacak gençlere; 
. Çalışmak ibadetlerin en büyüğüdür; mutlaka çalış;  ama dürüst çalış,                                                                                         
. Az Konuş,
. Yarınını güvence altına almaya çalış
. Kendi eksiğini görmeyi bil
. Ölçüyü elden bırakma
. Sakın Ola ki böbürleneyim deme,
. Kişiliğini ve onurunu her şeyin üstünde tut,
şeklinde tavsiyelerde bulunan Dulkadirlilerin Mahmut Uşağı (Mamu Uşağı) boyundan köklü bir Türkmen ailesine mensup olan Mustafa Eraslan’ın hayatı, tarihi süreç içinde bin bir zorlukları yenerek köy hayatından şehir yaşamına, tarımdan endüstri  ve sanayiye geçen toprağa bağlı köylü bir ailenin hızlı gelişim ve başarısının tarihidir.  

Mustafa Eraslan, inşaat işçiliği ile başladığı iş hayatında azim, sebat ve inançla sürekli, yükselen bir trend çizerek 30 yıllık bir süre içinde inşaat şirketleri, biri beş, diğer ikisi dört yıldızlı olmak üzere üç otel, bir televizyon, bir gazete ve daha bir çok teşebbüs ve kuruluşları bünyesinde toplayan bir holding haline gelmiştir. 

Mustafa Eraslan, evli ve beş çocuk babasıdır.

Kaynak: Kayseri Meşhurları, İrfan Birol-Murat Yerlikan-Emir Kalkan, 2007 Kayseri


3 Nisan 2016 Pazar

SÜMERBANK BÜNYAN YÜNLÜ MENSUCAT FABRİKASI


SÜMERBANK BÜNYAN YÜNLÜ MENSUCAT FABRİKASI
                                                                                                                   Hasan YÜKSEL
Kayseri’de bir iplik farikası kurulması gerekliliğini ilk olarak gündeme, Osmanlı Meclisi Mebusan IV. Dönem Kayseri Mebusluğu ve TBMM I., II., III., IV., V., VI. ve VII. Dönem Kayseri Milletvekilliği yapan Ahmet Hilmi Kalaç gündeme getirmiştir.  30 Eylül 1923 yılındaki açık oturumda özellikle Bünyan şelalesinden faydalanmak için meclise bilgiler sunan Ahmet Hilmi Kalaç, Meclis’in 1 Nisan 1924 tarihli oturumunda, Avrupa’dan birçok parayla satın alınan iplerin Anadolu’da üretilmesini sağlamasının, Anadolu’nun merkezi olan Kayseri’de ve Kırşehir’de iplik fabrikası tesis ederek o havalinin ip ihtiyaçlarını temin etmesinin, söz konusu vekâletin o havalinin ihtiyaçları için ciddî incelemede bulunduğuna delil olduğunu belirterek Kayseri de bir iplik fabrikası kurulması gerekliliğini gündeme getirmiştir. 


Ahmet Hilmi Kalaç’ın Mecliste gündeme getirdiği bu düşünce o dönemde Kayserili bir takım iş adamlarının kafasında yer etmiştir. Bu fikirle bu iş adamları İplik fabrikası kurmak için o dönemde bir şirket kurmuşlardır. Yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye genelinde ekonomiyi canlandırmak ve girişimcileri teşvik etmek için 28 Mayıs 1927 yılında çıkartmış olduğu “Teşvik-i Sanayi Kanunu” da,  sözünü ettiğimiz Kayserili bu bir kısım iş adamının bir araya gelerek Bünyan’da fabrika kurma girişimlerine büyük bir destek olmuştur.  


Bu iş adamları içinde, 1914-1916, 1916-1919 ve 1924-1925 yılları arasında üç dönem Kayseri Belediye başkanlığı yapmış olan Ahmet Rifat Çalika vardır. Bu zat aynı zamanda Kayseri ve Civarı Müdafaa-i Hukuk cemiyetini kurmuş ve Ağustos 1915 tarihinde yapılan Bünyan bölgesi tehcir hareketinde aktif görev almıştır. 1920’de de Kayseri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Milletvekili sıfatı ile Milletvekili seçilerek son İstanbul meclisine girerek Mayıs 1920’de TBMM’ne katılarak Adliye Vekilliği (Adalet Bakanı)’ de yapmıştır. Ahmet Rıfat Çalika ve Kayserili 5 – 6 iş adamının bir araya gelerek kurmayı düşündükleri fabrika, o dönemde karlı bir iş olan halıcılığa yatırımdan başka bir şey değildir. Bünyan’ın el halıcılığının kıymetini bilen bu iş adamları 1924 yılında bir şirket kurarlar. Sanayi ve Maadin Bankası`nın da büyük bir iştirakiyle, Kayseri Bünyan Halı İpliği T.A.Ş. adıyla kurdukları bir şirket ile Bünyan’da Bünyan İplik Fabrikasının temelini atarak 6 Kasım 1927 tarihinde hizmete açarlar. Aynı zamanda Bünyan’da suyun çok bol olmasından da faydalanan bu iş adamları Fabrika için gerekli enerjiyi de Bünyan’ın suyundan sağlarlar. Teşvik alarak kurdukları bu fabrika ile yerli yapağıları değerlendirerek yöredeki halı tezgâhlarına halı ipliği üretmeyi amaç edinmişlerdir. 1927 yılında bu fabrika faaliyete geçtiğinde Kayseri genelinde bulunan 6 fabrikadan biridir. Diğer beş fabrikanın biri konserve fabrikası, biri müskirat (alkollü içecek), diğerleri de un fabrikasıdır. Bu un fabrikalarından biri de yine Bünyan’dadır. Taşcızadeler’e ait su ile müteharrik ve yüz beygir kuvvetinde günde 4,800 okka un çıkaran bu un fabrikasıyla birlikte Bünyan’ın suyunun o tarihte Bünyan’a sağlamış olduğu katkı göz ardı edilemez olmuştur.  İplik fabrikasının kurulduğu tarihte Kayseri genelinde ki tezgâh sayısı 5080 adet olup senede 15.210 adet çeşitli ebatlarda halı imalatı yapılmaktadır. Böylesine geniş bir iş hacmi olan halıcılığa yatırım yapmak elbette karlı olacaktır. 



175.000 TL. Sermaye ile Bünyan da kurulan bu İplik fabrikasının dokuma tezgâhları kapanmış olan askeri mensucat fabrikasından temin edilmiştir. Alınan tezgâhların tamamı su ile döndürülen bir çark sistemi ile çalıştırılmaktaydı. Ahmet Hilmi Kalaç’ın mecliste söylediği, Bünyan’ın suyundan faydalanalım sözü bu fabrika ile yürürlüğe giriyordu. Davarönü’nden gelerek evlerin altından geçen su fabrikanın hemen üst tarafında yapılan bir havuzda toplanır, buradan aşağıya bir boru vasıtasıyla bırakılardı. 15 - 20 dakika çarklar çalıştıktan sonra, yeniden havuzun dolması beklenirdi. Sistem Elektrik şirketinden elektrik alınıncaya kadar bu şekilde çalıştırıldı.

1932 yılında Sanayi ve Madin Bankası’nın, Türkiye Kredi bakası ve Devlet Sanayi Ofisi olarak ikiye ayrılmasıyla birlikte Bünyan İplik Fabrikası’ndaki hisseleri de Devlet Sanayi Ofisine devredildi.   Bu devirden sonra fabrika daha da genişletildi,  1933 yılına kadar sadece halı ipliği imal ederken, halı ipliklerinin sert ve lifleri kalın olduğundan piyasada tutunamamış olduğu görüldüğünden bu tarihten itibaren fabrika yeniden yapılamaya gitmiş, on dokuz adet yeni dokuma tezgâhı ile donatılmıştır. Böylece battaniye ve yünlü kumaşta üretilmeye başlanmıştır.  Yünlü kumaşları pazarlanabilmesi içinde Haziran 1933 yılında Kazancılar Çarşısında fabrikaya ait bir mağaza açılmış ve halka daha kolay ulaşabilmek için o dönem yerli gazetelerde reklamlar verilmiştir.


1934 yılı fabrika için yeni bir başlangıcın dönemidir. 4 Şubat 1934 yılında Atatürk Kayseri’yi ziyareti sırasında, akşam vali konağında kurulan sofrada Atatürk’e Kayseri’de olup biten işler ile gelişmeler anlatılır. Daha sonra Genel Kurmay Başkanlığı’na yükselen Abdurrahman Nafiz (Gürman) Paşa, Bünyan Dokuma Fabrikası’nın gösterdiği gelişmeden ve ordunun er kumaşı gereksinimini karşılamaktaki katkılarından bahseder.  Atatürk memnun olur ve fabrikanın başında kimin bulunduğunu sorar : “Kayseri eski milletvekili Rifat” adını duyunca reaksiyon gösterip bir dönem Adalet bakanlığı da yapmış olan bu şahsın birinci mecliste kendisine sert biçimde muhalefet etmiş bir kimse olduğunu söyleyerek Bünyan İplik Fabrikası Müdürlüğünden derhal alınmasını ve uzaklaştırılmasını emretmiştir.  Fakat Rifat Beyin devlet memuru olmaması, fabrikanın ortaklarından olması dolayısıyla istifa etmesine rağmen tamamıyla bir uzaklaştırma gerçekleşmemiştir. 




Bu olaydan kısa bir süre önce 13 Teşrinievvel  (Ekim) 1933’ te fabrikanın tasfiye edilerek satılması için karar alınmış olup, bu olay tasfiyenin hızlanmasına yol açmıştır. 1 Mart 1934 yılında tekrar toplanan bu heyet Kayseri, Ankara, İstanbul ve İzmir gazetelerinde ara ara ilan vermişlerdir.  İlanlardan bir süre sonra, Kayseri Gazetesinin 14,17 Mayıs 1934 tarihi nüshalarında ilan edilen davet üzerine, 7 Haziran 1934 tarihinde daha önce oluşturulmuş olan tasfiye heyeti komiser sıfatıyla hazır bulunan Kayseri Ziraat Müdürü Recep beyin gözetimi altında toplantı yapmıştır. Toplantı sonucu bir tasfiye raporu tutulmuş fabrikanın tasfiye edilerek tek müşteri olan Sümerbank’a satılması yönünde oy birliği ile karar alınmıştır. Satışa karar alınan gayrimenkul ve alet edevat şu şekilde listelenmiştir.
1-Fabrika bina ve arsaları
2-Fabrika ambar ve garajı
3-Şirketin Kayseri merkez binası 
4-Alât ve edevatı müteharrike (hareketli, devingen))
5-Alât ve edevatı sabite
6-İstimaline (eskimiş)lüzum görülmeyen eşya.
7-Demirbaş eşya
Tüm bu gayrimenkul ve eşyalara o tarihte 150 bin lira gibi bir ihale bedeli gösterilmiştir. Bunların dışında fabrikanın alacak verecek gibi çeşitli varlıkları da şu şekilde listelenmiştir.   
1-Kasa ve bankalardaki mevcut nakit.
2-Ambar ve makine üzerindeki mevaddı iptidaiye (benzeri olmayan varlıklar)
3-Fabrikanın Kayseri ve sair satış mahallerindeki mamul emtiası mevcudu. (Mevcut ticari mallar)
4-Bazı alacak ve borçlar.
Bunların yekûnu 71 bin lira civarındadır. Bu miktar ise Sümerbank’ın fabrikadan alacağının bir kısmına karşılık gösterilmiştir. Bunların dışında Sümerbank’ın hisselerini de kattıktan sonra fabrikanın toplam değeri 758.868 lira gibi bir değere ulaşmış. Tüm alacak ve verecekler hesaplandıktan sonra, fabrikanın en büyük hissedarı Sümerbank’ın toplam alacağı karşılığında 30 Nisan 1934 tarihli tasfiye bilançosu tastik edilerek 1 Mayıs 1934’ den beri Sümerbank’ın işletiminde bulunan fabrika, 7 Haziran 1934 tarihinde bu heyetin almış olduğu karar ile tamamı ile Sümerbank’a devredilmiştir. 



Fabrika Sümerbank’a devredildikten sonra Fabrika daha da gelişmiş, ilave binalar yapılmıştır. 1939’ a kadar türlü desenlerde biraz kaba olmak üzere yünlü kumaş ve tüylü battaniye dokurken, ikinci dünya savaşının başlamasıyla, yalnız askeri battaniye ve elbiselik kumaş dokunmaya başlanmıştır. 1943 yılında fabrikaya yapılan ilave ile 51 tezgâhta beyaz pamuklu bez dokunmuştur. Pamuklu bez dokumadan fazla bir randıman alınamadığı için 1945 yılında dokunmasına son verilmiş, tezgâhlar kaldırılarak yerine 40 adet yünlü dokuma tezgahı getirtilmeye karar verilmiştir. 1953 yılına kadar bu tezgahların 20 tanesi faal olarak kullanılmış, bu tarihe kadar su kuvveti ile işletilen bu tezgahlar için Kayseri-Bünyan Elektrik şirketi ile antlaşma yapılarak elektrik ile çalıştırılmalarına karar verilmiştir. Elektrik şirketi ile yapılan antlaşma gereği Pınarbaşı suyundan aldığı su hakkını elektrik şirketine devretmiş,  karşılığında günde 50 Kilovat elektrik alınması için antlaşma sağlanmıştır. Bu tarihte fabrika binası yünlü ve pamuklu olmak üzere iki bölüm halindedir. Ayrıca tamirhane, Teshin ( Yün yıkama ve kurutma bölümü), İplik Kısmı,  Terbiye Dairesi (Kumaş yıkama, kurutma, silindir ütü, yün kabartma vs.) bölümleri vardır. Bundan başka bir anbar, idare ve beş ayrı işçi evi vardır. Bu evler 1944 yılında yapılmış ve her biri 60.000 liraya mal olmuştur.  



1955 yılında Sümerbank İstanbul Yünlü Sanayi Müessesine bağlandı. 1976 yılına kadar bu müesseseye bağlı olarak çalışan fabrika, 1976 yılında alınan bir karar ile Sümerbank Defterdar Yünlü Müessesine bağlandı. 01.01 1981 yılında ise Sümerbank Genel Müdürlüğü’nün 19.9.1980 tarihinde almış olduğu bir karar ile müessese haline getirilmiştir. Adı da  Bünyan Halıcılık ve Battaniye Sanayi Müessesesi olarak değiştirildi.  1983 yılında er eğitim elbiseliği ve müflonluk kumaş yün ve tiftik battaniye üretimi başlamış, aynı yıl içerisinde Pertek Halı İpliği işletmesi de Bünyan Müessesine bağlanmıştır.  30 10.1997 tarihine kadar müessese olarak işletilen fabrika, bu tarihte özelleştirmeden nasibini alarak Bünteks (Bünyan Yünlü Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.)’ e devredilmiştir. Günümüzde hala Bünteks bünyesinde bulunan fabrika 2005 yılından sonra baza kumaşı ve yatak kumaşı 
üretimine başlamıştır. Günümüzde; yıllık 7 milyon metre baza kumaşı ve yatak kumaşı üretim kapasitesine erişmiştir. Gerek Türkiye pazarında gerekse de dış pazarlarda ürünler mobilya üretiminde kullanılmaktadır Tesisin şu anda 52 adet dokuma makinesi ve 3 adet finish makine ile hizmet vermektedir.


Fabrika kurulduğu ilk tarihten bu güne kadar birçok değişiklikler geçirmiş, ara ara üretimi artmış, ara ara işçi sayısı değişmiştir. Bu değişikliler ulaşabildiğimiz kayıtlara göre şu şekildedir. 1944’de 405.865 metre boz kumaş  1.222.036 metre pamuklu 96 adet battaniyedir.  Bu tarihte fabrikada çalışan işçi sayısı 450 kişi olup 30 kişide memur olarak görev yapmıştır.  1965 yılında fabrikanın iğ adedi 1888 adettir. Bu tarihte 300.000 metre kumaş ve battaniye üretilmiştir. 1968 yılında 360.000 metre yünlü kumaş, 15.000 adet battaniye üretilmiş olup,  286 işçi ve 23 memur çalışmaktadır. 1985 yılında fabrikada çalışan işçi sayısı 378, memur  sayısı ise 37’dir.   Fabrika özel şirkete devredilmeden önce İğ sayısı 30 olup tezgah sayısı 30’dur. Bu tarihten önceki üretim yıllık 429 ton kalın yün ipliği olup 429.000 metre battaniyedir.  


Fabrikanın Bünyan’a olan katkısı da oldukça fazla olmuştur.  Fabrikada yıllarca yüzlerce Bünyanlı çalışma fırsatı bulmuştur. Kayseri’de olduğu gibi Bünyan’da da bu fabrika yakınında yerleşim yerleri oluşmuş ve “Sümer Mahallesi” adını almıştır.  Bu yerleşim yerleri oluşturulan kooperatifler ile kurulmuştur.  Bununla ilgili ilk adımlar 1950’li yıllarda atılmıştır. 1951’ de Bünyan Sümer yapı kooperatifi, 1954 yılında da Sümerbank, Defterdar Yünlü Sanayii Müessesesi Bünyan Fabrikası İşçileri Yapı Kooperatifi kurularak çalışan işçiler ev sahibi olmuşlardır.  Fabrika yıllarca Bünyan’da adeta bir saat görevi de görmüştür. Mesai saatleri girişinde, çıkışında ve öğle arasında çalan fabrika düdüğü bütün Bünyan’dan duyulduğu için Bünyanlılar zamanlarını ve işlerini bu düdüğe göre belirler olmuştur. Ayrıca Fabrikanın her ramazanda iftarda ve sahurda çalan bu düdüğü Bünyanlıların unutulmazı olmuştur.   Fabrika personel şeflerinden M. Fikri Yaşar “Bünyan ve Sümerbank” adlı yazısında Sümerbank’ın Bünyan’a kazandırdıkları ile ilgili şunları söylüyor: 

“Şayet bu kuruluş burada olmasaydı bu kadar veya buna yakın nüfus kasabayı terk etmek durumunda kalacaktı. Zira insan, doğduğu yere değil, doyduğu yere itibar eder. Bu sayıda insan memleketini terk etseydi ne olurdu? 

Çok şey olacaktı diyor Bünyanlı. Ve kasabıyla, manavıyla, bakkalıyla, manifaturacısıyla tüm esnafı Sümerbank’ta çalışanların alışverişi sayesinde ticaret hayatlarını devam ettirdiklerini söylüyor. Sümerbank velinimetimiz diyorlar.

Sümerbank kültürel yönden de kente birşeyler getirmekten geri kalmamış, her yıl dahilde açtığı muhtelif kurslarla bir çok işçiyi, ustayı, ustabaşıyı eğitmiş, onların daha bilinçli olmasına yardım etmiş. Okuma-yazma bilmeyenlere okuma yazmayı öğretmiş. İnsanın gözüne ve kulağına hitap eden, eğitici, öğretici ve eğlendirici vasıfları olan sinema 1946 yılında Sümerbank tarafından kasabaya getirilmiş halkın hizmetine sunulmuş. Hizmete açılan sinema halkın sosyal faaliyetlerine de imkan sağlamıştır. Nişan, Düğün, Okulların müsamere ve eğitim faaliyetleri, folklor çalışma ve gösterileri, halk müziği, tiyatro, hariçte ses ve tiyatro sanatçılarının gelmesi bu salonun var olması ile mümkündür.

Çalışma çağına gelen Bünyan genci nimet kapısı, saydığı Sümerbank’a girebilmeyi umutla bekler. Ve günün birinde kavuşurdu bu umuduna. Sümerbank sayesinde o da artık mutludur.

Ve tüm Bünyanlı, Sümerbank’ın bütün nimetlerinde istifade eden kaza halkı Sümerbank’ı bir aile ocağı olarak görürüz, der.”


Hasan YÜKSEL

Kaynaklar: 
• Halit Erkiletlioğlu; Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006
• Hamdi Üçok; Çağlayanlar Beldesi Bünyan, Kayseri. 1953
• Şaban Hacıpaşaoğlu; Bünyan, Ankara 2010
• 1968 Kayseri İli Yıllığı, Kayseri Valiliği, Kayseri 1968
• Tarihi – Ticari – Sanayi ve İktisadi Yönleri İle Kayseri, Kayseri Ticaret ve Sanayi Odası Neşriyatı: 1, Kayseri 1965
• Zemzem Yücetürk;  Ahmet Hilmi Kalaç’ın Ekonomi Görüşü , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, Ankara 2014.
• Doç Dr. Serdar Sakin; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayseri’yi  Ziyaretleri, Kayseri 2012
• Kayseri Vilayet Gazetesi arşivleri. 1926-1936 Kayseri
• Kayseri Ve Civarı Elektrik T.A.Ş.,  Kayseri de Bir İnci, 2015 Kayseri
• Doç Dr. Serdar Sakin; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayseri’yi  Ziyaretleri, Kayseri 2012
• İrfan Birol, Emir Kalkan,  Murat Yerlikan; Kayseri Meşhurları, 2006 Kayseri
• 1968 Kayseri İli Yıllığı, Kayseri Valiliği, Kayseri 1968
• Bünyan38 Blogspot.com
•   Mehmet Çevlikli Arşivi; M. Fikri Yaşar, “Bünyan ve Sümerbank” adlı yazısı.