13 Şubat 2020 Perşembe

ABDULLAH KARABULUT (1942 - )


1942 yılında Talas Sakaltutan köyünde doğmuş olmasına rağmen, nüfusa geç kayıt ettirildiği için resmi olarak 1945 doğumlu görülmektedir. Bekir ve Şerife Karabulut çiftinin üçüncü evlatlarıdır. İki yaşına kadar Sakaltutan köyünde yetişen Karabulut, iki yaşından sonra ailesinin Gesi Vekse’ye yerleşmesi ile burada büyümüş, ilk eğitimine Vekse İlkokulunda başlamış. Orta eğitimine Gesi Ortaokuluna devam ederek buradan mezun olmuştur. Ortaokuldan sonra babasının Kayseri’de manifatura dükkanı açmasıyla Kayseri’ye taşınırlar ve  1957 yılında lise eğitimine Kayseri Lisesi’nde devam ederek 1961 yılında buradan mezun olur.

Liseden sonra 1962 yılında üniversite sınavlarına girdi.  O dönemde her üniversitenin sınavları ayrı ayrı olduğu için öncelikli olarak Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü tercih ederek buranın sınavlarına girdi ve sınava girenler arasında 54. olarak burayı kazandı.  Bu okulun yatılı olması Karabulut için bulunmaz bir nimet olduğu için başka bir okulun sınavına girmeden burada okumayı tercih etti ve iki yıl burada eğitim görerek 1964 yılında buradan mezun oldu. Aynı yıl içerisinde kura ile Ürgüp ortaokuluna Türkçe öğretmeni olarak tayin oldu. 1963 yılında Eğitim Enstitüsünde okurken Artukoğullarından Turan beyin kızı Gülhanım ile nişanlanan Karabulut, 1965 yılında Bünyan’da yaptığı bir düğün ile evlilik hayatına adım attı. Ürgüp ortaokulunda 1970 yılına kadar görev yaptı. Aynı yıl içerisinde Kayseri’ye tayinini istedi. Tayin isteği üzerine Kayseri İmam Hatip Lisesine tayin edildi fakat burada bir ay gibi bir süre çalıştı. Halıcılıkla uğraşan kayın pederi Duran Artık vefat edince onun işlerini takip etmesi için İrfan Artık ve Haydar Atik tarafından tayini Bünyan’a yaptırılır ve bir ay gibi bir süre çalıştığı İmam Hatip Lisesin de öğretmenlik yapamadan kendini Bünyan Lisesi’nde bulur.

Bünyan Lisesinde Türkçe ve Edebiyat derslerine giren Karabulut 1973’te bir müfettiş raporu ile sürgünü çıkan üç öğretmenden biri olur. 1975 yılına kadar Çankırı Ovacık ortaokulunda görev yaptıktan sonra askerlik görevini yapmak için Isparta Kırkıncı Piyade Alayına teslim olur.  Isparta da kısa dönem askerliğini yaptığı sırada iktidarın değişmesi üzerine Bünyan Lisesi’ne müdür olarak tayin edilir.  Askerliği bitince 1975 yılı içerisinde Bünyan Lisesinde görevine başlar. Bünyan Lisesinde 2,5 yıl süreyle müdürlük yapan Karabulut bu süre içerisinde, üstün gayretleri ile okulda olmayan her branştan öğretmenin okula gelmesini sağladı. O dönemde okulda olmayan kalorifer tesisat sisteminin okula kurulmasını sağladı. Okulun etrafında bulunan 14 dönüm araziyi istimlak ederek okula kazandırdı. Kazandırdığı bu arazi üzerinde Bünyan Lisesinin yeni binasının temelinin atılmasına ve müdürlük yaptığı sürece bir kat çıkılmasına vesile oldu.

Karabulut’un müdürlük yaptığı dönemde hedefinde, Bünyan Lisesi binasının yapılmasının yanı sıra bir de Bünyan’a bir sanat okulu kazandırmak vardı. Bu amaçla Bünyan’da bulunan partilerden bir heyeti Ankara Devlet Planlama Teşkilatında bulunan arkadaşı Lütfü Önsoy’un yanına götürerek bu konuda söz aldı. Devlet Planlama Teşkilatının okul için 10 dönümlük bir arazi istemesi üzerine dönemin Belediye Başkanın dan da arazinin sözünün alınmasıyla okulla ilgili çalışmalar başladı. Belediyenin istenen araziyi vermemesine rağmen Devlet Planlama Teşkilatı okul için Milli Eğitim bakanlığına okul için ödenek çıkardı.  Milli Eğitim Bakanlığı da bu ödenek üzerine ihaleye çıkarak, ihaleyi o dönemde yüklenici Alaattin Kamaşak’a verdi.  Fakat Bünyan’a yapılacak olan sanat okulu arazi temin edilemediği için yapılamadı.

Karabulut yine müdürlüğü döneminde Bünyan’a İmam Hatip Lisesi açılması için de uğraştı.  O dönemde Bakanlığın İmam hatip lisesi açılması için karar almasına rağmen, bina yetersizlik raporları nedeniyle okul bir türlü açılamaz. Karabulut 1976’da Kayseri İl Müdürlüğü ile bire bir yaptığı girişimler ile Köprü ’de bulunan binaya yeterlilik raporunu alır ve okulu açtırarak Bünyan Lisesinden bir öğretmenini de bu okula kurucu müdür olarak tayin ettirir. 1977 yılında yaptığı bu çalışmalarından dolayı dönemin Kayseri valisi Bedri Eser tarafından bir takdir belgesi ile ödüllendirilir. 

1977 yılının sonuna doğru iktidar değişince Karabulut Bünyan’dan bir kaç yere tayini çıkar En son olarak Amasya Taşova’ya tayini çıkar. Taşova’ya görev için gittiğinde, Taşova’ da bir savcının öldürülmesinden dolayı sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle ilçeye alınmaz.  Belirlenen zamanda işe başlayamayınca bakanlık tarafından müstafi olarak adledilir (istifa etmiş olarak kabul etmek). Bu durumu bakanlığa bir dilekçe ile bildirmesine rağmen bakanlık bu durumu kabul etmez. 1980’ e kadar öğretmenlik yapamaz ve memurluktan ihraç edilmiş şekilde açıkta kalır.  1980 ihtilalinden hemen önce tayini Kayseri Dedeman Ortaokulu’na yapılır.  Burada bir süre görev yaptıktan sonra Bünyan İmam Hatip Lisesine tayini çıkar.  1983 yılında Karabulut ve kültür dersi öğretmenlerinin okul öğrencilerine verdikleri özel derslerin yardımıyla üniversite sınavlarına giren öğrencilerin kazandıkları başarı,  Bünyan İmam Hatip Lisesi’nin Türkiye İmam Hatip Liseleri arasında birinciliği elde etmesine yol açmıştır. Karabulut burada üç yıl görev yapmıştır, buradan Bünyan Ticaret Lisesine geçer. Bu arada Açık Öğretim Üniversitesi vasıtasıyla yükseköğrenimini dört yıla tamamladı.  Ticaret Lisesi’nde 1989 yılına kadar görev yaptıktan sonra Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak geçti.

Karabulut Erciyes Üniversitesinde iken İstanbul’dan tanıdığı ve o dönem Erciyes Üniversitesi rektörü olan Naci Kınacıoğlu’ndan Bünyan’a bir yüksekokul açması için ricada bulunur.  Kınacıoğlu bu isteği kabul ederek Erciyes Üniversitesi Senatosu’ndan Bünyan’a yüksekokul açılması için karar çıkarttırır.  Devreye Bünyan Belediye Başkanı Ali Bayram’ında girmesiyle Rektörlük ve dönemin Kayseri Valisi Abdullah Çavuşoğlu bu konuda anlaşarak Bünyan’da halıcılık Meslek Yüksekokulu açılması kararını alırlar.  Bu amaç doğrultusunda Meslek Yüksekokulu kurucular kurulu kurulmasına karar verilir.  Bu kurulda Prof. Dr. Mualla Aykut ve Prof. Dr. Hasan Basri Üstünbaş gibi isimler yer alır. O dönemde okulun açılacağı yer olarak ta eski Namık Kemal İlkokulu’nun binası gösterilir. Fakat tüm bu girişimlere rağmen Namık Kemal İlkokulu binasının verilmesini istemeyen bazı kişiler Vali Abdullah Çavuşoğlu’na siyasi baskılar yaparak okulun açılmasına o dönemde mani olurlar ve Bünyan’a açılması düşünülen yüksekokul sürüncemede kalır. 

Karabulut, 1995 yılına kadar Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekliğe ayrıldı.  Aynı yıl içerisinde MHP’den Kayseri Milletvekili adayı oldu. Yapılan seçimler sonucunda MHP Kayseri’den o yıl milletvekili çıkaramadı. 

Karabulaut, Bünyan’da yer adları, Bünyan’da yaşayan sülaleler hakkında ve lakaplar hakkında çalışmalar yaptı. Bünyan Ağzı ve Bünyan kültürü ile ilgili birçok çalışması olmuştur. Bu çalışmaları Bünyan Kültürü Dergisi ve Erciyes Dergilerinde yayınlandı. Aynı zamanda şiirde yazan
Karabulutun birçok şiirinden bir kaçı yayınlanmıştır. 08.09.2026 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. 

Karabulut, Aysun, Füsun, Almula Gülsün ve Turan adında dört çocuk sahibidir. 

Hasan Yüksel.

23 Ocak 2020 Perşembe

Bünyan Halısı’nın günümüzde halen yoğun bir şekilde dokunduğunu biliyor musunuz?

Bünyan Halısı’nın günümüzde halen yoğun bir şekilde dokunduğunu biliyor musunuz?  Dokunan bu Bünyan halılarının Diyarbakır, Muş, Bitlis, Bingöl’de Bünyan motifleri ile dokutulduğunu biliyor musunuz? 

Babadan kalma halıcılık mesleğini devam ettiren ve dokutturduğu halıların çözgüsünü kendi yapan  Kayserili halıcı Ahmet Sarımermer Bünyan ve Yahyalı halı modellerini elinde bulunan 700 e yakın tezgâh ile Diyarbakır, Bitlis Muş ve Bingöl gibi illerde dokutturduğunu söylemekte. Adı geçen illerin ve bunlara bağlı bir kısım ilçelerin Belediyeleri ve Halk Eğitimi Merkezleri ile açtırdığı kurslarda bu halıları dokutturan Sarımermer, halılar bu illerde dokunsa da kayseri model ve motifleriyle dokunmaktadır ve bu sayede de Kayseri halıcılığının adını tekrardan duyurmaktayız demektedir.   

Açılan kurslar sayesinde bir çok ev kadınının kurslara katılarak hem meslek öğrendiğini hem de İşkur’un desteği ile para kazandıklarını belirtmektedir. Kurslarda  kullanılan tüm malzemeleri kendi sağlarken dokunan halılarınsa bir kısmı yün halıdan oluşurken bir kısmı da ipek halıdan oluşmaktadır. Ahmet Sarımermer dokunan bu halıların son günlerde Avrupa da el halısına olan rağbetten dolayı yurt dışına ihraç edildiğini belirtmektedir. 

Geçtiğimiz yıl Bünyan’da Kilim kursu için tezgâh kurduğunu söyleyen Sarımermer, Kayseri’de yeniden halıcılığı yaygınlaştırmaya uğraştıklarını belirtmektedir. Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk’ün Yahyalı halıcılığını yeniden canlandırmak istediğini,  bu konuda Yahyalı’da Oran Kalkınma Ajansının desteği, ve İşkur’un katkılarıyla bir proje başlattıklarını söylemektedir. Bünyan’da da belediyenin veya  kaymakamlığın istemesi durumunda böyle bir projeye tüm malzemeleri kendi sağlamak şartıyla destek olacağını  söyleyen Ahmet Sarımermer bu işten çalışanlarda dahil olmak üzere tüm tarafların karlı çıkacağını ve Bünyan Halısı’nın ölmeyeceğini belirtmektedir. 

Not:  Ahmet bey her ne kadar adı sayılan illerde Bünyan ve Yahyalı halılarını dokutturduğunu söylese de,  biz kendi kültürümüze sahip çıkamazsak, birkaç zaman sonra bu kültüre o yöreler sahip çıkmaya başlar.  Biz de sadece avuntularımızla kalırız. 
Hasan Yüksel


15 Ocak 2020 Çarşamba

BÜNYAN'DA BULUNAN TARİHİ KONAK iLE İLGİLİ BİR AÇIKLAMA


Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm Atamız Serdengeçti Ahmet Ağanın Bünyan'da 1720'lerde bir konak yaptırmasının finansmanının nereden geldiğini şimdi keşfettim. 1997'de Kayseri 'de bilgi edinmek için uğradığım eski eserler müdürlüğünde ki görevli finansmanın İstanbul'dan Saraydan gelmiş olabileceğini söylemişti. Bünyan'a bir sığınmacı olarak gelen birine böyle bir finansmanın sağlanacağını pek inandırıcı bulmamıştım. (Ancestoral DNA) Bir kaç ay evvel Atalarımın DNA ismi altında benim DNA'mın Tarihteki Safevi hanedanından olduğu bilgisini aldım. Buradan hareketle, asker olan Serdengeçti Ahmet Ağa Safevi hanedanının çok yakın bir üyesi olarak Osmanlı ordusunun 1723 tarihindeki Iran seferine Sarımsaklı Bayraktarı olarak katılmıştır. Bu sırada Safevilerin başkenti Isfahan Afgan'ların isgali altındadır ve Sah Tasmalp II Azerbeycan'a kaçmıştır. Atamız Serdengeçtinin katıldığı Osmanlı ordusu Tebrize savaşsız girer. Burada Serdeçtinin oynadığı en önemli rolünün, kuzeni Şah Tasmalp ile Osmanlı ordusu arasında bir ara-bulucu, yani,savaşı önleyen müzakereci olduğuna inanıyorum.

Ayrıca, Bu vesileyle Safevi kuzenleriyle bir araya gelme imkanı bulmuştur ve akabinde, ailesinden aldığı (altınları) paraları yanında

Bünyan'a getirerek statüsüne uygun bir konak inşa ettirmiştir. Ayrıca bir yıl sonra, hizmetlerinden dolayı ait olduğu Safevi ailesi kendisine Tebriz müftüsünün genç kızıyla birlikte, çocukluğumuzda bulgur dövdüğümüz oymalı ve süslü "soku taşı" dediğimiz, oyma mermer taşı, içi mücevherlerle dolu olarak develerle Serdengeçtiye göndermişlerdir.(Bu ailenin tarihi olarak ağızdan-ağıza devamlı söylenen ve bilinen bir gerçektir. Soku taşı halen Dr, Yıldırım Arar'ın evlerinin avlusunda koruma altındadır) Kendilerini Asilzade olarak gören Konaklı yerli halkı çok hakir görmüştür ve 'onlara Köylü veya Türkler' diye hitap ederlerdi; zira kendilerinin daha yüksek bir kültür olan Iran kültürüne ait asilzadeler olduklarına atfen. Tabii Safeviler, Horasan'da yerleşiklerdir (Atamızın Bünyan'dan evvelki yurdu) ama Azeri ve/veya Kafkas kökenlidirler ve Safeviya tarikatının üyeleridir.(Safeviya Hz Muhammedin kızlarından biridir ve Şah İsmail bu tarikatın son lideridir)

Asilzade olmam ayrıcalığımdan, Bünyanlı dost ve arkadaşlarımın gurur duyacaklarını ümit ederim.😃😃😃 Bu asilzadeler daha sonra yerli seçkinlerle kız alış-verişi yapmışlardır ve Anadolulaşmışlardır. Serdengeçti'nin Torunlarından Büyük Mehmet Ağa'nın ve 3. nesil diğer Konaklı ailesi fertlerinin çok büyük mal zenginliklerinin de Yine Iran'dan, kuzenlerinden gelen paralarla olduğuna inanıyorum. Çünkü 1729'da Afgan işgali bitirilmiştir ve Safevi ailesi tekrar iş başındadır. Heybetli konak kapısı tekrar tekrar tamirat görmüştür. Şimdi bu yapı Bünyan tarihine geçmiştir ve Bünyanlılara aittir. Bünyan veya Kayseri Belediyesi orijinal Konağı tekrar ikame etmek üzre proje finansmanı sağlamıştır ve kamulaştırma işlemlerinden sonra inşallah proje hayata geçirilecektir.

Tahsin Erol





1 Ocak 2020 Çarşamba

BİR ZAMANLAR SÜMERBANK VARDI?

1927 yılında bu fabrika faaliyete geçtiğinde Kayseri genelinde bulunan 6 fabrikadan biriydi. Ahmet Rifat Çalika ve bir gurup Kayserili tüccar tarafından T.B.M.M Birinci Dönem Kayseri Milletvekili Ahmet Hilmi Kalaç'ın önerisiyle Bünyan Halıcılığına ip sağlamak maksadıyla kurulmuştu. Bünyan İplik Fabrikası olarak kurulan işletme 1933 yılında Sümerbank Battaniye ve Yünlü Kumaş Fabrikasına dönüştü. Günümüzde viraneye dönmüş bulunan fabrika uzun yıllar bir çok Bünyanlı'nın ekmek kapısı olmuştu. 













31 Aralık 2019 Salı

HACI ÖMER SABANCI (1906 - 1966)

1906 yılında Kayseri’nin Akçakaya Köyü’nde doğmuştur. Çocukluğu köyünde geçen Hacı Ömer Sabancı 13 yaşında babasını kaybetti. Geçimini sürdürebilmek için 14 yaşına geldiğinde talihini denemek için Kayseri’nin Talas İlçesi Akçakaya köyünden ayrılıp 450 kilometrelik yolu yaya olarak kat ederek pamuk diyarı Adana’ya göçmüş ve burada pamuk işçisi olarak çalışmaya başlamıştır.

Sırtında taşıdığı pamuk balyalarında sonra mütevazı bir iş kurarak ticaret hayatına atılan Hacı Ömer Sabancı, ilk olarak pamuk ve margarin ticareti ile uğraştı. İki yıl pamuk ticaretinin ardından 1938 yılında Adana’da modern çırçır fabrikasını kurarak sanayiciliğe adım attı. 1939 yılında Türk Nebati Yağlar Fabrikasını kurdu. 1943’te Yağsa’ya ortak olan Hacı Ömer Sabancı, 1946 yılında arkadaşları ile Marsa’yı aldı. Çalışkanlığı, azmi ve dürüstlüğü sayesinde kısa zamanda işini genişletmiş ve yörenin sayılı tüccarları arasında yer alarak yıllar ilerledikçe başarı zincirine birçok halka eklemiştir. 1947 de Akbank (Adana Kayseri Bankası) ın kuruluşunu gerçekleştirdi. 1951 de Celal Bayar’ın teşvikleriyle Adana Bossa Kumaş Fabrikasını, yine 1951 ve 1952 yılında Bossa Un ve Çırçır Fabrikasını kurdu. Sonraki yıllarda Oralitsa ve Aksigorta’yı kurdu. Böylelikle ülkenin en büyük özel teşebbüslerinden birisi olan Sabancı Topluluğu’nun ilk adımlarını atmış oldu.

Banka ve sanayiciliğin yanı sıra inşaat işine de girişen Hacı Ömer Sabancı, Ankara’da bir çok bina inşa etti. 1951 yılında Atlı Köşk’ü alan Hacı Ömer Sabancı, ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmanın ilk adımlarını attı.1967 yılında anonim ortaklık olarak işlettiği fabrikalarını 200 milyon sermaye ile kurduğu Hacı Ömer Sabancı Holding çatısı altında topladı.

Hacı Ömer Sabancı iş hayatında sağladığı bu başarılara paralel olarak, hayır işlerine de önem vermiş, hizmetleri zaman içerisinde ülke çapına yayılmıştır. Ölümünden sonrada adına kurulan vakıf sayesinde bir çok hayır işleri yapılmıştır.  1974 yılında kurulan Hacı Ömer Sabancı Vakfı VAKSA tarafından Hacı Ömer Sabancı adını taşıyan İstanbul'da Galatasaray Lisesi kapalı spor salonu ve VAKSA tarafından yenilenen tarihi Beylerbeyi Lisesi isim olarak Beylerbeyi Hacı Sabancı Anadolu Lisesi olarak değiştirildi, Adana'da kültür merkezi ve teknik öğrenci yurdu, başta Ankara'da olmak üzere bir çok ilde öğrenci yurdu, Türkiye’nin bir çok vilayetinde anaokulları, ilköğretim, ortaokul ve lise okulları yaptırıldı. Yine Tuzla istanbul’da Sabancı Üniversitesi kuruldu.

1928 yılında Sadıka hanım ile evlenen Hacı Ömer Sabancı’nın İhsan, Sakıp, Hacı, Şevket, Erol ve Özdemir adında altı çocuğu olmuştur.

Hacı Ömer Sabancı 2 Şubat 1966 tarihinde şeker ve kalp rahatsızlığından vefat etmiştir.

Derleyen:  Hasan Yüksel

27 Aralık 2019 Cuma

İBRAHİM KARABAY (1969 - )

Gazeteci, şair ve yazar İbrahim Karabay, 7 Eylül 1969 yılında Mustafa ve Huriye Karabay çiftinin beş çocuğundan üçüncüsü olarak yedi aylıkken Bünyan Bayramlı Mahallesinde doğdu. Nüfusa geç kaydettirildiği için 1970 doğumlu olarak görülmektedir.  İlkokula 1977 yılında Bünyan Namık Kemal İlkokulu’nda başladı. 1982 yılında Bünyan Ortaokulu’na devam etti. 1988-1989 öğretim yılında Bünyan Ticaret Lisesi’nden mezun oldu.

Karabay Bünyan Ticaret Lisesi’nin son sınıfında okurken, o yıl Türkiye’de ilk defa sanat okullarında uygulama yapılması kararı alındı. Bu uygulama sırasında Karabay’da Bünyan Belediyesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü’nde staj gördü. Okulunu bitirdikten sonrada bu görevine devam etti. Rahmetli Hayri Eser döneminde başladığı bu görevi Ali Bayram döneminde de askerlik görev süresi başlayana kadar sürdürdü.  1990 yılında askerlik görevini ifa etmek üzere Kütahya Hava Eğitim Tugay Komutanlığına teslim oldu. Burada temel eğitimini tamamladıktan sonra Eskişehir Uçaksavar Tabur Komutanlığı’nda Tabur Yazıcısı olarak askerlik görevini tamamladı.

Askerlik görevini tamamladıktan sonra ilkokul sıralarında başlayan edebiyata olan merakından dolayı ilk olarak Anadolu Magazin Gazetesi’nde foto muhabiri olarak göreve başladı. İlk görevinde Kayseri Valisi Yüksel Çavuşoğlu’nun özel fotoğraflarını çekerek başarı ile kendisine verilmiş olan vazifeyi yerine getirdi. Burada foto muhabirliğinin yanı sıra politika ve ekonomi konusunda köşe yazarlığı yaptı. Bir yıl burada çalıştıktan sonra Kayseri Manşet Gazetesi’nden gelen teklif üzerine buraya geçti. Kayseri Manşet Gazetesi’nde çalışırken aynı zamanda Fotospor Gazetesi’nin de muhabirliğini yaptı. Burada bir yıl çalıştıktan sonra Bünsa muhasebe servisinde çalışmaya başladı.

1993 yılında Karakaya Köyü’nden İbrahim Çaylak’ın kızı Sevcan Çaylak ile hayatını birleştirdi. Evlendikten sonra Bünyan Esnaf ve Sanatkârlar Odasında Muhasebeci olarak çalışmaya başladı.   Burada çalışırken 1995 yılında Radyo Mega’nın genel yayın yönetmenliğine başladı. Ali Bayram’ın ikinci başkanlığı döneminde, belediye başkanının da öncülüğünde Ali Cengiz ve Seyit Burhanettin Akbaş ile birlikte Çağrı FM’i kurdular. Aynı dönemde gazeteci Mehmet Bekir Arslan ile birlikte Yeşil Bünyan’ın Sesi Gazetesi’ni çıkarttı. Radyo kapandıktan sonra çeşitli şirketlerde çalıştı.  Mehmet Özmen Belediye Başkanı seçildikten sonra Bünyan Belediyesi Basın Yayın Sorumlusu olarak göreve başladı. Basın yayın sorumlusu iken Bünyan Belediye Haber Gazetesini çıkardı. Aynı zamanda 4 yıl boyunca Mehmet Özmen’in Basın Danışmanlığı görevini yürüttü. Halen Bünyan Belediyesi’nde çalışmaktadır.

Karabay ilkokul yıllarında şiir yazmaya ve aynı zamanda resim çizmeye başladı. Cam üzerine yağlı boya resimler yaptı. Lise yıllarında Mehmet Yılmaz ve Mustafa Dilekmen hocalarının yönlendirmesi ile kendini şiire daha çok verdi. Edebiyata olan tutkusuyla şiirlerini günden güne geliştirdi. O günden bu güne 650 – 700’ e yakın şiir yazdı. Şiirlerinin bir kısmı yerel gazetelerde yayınlandı. Aşık Meydani Kültür ve Sanat Vakfı tarafından “Osmancık” adlı şiiri birincilik ödülü aldı.

Karabay iki kız bir oğlan sahibidir.

SAKIP SABANCI (1933 - 2004)

Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya köyünde fakir bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu Adana İsmet İnönü İlköğretim Okulu’nda okudu. Lise eğitimi devam ederken, üst üste üç kez zatürre hastalığına yakalandı ve okulu devam ettiremedi. 1948 yılında eğitim hayatına son vermek zorunda kaldı. 

Sakıp Sabancı’nın ilk işi Akbank’ta stajyer memurluktur. 25 lira maaşla çalıştığı bu işte pek çok şey öğrendi. Daha sonra Akbank’tan ayrılarak, Bossa Un Fabrikası'nda veznedar olarak çalışmaya başladı. 

1995 yılında fabrikanın ticaret müdürü oldu. Sırasıyla , çiftlik müdürü ve Bossa Tekstil işletmesinin müdürü oldu. 

1966 yılında polyester ve iplik fabrikası SaSa’yı kurdu. 

Yine 1966 yılında babası Hacı Ömer Sabancı vefat etti. Hacı Ömer Sabancı’nın ölümünden sonra kurulan Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı oldu. Sakıp Sabancı aynı dönemde pek çok kuruluşun da yönetim kurulu be murahhas üyeliklerini yapıyordu. 

1964 yılından itibaren, 25 yıl boyunca Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları, Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği üyeliği ve başkanlığı yaptı. 

1974 yılında İzmit Köseköy’de LasSa fabrikası, 1981’de Londra’da Ak International Bank kuruldu. Bu banka, Türk sermayesi ile yurt dışına açılmış ilk banka olma özelliği taşımaktadır. 

1986 yılında TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Sakıp Sabancı, 1987 – 1990 yılları arasında Yüksek İştişare Konseyi Başkanlığını da yaptı. 

1994 yılında ToyotaSa fabrikasının açılışını yaptı. 1997 yılında Danone ile ortaklık sağlandı ve DanoneSa kuruldu. Bunların yanında Bridgestone, Dupont, Philip Morris, Kraft Foods International ve Carrefour gibi dünya devi markalarla ortaklıklar kurularak Sabancı ismini tüm dünyada tanıtıldı. 

Yaşamını, sanayi, kültür, sanat ve eğitime adayan Sakıp Sabancı ömrü boyunca Türkiye’nin gelişmesi ve dünya ülkeleri arasına katılması için çalışmıştır. 

Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Hacı Ömer Sabancı Vakfı ile bu amaca yönelik çalışmalar yapılmıştır. Sakıp Sabancı hayırsever kişiliği ile de biliniyor. Aynı zamanda yazar kimliği ile ön plana çıkan Sakıp Sabancı pek çok kitap yazarak deneyimlerini yeni nesillere aktarmayı amaçlamıştır. 

1981 ve 1989 yıllarında iki defa kalp kapakçığı ameliyatı olan Sakıp Sabancı, böbrek kanseri tedavisi nedeniyle Amerikan Hastanesinde tedavi görürken 10 Nisan 2004 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. 


Sakıp Sabancı’nın hayatından önemli anlar: 

• 1987 - Şimdi Belçika Kralı olan Prens Albert İstanbul'a gelerek, Sakıp Sabancı'ya Emirgan'daki evi Atlı Köşk'te "Belçika Kraliyet Nişanı" takdim etti. 
• Sabancı ve DuPont ortaklığıyla ilk yüzde 50/50 "joint venture" şirket DUSA kuruldu. 
• Sakıp Sabancı ve eşi, ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşini Beyaz Saray'da ziyaret etti. 

• 1988 - Sakıp Sabancı ve eşi, ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşini Beyaz Saray'da ikinci kez ziyaret etti. 

• 1989 - Babası Hacı Ömer Sabancı zamanında toplanmaya başlanan Resim ve Hat koleksiyonlarının sergilenmesi için SSCB Kültür Bakanlığı'nın daveti üzerine Moskova'da bir sergi açıldı. Bu sergi, sonraki yıllarda dünyanın en önemli müzelerinde sergilenecek "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" için bir mihenk taşı oldu. 
• Amerika'da Houston'da ikinci kez kalp ameliyatı oldu. 

• 1992 - Japon hükümeti tarafından Sakıp Sabancı'ya "Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı" takdim edildi. 

• 1993 - 1988 yılında temeli atılan SABANCI CENTER açıldı. 

• 1994 -Japon Toyota ve Mitsui ile yüzde 50/50 ortak olarak Türk otomotiv sanayiine yeni bir pencere açacak TOYOTASA fabrikası Adapazarı'nda açıldı. 

• 1996 - Kardeşi Özdemir Sabancı elim bir saldırıda hayatını kaybetti. 

• 1997 - Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" ile onurlandırıldı. 
• Dünyaca ünlü gıda devi Fransız Danone ile yüzde 50-50 ortaklıkla DANONESA kuruldu. Fransız Hipermarket zinciri Carrefour ve Sabancı ortaklığı ile CARREFOURSA Hipermarket Zinciri kuruldu. 

• 1998 - "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" New York'ta Metropolitan Müzesi'nde sergilendi. Böylece Metropolitan Müzesi'nde sergilenen ilk özel koleksiyon ünvanına sahip oldu. 
• Du Pont firması ile ortaklaşa Arjantin ve Brezilya'daki endüstriyel iplik ve kord bezi fabrikaları satın alındı. 
• Kardeşi Hacı Sabancı vefat etti. 

• 1999 - 170 Milyon dolarlık yatırımla, Türk eğitimine yeni bir soluk getirmesi hedeflenen SABANCI ÜNİVERSİTESİ İstanbul'da açıldı. 
• Çukurova Üniversitesi tarafından 11. onursal doktorası takdim edildi. 

• 2000 - "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" Paris'te Louvre Müzesi'nde sergilendi. 
• Sakıp Sabancı ve ailesi ABD Başkanı Bill Clinton'ın davetlisi olarak Beyaz Saray'a gittiler. 
• Fransız Hükümeti,"Altın Harfler" koleksiyonunun Louvre Müzesi'nde sergilenmesini gerçekleştirerek Fransız-Türk kültür ilişkilerine yaptığı katkılar ve Fransa'nın önde gelen şirketlerinden Danone, Carrefour ve BNP ile sürdürdüğü başarılı ortaklıklarından dolayı, Elysée Sarayı'nda yapılan törenle, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından Sakıp Sabancı'ya "Légion d'honneur" şeref nişanı takdim edildi. 


Kitapları: 

İşte Hayatım 1986 
Para Başarının Mükafatıdır 1985 
Gönül Galerimden 1988 
Rusya'dan Amerika'ya 1989 
Ücret Pazarlığı mı ? - Koyun Pazarlığı mı ? 1990 
Değişen ve Gelişen Türkiye 1991 
Daha Fazla İş Daha Fazla Aş 1993 
Doğu Anadolu Raporu 1995 
Başarı Şimdi Aslanın Ağzında 1998 
Hayat Bazen Tatlıdır 2001 
Sakıpname 2002 
Bıraktığım yerden Hayatım 
Her Şeyin Başı Sağlık 

Ödülleri Ve Nişanları: 

• Dünyanın başarılı işadamlarına verilen "Altın Merküri" ödülü (1979) 
• Belçika Prensi'nin Atlı Köşk'te takdim ettiği "Belçika Kraliyet Nişanı" (1987) 
• Japon hükümeti tarafından takdim edilen "Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı" (1992) 
• Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından takdim edilen "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" (1997) 
• İsviçre-Zürih'teki Avrupa Ekonomi Enstitüsü tarafından takdim edilen "Avrupa Kristal Dünya Ödülü" (1997) 
• Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı'nın takdim ettiği "Kültür ve Sanat Büyük Ödülü" (1999) 
• New York'taki FABSIT Vakfı tarafından verilen "Yılın İşadamı" ödülü (1999) 
• Fransız Hükümeti tarafından takdim edilen "Légion d'honneur Madalyası" (2001) 
• GYTE tarafından verilen "Türk Sanayiine Teknoloji ve Kalite Kazandıran İşadamı"