17 Mayıs 2016 Salı

KAYSERİ MİLLİ MÜCADELE MÜZESİ



123 yaşındaki Kayseri Lisesi restore edilerek "Milli Mücadele Müzesi" ne dönüştürüldü. İlk olarak 1893' te Sultan Abdülhamit döneminde, Mektebi Mülkiye İdadisi olarak eğitime başlayan ve  1921-22 döneminde son sınıf örgencilerinin tamamını katıldıkları Sakarya savaşında şehit veren ve mezun veremeyen tarihi Kayseri Lisesinin iki katlı binası (Taş Mektep) eğitime kapatılarak müze haline dönüştürüldü. 12 milyonlira harcanarak müzeye dönüştürülen okulun mezunları arasında  2 cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, genelkurmay başkanı, sanatçı, sporcu ve bir çok bilim insanı bulunuyor. 




































































ZİNCİDERE LOANNİS (IOANNIS) PRODROMOS MANASTIRI




ZİNCİDERE  LOANNİS (IOANNIS) PRODROMOS MANASTIRI  (Vaftizci Yahya Kilisesi)
                                                                                                          Hasan YÜKSEL
            Hangi tarihte yapıldığına dair bir bilgi bulunmamakla beraber eski Rumca ile yazılmış bir eserden alınarak Yunanistan’da yayınlanan bir kitapta    “Kaiserie eyaletinde manastırlar İsa Hıristosdan 400 sene sonra teesis ve inşa olunduğu anlaşılsa gerektir.”  Denilerek 1600 yıllık bir geçmişe sahip olduğu belirtilmektedir. Yunanistan’da yaşayan Ağırnas Doğumlu Ortodoks Türk yazar yukarıda belirtilen Rumca eserden alıntılar yaparak Zincidere Belediye başkanı Mustafa Aksu’ya  gönderdiği ayrıntılı mektupta  Manastırın kurulduğu tarihten önce bulunduğu yerin putperestlere ait bir put hane yeri olduğunu Bizans imparatorlarının burayı ele geçirmesiyle putperestler tarafından Hıristiyanlara terk edildiği bildirilmektedir.
           Adını Hz. İsa’nın doğumundan kısa bir süre önce Meryem ana ile akraba olan Elisavet ve papaz olan kocası Zaharias’tan doğan İoanni’ den almaktadır. İoannis bir çok ruhsal özelliklere sahip olan ve Hz. İsa’nın geleceğini bildiren son kişidir. Aynı zamanda Hz. İsa’yı vaftiz eden İoannis kafası kesilerek  öldürülmüştür. Halk arasında aziz sayılan İoannis’in adına birçok kilise ve manastır yaptırılmıştır. Zincidere’de yaptırılan bu manastırdan onlardan biridir.
           Şimdiki manastır Sultan III Ahmet’ in damadı ve veziri olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın 1924 yılında verdiği ruhsat ile yaptırılmıştır. O dönemde Nevşehirli Damat İbrahim paşa Kayseri ve Konya eyaletleri dahilinde bulunan köy, kasaba ve şehirlerde 1000 yakın kilisenin inşasına emir buyurmuştur. Loannis Promodos manastırının inşasının da üzerinde bulunan levhadan  anlaşıldığına göre1724’ te başlayıp 1728 tamamlandığı belirtilmektedir. Manastırın Güneyinde bulunan ve Türkçe kelimeler ile yazılmış levhasında bu tamirat işi şu cümleler ile ortaya konmaktadır. “Temelinden yenilendi tamir oldu bu aziz ve mukerem manastır. Ol kıymetli l’oannis O Prodromos vekianı, Sultan Ahmetin eyamında ve vezir azametli İbrahim Paşa Hazretlerinin zemanında. Ve başpapaz dahi öl başrahip mitropolit Kaisery Kappadokianın Neofitos efendi ve bu azametli mukerrem mıtropolitin kayetten yıardımı ve vergisi ile yıapıldı meidana gelmiştir.”
           1803 yılında Kayseri despotu Filiteos’un  Ortodoksluğa mensup milletin vekillerinden oluşan 150 kişilik bir gurubu  bir araya toplayarak “Cümlemiz yek dil ve yek saher el kalemi
koyup” söz vererek manastırı yıkarak yeniden inşa etmeye karar kılmışlardır.  Bu karardan sonra inşaatı Germir’den Hacı Dimitrios İkonomos, Tavlusun’dan Haçi Avraam Esenoğlu, Endürlük’ten  Hacı İonnis Satiroğlu ve Zincidere’den Hacı İsaias Mavrapulos adlı 4 zat ile 2 katipten oluşan bir komisyona havale etmişlerdir. Meclis içerisinde yer alan Germirli Hacı Bodos Ağa Cebecoğlu ve Mahdum Hacı Anton ile Zincidereli Andrea Dayı Karabacakoğlu da bir iane defteri açılarak para toplama işinde görevlendirilmişlerdir.  Manastırın yeniden inşa planını Zincidereli kalfa Anastas ve Hacı Komsa hazırlamış, eski bina 1803 Temmuz ayının 6’sında  yıkılarak  16’sında temel taşı yeniden konulmuştur. İnşaat sırasında ücretli ve ücretsiz olmak üzere 2000’ e yakın kadın ve erkek amele çalışmıştır. İnşatta kullanılan taşlar Mahsenli Bahçeden çıkartılmış olup kilise hariç kırmızı taşlardan oluşmuştur. Manastırın çatısı 15 Eylülde kapanmış olup 1804 Mayıs ayına kadar  66 gün sürmüştür. Çatısı 6 direk üzerine konulmuş, 11 kubbe 32 günde tamamlanırken, büyük kubbe 11 günde tamamlanmıştır.
           Manastırın giriş yeri inşaatı 24 Ağustos 1803 tarihinde başlamış olup, 19 Eylülde son bulmuştur. Burası iki taraflı olarak tahta parmaklıkla çevrilmiş olup, içeriye girildikçe bir hayli mezarlara rastlanır. En yüksek mezar metropolit (1726 -1732) II. Paisios’ a aittir. Mezarların adedi 26 tanedir.
           Manastırda bir çok oda daire kiler bulunmakla birlikte, alt katında, ambarlar, fırınlar ve aşhane vardır. İkinci katta misafir odaları bulunur. İlk yapıldığı dönemde dışarıda hiçbir pencere yokken, seneler sonra 1. ve 2 katlarının bir çok yerine pencere açılmıştır. Bu gün birbirine paralel 12 pencere içten dışa doğru daralır yuvarlak kemerli dikdörtgen vaziyettedir.
           Manastırın tamamı o dönemde 500.000 kuruşa  mal olmuş bulunup Kayseri, Zincidere, Germir, Tavlusun, Talas, Endürlük, Molu ve Erkilet halkından 4 defaya mahsus olmak üzere yardım  toplanmış. 300.000 kuruşa yakın kısmı da faizli, faizsiz olmak üzere İslam ve Hıristiyan kişilerden borç alınmıştır.
           Bu tarihlerde manastırın kuzey doğu köşesine 30 x 30 arşın boyunda 2 katlı bir mektep dairesi inşa edilmiştir. Bu mektep o tarihte 30.000 kuruşa mal edilmiştir.
           Aziz İoannes Prodromos Manastırının güneybatı köşesine 1840 yılında daha küçük bir kilise olan Aziz Haralampos Kilisesi inşa edilmiştir.  Kilisenin Aziz Panteleimon namına yapılmış karanlık bir ayazma varmış. Bu yer altı karanlık ayazmada mahallede sıhhat arayan hastaların ya da delilerin tedavisi yapılırmış .
           Manastıra 1864 yılında Zincidereli Uzun Kosmo tarafından 13 m. yükseklikte, 78 cm. genişlikte çan kulesi inşa edilmiştir. Kule üzerindeki çanın İzmir’ den getirilmiş olduğu söylenmektedir .
           Manastır havlusunun sonunda büyük bir su mahzeni bulunur. Bunun giderini Ankaralı Hacı Smarayda (Zümrüt) namında bir kadın üstlenmiş ve Hacı Anton Ağa işin takibini yapmıştır. Bu mahsen 1806 yılında arızalanmış olup yeniden usta başı Moisi Ağa tarafından tamir edilmiştir. Bu mahzenin musluğunun üzerinde mermer taşta şu sözler yazılıdır.
“Bu haireti yaptıran, oku buna ve bil aali
Hacı Zumrut dır yaptıran ve suszları kandıran
Hacı Ağa’yı ulu eden, Hacı Antonu mebud iden
Susuzu serin iden, iç ve bunu rahmetlendir”.
Zincidere manastırına 1882 yılında bir papaz mektebi yapılmıştır. Bu mektep, “Rodokanakios leratiki Sholi”, “Kappadokiki leratiki Sholi” veya “Kata Kaserian leratiki Sholi” olarak adlandırılmıştır.  Bu mektebin kurulmasındaki amaç vatana, millete ve devlete yararlı gençler yetiştirmek olmuştur. Papaz mektebi 1906 yılına kadar manastır binasının tamir olan dairesinde imiş. 1906 yılında üç katlı yeni bina yapılmış. Bu mektep öğretim derslerini üstlenmiş ve Gymnasion değerinde bulunmuştur. Bu mektep Anadolu Rum Ortodoks Hıristiyanlarına hizmet vermiştir .
1885 yılında “Kentrikan Kappadokikon Partenagogion” (Kapadokya Merkez Kız Mektebi) adıyla kızlar için yeni bir mektep yapılmıştır. Bu bina manastırın karşısında yer almakta olup, 2 katlı ve 12 odalıymış .
1891 yılında manastır bünyesine “Orfanotrofion Arrenon” (Çocuk Öksüzhanesi) yapılmıştır. Civar köylerden fakir ve öksüz çocuklar gelerek manastırın bir dairesinde kalmışlar  ve 1897 yılında 2 katlı yeni bir bina yapıldıktan sonra bu binaya geçmişlerdir. 1892 yılında da Kız Öksüzhanesi yapılmıştır .
Milli mücadele yıllarında Fener Rum patrikhanesinin tutumunu protesto ederek “Müstakil Türk Ortodoksluk Patrikhanesi”ni kuran Papa Eftim öncülüğünde “Türk Ortodoksluk Kongresi” bu manastırda toplanmıştır.  1922 yılında “Anadolu Ortodoksluk Sadası” adındaki gazete haftalık olarak  yine bu manastırda yayın hayatına başlamıştır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra manastır ve çevresinde bulunan geniş bir arazi askeri hizmete devredilmiştir. Uzun süre askeri depo olarak ulanılan manastır günümüzde eğitim amaçlı dershane olarak kullanılmaktadır.





24 Nisan 2016 Pazar


23.10.1980 yılında Kayseri'nin Bünyan ilçesinde doğdu. İlk ve orta  öğrenimini burada tamamladıktan sonra lise eğitimi için Kayseri'ye geldi ve lise tahsilini tamamladıktan sonra 1999 yılında üniversite sınavını kazanarak,  sonrasında Kırıkkale  Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü okumaya hak kazandı. 2003 yılında bu okulun tarih bölümünden mezun oldu.

2004 yılında Kırıkkale Üniversitesi Tarih Ana Bilim dalında da yüksek lisans eğitimine başladı. Yüksek lisans eğitiminde tez olarak “Türk Havacılık Sanayinde Kayseri Uçak Fabrikasının Yeri” konulu bilimsel araştırma ve çalışmasıyla eğitimini tamamladı.

On yıldır özel eğitim kurumlarında tarih-coğrafya öğretmenliği yapmakta olup evli ve bir çocuk babasıdır İngilizce ve Osmanlıca Türkçesi bilmektedir

Yayınlanmış kitabı: Türk havacılık sanayinde Kayseri uçak fabrikasının yeri Kayseri Enstitüsü Derneği Yayınları Genel Yayın No 23. Laçin Kayseri 2013

Yayınlanmış makaleleri: -"Kayseri Tarihi" İstanbul  kültür konsey Yayınları 2013
-"Havacılık Tarihinde Kayseri Uçak Fabrikasının Yeri" Kayseri Ticaret Odası dergisi Ekim 2012

3 Nisan 2016 Pazar

SÜMERBANK BÜNYAN YÜNLÜ MENSUCAT FABRİKASI


SÜMERBANK BÜNYAN YÜNLÜ MENSUCAT FABRİKASI
                                                                                                                   Hasan YÜKSEL
Kayseri’de bir iplik farikası kurulması gerekliliğini ilk olarak gündeme, Osmanlı Meclisi Mebusan IV. Dönem Kayseri Mebusluğu ve TBMM I., II., III., IV., V., VI. ve VII. Dönem Kayseri Milletvekilliği yapan Ahmet Hilmi Kalaç gündeme getirmiştir.  30 Eylül 1923 yılındaki açık oturumda özellikle Bünyan şelalesinden faydalanmak için meclise bilgiler sunan Ahmet Hilmi Kalaç, Meclis’in 1 Nisan 1924 tarihli oturumunda, Avrupa’dan birçok parayla satın alınan iplerin Anadolu’da üretilmesini sağlamasının, Anadolu’nun merkezi olan Kayseri’de ve Kırşehir’de iplik fabrikası tesis ederek o havalinin ip ihtiyaçlarını temin etmesinin, söz konusu vekâletin o havalinin ihtiyaçları için ciddî incelemede bulunduğuna delil olduğunu belirterek Kayseri de bir iplik fabrikası kurulması gerekliliğini gündeme getirmiştir. 


Ahmet Hilmi Kalaç’ın Mecliste gündeme getirdiği bu düşünce o dönemde Kayserili bir takım iş adamlarının kafasında yer etmiştir. Bu fikirle bu iş adamları İplik fabrikası kurmak için o dönemde bir şirket kurmuşlardır. Yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye genelinde ekonomiyi canlandırmak ve girişimcileri teşvik etmek için 28 Mayıs 1927 yılında çıkartmış olduğu “Teşvik-i Sanayi Kanunu” da,  sözünü ettiğimiz Kayserili bu bir kısım iş adamının bir araya gelerek Bünyan’da fabrika kurma girişimlerine büyük bir destek olmuştur.  


Bu iş adamları içinde, 1914-1916, 1916-1919 ve 1924-1925 yılları arasında üç dönem Kayseri Belediye başkanlığı yapmış olan Ahmet Rifat Çalika vardır. Bu zat aynı zamanda Kayseri ve Civarı Müdafaa-i Hukuk cemiyetini kurmuş ve Ağustos 1915 tarihinde yapılan Bünyan bölgesi tehcir hareketinde aktif görev almıştır. 1920’de de Kayseri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Milletvekili sıfatı ile Milletvekili seçilerek son İstanbul meclisine girerek Mayıs 1920’de TBMM’ne katılarak Adliye Vekilliği (Adalet Bakanı)’ de yapmıştır. Ahmet Rıfat Çalika ve Kayserili 5 – 6 iş adamının bir araya gelerek kurmayı düşündükleri fabrika, o dönemde karlı bir iş olan halıcılığa yatırımdan başka bir şey değildir. Bünyan’ın el halıcılığının kıymetini bilen bu iş adamları 1924 yılında bir şirket kurarlar. Sanayi ve Maadin Bankası`nın da büyük bir iştirakiyle, Kayseri Bünyan Halı İpliği T.A.Ş. adıyla kurdukları bir şirket ile Bünyan’da Bünyan İplik Fabrikasının temelini atarak 6 Kasım 1927 tarihinde hizmete açarlar. Aynı zamanda Bünyan’da suyun çok bol olmasından da faydalanan bu iş adamları Fabrika için gerekli enerjiyi de Bünyan’ın suyundan sağlarlar. Teşvik alarak kurdukları bu fabrika ile yerli yapağıları değerlendirerek yöredeki halı tezgâhlarına halı ipliği üretmeyi amaç edinmişlerdir. 1927 yılında bu fabrika faaliyete geçtiğinde Kayseri genelinde bulunan 6 fabrikadan biridir. Diğer beş fabrikanın biri konserve fabrikası, biri müskirat (alkollü içecek), diğerleri de un fabrikasıdır. Bu un fabrikalarından biri de yine Bünyan’dadır. Taşcızadeler’e ait su ile müteharrik ve yüz beygir kuvvetinde günde 4,800 okka un çıkaran bu un fabrikasıyla birlikte Bünyan’ın suyunun o tarihte Bünyan’a sağlamış olduğu katkı göz ardı edilemez olmuştur.  İplik fabrikasının kurulduğu tarihte Kayseri genelinde ki tezgâh sayısı 5080 adet olup senede 15.210 adet çeşitli ebatlarda halı imalatı yapılmaktadır. Böylesine geniş bir iş hacmi olan halıcılığa yatırım yapmak elbette karlı olacaktır. 



175.000 TL. Sermaye ile Bünyan da kurulan bu İplik fabrikasının dokuma tezgâhları kapanmış olan askeri mensucat fabrikasından temin edilmiştir. Alınan tezgâhların tamamı su ile döndürülen bir çark sistemi ile çalıştırılmaktaydı. Ahmet Hilmi Kalaç’ın mecliste söylediği, Bünyan’ın suyundan faydalanalım sözü bu fabrika ile yürürlüğe giriyordu. Davarönü’nden gelerek evlerin altından geçen su fabrikanın hemen üst tarafında yapılan bir havuzda toplanır, buradan aşağıya bir boru vasıtasıyla bırakılardı. 15 - 20 dakika çarklar çalıştıktan sonra, yeniden havuzun dolması beklenirdi. Sistem Elektrik şirketinden elektrik alınıncaya kadar bu şekilde çalıştırıldı.

1932 yılında Sanayi ve Madin Bankası’nın, Türkiye Kredi bakası ve Devlet Sanayi Ofisi olarak ikiye ayrılmasıyla birlikte Bünyan İplik Fabrikası’ndaki hisseleri de Devlet Sanayi Ofisine devredildi.   Bu devirden sonra fabrika daha da genişletildi,  1933 yılına kadar sadece halı ipliği imal ederken, halı ipliklerinin sert ve lifleri kalın olduğundan piyasada tutunamamış olduğu görüldüğünden bu tarihten itibaren fabrika yeniden yapılamaya gitmiş, on dokuz adet yeni dokuma tezgâhı ile donatılmıştır. Böylece battaniye ve yünlü kumaşta üretilmeye başlanmıştır.  Yünlü kumaşları pazarlanabilmesi içinde Haziran 1933 yılında Kazancılar Çarşısında fabrikaya ait bir mağaza açılmış ve halka daha kolay ulaşabilmek için o dönem yerli gazetelerde reklamlar verilmiştir.


1934 yılı fabrika için yeni bir başlangıcın dönemidir. 4 Şubat 1934 yılında Atatürk Kayseri’yi ziyareti sırasında, akşam vali konağında kurulan sofrada Atatürk’e Kayseri’de olup biten işler ile gelişmeler anlatılır. Daha sonra Genel Kurmay Başkanlığı’na yükselen Abdurrahman Nafiz (Gürman) Paşa, Bünyan Dokuma Fabrikası’nın gösterdiği gelişmeden ve ordunun er kumaşı gereksinimini karşılamaktaki katkılarından bahseder.  Atatürk memnun olur ve fabrikanın başında kimin bulunduğunu sorar : “Kayseri eski milletvekili Rifat” adını duyunca reaksiyon gösterip bir dönem Adalet bakanlığı da yapmış olan bu şahsın birinci mecliste kendisine sert biçimde muhalefet etmiş bir kimse olduğunu söyleyerek Bünyan İplik Fabrikası Müdürlüğünden derhal alınmasını ve uzaklaştırılmasını emretmiştir.  Fakat Rifat Beyin devlet memuru olmaması, fabrikanın ortaklarından olması dolayısıyla istifa etmesine rağmen tamamıyla bir uzaklaştırma gerçekleşmemiştir. 




Bu olaydan kısa bir süre önce 13 Teşrinievvel  (Ekim) 1933’ te fabrikanın tasfiye edilerek satılması için karar alınmış olup, bu olay tasfiyenin hızlanmasına yol açmıştır. 1 Mart 1934 yılında tekrar toplanan bu heyet Kayseri, Ankara, İstanbul ve İzmir gazetelerinde ara ara ilan vermişlerdir.  İlanlardan bir süre sonra, Kayseri Gazetesinin 14,17 Mayıs 1934 tarihi nüshalarında ilan edilen davet üzerine, 7 Haziran 1934 tarihinde daha önce oluşturulmuş olan tasfiye heyeti komiser sıfatıyla hazır bulunan Kayseri Ziraat Müdürü Recep beyin gözetimi altında toplantı yapmıştır. Toplantı sonucu bir tasfiye raporu tutulmuş fabrikanın tasfiye edilerek tek müşteri olan Sümerbank’a satılması yönünde oy birliği ile karar alınmıştır. Satışa karar alınan gayrimenkul ve alet edevat şu şekilde listelenmiştir.
1-Fabrika bina ve arsaları
2-Fabrika ambar ve garajı
3-Şirketin Kayseri merkez binası 
4-Alât ve edevatı müteharrike (hareketli, devingen))
5-Alât ve edevatı sabite
6-İstimaline (eskimiş)lüzum görülmeyen eşya.
7-Demirbaş eşya
Tüm bu gayrimenkul ve eşyalara o tarihte 150 bin lira gibi bir ihale bedeli gösterilmiştir. Bunların dışında fabrikanın alacak verecek gibi çeşitli varlıkları da şu şekilde listelenmiştir.   
1-Kasa ve bankalardaki mevcut nakit.
2-Ambar ve makine üzerindeki mevaddı iptidaiye (benzeri olmayan varlıklar)
3-Fabrikanın Kayseri ve sair satış mahallerindeki mamul emtiası mevcudu. (Mevcut ticari mallar)
4-Bazı alacak ve borçlar.
Bunların yekûnu 71 bin lira civarındadır. Bu miktar ise Sümerbank’ın fabrikadan alacağının bir kısmına karşılık gösterilmiştir. Bunların dışında Sümerbank’ın hisselerini de kattıktan sonra fabrikanın toplam değeri 758.868 lira gibi bir değere ulaşmış. Tüm alacak ve verecekler hesaplandıktan sonra, fabrikanın en büyük hissedarı Sümerbank’ın toplam alacağı karşılığında 30 Nisan 1934 tarihli tasfiye bilançosu tastik edilerek 1 Mayıs 1934’ den beri Sümerbank’ın işletiminde bulunan fabrika, 7 Haziran 1934 tarihinde bu heyetin almış olduğu karar ile tamamı ile Sümerbank’a devredilmiştir. 



Fabrika Sümerbank’a devredildikten sonra Fabrika daha da gelişmiş, ilave binalar yapılmıştır. 1939’ a kadar türlü desenlerde biraz kaba olmak üzere yünlü kumaş ve tüylü battaniye dokurken, ikinci dünya savaşının başlamasıyla, yalnız askeri battaniye ve elbiselik kumaş dokunmaya başlanmıştır. 1943 yılında fabrikaya yapılan ilave ile 51 tezgâhta beyaz pamuklu bez dokunmuştur. Pamuklu bez dokumadan fazla bir randıman alınamadığı için 1945 yılında dokunmasına son verilmiş, tezgâhlar kaldırılarak yerine 40 adet yünlü dokuma tezgahı getirtilmeye karar verilmiştir. 1953 yılına kadar bu tezgahların 20 tanesi faal olarak kullanılmış, bu tarihe kadar su kuvveti ile işletilen bu tezgahlar için Kayseri-Bünyan Elektrik şirketi ile antlaşma yapılarak elektrik ile çalıştırılmalarına karar verilmiştir. Elektrik şirketi ile yapılan antlaşma gereği Pınarbaşı suyundan aldığı su hakkını elektrik şirketine devretmiş,  karşılığında günde 50 Kilovat elektrik alınması için antlaşma sağlanmıştır. Bu tarihte fabrika binası yünlü ve pamuklu olmak üzere iki bölüm halindedir. Ayrıca tamirhane, Teshin ( Yün yıkama ve kurutma bölümü), İplik Kısmı,  Terbiye Dairesi (Kumaş yıkama, kurutma, silindir ütü, yün kabartma vs.) bölümleri vardır. Bundan başka bir anbar, idare ve beş ayrı işçi evi vardır. Bu evler 1944 yılında yapılmış ve her biri 60.000 liraya mal olmuştur.  



1955 yılında Sümerbank İstanbul Yünlü Sanayi Müessesine bağlandı. 1976 yılına kadar bu müesseseye bağlı olarak çalışan fabrika, 1976 yılında alınan bir karar ile Sümerbank Defterdar Yünlü Müessesine bağlandı. 01.01 1981 yılında ise Sümerbank Genel Müdürlüğü’nün 19.9.1980 tarihinde almış olduğu bir karar ile müessese haline getirilmiştir. Adı da  Bünyan Halıcılık ve Battaniye Sanayi Müessesesi olarak değiştirildi.  1983 yılında er eğitim elbiseliği ve müflonluk kumaş yün ve tiftik battaniye üretimi başlamış, aynı yıl içerisinde Pertek Halı İpliği işletmesi de Bünyan Müessesine bağlanmıştır.  30 10.1997 tarihine kadar müessese olarak işletilen fabrika, bu tarihte özelleştirmeden nasibini alarak Bünteks (Bünyan Yünlü Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.)’ e devredilmiştir. Günümüzde hala Bünteks bünyesinde bulunan fabrika 2005 yılından sonra baza kumaşı ve yatak kumaşı 
üretimine başlamıştır. Günümüzde; yıllık 7 milyon metre baza kumaşı ve yatak kumaşı üretim kapasitesine erişmiştir. Gerek Türkiye pazarında gerekse de dış pazarlarda ürünler mobilya üretiminde kullanılmaktadır Tesisin şu anda 52 adet dokuma makinesi ve 3 adet finish makine ile hizmet vermektedir.


Fabrika kurulduğu ilk tarihten bu güne kadar birçok değişiklikler geçirmiş, ara ara üretimi artmış, ara ara işçi sayısı değişmiştir. Bu değişikliler ulaşabildiğimiz kayıtlara göre şu şekildedir. 1944’de 405.865 metre boz kumaş  1.222.036 metre pamuklu 96 adet battaniyedir.  Bu tarihte fabrikada çalışan işçi sayısı 450 kişi olup 30 kişide memur olarak görev yapmıştır.  1965 yılında fabrikanın iğ adedi 1888 adettir. Bu tarihte 300.000 metre kumaş ve battaniye üretilmiştir. 1968 yılında 360.000 metre yünlü kumaş, 15.000 adet battaniye üretilmiş olup,  286 işçi ve 23 memur çalışmaktadır. 1985 yılında fabrikada çalışan işçi sayısı 378, memur  sayısı ise 37’dir.   Fabrika özel şirkete devredilmeden önce İğ sayısı 30 olup tezgah sayısı 30’dur. Bu tarihten önceki üretim yıllık 429 ton kalın yün ipliği olup 429.000 metre battaniyedir.  


Fabrikanın Bünyan’a olan katkısı da oldukça fazla olmuştur.  Fabrikada yıllarca yüzlerce Bünyanlı çalışma fırsatı bulmuştur. Kayseri’de olduğu gibi Bünyan’da da bu fabrika yakınında yerleşim yerleri oluşmuş ve “Sümer Mahallesi” adını almıştır.  Bu yerleşim yerleri oluşturulan kooperatifler ile kurulmuştur.  Bununla ilgili ilk adımlar 1950’li yıllarda atılmıştır. 1951’ de Bünyan Sümer yapı kooperatifi, 1954 yılında da Sümerbank, Defterdar Yünlü Sanayii Müessesesi Bünyan Fabrikası İşçileri Yapı Kooperatifi kurularak çalışan işçiler ev sahibi olmuşlardır.  Fabrika yıllarca Bünyan’da adeta bir saat görevi de görmüştür. Mesai saatleri girişinde, çıkışında ve öğle arasında çalan fabrika düdüğü bütün Bünyan’dan duyulduğu için Bünyanlılar zamanlarını ve işlerini bu düdüğe göre belirler olmuştur. Ayrıca Fabrikanın her ramazanda iftarda ve sahurda çalan bu düdüğü Bünyanlıların unutulmazı olmuştur.   Fabrika personel şeflerinden M. Fikri Yaşar “Bünyan ve Sümerbank” adlı yazısında Sümerbank’ın Bünyan’a kazandırdıkları ile ilgili şunları söylüyor: 

“Şayet bu kuruluş burada olmasaydı bu kadar veya buna yakın nüfus kasabayı terk etmek durumunda kalacaktı. Zira insan, doğduğu yere değil, doyduğu yere itibar eder. Bu sayıda insan memleketini terk etseydi ne olurdu? 

Çok şey olacaktı diyor Bünyanlı. Ve kasabıyla, manavıyla, bakkalıyla, manifaturacısıyla tüm esnafı Sümerbank’ta çalışanların alışverişi sayesinde ticaret hayatlarını devam ettirdiklerini söylüyor. Sümerbank velinimetimiz diyorlar.

Sümerbank kültürel yönden de kente birşeyler getirmekten geri kalmamış, her yıl dahilde açtığı muhtelif kurslarla bir çok işçiyi, ustayı, ustabaşıyı eğitmiş, onların daha bilinçli olmasına yardım etmiş. Okuma-yazma bilmeyenlere okuma yazmayı öğretmiş. İnsanın gözüne ve kulağına hitap eden, eğitici, öğretici ve eğlendirici vasıfları olan sinema 1946 yılında Sümerbank tarafından kasabaya getirilmiş halkın hizmetine sunulmuş. Hizmete açılan sinema halkın sosyal faaliyetlerine de imkan sağlamıştır. Nişan, Düğün, Okulların müsamere ve eğitim faaliyetleri, folklor çalışma ve gösterileri, halk müziği, tiyatro, hariçte ses ve tiyatro sanatçılarının gelmesi bu salonun var olması ile mümkündür.

Çalışma çağına gelen Bünyan genci nimet kapısı, saydığı Sümerbank’a girebilmeyi umutla bekler. Ve günün birinde kavuşurdu bu umuduna. Sümerbank sayesinde o da artık mutludur.

Ve tüm Bünyanlı, Sümerbank’ın bütün nimetlerinde istifade eden kaza halkı Sümerbank’ı bir aile ocağı olarak görürüz, der.”


Hasan YÜKSEL

Kaynaklar: 
• Halit Erkiletlioğlu; Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006
• Hamdi Üçok; Çağlayanlar Beldesi Bünyan, Kayseri. 1953
• Şaban Hacıpaşaoğlu; Bünyan, Ankara 2010
• 1968 Kayseri İli Yıllığı, Kayseri Valiliği, Kayseri 1968
• Tarihi – Ticari – Sanayi ve İktisadi Yönleri İle Kayseri, Kayseri Ticaret ve Sanayi Odası Neşriyatı: 1, Kayseri 1965
• Zemzem Yücetürk;  Ahmet Hilmi Kalaç’ın Ekonomi Görüşü , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, Ankara 2014.
• Doç Dr. Serdar Sakin; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayseri’yi  Ziyaretleri, Kayseri 2012
• Kayseri Vilayet Gazetesi arşivleri. 1926-1936 Kayseri
• Kayseri Ve Civarı Elektrik T.A.Ş.,  Kayseri de Bir İnci, 2015 Kayseri
• Doç Dr. Serdar Sakin; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayseri’yi  Ziyaretleri, Kayseri 2012
• İrfan Birol, Emir Kalkan,  Murat Yerlikan; Kayseri Meşhurları, 2006 Kayseri
• 1968 Kayseri İli Yıllığı, Kayseri Valiliği, Kayseri 1968
• Bünyan38 Blogspot.com
•   Mehmet Çevlikli Arşivi; M. Fikri Yaşar, “Bünyan ve Sümerbank” adlı yazısı.