28 Temmuz 2013 Pazar

MEHMET SEDAT TURAN


MEHMET SEDAT TURAN (1933-1988)

1933 yılında Bünyan’da doğmuştur. Babası Aziz Behçet, Annesi Fitnat hanımdır. İlk, Orta ve Lise öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Bu dönemde İlhan Turan’la evlendi.  Gülhane Askeri Tıp Akademisinde Ruh ve Sinir hastalıkları ihtisasını tamamladı. Kayseri ve Bursa Askeri hastanelerinde Uzman hekim olarak görev yaptı. Tabip Albay olarak Askeriyeden Emekli olan Sedat Turan bir süre serbest hekim olarak çalıştı. Bu dönemde Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat İlleri Tabip Odası Başkanlığı yaptı.  

12 Eylül darbesinden sonra ilk genel seçimlerin yapıldığı 1983 yılında Turgut Sunalp tarafından kurulan Miliyetçi Demokrat Parti (MDP)’den aday olarak 17 dönem Kayseri Milletvekili olarak Meclise girdi. 1986 yılında MDP fesih kararı alınca, Bağımsız kalan Sedat Turan genel başkanlığını Mehmet Yazar’ın yaptığı Hür Demokrat Partinin (HDP) Kurucuları arasında yer alarak bu partiye geçti.  28 Eylül 1986 yılında yapılan ara seçimde bu parti bir varlık gösteremeyince, üyelerinin bir kısmı ile birlikte Sedat Turan’da Anavatan Partisine (ANAP) geçti.
Cumhuriyet Savcısı Behçet Tufan Turan Ve Prof. Dr. Tayfun Turan’ın babaları olan Mehmet Sedat Turan 23.11.1988 yılında vefat etmiştir.

Hasan Yüksel 

ALİ RIZA NAVRUZ


ALİ RIZA NAVRUZ (1954 -     )

Kayseri’nin Bünyan ilçesine bağlı Burhaniye Köyü’nde doğdu (01.01.1954). İlk öğrenimini köyünde Fevzi Çakmak İlkokulunda (1965), orta ve lise öğrenimini Kayseri’de, yüksek öğrenimini ise Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu’nda (1981) tamamladı. Okul sonrası Denizli ve Aydın-Söke İlçesinde topçu olarak askerliğini yaptı. Kayseri'de açılan memuriyet sınavını kazanarak Kayseri Toprak İskan İl Müdürlüğünde memur olarak göreve başladı(1984). Üç yıl kadar tahakkuk memurluğu yaptıktan sonra Köy Hizmetleri 4.Bölge Müdürlüğü bünyesindeki Özel İskan Fonunun saymanlığına atandı(1987) . On beş yıl bu görevi sürdürdükten sonra, 2002 -2005 yılları arası Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü sorumlu saymanı olarak görev aldı. Teşkilatın Özel İdare ile birleşmesinden sonra ise Eğitim Uzmanı kadrosu hâlen İl Özel İdaresinde  görev yapmaktadır.
         Ali Rıza Navruz, ilk şiir denemelerinde; çocukken annesinden dinlediği türküler ile halk hikâyelerinin etkisindedir. Halk, Dîvan ve Modern Türk şiirinin şekil ve konu özelliklerinden yararlandı. Arayış döneminde, şiirin bütün unsurlarıyla birlikte bulunmasına inanarak; her şiirinde yeni bir ses bulmaya ve yeni bir yapı kurmaya çalıştı. Bu dönemde özellikle öz ve biçimi dengede tutarak ritme daha fazla önem verdi. Böylece, şiirlerinde eskiye bakan fakat yeniyi seslendiren bir çizgide duygu, düşünce ve hayallerini en rahat söyleme imkânı bulduğu bir ifâde  tarzı ile şekil kaygısı taşımadan kendi üslubunu oluşturdu. Şiirleri pek çok dergi,gazete ve antolojide yayınlandı ve ödüller aldı. İLESAM Üyesidir
         Şiir Kitapları: 
    1-Sızı, 
    2-Kozmik Rüzgarı, 
    3-Sınırsız Düşlerin İdamlık Yüreği,
    4-Ve Aynı Rüzgarla Savrulduk(ortak), 
    5-Amir Hükmüne Rağmen,
    6-Öksüz Uykular Bıraktım Yatağıma
        
Deneme: 
     1-Benden Bana Mektuplar, 
     2- Mısralarda Doğan, 3-Ellerin Olamıyor
        
Araştırma: 
1- Hasan AŞIK (Hayatı ve Şiirleri 
2- Edebiyat Harcı
         Yayına hazır Eserleri: 1-Bet Beniz Arasında (şiir) 2-Türk Sanat Müziği Güfteler Antolojisi 3- İsme Yazılı Şiirler antolojisi 4-Önemli gün ve haftalarla ilgili şiir dosyası

Erciyes
Halini takrire dilin dönse de,
Bir ömür dinlesem seni Erciyes.
Geçmişlere artık mazi dense de,
Başından geçeni bilsem Erciyes.
Seninle paylaşsam o asırları.
Bir ben bilsem sakladığın sırları.
Akbaşında esen kasırgaları,
Şu bağrımda tutsak etsem Erciyes.
Alparslan’a selam dursak ikimiz.
Kükreyince cihan tutsa sesimiz.
Sade kahve isteyince nefsimiz,
Talas bağlarında içsek Erciyes.
Yine Âşık Kerem bize uğrasa.
Bu kez bizden Han Aslıya yol bulsa.
Yanmışların duaları olmasa,
Suyun akmaz, Tekir kurur Erciyes.
Göğsündeki gülün, Aslı mı biri?
Kerem yanında mı, canlı ve diri?
Hey dağların hası ve dahi piri,
Sana gelen, sende kalır Erciyes.
Türkmen kızı yaylağına konar mı?
Karacoğlan gelip Elif sorar mı?
Damağı çatlamış suya kanar?
Vuslat pınarından versek Erciyes.
Moraran başınla bana benzersin.
Meme diye, bulutları emersin.
Tek kelime, -var ya- er oğlu ersin,
Dokunan teninde yanar Erciyes.
Yasladım sırtımı, arkamsın deyu.
Nazlanma, ruhumu karın ile yu.
Kem gözlere gelse, Oğuz’un suyu,
Sende filizlenir, durur Erciyes.
                                   Ali Rıza NAVRUZ

Kaynak: 1-http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
2- http://bunyan38.blogspot.com

25 Temmuz 2013 Perşembe

MUSTAFA DURU (KAYSERİ MİLLETVEKİLİ)


MUSTAFA DURU (1949 -     )

1949 yılında Bünyan’da doğdu. Baba adı Tayyar, anne Adı Gülyeter’dir. İlkokulu Çağlayan İlkokulunda okuyan Duru, ortaokulu Bünyan’da okuduktan sonra, Lise öğretimini Kayseri Lisesi’nde tamamladı. Adana İktisadi  Ticari Bilimler Akademisi Makine Mühendislik Yüksek Okulunun gece bölümünden 1973 yılında mezun oldu.   Mezuniyet sonrası 1975 yılında Pilsa Plastik Fabrikasına işletme mühendisi olarak girdi. Ağabeyi ile 1976 yılında kurduğu özel bir şirkette hem müdür hem de yönetici olarak çalıştı. 1980 – 1986 Yılları arasında kurduğu Durusan AŞ de Genel Müdürlük ve Yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Hacılar Elektrik AŞ de 6 ay Makine Bakım ve Proje Grubunda müdürlük görevinde bulundu. Ardından iki arkadaşıyla beraber yeni bir inşaat firması kurdu.

Anavatan Partisinin Kayseri’de kuruluşunda kurucu olarak görev aldı (1983). Daha sonra Refah Partisine katıldı ve İl yönetiminde çalıştı.   Fazilet Partisinin Kayseri’de kuruluşunda ve daha sonra ak parti’nin Kayseri’de kuruluşunda İl yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. Ak partinin Kayseri’de fiilen örgütlenmesinde görev alarak 2002 seçimlerinde bu partiden Kayseri Milletvekili seçildi. Milletvekili seçildikten sonra Kamu İktisadi Komisyonunda görev aldı. 2007 seçimlerinde milletvekilliğinin sona ermesi üzerine kendi şirketini tekrar faaliyete geçirerek iş hayatına geri döndü.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. 

Kay. Kayseri Büyükşehir Belediyesi-Kayseri Ansiklopedisi

22 Temmuz 2013 Pazartesi

ZİYA DOĞAN


ZİYA DOĞAN (1932 -       )
Güreşçi, 1932 yılında Bünyan Tuzhisar’da doğdu. Küçük yaşta güreşe başladı. Ziya Doğan, geleneğe uygun olarak küçükken önce kasaba ve civarındaki sayılı güreşçilerle müsabakalara çıkarak güreşe sevdalanmıştır. Bunda o günlerde Türkiye’de güreşin popülaritesinin yüksek oluşu, o dönemde dünya çapında güreşçiler olan Gazanfer Bilge, Celal Atik, Yaşar Doğu, Nasuh Akar, Servet Meriç gibi isimlerin yetişmiş olması etkili olmuştur. O dönemin gençlerinin kalbinde yatan şey, bu büyük güreşçiler gibi isim yapmaktı. Genç yaşta memleketinden ayrıldı ve İstanbul’a gitti.

1949 yılında Fatiğh Güreş Kulübüne katıldı  ve orada Koç Ahmet isimli hocadan güreş kuallarını öğrendi. Serbest stilde güreşmek arzusu taşıdı ama bu arzusu gerçekleşmedi, grekomende de güreşmek zorunda kaldı. 1960 yılına kadar Türk Güreş Milli Takımını çalıştıran Yaşar Doğu, Koç Ahmet’ten sonraki hocasıdır.  1951 ve 1952 yıllarında İstanbul’da iki defa İstanbul ikincisi olduktan sonra 1953 yılında İstanbul birinciliğini elde etti. 1954 yılında da Türkiye Birincisi oldu. 1955’te Türkiye birinciliğini tekrar kazandıktan sonra 1956’da Budapeşte’de Dünya Üçüncülüğünü elde etti. Aynı yıl Yugoslavya’da yapılan Adriyatik Şampiyonası’nda ise 79 kilo’da birinciliği elde eder. 1958’ de İtalya’nın Napoli şehrinde yapılan turnuvada bir birincilik daha elde etti.  1959’da Beyrut’ta yapılan Akdeniz Oyunları’nda 79 kiloda hem serbestte hem de grekoromende mücadele ederek her alanda altın madalya kazandı. 1960’ta ise bu kez Avrupa Şampiyonası’nda Atina’da Bulgar Dobrov’la finale kaldı. Finalde iki güreşçi yenişemeyince tekrar tartıya çıkarıldı ve Ziya Doğan rakibinden 150 gr. Fazla gelince Avrupa ikincisi ilan edildi. Bu duruma son derece üzülen milli güreşçi, 1960’dan sonraki birçok özel turnuvaya hem üzüntüsünden hem de kaburgasındaki rahatsızlıktan katılamamıştır. 1961 yılında ise yeniden Dünya Şampiyonasındadır. Japonya’nın Yokohama şehrinde  yapılan şampiyonada haksız uygulamalar sonucunda Dünya Üçüncüsü oldu. Burada yapılan güreşlerde 6 kilo verdirilerek 73 kiloda ve grekoromende katılmıştır. Güreşçinin arzusu ise kendi kilosu olan 79 kiloda ve serbestte mücadele etmek şeklinde olmuştur. Grekoromende de üstün bir gayret gösteren Ziya Doğan, Romen Bularko ile 1.lik – 3. lük maçına çıkmıştır. Gerek kilo kaybetmesinden ve grekoromende güreşmesinden, gerekse doğu bloku ülkelerinin birbirini kollamalarından dolayı maç başa baş bitmiş olmasına rağmen Doğan, sayı ile mağlup kabul edilmiş ve güreşçimiz dünya üçüncüsü olmuştur.

Ziya Doğan Atina’dan sonra bu ikinci büyük üzüntüyü yaşadıktan sonra aktif sporculuk  hayatına son verme kararı aldı. Fakat Almanya’dan aldığı bir teklifle güreş antrenörlüğü ve teknik adamlığı göreviyle Almanya’ya gitti ve 24 yıl süreyle pek çok başarılı güreşçi yetiştirdi.   Bunlar arasında dünya şampiyonluğu kazanmış güreşçiler de vardır. Ziya Doğan bugün 72 yaşında ve Hisarcık’ta mütevazı bir hayat sürmekte ve anılarını da güreş meraklılarıyla paylaşmaktadır.  
Seyit Burhanettin Akbaş

19 Temmuz 2013 Cuma

GÜNER DİNÇARSLAN


GÜNER DİNÇARSLAN  (1961 -    )
01 Ocak 1961 tarihinde Bünyan İlçesinde doğdu. İlk öğrenimini  Bünyan Namık Kemal İlkokulunda yaptı. Daha sonra Kayseri Atatürk Ortaokulunu ve Kayseri Sümer Lisesini bitirdi. Ardından Açık Öğretim Fakültesi Kamu yönetimi bölümüne kayıt yaptırdı. Bu bölümü okumaya devam etmekte olup, bir çok dernekte kurucu ve üye olarak çalıştı. İş hayatına özel sigortacılık, halkla ilişkiler ve siyasî alanlardaki çalışmalarla başlamış,  bir dönem Kayseri Kocasinan Belediyesi Meclis üyeliği görevini yürütmüştür.  Bu arada siyasete de atılan Dinçarslan siyasi bir partinin kadın kollarında görev almıştır.

1978'den beri duygu ve düşüncelerini kaleme alan Dinçarslan bu yeteneğini 1980 yılında evlendiği eşine ve daha sonra doğan çocuklarına dahi haber vermeden devam ettirdi. Eşi ve çocuklarının haberi olduktan sonra  33 yıl boyunca yazdığı duygu ve düşüncelerini ilk olarak 2002 yılında “Sevda Duygularını Ellerimle Dokudum” adlı kitabıyla yayınladı. Bir yandan ev işleriyle, bir yandan dernek, siyaset ve işle uğraşan Dinçarslan yayınladığı bu kitabıyla yetinmeyip üç eser daha yayınlayarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Roman yayınlarının yanı sıra yazmış olduğu şiir ve hikayeleri Erciyes, Ece, Çemen, Yeniden Diriliş gibi dergilerde yayımlandı.  2009 yılında yayımladığı “Ve Kar Yağdı Üzerimize” adlı eseriyle Anadolu Yazarlar Birliği tarafından yılın “Kadın Romancısı” ödülünü aldı. 
                                         
Erciyes Şairler  ve  Yazarlar  Derneği  ERŞADER yönetim  Kurulu  üyeliği,  Sokak Çocuklarını Koruma Derneği Genel Başkanlığı, Kayseri Seyyid Burhanettin Derneği Üyeliği ve daha bir çok dernek başkanlığı ve dernek üyeliği görevlerin de bulunmuş, sosyal faaliyetler alanında, etkin görevler yapmıştır. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Cuma Akşamı Şiir Dinletileri, Kayseri/ Talas, Türkiye Şairler ve Yazarlar Birliği, Şiir Dinletileri ve Erciyes Şiir Günleri Etkinlikleri, Kitap Fuarları ve Ramazan Geceleri Şiir Dinletileri ve Kitap İmza Günleri etkinliklerinde de görevler aldı. 

Eserleri:
Sevda Duygularını Ellerimle Dokudum (2002)
Ve Kar Yağdı Üzerimize (2009)
Mucize (2009)
Işk -Ay'a Bakıp Ağlayan Adam (2011)

MUSTAFA ALTINKAYNAK



MUSTAFA ALTINKAYNAK (1868 – 1941)

Bünyan ve yöresinde “Aşık Dayı” ve “Aşık Mustafa” adıyla bilinen halk şairi Mustafa Altınkaynak, 1868 yılında Bünyan’da Camiicedit Mahallesinde dünyaya geldi. Soyadı kanununun çıkmasından sonra “Altınkaynak” soyadını alan şair, 1941 yılında 73 yaşındayken Bünyan’da vefat etmiştir.
Hamdi Üçok’a göre, şairin tahsili okuyup yazmaktan ibarettir ve kulaktan dolma dini bilgileri vardır. Rasim Deniz ise, şairin iyi bir tahsil yapamadığını; ancak yeteri kadar dini bilgisi olduğu için köylerde imamlık yaptığından ve “hoca” olarak tanındığından bahsetmektedir. Geçimini bağ bahçe işlerinden ve imamlıktan sağlayan şair, şiirlerinin birinde gençlik döneminde bir Ermeni ustanın yanında çıraklık yaptığından da bahseder.
Hayatı hakkında yeterli belge ve bilgiye sahip olmadığımız şairin, yörede bir fıkra kahramanı olduğu da onun için söylenen fıkraların bulunmasından anlaşılmaktadır.
Şairin hak badesi içmiş şairlerden olduğu yönünde güçlü rivayetler bulunmaktadır. Yakın zamanda yaşamış bir şair olmasına rağmen şiirleri yeteri kadar derlenememiştir. Hamdi Üçok’un1953 yılında yayınlanan “Çağlayanlar Beldesi Bünyan” isimli kitabında şairin üç şiiri yer alır. Rasim Deniz ise, 1981 yılında Erciyes dergisinde yer alan bir yazısında şairin beş yeni şiirini yayınlamıştır. S.Burhanettin Akbaş ise, Mustafa Abacıoğlu’nun defterinden elde ettiği şaire ait yeni şiirleri 1986 ve 1987 yıllarında Erciyes dergisinde yayınladıktan sonra 1994 yılında “Bünyanlı Aşık Mustafa” adıyla bir kitapçık haline getirmiştir. Böylece şairin adına kayıtlı şiirlerin sayısı 20’yi bulmuştur.

Allı Gelin Kalk Bünyan’a Gidelim
Adana’dan çıktık doğrulttuk yolu
Öter benli turaç tatlıdır dili
Sahile dayanmaz Bünyan’ın gülü
Allı gelin kalk Bünyan’a gidelim
Bellidir Külek’in boğazı belli
İçinde oturur bir ağa yollu
Tekir Yaylası domurcuk güllü
Allı gelin kalk Bünyan’a gidelim
Bozantı da coşkun akar bulanır
Yıkılası Mengel hayli dolanır
Fındıklı’da çok güzeller sulanır
Allı gelin kalk Bünyan’a gidelim
Karahisar’ın arkası dağ olur
Etrafı mor sümbüllü bağ olur
Karasu da sökün kuşlar çoğ olur
Allı gelin kalk Bünyan’a gidelim


Kaynaklar:
Hamdi Üçok, Çağlayanlar Beldesi Bünyan, Kayseri, 1953
Rasim Deniz, “Aşık Mustafa”, Erciyes dergisi, sayı 45, Kayseri, 1981
S.Burhanettin Akbaş, “Aşık Mustafa’nın Şiirlerini Derleme Çalışmaları”, Erciyes dergisi, sayı:104-107, Kayseri, 1986
S.Burhanettin Akbaş, “Aşık Mustafa’nın Eksik Şiirleri Üzerine”, Erciyes dergisi, sayı: 120, Kayseri, 1987
S.Burhanettin Akbaş, “Bünyanlı Aşık Mustafa”, Bizim Gençlik Yayınları, Kayseri, 1994

YEKTA YILDIZ


YEKTA YILDIZ (BÜNYÂNÎ  1939 -    )

                  01.Ocak 1939 tarihinde Bünyan’da doğdu. Babası, Bünyan’da 27 yıl Maarif Memuru (İlçe Milli Eğitim Müdürü) olarak görev yapmış olan Mehmet Yıldız; annesi, Bünyan eşrafından 1. devre Kayseri Mebusu Hoca Âlim Efendi’nin kızı Ayşe Yıldız’dır.
                  İlköğremini Bünyan’da tamamladı. Ortaokula her ne kadar Bünyan’da başlamışsa da, öğretmensizlik nedeniyle 1952 yılında ortaokul kapatılınca, Kayseri lisesi orta kısmında öğrenimine devam etti. Ortaokuldan sonra Kayseri Lisesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Türk Dili  ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 
                  Askerliğini, 1965 / 1966 yıllarında yedek subay öğretmen olarak , Adapazarı Acıelmalık Köyünde yaptı. 1967 yılında Kayseri  Pınarbaşı Lisesi edebiyat öğretmenliğine atandı. Bu okulda başladığı yöneticilik görevine, daha sonraları sırasıyla, Kayseri İnşaat Teknik Lisesi, Fevzi Çakmak Lisesi, TED Kayseri Koleji Vakfı Özel Lisesi’nde edebiyat öğretmeni ve yönetici olarak devam etti. 
                  Evli ve dört çocuk babası olan Bünyânî, Milli Eğitime vermiş olduğu 37 yıllık hizmet sonrası emekli oldu. 
                  Ailesinin Türk kültürünün beşiği olan Horasandan gelmesi ve çevresinde hısım olan Âşık dayısının bulunması ve  çocukluğunda annesinden, dayısından dinlediği ezgiler   (Âşık dayı -Mustafa Alltınkaynak )onda bir takım etkiler bırakmış, aynı zamanda Memiş Hoca gibi Bünyanlı âşık ozanların etkisinde kalarak şiirler yazmaya başlamış. Türkçeyi en güzel biçimde kullanarak eserler vermiştir.
Eserleri:
Hasret Bağrımıza Bağdaş Kurdu

VİRANDIR ŞİMDİ BAĞLARIM
Çok zamandır tutamadım dalımı
Tadamadım dudağının balını
Soramadım hatırını halini
Yâr senin aşkından her dem ağlarım

Akşamı ederim sabah zor olur
Hasret yüreğimde kızgın kor olur
Söylesem derdimi hemen şor olur
Bağrıma taş basar dilimi bağlarım

Açmadı bahtımın gülü açmadı
Murat çeşmesinden bir su içmedi
Gönül serden geçti yârdan geçmedi
Bünyânî virandır şimdi bağlarım