3 Temmuz 2013 Çarşamba

SEYİT BURHANETTİN AKBAŞ




Seyit Burhanettin AKBAŞ- (1965- )


Kitleler onu TV programları ile, gazete ve dergilerdeki yazıları ile, kitapları ile tanıdı. Kendi alanında on yıl yayınlanarak bir rekora imza atan kültür ve sanat programı Bindallı, onun bir diğer adı gibi oldu. Sonrasında Şehitlerimiz, Kızılırmak Belgeseli, Kayseri Doğa Belgeseli, Yöre Yöre Kayseri, Yamula Barajı, Erciyes’ten Rodoplara, Konak, Kitabistan ve Ah O Eski Günler hep onun imzasını taşıyan programlar oldu. Adı Erciyes TV için yaptığı programlarla özdeşleşti. Şimdi de Kanal E Televizyonunda Kitabistan programına devam etmektedir.

Aslında o bir edebiyat öğretmenidir. Halk Edebiyatı alanında ihtisasını yapmış bir öğretmen… İhtisasını yapmakla kalmamış 14 tane de kitaba imza atmış, araştırma ve incelemelerini yayınlamış, okul kitapları, ders kitapları hazırlamış bir öğretmen… Şiir kitapları Yaban Çiçeği (1993), Sen Ben Aşk (2007); okula yönelik kitapları Şair ve Yazarlar Sözlüğü (1996-1999), İmla Kılavuzu (1999), Türk Edebiyatı Tarihi(1999); Halk Edebiyatı araştırmalarını ihtiva eden Bünyanlı Aşık Mustafa(1994), Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı Folklor ve Etnografyası (1994), Gesi Bağları Türküsü (2001); bir hayat öyküsünü ele aldığı Başarı Sevmekle Başlar (2003), soy araştırmaları kitapları Kayseri Yöresi Yerleşen Türk Boyları ve Akraba Topluluklar (1997), Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler (2005); Edebiyat alanında Hey Andon (2009) isimli bir romanı yayınlanmıştır. 2011 yılında Avrasya Yazarlar Birliği tarafından Kayseri’nin Evliya Çelebisi seçilen yazarın, aynı yıl Evliya Çelebi’nin İzinde Kayseri isimli kitabı yayınlanmıştır.

Çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazıları, makale, fıkra, hikaye ve araştırma yazıları yayınlayan yazarımız, uzunca bir süredir Kayseri Akın Günlük gazetesinde tarih, edebiyat, kültür ve sanat konularında yazılarını yayınlamıştır. Şimdi de E Haber Gazetesinde SILA isimli bir kültür ve sanat sayfası düzenlemektedir.

2011 yılında Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencilerinden Sema Çimen tarafından “Seyit Burhanettin Akbaş’ın Hayatı, Sanatı ve Eserleri” konulu tez çalışması yapılmıştır.

Neşe Hanım’la evli olan yazarımız, Hazal ve Begümay isimlerinde iki kız çocuğu babasıdır.

Katıldığı Etkinlikler, Aldığı Plaketler ve Ödüller:

1. İnönü Üniversitesi Masal Derleme Yarışması Mansiyon Plaketi 1989

2. Erciyes Üniversitesi, Türk Tarihi İçinde Nevruz Paneli, 21 Mart 1992

3. Bünyan İlçesi 100. Yıl Anısı Şükran Plaketi- 1995

4. Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Kayseri Kültürüne Hizmet Plaketi-1999

5. Dadaloğlu Birliği Teşekkür Plaketi- 1999

6. Dünya Şiir Günü-1 Teşekkür Plaketi 2000

7. Geçit Yayınları Kayseri Kültürüne Hizmet Plaketi-2000

8. Anadolu İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Takdir Belgesi-2001

9. Ağırnas Belediyesi Teşekkür Plaketi-2001

10. Erciyes Üniversitesi Kayseri Kültür ve Sanat Haftası Plaketi- 2001

11. Amarat Kasabası Teşekkür Plaketi 2002

12. Zamantılılar Derneği Teşekkür Plaketi-2002

13. Kayseri Valiliği İl Turizm Müdürlüğü Kayseri Turizmine katkı için Teşekkür Belgesi- 15.04.2002

14. Bütün Yönleriyle Develi Bilgi Şöleni Plaketi-2002

15. Melikgazi Belediyesi Avrupa Birliğine Girme Sürecinde Türkiye’de Eğitim Konulu Makale Yarışması 3.lük Ödülü Plaketi 2003

16. Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Teşekkür Belgesi- 21 Mart 2003

17. Kayseri Kocasinan Kaymakamlığı Sahabiye Mahallesi Muhtarlığı Teşekkür Belgesi 18 Haziran 2003

18. Eğitimciler Birliği Kayseri Şubesi tarafından düzenlenen “Unutamadığım Öğretmenim” konulu anı yarışmasında Kayseri Birinciliği, 2006

19. Milli Eğitim Bakanlığı Uzman Öğretmenlik Sınavında Türk Dili ve Edebiyatı alanında Türkiye Birinciliği, 2006

20. 1. Erciyes Şiir Günleri Plaketi 24 Mart 2006 (Kayseri Büyükşehir Belediyesi)

21. Kocasinan Kaymakamlığı “Yunus Emre Şiirleri” Dinletisinden dolayı takdirname, 04.04.2007

22. Kayseri Büyükşehir Belediyesi “Bir Anı Bir Fotoğraf” yarışmasında 1. Mansiyon ödülü, Haziran, 2007

23. Atatürkçü Düşünce Derneği Kayseri Şubesi “Atatürk Kayseri’de” konulu panelde konuşması ve sunumu sebebiyle teşekkür plaketi, Kasım, 2007

24. Eğitimciler Birliği Sendikası Anı Yarışması Kayseri İl Birinciliği, Aralık, 2007

25. Mevlana Şiir Dinletisinden dolayı Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğünden Teşekkür Belgesi, Ocak, 2008

26. 3.Erciyes Şiir Günleri Plaketi, Mart 2008 (Kayseri Büyükşehir Belediyesi)

27. Özel Yelkenoğlu Lisesinden Plaket, Nisan 2008

28. Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Teşekkür Belgesi 02.07.2008

29. Kayseri Dulkadiroğulları Kültür Yardımlaşma, Eğitim ve Çevre Derneği Teşekkür Plaketi 10.08.2008

30. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Sosyal ve Kültürel Etkinlikler için Teşekkür Belgesi, 12.08.2008

31. Özel Kılıçaslan Lisesi, III. Kılıçaslan Kültür Günlerine Katkıları sebebiyle plaket, 02.04.2009

32. Milli Eğitim Bakanlığı Teşekkürle Ödüllendirme, 10.02.2009

33. Kayseri Ticaret Odası, 2010 Avrupa Bilgi Yarışmasına katkılarından dolayı teşekkür belgesi, 2010

34. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü “Bir Sevdadır Şiir” konulu etkinlik dolayısıyla teşekkür belgesi, 24 Ekim 2010

35. Kılıçaslan Anadolu ve Fen Lisesi, 21 Mart Dünya şiir Günü münasebetiyle şükran plaketi, 21 Mart 2011

36. Avrasya Yazarlar Birliği tarafından Kayseri’nin Evliya Çelebisi seçildi, 2011

37. Türk Eğitim Sen Kayseri 2. Şiir Etkinlikleri Plaketi, 6 Nisan 2011

38. Erciyes Aylık Fikir ve Sanat Dergisi, Teşekkür Belgesi, Nisan 2011

39. Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu katılım ve teşekkür belgesi, Kahramanmaraş, 1 Mayıs 2011

40. Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesi, söyleşi ve imza günü için başarı plaketi, 10 Temmuz 2011

41. Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şubesi, “Okur Yazar Okulu” programına katkılarından dolayı plaket, 7 Ocak 2012

42. Yelkenoğlu Anadolu ve Fen Lisesi, Kültür Günleri etkinliğine katkılarından dolayı teşekkür plaketi, 04.04.2012

43. Kocasinan Kaymakamlığı Başarı Belgesi, 30.04.2012

44. Çıngı Kültür ve Sanat Dergisi, Teşekkür Belgesi, Mayıs 2012

45. Kayseri Kültür ve Turizm Derneği, Kayseri Kültür ve Turizmine katkılarından dolayı teşekkür plaketi, 29 Mayıs 2012

46. 24 Kasım 2012 MEB tarafından 2012 yılı Kayseri'de Yılın Farklılık Yaratan Öğretmeni seçildi.

47. Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesi, 24 Kasım 2012'de Yılın Öğretmeni plaketi verdi.

48. Fevzi Çakmak Lisesinden Plaket 2012

49. Talas Lisesinden Plaket 2012

50. Milli Eğitim Bakanlığından Teşekkür Belgesi 2012

SERGİLER

1. Wowturkey Fotoğrafçıları Kayseri Fotoğrafları Sergisi, Mayıs 2007, İpeksaray/ Kayseri

2. Kayseri Siyah Beyaz Fotoğraflar Sergisi, Haziran 2009, İpeksaray / Kayseri

3. Kayseri’de Giyim Kuşam Siyah Beyaz Fotoğraf Sergisi Ağustos 2011 Acıbadem / Kayseri

4. Ah O Eski Günler Kayseri Nostaljisi Siyah Beyaz Fotoğraf Sergisi, Temmuz 2012, İpeksaray / Kayseri

5. Osmanlıda Ticari Belgeler ve Yazışma Örnekleri Sergisi, Mayıs 2012, Kayseripark / Kayseri

6. Ahmet Erdem Ticaret Meslek Lisesi Fotoğrafçılık Kulübü Sergisi, Haziran 2012, İpeksaray / Kayseri



HAMDİ ÜÇOK


Hamdi ÜÇOK

1900 yılında Bünyan’da doğmuştur. Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra çeşitli okullarda görev yaptı.  1953 yılında Bünyan İkinci Mektep Başöğretmeni iken Bünyan ilçesi için son derece önemli bir çalışma olan "Çağlayanlar Beldesi Bünyan" isimli eseri 1953 yılında Kayseri'de Sümer Matbaasında basılmıştır .

 Hem serbest tarzda hem de halk şiiri tarzında geleneğe uygun şiirleri bulunan Hamdi Üçok'un bazı şiirlerinde "Üçok" mahlasını kullandığı görülür.  Şiirleri Kayseri Halkevi dergisi Erciyes’te yayınlamış, Kayseri ve İstiklal gazetelerine de yazı ve şiirleriyle katkı sağlamıştır. Şiirlerinde halk şiiri geleneğini sürdüren Hamdi Üçok’un koşma adını verdiği şiirlerinde oldukça akıcı şiirlerinin olduğu dikkat çekmektedir. Bünyan sevdalısı ve büyük bir Türk Milliyetçisi olan Hamdi Üçok, 1980 yılında Ankara'da vefat etmiştir  
                                                    Seyit Burhanettin AKBAŞ
                                                                                                             
Koşma

Dağ ne kadar yüce olsa
Yol sütünden aşa gider
Coşun sele set çekilmez
Taşa gelmiş taşa gider

Köpeğin de cinsi olur
Dedikleri çok doğrudur
Mayasında çingen olan
Poşa gelmiş poşa gider

Kötülüğü delip geçme
Doğruluktan hiç vazgeçme
Güzellerin kusurları
Hoşa gelmiş, hoşa gider

Dökme suyla değirmenin
Çevirmeğe yeltenenin
Ün alsa da un alamaz
Emeciği boşa gider

Sakın çekme gam kasavet
Paraya çok verme kıymet
Bahar ömrün yaylamadan
Hazan gelir kışa gider

Bir esrardır bu kainat
Bir muamma, doldurt, boşalt
Üçok, nedir sırr-ı hayat?
Şaşa gelmiş, şaşa gider

AYDEMİR DOĞAN


AYDEMİR  DOĞAN
11.03.1935 yılında Bünyan İlçemizde doğmuştur. Küçük yaşta iken ailesi ile Kayseri’ye yerleşmiştir.  İlk ve ortaöğretimini Kayseri’de tamamladı. Lise öğrenimini Türkiye’de bir çok önemli insan yetiştiren Kayseri  Lisesi’nde tamamlamıştır.  Bir dönem Karayollarında memurluk yapan Doğan, Kayseri’de bir çok ilkleri gerçekleştirmiştir.  Amatör sporun Kayseri’deki babasıdır.  Uzun süre Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü (Gençlik ve Spor il Müdürlüğü) yapan Doğan, aynı zamanda Kayserispor’un kurucu üyelerindendir. 

Kayseri’nin önemli spor adamı, spor hayatına kalecilik ile başlamıştır.   Karayollarında memur iken 1954 yılında kurulan Yolspor ile spor hayatını sürdürmüş  aynı zamanda Yolspor’un idareciliğini yapmıştır. 1966 yılında Kayserispor’un kurucu üyeleri arasında yer alan Aydemir Doğan, Kayserispor’da genel kaptanlık ve genel sekreterlikte yapmıştır.   Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü görevine geldikten sonra Kayseri’de bir çok amatör takımın kurulmasına yardımcı olmuş Kayseri’de,  Argıncık Spor, Sinan Spor, Gazi Osman Paşa,  Zincidere, Hacılarspor, Erciyes Spor, Sümer Spor  gibi bir çok amatör spor kulübünün çoğalmasını  sağlamıştır. Futbolda 1. Kümenin yanında 2. Ve 3. Kümelerin kurulmasının yanında ilk defa minikler ve yıldızlar Futbol Turnuvalarının düzenlenmesine ön ayak olmuştur.  Sümer spor ve Kayseri Karması onun yardımları sayesinde Türkiye Şampiyonu olmuştur. Spordaki yatırımları Futbolla kalmamış diğer bir çok spor dalında da kayserinin adının duyulmasına yardımcı olmuştur. Güreş, boks, tekvando ve basketbolda güçlü takımların oluşmasına yardımcı olmuş Meysu gibi önemli bir basket kulübünün kazanılmasına yardımcı olmuştur. Yine onun döneminde bir çok spor dalında okullar arası müsabakaların ortaya çıkması Kayseri için önemli bir kazanç olmuştur.   

Amatör sporların babası olan Doğan’ın müdürlüğü döneminde Kayseri sporla ilgili bir çok yatırıma sahip olmuştur.  Erciyes’te bulunan Kayak tesislerinin yanı sıra Talas’ta bulunan tesisler onun döneminde Kayseri’ye kazandırılmış, Gençlerin daha iyi spor yapabilmeleri için Atatürk Dış Saha yaptırımlı, Sümer tesisleri çimlendirilmiştir. Ayrıca bir çok ilçede spor tesislerinin yapılmasında ön ayak olmuştur.  

Aydemir doğan spor adamlığının yanı sıra iyi bir şair ve aynı zamanda yazardır.  Yazmış olduğu bir çok şiir bestelenmiştir. Bu gün bile onun yazmış olduğu  kırkın üzerindeki şiirlerinin bestesi radyolarda ve televizyonlarda yayınlanmaktadır. Bu bestelerden bir çoğu TRT repertuarında yer almıştır. Ayrıca onlarca makalesi bir çok dergi ve gazete köşelerinde yer almıştır.  Şiirleri, Necip Altın, Hasan Özçivi, Ali Şenozan, İsmail Ötenkaya, ve Mustafa Uyan, İsmail Ediz,  gibi besteciler tarafından bestelenmiştir. Onun üzerinde şiir kitabı bulunan Doğan’ın belli başlı kitapları şunlardır.
Şiir Kitapları:
Eski Hikaye (1975)
Bir Demet Akşam (1978)
Söyleyip Geçtim Seni (1984)
Şiremenli Caddesi (1992)
Şarkı Devam Et (1995),
Setenönü (1999)
Durdurun Saatleri (2006)

Diğer Kitapları
Erciyes Defteri (1990)
Kayseri Spor Hayatından Anılar (2002)

Kayseri spor için yazmış olduğu marş İsmail Ediz tarafından bestelenmiştir .
KAYSERİSPOR MARŞI

 ERCİYESTEN ESECEKTİR YELİMİZ
SAHALARDAN TAŞAÇAKTIN SELİMİZ
GEÇECEKTİR FİLELERDEN GOLÜMÜZ
YAŞASIN KAYSERİ, KAYSERİSPOR'UMUZ.

ARKADAŞLAR HEP BERABER OLALIM.
SAHALARDAN GALİBİYET ALALIM.
ŞAMPİYONLUK GAYEMİZDİR BİLELİM.
YAŞASIN KAYSERİ, KAYSERİSPOR'UMUZ.

BAYRAĞIMIZDAN AL'I SEÇTİM ALLANIR.
SARI BULDUM O'NA AHENK ŞANLANIR.
FORMANIN RENGİNİ RAKİPLER TANIR.
YAŞASIN KAYSERİ, KAYSERİSPOR

Aydemir Doğan, 31 Aralık 2011 tarihinde 77 yaşındayken vefat etmiştir. Kayseri ve spor için bir çok hizmetleri bulunan Aydemir Doğan’ın adı ölmeden bir dönem  Atatürk Spor Tesisleri içerisinde bulunan yüzme havuzunda yaşatılmıştır. Ölümünden sonra Kayseri Büyükşehir Belediye Başkamı Mehmet Özhaseki  adının yaşatılması için bir caddeye adının verileceği sözünü vermiştir.





22 Haziran 2013 Cumartesi

SİVRİSİNEK TUZAĞI

Yaz aylarının en büyük baş belalarından biridir sivrisinekler. Kendisi küçüktür ama can yakmayı çok sever. Özellikle erkeklerin salgıladığı testesteron hormonundan dolayı erkeklere musallat olan dişi sivri sinekler sizden bir miktar kan almadan sizi terk etmez. Ne yaparsanız yapın kurtuluş yoktur. Sizi gece yarılarına kadar uyutmaz. O halde ne yapmalı. İşte sizlere internette dolaşan basit bir kaç sivrisinek tuzağı.


KOLA ŞİŞELİ TUZAK
İhtiyacımız olan şey temelde:

200 ml su
50 gr kahverengi şeker
1 paket maya (Ekmek mayası)
2 litrelik plastik bir cola şişesi
Yapılışı:  Plastik şişeyi şekildeki gibi kesin
Sıcak su ile kahverengi şekeri karıştırın. Soğumasını bekleyin. soğuduğu zaman şişenin alt yarısına dökün.
Mayayı ekleyin. Karıştırmaya gerek yoktur. Karbondioksit oluşturun.
Şişenin diğer yarısı, baş aşağı, huni şeklinde yerleştirin.
Siyah bir şey ile (bant) şekildeki gibi sarın ve evinizin bir köşesine koyun.
İki hafta sonra sivrisinek ve şişe içinde ölü sivrisinek miktarını göreceksiniz.

Sivrisinek ve sivrisinek siteleri üreme, evlerine temizlik ek olarak, okullar, çocuk yuvaları, hastaneler, evler, çiftlikler, kreşler çok yararlı bu yöntemi kullanabilirsiniz.

Umarım işinize yarar iyi avlanmalar 



Yeşil limonu ortadan ikiye bölün ve karanfilleri üstüne batırın.
Bu yeşil ''bombayı'' cam kenarına koymanız yeterli olacaktır.

Ayrıca odanıza güzel koku da verecektir, 

Herkesin öğrenmesi için Paylaşabilirsiniz..

Bilgi ve kişisel gelişim için




6 Haziran 2013 Perşembe

GEZİ PARKI BAHANE


GEZİ PARKI BAHANE

İnatlaşma son sürat devam ediyor. Türkiye pamuk ipliği kadar hassas olaylarda bile bu kadar tepki göstermemişti. Onlarca şehidimizin olduğu günlerde bile sadece bayrağını alıp sokaklara dökülmüş fakat tepkisini büyütmemiş acısını içine atmıştı.

Bu sefer durum farklı görünüyor. İnsanların bir kısmının tepki göstermesine rağmen bir kısmı ise temkinli, olayların neden birden bire bu kadar yaygınlaştığına anlam veremeyenler var. Olayların ilerlemesinin nedeni bence polisin gezi parkında yaptığı orantısız güç değil. Polis daha önce de bir çok olayda bu derece orantısız güç kullanmıştı.

Ben birazda olayı farklı yönden ele almak istiyorum. Ortalıkta konuşulan bir çok dedikodu var. Olayları körükleyen bir çok provokatörlerden bahsediliyor. Kimi dış güçlerin bağlantısından kimi Chp’nin körüklediğinden, kimi cemaat ile Akp çekişmesi nedeniyle cemaatin olayların arkasında olabileceğinden, kimi ise Akp’nin bile bu olayların arkasında yer aldığından bahsediyor. Ben burada Akp konusu üzerinde durmak istiyorum ve bunun bir çok nedeni olabileceğini göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.

2002 yılından bu yana iktidarda bulunan Akp IMF’ye olan borcunu bitirmekle övünmekte fakat öte yandan gerçekte Türkiye’nin artan borcundan bahsetmemektedir. Recep Tayyip Erdoğan hükümeti son on yılda dış borcumuzu  129 milyar dolardan 337 milyar dolara, kamu borcumuzu 64 milyar dolardan 103 milyar dolara, özel sektörün dış borcunu 43 milyar dolardan 226 milyar dolara çıkartarak, Türkiyenin milli değerlerini satmakla bile bu borcunu kapa tamamış, son yıllarda bu borcun giderek artmasından dolayı da bunalmış gözükmektedir.

İkinci ve daha önemli bir neden açılım olayının gelmiş olduğu son boyuttur. Pkk ve BDP’nin bitmek bilmeyen istekleri ile halkın bu açılıma ve akil adamlara göstermiş olduğu büyük tepkiden dolayı Akp’nin giderek artan taban kaybı da  Erdoğan için son zamanlarda düşündürücü olmaya başlamıştır. Son zamanlarda Erdoğan ve Akp kurmaylarının açılımdan söz etmemesi de bunun göstergesidir.  


Yapacak son bir şey vardır, oy kaybının devam etmemesi ve durumun daha kötü bir hal almaması için bir şekilde çekilmek gerekmektedir. Bu da birden bire olmayacağına göre buna bir neden bulunmalı. Bu neden de gezi parkı inatlaşmasıdır. Erdoğan’ın ısrarla ve inatla gezi parkına Topçu Kışlası görümünde AVM yapılacağını söylemesi bundandır. Tunus’tan yaptığı son açıklamaya AKM’yide eklemesiyle, olayların daha da kızışacağını bilmektedir. Kurmaylarının olayları yatıştırıcı açıklamalar yapıp özür dilemesine rağmen başbakan halkı daha çok sokağa dökecek açıklamalar yapmaktadır. Ben bunun iktidardan gitmek için bir bahane yaratmak olarak düşünüyorum. 

KAYSERİ'DE RÜZGARLAR, YAĞMURLAR, ISI, KAR VE HAVA TAHMİNİ

Rüzgarlar

*Kayseri'de görülen rüzgarlar, doğal olarak Orta Anadolu'yu etkileyen rüzgarlardır. Yalnız bunlar her yerde olduğu gibi, Kayseri'de de yerel bir takım isimler ve özellikler alır.

Kayseri'ye Doğu'dan hemen hemen ne rüzgar ne de yağmur gelir. Bundan dolayı göçerler çadırlarının ağzını Doğu'ya doğru açarlar. Kayseri'de kendisini en çok hissettiren başlıca rüzgarlar şunlardır: Gömeç, Karaman, Erciyes Rüzgarı, Kabayel.



Gömeç:

Bu rüzgar, Kayseri'nin Doğu kuzeyide bulunan Gömeç köyü yönünden geldiği için bu adı almıştır. Gömeç rüzgarı, Doğu Kuzey rüzgarı dediğimiz Poyraz'dır. Soğuk ve kuru eser. Gömeç estiği zamanlarda hava çoğunlukla açık olur. Yağmur yağmadığı mevsimlerde ekin ve bostanlara yarar. Etkisini daha çok Sonbaharda gösterir. Kışın çok soğuk eser ve don yapar. Halk bu rüzgar estiği zaman "Gömeçliler deliği açtı" devamlı eserse "Gömeçlilere söyleyin deliği kapasınlar" derler.

Karaman:

*Karayel dediğimiz Batı Kuzey rüzgarıdır. Her mevsimde esmekle beraber daha çok kışın ve baharda eser. Karaman soğuk olup, özellikle kışın en şiddetli günlerinde kendini gösterir. Devamsızdır, kesik kesik eser. Bu rüzgar, Kayseri'nin yağmurunu Marmara'dan getirir. 

Erciyes Rüzgarı:

*Erciyes Rüzgarı kendisini sakin havalarda hissettirir. Hiçbir rüzgarın esmediği zamanlarda, Kayseri'nin sıcaktan bunaldığı sırada gayet hafif bir şekilde serin serin ve  inceden inceye eser.



Kaynak: Kayseri Salnamesi Almanak 2005 
 

17 Mayıs 2013 Cuma

81 İLDE KÜLTÜR VE ŞEHİR KAYSERİ



KAYSERİ KÜLTÜR TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ
        Kayseri, Anadolu’nun ortasında yer alması nedeniyle Doğu ve Batı kültürleri arasında bir geçiş noktasıdır.
        Tarihi akış içerisinde birçok milletlerin kültürlerine ev sahipliği yapmıştır. Hititler-Romalılar uzun yıllar bu şehre hakim olmuşlar, zaman zaman İslâm orduları (Emeviler) zamanında, şehri dört defa fethetseler de kalıcı bir kültür mirası bırakamamışlardır.
        Anadolu’nun Türkler tarafından fethedilmesinden sonra, Kayseri ilk kez Danişmend Gazi'ye bağlı birlikler tarafından ele geçirilmiş,  Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat zamanında Türk kültürünün  en parlak dönemi yaşatılmıştır.
        Selçuklulardan sonra sırasıyla İlhanlılar, Eretna  ve Kadı Burhanettin Beyliği'ne geçen Kayseri; Osmanlılara, Yıldırım Beyazıt zamanında geçmiş, Timur'un Sivas üzerinden gelerek Kayseri'ye girmesinden sonra Karaman Beyliğine verilmiştir[1]. Daha sonraki yıllarda Karamanoğulları ve Dulkadiroğulları arasında el değiştiren Kayseri, Fatih zamanında Osmanlılara dahil olmuştur.
        Selçuklularla birlikte tamamı ile Türklerin eline geçen Kayseri'de diğer milletler bakımından bir kültür değişimi olmamış sadece aşiretlerin ve göçerlerin yer değiştirmeleri sonucu aşiretler ve göçerler arasında bir kültür alış verişi olmuştur. Ayrıca Kayseri’de yaşamakta olan gayrimüslimler ile Müslümanlar arasında birtakım kültür alış verişleri de olmuş, fakat gayrimüslimlerin Türk kültürünü değiştirme yönünde pek fazla bir etkisi olmamıştır. 
        Osmanlılar döneminde, konar göçer hayat yaşayan aşiretlerin ve özellikle de Adana, Maraş, Kayseri üçgeninde bulunan Avşarlar'ın yer değiştirmeleri ve bu aşiretlerin zorunlu yerleşime tabi tutulmaları gibi bazı olayların yöremizdeki kültür hareketlerinde önemli etkisi olmuştur.
        Kayseri;1877-1878 Türk Rus savaşından (93 Harbi) sonra, Çerkezlerin Uzun Yaylaya yerleşmeleri, Karslıların ve  Erzurumluların göçü, Cumhuriyetin ilanıyla Selanik ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler (Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda Avrupa’ya giden akıncıların torunları) nedeniyle sürekli göç alan bir şehir olmuş. Yakın tarihimizde de Kayseri'nin Orta Anadolu'da bir sanayi şehri olması sebebiyle Sivas, Yozgat, Nevşehir, K. Maraş, Tunceli, Ağrı, Erzurum gibi illerden çok sayıda göç almış ve iletişim araçlarının hızla yaygınlaşmasıyla da, diğer bölgelerin gelenek-görenek ve kültürlerinin alış verişinin hızla artmasına sebep olmuş, şehrimiz bu bölgelerden gelen insanların folklor yapısını da içine almıştır.  
        Özellikle Erzurum ve Kars ilinden gelen 93 muhacirleri ilimize bir çok türkü ve oyunları getirerek, ilimizin kültürüne çok önemli katkılarda bulunmuşlardır.
        Kayseri’de; il çevresindeki ilçeler yerleşik düzen içerisinde yaşarken Sarız, Pınarbaşı, Tomarza, Akkışla yakın tarihe kadar kışın Adana, G.Antep, Hatay yöresini kışlak, Nisan ayından sonra Uzunyayla, Sarız Binboğa, Erciyes, Develi Bakırdağı, Yahyalı Aladağları yaylak olarak kullanılıyordu. Yahyalı merkez ve bazı köylerinde ise hala , Toroslarda Akbaş, Gavak, Büyük Ayvan, Güççük Ayvan, Suna, Söğütlü Suna, Düşmüş, Garadaş, Dereyurt yaylalarına, sığır ve koyun obaları ile birlikte, hayvanları olmayan halk temiz hava yaylamak için, Mayıs ayından itibaren bu yaylalara çıkmaktadırlar. Oba halkı Ekim ayının sonunda ilçe ve köylere geri inerler.
Aynı zamanda Yahyalı’da başka obalarda Göynük, Tığras, Ebederesi, Özbek gibi kuzey doğuda kalan yaylalara çıkmaktadırlar. Kuzey doğuda kalan yaylalar güneydeki yaylalara göre daha düzgün bir yer şekline ve verimli topraklara sahiptir.
        Rakka şehrinden Kızılırmak yayı, Kırşehir, Nevşehir, Kayseri, Adana, K.Maraş, Hatay, G.Antep illerini  içine alan bölümde  çoğunlukla Türkmen’lerin yer aldığını biliyoruz . Adana, K.Maraş Kayseri üçgeninde kalan Türkmen Avşarlar, yayla hayatına bağlı olarak bu coğrafyadaki folklorik yapıya sürekli taşıyıcılık görevi yapmışlar ve yaşatmışlardır. Bu yüzden bu bölge içerisinde folklor, geniş çapta  etkileşme göstermiştir. Ceren gibi bir çok türkü, G.Antep’ten başlar Adana, Maraş, Kayseri hattı üzerinde söylenir. Kimi yerde ezgi, kimi yerde halay (ağırlama) olarak biçimlenir. Aynı şekilde bir Ağ Gelin türküsü de, halk arasında dilden dile söylenerek yaygınlaşmış, kimi yerde halay motifleri içerisinde yerini almıştır.
        Erzurum’da İnek Olsam türküsü, Bayburt Kalasında Tabakam Kaldı , vb. birçok halay türküsü Kayseri’de halk oyunlarının içerisine girmiştir. Bu örnekten hareket edersek Kayseri’de söylenen bazı türküleri, oynanan oyunlara illa Kayserinin demenin büyük hata olacağı kanaatindeyiz.  
        Türk kültürünü araştırırken, bir umman denizinden farksız olduğunun bilinmesinde yarar vardır. Aynı il içindeki ilçelerin kültürleri birbirinden farklılık gösterdiği gibi, aynı ilçenin sınırları içinde birbirine yakın köylerin dahi, gelenek ve göreneklerinin birbirine farklı yapıda olduğu zengin Türk Kültürünün en güzel bir ispatıdır.
Hasan YÜKSEL - Saim DELİGÖZ   



[1] Mehmet Çayırdağ, Kayseri Tarihi Araştırmaları, Kayseri, 2001