24 Kasım 2013 Pazar

DOÇ. DR. YUSUF ADIGÜZEL

Doç Dr. YUSUF ADIGÜZEL
Aslen Bünyan Akçatı (Karacafenk) Köyündendir.  Babası Akçatı (Karacafenk) köyünde çobanlık ve imamlık yapan Halil İbrahim Adıgüzel, annesi Adana Kozan’dan yaşayan  Halaçlar’dan Kör Hasan’ın kızı Neziha Adıgüzel’dir. Babasının işi gereği bulunduğu Kozan’ın Çukurören Köyü’nde, 9 kardeşin en küçüğü olarak 1973 yılında dünyaya geldi.

İlk,orta ve lise eğitimimi Kozan’da tamamladıktan  sonra, 1991 yılında yüksek öğrenime başladı.  1995’te Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi, Basım ve Yayımcılık Bölümü’nü bitirdi. 1998 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Aynı Üniversitede “Kültür Endüstrisi   ve Kitle Toplumunun Açmazları” konusunda verdiği tezle 2004 yılında doktora programını tamamladı. “Kimliğin   Korunmasında ve Üretilmesinde Türk Derneklerinin Rolü. Almanya/Köln Örneği” konusunda ikinci bir tez vermiş. Londra Üniversitesi SOAS Enstitüsünde medya eğitimi almıştır.

Adıgüzel, öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde çalıştı. Çeşitli kurumların Basın ve Halkla İlişkiler bölümlerinde görev aldı.  Uzan Grubu (Star TV, Star Gazetesi, Kral TV, Kral FM, Telsim vb.) ve Merkez Medya Grubu (Sabah, ATV, Takvim, Kanal 1 vb.) şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

1996 yılından 2004 yılına kadar İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin çeşitli şirketlerinde ve İştirakler Daire  Başkanlığı’nda Basın ve Hakla İlişkiler sorumlusu olarak çalıştı. 2004 yılından sonra TMSF Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak görev yaptı. Olay Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevini yürüttü

2002'de gittiği Almanya'da iki yıl boyunca incelemelerde bulunduktan ve toplamda 10 yıllık araştırmalarının sonucunu kaleme almış, kitaplarında Almanya'daki Türk göçmenlerin kurduğu sivil toplum kuruluşlarını ele alırken, aynı zamanda yıllardır Alman ve Türk kimliği arasında sıkışıp kalan Türklerin, dil ve din konusunda yaşadıkları sorunları da ele almıştır.

Halen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde Doçent Doktor olarak ders vermektedir. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesidir.

Halkla ilişkiler, medya, kamuoyu, kurumsal iletişim, iletişim sosyolojisi, sivil toplum kuruluşları, göç sosyolojisi, Avrupa’daki Türkler ve Türk dernekleri konularında bilimsel araştırma ve çalışmalarını sürdürmektedir.


Kitapları 
1-Yusuf Adıgüzel. “Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma, Almanya’daki Türk Kuruluşları”, Şehir Yayınları, İstanbul, 2011
2-Yusuf Adıgüzel. “Almanya Türkleri’nde Dil Din Kimlik”, Şehir Yayınları, İstanbul, 2011
3-Yusuf Adıgüzel. “Kitle Toplumunun Açmazları Kültür Endüstrisi”, Şehir Yayınları, İstanbul, 2001

Kitap Bölümü
1-Yusuf Adıgüzel. “Turks In Europe -Culture, Identity, Integration-” kitabı içinde bölüm, Turkish Organizations in Germany and Their Views on the EU, Edited By Talip Kucukcan and Veysi Gungor, Turkevi Research Center, 2009, Amsterdam, 459-482 PP

Kitap Editörlüğü
1-Yusuf Adıgüzel. “Soygunu Gören Adam” kitabı editörlüğü, Şehir Yayınları, İstanbul, 2008

Makale
1-Yusuf Adıgüzel, “Almanya’da Kültürel Bir Çatışma Alanı Olarak Türkçe”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Dergisi, 3. Dizin, 22. Sayı, 2011/1, S.231-251.
2-Yusuf Adıgüzel, “Diasporadaki Kimlik Algılamalarına Göç Tipinin Etkisi Almanya ve İngiltere Türk Toplumlarının Karşılaştırması”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Dergisi, 3. Dizin, 20. Sayı, 2010/1, S.97-119.
3-Yusuf Adıgüzel. “Almanya’daki Devlet Okullarında ‘İslam Din Dersi’ Sorunu ve Çözüm Arayışları”, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, Yıl 2010, S.59-72.
Bildiri
4-Yusuf Adıgüzel (Yusuf Genç ile birlikte). “Yoksullukla Mücadelede Önemli Bir Paradoks: Yoksulluk Kültürü”, 7. Ulusal Sosyal Hizmetler Kongresi, Ankara, 15-16 Nisan 2011.
5-Yusuf Adıgüzel. “İkinci Çeçen- Rus Savaşı (1999) Sonrası Türkiye’ye Sığınan Çeçen Aileler ve Sorunları”, Uluslararası Kadın ve Göç Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, S.68-77, İstanbul, 1-2 Aralık 2007
6-Yusuf Adıgüzel. “Almanya Ve İngiltere’deki Türkiye Kökenlilerin Kültürel Kimlik Algısı”, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 38. ICANAS Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi, Bildiri Özetleri Kitabı, S. 878, Ankara, 10-15 Eylül 2007
Yusuf Adıgüzel. “Almanya’daki Türk Çatı Örgütlerinin Avrupa Birliği’ne Bakışı”,  Avrupa Türkleri ve Türkiye-Avrupa Birliği Entegrasyonu, Uluslararası Konferans, İstanbul, 27-28 Nisan 2006
7-Yusuf Adıgüzel. “İstanbul’un Kültürel Sermayesine Hemşehri Derneklerinin Katkısı”, Uluslararası Göç Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, S.237-248, İstanbul,  8-11 Aralık 2005.
8-Yusuf Adıgüzel. “Kozan İnsanı ve Ailesinin Psikolojik ve Sosyolojik Özellikleri, Bir Değer Kuramı Algılama Araştırması”, Dünden Yarına Kozan Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri Kitabı, S.49-53, Kozan/Adana, 24-26 Eylül 2004.

Hasan Yüksel

HACI SADIK YEŞİLTAŞ




HACI SADIK YEŞİLTAŞ

BÜNYANLI İSMAİL OĞLU HACI SADIK YEŞİLTAŞ

(İSMET PAŞA'NIN GÖZÜ GİBİ SAKINDIĞI ASKERİ)

Sadık Çavuş, 15 yıl askerlik yapmış bir vatan evladıydı. İtalyanlarla, Araplarla Arap Çöllerinde savaştıktan sonra Çanakkale Savaşlarında İsmet Paşa'nın çok kıymet verdiği askerlerden biriydi. Topçu Çavuşu olarak Çanakkale'de İsmet Paşa'nın gözleri önünde düşman muhribinin bacasına isabet ettirdiği top mermileri ile muhribi denizin dibine gömmüştü.

Kurtuluş Savaşımızın her aşamasında yer alan Sadık Çavuş, Sakarya Meydan Muharebesinde kolundan ve belinden ciddi şekilde yaralanmıştır. Hastanede kolunun kesilmesi söz konusuyken İsmet Paşa'nın yoğun ilgisi ve emirleri ile kolu kesilmekten kurtulmuş ve iyileşip tekrar cepheye dönmüştür. İsmet Paşa'nın "Benim Sadık Çavuşum" diyerek "Sadık" kelimesini de kinayeli kullanarak hitap ettiği İsmailoğlu Sadık Çavuş, İsmet İnönü'nün Kayseri'ye geldiği zamanlarda yanına ilk çağırdığı kimselerden biriydi.


Sadık Çavuş gibi cansiperane bu vatanı savunan bütün ecdadımıza, aziz şehitlerimize, gazilerimize, rahmet ve minnet duygularımızı iletiyoruz. Ruhları şad olsun.

Kaynak Seyit Burhanettin Akbaş

MUSTAFA ÖZSOY


Mustafa ÖZSOY 

Mustafa ÖZSOY, 27.04.1968 tarihinde Kayseri’nin Bünyan ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise tahsilini (okul birinciliği ile) Bünyan ilçesinde tamamladıktan sonra, 1987 yılında üniversite sınavını kazanarak, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden 1991 yılında mezun oldu.

1992 yılında da Polis Akademisi’nden mezun olan Mustafa ÖZSOY, 1992-1994 yılları arasında bir süre Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde Komiser olarak görev yaptı. 1994 yılında İçişleri Bakanlığınca açılan Kaymakamlık sınavını kazanarak, Yozgat Valiliğinde Kaymakam Adayı olarak Mülki İdare Amirliği görevine başladı. Yurt dışı stajını İngiltere’de (Sauthemtun ve Bragtın ) tamamladıktan sonra, sırasıyla; Yozgat-Saraykent, Karabük-Eflani ilçelerinde Kaymakam Vekili olarak görev yaptı.
Kaymakamlık kursunu üstün başarı ile tamamladıktan sonra; 1997-1999 yılları arasında Burdur-Kemer, 1999-2000 yılları arasında Malatya-Kale, 2000-2002 yılları arasında Sivas-Altınyayla, 2002-2004 yılları arasında Erzurum-Aşkale, 2004-2007 yılları arasında Edirne-Havsa Kaymakamlıkları görevlerinde, 2007-2009 yılları arasında ise Kırşehir Vali Yardımcılığı görevinde bulunan Mustafa ÖZSOY, halen 07.09.2009 tarihinde atandığı İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği görevini sürdürmektedir.

Kaymakam olarak görev yaptığı bütün İlçelerde ve Kırşehir Vali Yardımcılığı görevinde üstün başarı göstermesinden dolayı görev yaptığı İl Valilerinin tamamından olmak üzere, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından Takdirname ve çeşitli ödüllerle taltif edildi. Görev yaptığı bütün görev yerlerinde istisnasız olarak yöre halkının büyük ve takdire şayan teveccühüne mazhar oldu.

Başarılarından dolayı Malatya-Kale Kaymakamlığı görevinde iken “Yılın İdarecisi” ne teklif edilen Mustafa ÖZSOY, 2006 yılında da Siyaset Dergisi tarafından Yılın Kaymakamı seçildi.
Hizmet yaptığı bütün görev yerlerinde (Gerek Kaymakam, gerekse Vali Yardımcısı olarak) birinci öncelik olarak; Yolsuzluklarla Mücadele ederek, trilyonlarla ifade edilen yolsuzlukları ortaya çıkararak ilgililerin yargılanmasını sağladı. Yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında gösterdiği kararlılıklarından dolayı halkın destek ve devlet büyüklerinin mazharına nail oldu. Meslek hayatı soyunca yolsuzluğa karşı hep savaş aştı. Bu mücadelesinde, kendisine yapılan baskılara karşı asla boyun eğmedi. Görev yaptığı bütün görev yerlerinde, hak için halkın yanında yer aldı ve cehaletle hep mücadele etti. . Hayatı boyunca, Büyük Türk Milletine hizmet aşkıyla yanıp kavruldu. Mangal gibi yüreğiyle keseri, hep fakirden ve ezilenden yana kesti.
Aynı zamanda bilimsel anlamda da kendisini yetiştiren Mustafa ÖZSOY, ERMENİ TERÖRÜ VE TERÖR konularında birçok üniversitede, Türk Ocaklarında, Askeri Birliklerde, Liseler de dahil olmak üzere gençliğin ve toplumun bilinçlendirilmesini sağlamak için konferanslar verdi. Öte yandan, birçok dergi ve yerel gazetelerde de makaleleri yayımlandı. MHP Büyükşehir Belediye Başkan adayıdır.

Evli ve 19 yaşında Halim Yunus Emre, 14 yaşında İrem Ayça isimli iki çocuk babası olan Mustafa ÖZSOY, İngilizce bilmektedir.

18 Ekim 2013 Cuma

KAYSERİ ESKİ KAPALI SPOR SALONU VE MUSTAFA KEMAL PAŞA. BULVARI


TARİHİ KAYSERİ LİSESİ


TARİHİ KAYSERİ LİSESİ

Kayseri, Anadolu’nun kalbi, ticaretin can damarı. Bir tarih hazinesi. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her bir köşesi buram buram tarih kokan şehir ve bunun tam ortasında yer alan KAYSERİ LİSESİ namıdiğer TAŞ MEKTEP.
118 yıldır eğitim veren lisenin kurulması Osmanlının son dönemlerine rastlar. Ülkenin geleceğinin eğitime bağlı olduğunu düşünen II. Abdülhamit önemli merkezlere “sultanî” bugünkü adıyla “lise” açılmasına karar verir. Anadolu’da lise açılmasına karar verilen şehirlerden biri de o dönemde Ankara’ya bağlı bir sancak olan Kayseri’dir. Kayseri Lisesi ilk olarak 1893’te bugünkü Kurşunlu Camii civarında Seyfullah Efendi Konağı’nda rüştiye olarak açılır. İlk yıllarda öğrenci sayısı azdır. Kayseri’de modern eğitimin temellerinin atıldığı Lise büyük ilgi görür. Okulun öğrenci sayısının artması üzerine şu anki binanın temeli zamanın Donanma Vekili Ahmet Paşa tarafından 1903 yılında atılır. Osmanlının son dönemlerinde görülen neo-klasik mimarî özelliğine göre yapılan lisenin ilk önce birinci katı yapılır. İkinci katı ancak 1916 yılında tamamlanır. Giderek artan öğrenci sayısı, ülkenin Balkan Savaşı ve I.Dünya Savaşı’na girmesi üzerine azalır. Mevcut sayısı 49’a düşen okul Çanakkale Savaşı’nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana’ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921’de hükûmet merkezinin Kayseri’ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı’nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler. Kayseri Lisesinin Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde : 
“Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir.” cümlesi yazılmıştır.
1922 yılında Kayseri Lisesine atanıp iki sene edebiyat öğretmenliği yapan şair Faruk Nafiz Çamlıbel, şehit olan öğrencilerin anısına Kayseri Lisesi Marşı’nı yazar.
Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulunca artık bu devlet muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda ilk adımlarını atacaktır. Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la tüm ülkeyi il il gezerek inkılâpları ve ilkeleri Anadolu’ya benimsetir. Kayseri’ye gelen Atatürk, eşi Latife Hanım’la Kayseri Lisesini de ziyaret eder. Düzenlenen törende okulumuzun öğrencilerinden Behçet Kemal Çağlar bir konuşma yapar, okulumuzun öğrencileri tarafından hazırlanan kurtuluş mücadelesini konu alan müsamere Ulu Önder Atatürk ve eşi Latife Hanım tarafından büyük bir heyecanla seyredilir. Bu müsamereden etkilenen Atatürk’ün gözleri yaşarır. Ulu Önder, memnuniyetinin göstergesi olarak okula yağlı boya tablosunu hediye eder ve 1923 yılında General Kazım Karabekir’in imzasıyla açılan okulun Şeref Defteri’ne lise için düşündüğü şu güzel kelimeleri yazar : 
“Kayseri Lisesini müdürü ile muallimleri ile bütün talebesiyle cumhuriyetin ateşli, feyizli bir ocağı bulduk.”


Kayseri Lisesi, 1935-1936 ders yılında kız ortaokulu ile birleştirilerek karışık lise olarak öğretime 1962-1963 ders yılına kadar bu şekilde devam eder. Eğitim kalitesini sürekli yükselten Kayseri Lisesi, 1959 yılında bünyesinde kurulan Akşam Lisesi ile eğitim seviyesini arttırmak isteyen yöre halkına da hizmet eder. Akşam Lisesi 1980 yılında ayrı bir müdürlük haline getirilir ve 1982 yılında kapatılır. 20. yüzyılın başlarında yapılan tarihî okula zaman zaman ek binalar yapılmıştır. Bunlardan laboratuvarların bulunduğu kısım 1956-1957 öğretim yılında, pansiyon binası 1965-1966 öğretim yılında, spor ve konferans salonlarının bulunduğu bina 1976-1977 öğretim yılında hizmete girerek okul bugünkü hâlini almıştır. Tarihî değeri olan bu liseden mezun olan insanların birçoğu yine tarihe yön veren isimler oldular. 8.Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut Özal, 11.Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül Kayseri Lisesinden mezun olmuştur. Korkut Özal, Mehmet Yazar, Sabahattin Çakmakoğlu, Osman Kavuncu, Göksel Arsoy, Emel Sayın ve daha birçok devlet adamı, sanatçı ve bilim adamı mezunlarımız arasındadır.

Kayseri Lisesi kurulduğu günden beri Türk Milli Eğitiminin amaçlarına uygun Atatürk ilkeleri doğrultusunda öğrenciler yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir. 1994-1995 öğretim yılında bünyesinde açılan “Yabancı Dil Ağırlıklı Lise” bölümü ile de birçok başarıya imza atan Kayseri Lisesi, 2005-2006 öğretim yılında Anadolu Lisesine dönüştürülmüştür. 

10 Ekim 2013 Perşembe

KAYSERİ'DE KALKAN-BIÇAK OYUNU


KAYSERİ'DE KALKAN-BIÇAK OYUNU:
Ülkemizin çeşitli yörelerinde; geçmişte askeri, silahla eğitmek amacıyla verilen eğitim oyunları, zamanla halk oyunlarına dönüştürülmüştür. Bu oyunlar yörelere göre, Kılıç-Kalkan, Kalkan-Kılıç, Kalkan Oyunu, Kalkan-Pıçak, Pıçak Oyunu, Kılıç Oyunu, Hançer Barı, Bıçak Havası, Kamalı Hava gibi adlar almışlardır.

Ülkemizde Kılıç-Kalkan oyunlarının daha çok nerelerde
oynandığını bilenler, böyle bir oyunun Kayseri'de oynanamayacağını iddia edebilirler, fakat Türk tarihine bakacak olursak bunun gayet normal olacağıdır. Belki bu oyun günümüzde oynanmıyor olabilir, fakat bu oyunun geçmişte yöremizde de oynandığı bir gerçektir. Türk tarihine baktığımız zaman, Türklerin tarihleri boyunca sürekli savaş içerisinde olduğunu görüyoruz. Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya kadar gelerek burada da durmamış olan Türk orduları, Avrupa’nın içlerine ve Afrika’nın Kuzey Batısına kadar ilerlemişlerdir.
Böyle bir yaşam tarzında, geçmiş asırların bir silâhı olan, kılıçkalkanlar da Türk insanının kültürü içerisinde yer almıştır.

İnsanlarımız boş zamanlarında askerî eğitimler yapmış, bu eğitimleri zaman zaman oyuna dönüştürmüşlerdir. Kılıç-kalkan oyunları bu şekilde günümüze kadar gelmiştir. Askeri folklorumuzun önemli bir parçası olan, güreş ve cirit gibi, kılıç-kalkan da zamanla, çıkardıkları seslerin ritmik eşliğinde, halk oyunları arasında yer edinmiştir.  

Kılıç-kalkan Oyununun Kayseri'deki durumuna bakacak
olursak, Mahmut R.Gâzimihâl; “Halk Oyunları Kataloğu” adlı
kitabındaki "Düğünlerde Oyun" adlı maddede, şu bilgileri
vermektedir.
"Kayseri'de çarşamba sabahı oğlan evinin kapısında davul,
düdük çalınır. Baş devenin boynunda tefçi, kemancı, önde kalkan, zeybek bulunur. Bu meydana gelince kalkan oynanır."
Gâzimihâl, gene aynı eserindeki "Samah" maddesinde
"Türkiye'nin sıhhî ve İçtimâî Coğrafyası" serisinin Kayseri sancağına ait kitabından aktardığı yazısında ise şu bilgileri vermektedir.
"Kayseri'de İlmiyyenin (Medrese Mezunlarının) İcâzet
(Diploma) Merâsimi:
"Medrese-i İlmiyye" de tahsil-i ulûm (bilim öğrenimi gören) ve
tekmil-i nüsah (bütün derslerini tamamlayan) hoca efendiler, okudukları hocalardan ahz-ı icâzet etmezden (diploma almadan) üç beş gün evvel beyaz imâmelerini (sarıklarını) daha büyük tarzda sarıp, sırtlarına biniş ve ayaklarına sarı mes ve papuç giyerek bilûmum (bütün) ulemâyı (bilginleri, âlimleri) hâne be-hâne (ev ev) gezerek ziyâret ederler ve bunların yanında rehber ve papuç çeverir bir iki talebe bulunur.  Mahmut Ragıp Gâzimihâl, a.g.e., C. I, s. 166.

Ziyâret tekmil edildikten (tamamlandıktan) sonra İcâzet îtâ edecek (diploma, ruhsat verecek) ulemâ efendiler (âlimler, medrese öğretmenleri) tarafından perşembe günü sabahleyin; Akşam hatm-i havâceye, yârın Câmi-i Şerifinde duaya buyuracaksınız" denilerek bilûmum (bütün) ulemâ efendilere ve medresenîşin (medreseli) talebe-i ulûma (bilim öğrencilerine) de; "Akşam Samaha, yârın duaya buyuracaksınız" denilerek birer davetçi gönderilir. Samah demek "Medrese-i İlmiyye" de talebe-i ulûma (bilim öğrenen öğrencilere) mahsus bir şenlik demektir. İcâzet alacak hoca efendilerin okudukları medreselerden hangisi daha vâsi (büyük) ve şenlik yapmaya daha münâsip (uygun) ise o medrese tefrik (seçilmek) ve tertip, kandil ve meş'aleler yapmaya daha münâsip olanı büyük hoca efendilere alâ-merâtibihim (derecelerine göre) dizilmek suretiyle ulemâ efendileri ihtiramla (saygıyla) selâmlarlar. Bir taraftan da diğer medreselerin mevûd (davetli) bulunan talebe-i ulûmu kalkan ve bıçak oyunu yaparak ve gündüzden tehiyye eyledikleri (hazırladıkları) gülünçlü bir takım oyunlar göstererek medreseye duhûl eder (girer) ve her bir medrese talebesi kendilerine tahsis ve irâe (tayin) olunan odalara yerleşirler. Samah medresesinde zeybek kıyafetinde eli topuzbaş değnekli ve silâhlı, bıçaklı Zebo nâmıyla149bir kaç talebe donatılmış olur. Bunların vazifesi misafirîne kahve tevzi etmek (dağıtmak) ve hidemât-ı sairede (diğer hizmetlerde) bulunmaktır."

Geçtiğimiz yüzyılın başlarına rastlayan bu törenden de
anlaşılacağı gibi yöremizde bıçak ve kalkanla oynanmakta olan biroyunun mevcudiyeti söz konusudur.    
Hasan YÜKSEL

Not: Fotoğraf İncesu'da Çekilmiştir

25 Eylül 2013 Çarşamba

ŞABAN HACIPAŞAOĞLU


ŞABAN HACIPAŞAOĞLU (1945 – 2013)

1 Haziran 1945 Yılında Bünyan’da Doğdu.  Babası Bürüngüzlü Mehmet Mazhar bey, Annesi Girveli’ li Necla Hanımdır. Babası ve Annesi Bünyan’ın ekonomik hayatında çok büyük yeri olan Sümerbank’ta çalışan memurlardı.
Hacıpaşaoğlu İlk ve Ortaokulu Bünyan’da okudu. 1963’te Kayseri Lisesini bitirdi. Bu mezuniyeti müteakip TC Ziraat Bankası’na girdi.  Burada çalışırken 1967’de Kayseri Kız Öğretmen Okulu’ndan fark derslerini  vererek ilk öğretmen  okulu mezun oldu.  Atandığı ilk yer B.Bürüngüz oldu. Askerliğini de er öğretmen olarak bu köyde yaptı. Kayserinin çeşitli ilçelerinde öğretmenlik yaptıktan sonra   Bünyan’da öğretmenliğe devam etti. Sırasıyla Bünyan-Doğanlar İlkokulu öğretmenliği, Çağlayan İlkokulu müdürlüğü, Cumhuriyet İlkokulu müdürlüğü görevlerini yürüttü.  Mesleğinde ki başarısından dolayı 1990 yılında yılın öğretmeni seçildi.   Daha sonrasında ise 1993 yılında  Bünyan Halk Eğitimi Müdürü oldu. Bu görevde 18 sene kaldıktan sonra 15.08.1995’ te emekli oldu.
Emekli olduktan sonra eğitimciliğe hiç ara vermedi. Kendi mamulü olan kök boyalarla nadide halı ve kilimler üretti. Bünyan halıcılığının eski ihtişamına dönmesi için gayretler gösterdi.  23 Haziran 2013 günü Hakka yürüdü. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Kaynak: Kayseri Büyükşehir Ansiklopedisi 3. Cilt

Bilgi Yurdu Gençlik Dergisi Sayı 38.