23 Mayıs 2017 Salı

CEMAL AYER

1923 yılında Bünyan’da dünyaya geldi. Babası Topal Hilmi, annesi  Elmas hanımdır. Annesinin ailesi evlendikten kısa bir süre sonra, “biz bu adama nasıl kız verdik” diye Elmas hanımı alıp memleketine götürünce,  babasının yanında öksüz olarak yetişmiştir.  İlk eğitimine 1930 yılında Çağlayan İlkokulunda başlamıştır. O dönemde ilköğretim üç yıl olduğu için, 1933 yılında buradan mezun olmuştur. 

Belli bir yaşa geldikten sonra onu koruyup gözeten kişiler Kasap İsmail’in yanına çırak olarak verirler. Ayer burada kasaplığı en iyi şekilde öğrenir. Askere gidene kadar burada çalışır. 1943 yılında askerliğini Çanakkale’de yapar. Askerliği 44 ay sürer.  1947 yılında memleketine döner ve bıraktığı yerden kasaplığa devam eder.  Belli bir dönem sonra yaşı geldiği için çevresindekiler Ayer’i evlendirmek için devreye girer. Fakat hiç kimse, onun kimsesiz olduğunu bildiği için kız vermek istemez. Fakat araya birilerinin girmesiyle Nimet hanımla evlenir huzurlu ve güzel bir yuva kurar.   
  
Evlendikten sonra hiç kimsenin ev yapmadığı ve herkesin ıssız bir yer olarak kabul ettiği bük deresine (Namık Kemal İlkokulu’nun arka tarafı)yakın bir yere ev yaptırarak buraya yerleşir.  Bir gün birileri Ayer’e annesinin yaşadığını bildirir. İşini gücünü bırakır Sivas’ın Ulaş Kazasının Tutmaç köyüne giderek burada annesini araştırmaya başlar. Köylülere “Buradan Bünyan’a gelin giden, Elmas adında bir kadın var mı” diye sorup soruştururken köylüler huylanır ve onun Elmas’ın sevgilisi olduğunu düşünürler.   Elmas ile yan yana getirirler ki gözlerine inanamazlar ve birbirine olan benzerliklerinden dolayı  ” bu bunun oğlu”  diye karar verirler.  O günden sonra anasına kavuşan Ayer,  annesini alarak Bünyan’a getirir.  Uzun bir süre Bünyan’da duran Elmas Hanım daha sora tekrar köyüne döner ve orada Hüseyin adlı biriyle evlendikten sonra orada vefat eder. 

Ayer’in ustası olan Kasap İsmail, bir gün onu karşısına alarak “Oğlum benden bu kadar, aha kasap dükkânı senin, koru beni, gör beni, ölene kadar her şey senin” diyerek çalıştığı dükkânı Cemal Ayer’e bırakır. O da ölene kadar ustasına hizmet etmiş onu kollayıp gözetmiştir. 

Sönmezlerin manifatura dükkânının yanında dükkânı bulunan Cemal Ayer, Bünyan’ın çok sevilen ve sayılan bir esnafı olmuştur.  İşinin verdiği sevgiden olsa gerek, o dönemde ambleminde koç bulunan “Güven Partisine ayrı bir ilgi duymuştur. Hatta o dönemde Turhan Fevzioğlu’nu Bünyan’da en iyi ağırlayan kişi olmuştur.  Kafasından şapkası hiç eksik olmayan ve bu haliyle tanınan Ayer, neredeyse tüm Bünyanlıya karşılıksız kefil olacak kadarda yüreklidir.  Sırf onların işi görülsün diye yüzlerce senedi gözü kapalı imzalamış, hiçbir zaman bu adam bu parayı ödeyebilecek mi diye düşünmemiştir.  Bünyan’da olsun Kayseri’de olsun hatta İstanbul ve Bursa’da dahi birçok insan Cemal Ayer’in kefilliği olmadan İş yapmak, kredi ve mal vermek istememiştir.  O dönemde bankalar dahi Cemal Ayer’in imzası olmadan birçok kişiye kredi vermemiştir.  

O kadar yardım sever bir insandır ki İstanbul’dan hiç tanımadığı, kocasından ayrılmış ve üç çocuğuyla ortada kalmış bir kadından gelen bir mektup üzerine, bu kadına hiç tanımadığı haldekadından ikinci bir mektup gelene kadar bir yıl boyunca karşılıksız para dahi gönderebilmiştir.  Sevilen sayılan ve sözüne hürmet edilen bir insan olmasından dolayı, aralarında husumet bulunan Bünyanlı olsun, Bünyan’ın köyünden olsun, mahkemeye düşmüş birçok insanı sulh edip barıştırarak mahkemenin kapısından göndermiştir.  Hatta öyle ki bir gün Hâkim’in biri dükkânına gelerek şaka ile karışık serzenişte bulunmuş “Cemal ağa bizim vazifemizi sen yapıyorsun, sen varken bizi buraya hiç tayin etmesinler” demiştir.  Bu kadar çok sevilip sayılan Cemal Ayer’le Birçok Bünyanlının anısı olmuştur.  Ayer, 1994 yılında yakasına yapışan kanserden dolayı 22 gün yattıktan sonra 23 gün vefat etmiştir.

Cemal Ayer, sekiz evlat sahibidir. Evlatları, Oğuz, İlhan, Hilmi, Mustafa, Elmas, Saadet, Kiraz ve Turan’dır. 

Hasan Yüksel

Hiç yorum yok: